Close Menu
    Son Eklenenler

    Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026

    Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026

    Ayın Kitapları: MAYIS AYINDA NE OKUYALIM?

    Mayıs 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Cuma, Mayıs 1
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      1 KAVRAM 10 DÜŞÜNÜR: Varoluşun On Yüzü

      Ağustos 2, 2025

      Ulus Baker: Kısacık hayatına çağları sığdıran ‘birisi’

      Temmuz 12, 2025

      Institut français, Fransız yazar, felsefeci ve filolog Barbara Cassin’i ağırlıyor

      Şubat 25, 2025

      Sade Yaşamın Gücü: Epikür ve Tao’nun izinde sadeleşmek

      Aralık 7, 2024

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Yeni Eril: Dr. Nil Keskin’den kapsamlı bir dönüşüm rehberi

      Mart 4, 2025

      Cansel Oruç’un ‘Başarmaktan Korkma’ kitabı okuyucuyla buluştu

      Aralık 26, 2024

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      “Bir ‘teselli’ ver…”

      Nisan 20, 2026

      Sandviç Kuşağı: Arada Kalmışlık

      Nisan 19, 2026

      Var ol! Kelime büyücüsü çok yaşa!

      Nisan 15, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Ayın Kitapları: MAYIS AYINDA NE OKUYALIM?

      Mayıs 1, 2026

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026

      MECBURİYET

      Nisan 27, 2026

      Filiz Çiçek’ten adalet ve intikam romanı: Kayıp Ada ve Şeytanları

      Nisan 22, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MART AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mart 8, 2026

      İş Sanat’ın Parlayan Yıldızlar konserleri devam ediyor

      Ocak 15, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Sibel Kırcadere Uslu ile İsmi Olmayan Hikayeler

      Mart 16, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lll

      Mart 16, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Río Sur, Pera Müzesi’nde

      Ekim 16, 2025

      Dalí’nin Tavşan Deliği: Bir romanın resme dönüşen rüyası

      Haziran 12, 2025

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nden ücretsiz sergi turları

      Şubat 20, 2026

      Isabel Muñoz’un Göbeklitepe fotoğrafları Berlin’de

      Şubat 10, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Palu Ailesi skandalı belgesel oldu

      Nisan 10, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      İstanbul Film Festivali 9-19 Nisan’da sinemaseverlerle buluşuyor

      Mart 24, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Sahnede paranormal bir deneyim: “Geceyarısı Hayaleti” başlıyor

      Mart 19, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Kitapları: MAYIS AYINDA NE OKUYALIM?

      Mayıs 1, 2026

      EDİTÖR’DEN

      Mayıs 1, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      Ebru Karaayvaz’dan ağlarken güldüren kitap: Reçeteye Mizah Ekledim

      Mart 9, 2026

      Bozkurt: Yeni nesil yayıncı Toros, kitabı sadece basılı ürün gibi görmüyor!

      Mart 2, 2026

      “Gençler Nereye?” kitabının yazarı Tuğçe Tatari: Türkiye gençlerini duymuyor ve görmüyor

      Şubat 27, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Pablo Neruda: Aşkın, kavganın ve sessiz coğrafyaların şairi

      Temmuz 12, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      İMDAT POLİS

      Mayıs 1, 2026

      KİNGU

      Mayıs 1, 2026

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » İÇİMDEKİ BEN
    SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    İÇİMDEKİ BEN

    Mayıs 1, 2026Yorum yapılmamış8 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Fahriye Mine Şener

    İç sesini duyabilen her insan manevi uyanışına başlar…

    Selin otuzlu yaşlarının sonunda 1.70 boylarında, incecik zarif bedeni ile hayatla tek başına mücadele eden, ama sıkışıp kaldığı hayat döngüsünün içinde ışığını kaybetmiş genç bir kadın. Hiç evlenmemiş. Babasını çocuk yaşında, elim bir trafik kazası sonucunda, annesini ise üniversiteden mezun olduktan 3 yıl sonra ani bir kalp krizi ile kaybetmiş. Selin okuduğu üniversitenin “İngilizce işletme bölümü” nü dereceyle bitirmiş, profesyonel kariyerine, üniversite yıllarında hayal ettiği kurumsallıktan uzak, küçük bir aile şirketinde finansal modelleme yaparak başlamıştı. Bir süre sonra tükendiğini hissetmiş ama ortada kalıverme korkusundan bir daha da adım atamamıştı.

    Hafta içi her gece olduğu gibi sabah işe gitmek için alarmını kurdu, cildini güzelce temizledi, dişlerini fırçaladı ve bembeyaz nevresim takımının olduğu yatağına şöyle iyice yerleşip kısa sürede uykuya daldı. Sabah uyandığında güneşin doğduğunu görünce telaşla saatine bakıp “olamaz nasıl alarmı duymadım” diye kalp çarpıntısıyla yerinden fırladı. On yılı aşkın iş hayatında nadiren geç kalmış olduğu için deli danalar gibi koşturarak hazırlandı. Ne giyeceğine geceden karar veren bir insan olduğu için şükür ki onu düşünmek zorunda kalmadı. Başında hafif ağrı ile evden çıkıp durağa yürürken kendi kendine; “Zaten geç kalmışsın hâlâ dişimi fırçalayacağım diye uğraşıyorsun bir günde fırçalama öyle git be kadın, böyle başlayan günden hayır beklenmez artık,” diye de söylendi içinden. Tıklım tıkış otobüse son yolcu olarak zorla bindi. “Tamam,” dedi bir kadın sesi “artık biraz sakin olabilir miyiz?”  Ses çok yakından birinin ona fısıldaması gibi geldiği için etrafına şöyle bir baktı ama etrafta öyle birinin olmadığını hemen anladı. “Sabahki telaştan tansiyonum yükseldi galiba,” diye geçirdi içinden. İneceği durağa geldi ve ofise doğru yürümeye başladı, duyduğu sesi düşünerek. Sabahki telaşının da yok olup gittiğini fark etti. Sanki o duyduğu ses ile nefes aldığını hissetti Selin. Ve derin bir nefes daha aldı, burnundan giren soğuk havanın içine doluşuyla hafifledi.

    Ofise girdiğinde masasına ulaşmak için geçeceği koridor her zamankinden daha uzun gözüktü gözüne.  Ofisteki iş arkadaşlarıyla göz göze gelirse “saat kaç oldu Selin hanım diye saatlerini parmaklarıyla gösterip, cık cık” diye sesler çıkaracakmış gibi hayal ederek mahcup ve hızlı adımlarla masasına yöneldi. Tam bu sırada otobüste duyduğu sesin aynısını duydu “çok komik olmaz mıydı?” dedi ve bastı kahkahayı Selin. Tüm ofistekiler dönüp ona baktı. İş arkadaşları onun bu kadar içten kahkaha attığını ilk defa görmüş olabilirlerdi. Bir anda durumun farkına varan Selin hemen kendini toparladı ve yanakları al al “günaydın arkadaşlar” diyerek hızlıca yerine geçti. Masasına yerleşirken bir müddet ilginin üstünden çekilmesini bekledi. Ve derin bir nefes alarak “ne oluyor bana?” diye geçirdi içinden. Bu yaşadığı şizofreni hali; ona şimdilik böyle diyordu; alarmı duymadığı için kalp çarpıntısıyla uyanışının bir sonucu muydu yoksa geç uyanmak değil de kendine olan uyanışı mıydı kalbinde çarpıntı yaratan? Buna bulabildiği bir cevap olmadı ama çok daha huzurlu hissettiği, kendine gitmeye hiç izin vermediği arka bahçesini görmüştü Selin. Biraz ipleri gevşetmenin tadına bakmıştı bugün. Mesaisi bittiğinde günü, sabah düşündüğünün tam aksine gayet keyifli geçmişti.

    Akşam olup eve geldiğinde önce hızla elini yüzünü yıkar ve üstünü değiştirip mutfağa koşardı. “Ne gündü” diye düşündü musluktan akan soğuk suyla yüzünü yıkarken. Aynada kendine bakarken yine o şefkatli sesi duydu “yavaşla” dedi. “Sadece yavaşla.” Artık duyduğu sesten tedirgin olmuyordu. Çünkü olan her ne ise onu anlamlandıramadığı sıkışıklıktan çıkartmış nefes aldığını hatırlatmıştı. Telefonunu aldı en yakın arkadaşını aradı ve onu dışarda yemek yemeye davet etti. Giyinme odasındaki dolabını açtı, altına tayt üstüne sweat shirt bir de spor bir şapka seçti, en sevdiği parfümünü sıktı, spor ayakkabılarını ayağına geçirdiği gibi evden çıktı. Selin buluşacakları yere doğru yürürken, hayatı ilk defa deneyimliyor gibi hissediyordu. Yürürken attığı adımın ayaklarında, esen serin rüzgârın yüzünde bıraktığı hissi çok sevmişti. Değişik bir şekilde kendini hiç bu kadar rahat ve özgür hissetmediğini düşündü.

    O gece yatağına yattığında yaşadıklarını baştan sona düşünerek huzurla uykuya daldı.  Günler geçtikçe daha önce kaçırdığı birçok “an”a şahit oldu. Yeni doğmuş bir bebeğin hayatı öğrenişi gibi “an”ların onda bıraktığı hislerin tadına baktı keyifle. Kaybettiği ışığına kavuşuyordu günbegün.

    Yine bir gün iş yerindeyken, maillerini kontrol etmek için mail kutusuna girdi. Ve bir yıl önce kabul edilmeyeceğinden emin olduğunu düşünüp korkarak başvurduğu, ama çalışmayı çok istediği o şirketten bir mail olduğunu fark etti ve büyük bir heyecanla açtı. Özgeçmişini insan kaynaklarından bulduklarını, hâlâ bu pozisyonla ilgileniyorsa verilen numaradan onlarla bağlantı kurması gerektiği yazıyordu. Eli ayağı heyecandan birbirine karıştı. Sevinçten çığlık atacak gibi oldu ama elini yumruk yapıp ısırarak kendini durdurdu. Eskiden kaygı, başarısızlık korkusuyla karışık hislerinin yarattığı o kalp çarpıntısının yerini şimdi heyecan ve tatlı bir gurur almıştı. Sonra aniden yine duydu o sesi “uyan tatlım harekete geçme vakti.” Kendine gelmeye çalışır gibi başını salladı. Bir an gördüğünün hayal olduğunu düşündü, ekranını tekrar kontrol etti, hayal görmüyordu. Derin bir nefes aldı. Saate baktı. Mesainin bitmek üzere olduğunu fark edince hemen yerinden fırladı. Başka bir şirketle iş görüşmesi için randevulaşacaktı bunu ofiste yapamazdı. İş arkadaşlarına çaktırmamaya çalışarak ofisin teras kısmına çıktı ve verilen numarayı aradı. Ertesi gün sabah 10.00’daydı iş görüşmesi.

    Normalde sabah ya uyanamazsa diye uyumamayı bile düşünürdü Selin. Ama bu sefer ofisten çıkmadan önce bir iş arkadaşından gelen teklifi geri çevirmemiş bir şeyler içmeye gitmiş ve eve de oldukça geç bir saatte dönmüştü. Kendini dışardan izliyor gibi hissediyordu böyle zamanlarda, o değil de sanki başka biri gibi şaşırıyordu kendine, ama rahatsız da hissetmiyordu. Her şey bir yana her ne oluyorsa çok daha kolay ve keyifli hale gelmişti hayatı.

    Ertesi sabah günün ilk ışıklarıyla gelen huzurlu bir uyanışla zinde bir şekilde yatağından çıktı. Tatlı bir heyecan vardı üstünde. Önce güzel bir duş aldı, sonra henüz bornozu üzerindeyken saçlarını kuruttu, dişlerini fırçaladı, makyajını yaptı. Giyeceklerini geceden hazırlamadı bu sefer, giyinme odasına girdi şöyle bir askıdaki kıyafetlerine göz attı. Mini siyah elbisesini ve üzerine kısa siyah ceketini giydi. Son bir kontrol için aynaya baktı. Biraz renge ihtiyacı olduğunu düşündü ve annesinden kalan sıklamen rengi ipek şala gitti eli. Şalı, erken yaşta kaybettiği annesinden hatıra olarak almıştı ama hiç kullanmamıştı. Aynanın karşısında şalı boynuna bağlarken bir an annesinin kokusunu duydu. Gözlerinden yaşlar akmaya başladı makyajının bozulacağını önemsemeden. Onu ne kadar çok özlediğini hatırladı aniden. Tekrar tekrar kokladı ipek şalı. Daha önce hiç aklına gelmemişti alıp koklamak. Giyinme odasının ortasında dizlerinin üstüne yere çöktü. İçinde derin bir sızı hissetti. Annesini kaybettiği gün de hissettiği ama gözyaşlarını içine akıttığı o derin sızı yıllar sonra dışarı dökülüyordu sonunda. Giyinme odasının ortasında ağlarken öylece uyuyakaldı.

    Uyandığında şöyle göz ucuyla telefonuna baktı. Saat öğleni geçmişti. Birçok cevapsız çağrı bir de mesaj olduğunu gördü. Ofisteki iş arkadaşları onu çok merak etmiş olmalıydı. Sonra mesajı açtı. Mesaj görüşeceği şirkettendi.  “Merhaba, sizinle planladığımız iş görüşmemizi, ortaya çıkan acil bir konu sebebiyle ileri bir tarihe ertelemek durumundayız. Yeniden tarih planlamak için tarafımızdan size dönüş sağlanacaktır,” yazıyordu.

    Aradan birkaç gün geçtikten sonra bir gün ofisteyken telefonu çaldı. Arayan iş görüşmesi yapacağı şirketin insan kaynaklarından bir bayandı ve cuma günü yani konuştuklarından iki gün sonra saat 14.00’da onun içinde uygunsa görüşmeye beklediklerini iletti. Selin büyük bir zevkle ama son derece oturaklı bir şekilde uygun olduğu cevabını verdi. Kendini o şirkete ait hissediyordu bu sefer. Ve görüşme günü geldiğinde yine kendini dışardan izliyor gibi hissediyordu Selin, kendi uyanışına şahitlik ediyordu resmen hayranlıkla. Aynı giysileri giydi, annesinin ipek şalını taktı, kendini çok daha rahat ve güvenli hissetti. Çocukken annesi elinden sıkı sıkı tutmuş gibi sıcacık bir his. Görüşme vaktinden yarım saat kadar önce yeni bir sayfa açacağı şirketin önündeydi. Eski çalıştığı şirketten ayrılma fikri içine düşmüştü artık bir kere kendini oraya ait hissetmiyordu. Daha aktif olacağı, gelişeceği, kendi alanında, ait olduğu meslekte bir iş yapmak için net bir seçim yapmıştı içsel olarak. Binanın önünde durup zihninden bunları geçirirken “Artık hazırsın hadi bitir şu işi” dedi aynı ses. Hem bu sefer coşkulu ve gururluydu sanki. Görüşmeye girdi. Çok sakin ve netti, ses tonu, mimikleri ve vücut diliyle zaten büyülü bir etki yaratmıştı görüşme yapılırken. Sıra Selin’in şirketten beklentilerinin sorulmasına geldiğinde son derece naif, mütevazı ama kendi hakkını da vererek yanıtladı sorulanları. Görüşme biterken sıra dışı bir durum yaşandı. Normalde görüşmeler “size olumlu ya da olumsuz dönüş sağlanacaktır” cümlesiyle son bulurdu. Ama bu görüşmenin sonu öyle olmadı. Görüşmeyi yapan bölge müdürü, Hakan hem Selin’den hem de şirkete katkı sağlayacağını düşündüğü vizyonundan çok etkilenmişti. Ona, bulunacağı bu pozisyonda sadece finansal veriler üzerinde çalışan bir ekip olmadıklarını, şirketin geleceğini de planladıklarını anlattı ve “Bu dinamik ekibimizde seni de aramızda görmekten mutluluk duyarız,” dedi. Selin’in gözlerinin içi parladı. Evet, artık tam da hayal ettiği gibi bir şirkette “finans direktörü” olarak işe kabul edilmişti. Yıllardır tükendiğini hissettiği, tabloların rakamların arasında kurduğu o hayali şimdi yaşıyordu. Selin görüşme yaptıkları toplantı odasından ayrılırken içi huzur ve sevinçle doluydu. Onun için bu uyanış sadece meslek hayatındaki bir adım değil, yıllardır biriktirdiği o sessiz gücün hayatına yansımasıydı. Bu güzel başlangıcın; zaman içinde sadece kariyerini değil, Hakan ile inşa edeceği mutlu birlikteliğin de ilk adımı olduğundan henüz habersizdi.


    Fahriye Mine Şener öykü suare öykü uyanış

    Related Posts

    EDİTÖR’DEN

    Mayıs 1, 2026 H. Nilgün Karataş - Suare

    SESSİZ KOPUŞ

    Mayıs 1, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    PERDE

    Mayıs 1, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    İMZA

    Mayıs 1, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026 Ayın Filmleri

    İTAAT VE İSYAN TEMASINI HİSSETTİREN FİLM SEÇKİSİ Hazırlayan: Sevin Bayrı Dördüncü duvarı yıkıp kameradan sana bakan…

    Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026

    Ayın Kitapları: MAYIS AYINDA NE OKUYALIM?

    Mayıs 1, 2026

    EDİTÖR’DEN

    Mayıs 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Pera Klasikleri yeni yıla Borusan Quartet ile merhaba diyor 

    Ocak 9, 2024 Konser

    Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

    Ocak 16, 2026 Aktüel

    Taha Gürbüz’ün yeni şarkısı “NergiZ” yayında!

    Eylül 29, 2023 Müzik
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026

    Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026

    Ayın Kitapları: MAYIS AYINDA NE OKUYALIM?

    Mayıs 1, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.