Close Menu
    Son Eklenenler

    Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026

    Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026

    Ayın Kitapları: MAYIS AYINDA NE OKUYALIM?

    Mayıs 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Cuma, Mayıs 1
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      1 KAVRAM 10 DÜŞÜNÜR: Varoluşun On Yüzü

      Ağustos 2, 2025

      Ulus Baker: Kısacık hayatına çağları sığdıran ‘birisi’

      Temmuz 12, 2025

      Institut français, Fransız yazar, felsefeci ve filolog Barbara Cassin’i ağırlıyor

      Şubat 25, 2025

      Sade Yaşamın Gücü: Epikür ve Tao’nun izinde sadeleşmek

      Aralık 7, 2024

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Yeni Eril: Dr. Nil Keskin’den kapsamlı bir dönüşüm rehberi

      Mart 4, 2025

      Cansel Oruç’un ‘Başarmaktan Korkma’ kitabı okuyucuyla buluştu

      Aralık 26, 2024

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      “Bir ‘teselli’ ver…”

      Nisan 20, 2026

      Sandviç Kuşağı: Arada Kalmışlık

      Nisan 19, 2026

      Var ol! Kelime büyücüsü çok yaşa!

      Nisan 15, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Ayın Kitapları: MAYIS AYINDA NE OKUYALIM?

      Mayıs 1, 2026

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026

      Filiz Çiçek’ten adalet ve intikam romanı: Kayıp Ada ve Şeytanları

      Nisan 22, 2026

      Adını Sen Koy: İki farklı zaman, iki farklı kadın ve benzer bir hikaye

      Nisan 21, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MART AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mart 8, 2026

      İş Sanat’ın Parlayan Yıldızlar konserleri devam ediyor

      Ocak 15, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Sibel Kırcadere Uslu ile İsmi Olmayan Hikayeler

      Mart 16, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lll

      Mart 16, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Río Sur, Pera Müzesi’nde

      Ekim 16, 2025

      Dalí’nin Tavşan Deliği: Bir romanın resme dönüşen rüyası

      Haziran 12, 2025

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nden ücretsiz sergi turları

      Şubat 20, 2026

      Isabel Muñoz’un Göbeklitepe fotoğrafları Berlin’de

      Şubat 10, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Palu Ailesi skandalı belgesel oldu

      Nisan 10, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      İstanbul Film Festivali 9-19 Nisan’da sinemaseverlerle buluşuyor

      Mart 24, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Sahnede paranormal bir deneyim: “Geceyarısı Hayaleti” başlıyor

      Mart 19, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Kitapları: MAYIS AYINDA NE OKUYALIM?

      Mayıs 1, 2026

      EDİTÖR’DEN

      Mayıs 1, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      Ebru Karaayvaz’dan ağlarken güldüren kitap: Reçeteye Mizah Ekledim

      Mart 9, 2026

      Bozkurt: Yeni nesil yayıncı Toros, kitabı sadece basılı ürün gibi görmüyor!

      Mart 2, 2026

      “Gençler Nereye?” kitabının yazarı Tuğçe Tatari: Türkiye gençlerini duymuyor ve görmüyor

      Şubat 27, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Pablo Neruda: Aşkın, kavganın ve sessiz coğrafyaların şairi

      Temmuz 12, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      İMDAT POLİS

      Mayıs 1, 2026

      KİNGU

      Mayıs 1, 2026

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » İZ
    Kenan Doğru

    İZ

    Mayıs 1, 2026Yorum yapılmamış7 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Kenan Doğru

    İsyan eden gözler kör bir de itaatkâr kulaklar duymaz diye yazarız bazan; o garip satirik anların sayfalarını çevirdiğimizde, bazan yazdığımız da okunmak için değil, hatta kendine bile değildir. Uyandığında içine sığamayan, bir çıkış yolu olarak yazıda kendini icat eden o şey; kalemini alıp yerine geçer, işini icra eder ve dünya ile kendince bir dilde konuşur. İşte o vakit demlenen suskunluğun da bir mana kazanmış olur senin tarafından da.

    Sathi kimliğin altında yok saydığımız tin, evrenle ile arasındaki dili bulmadan konuşamaz. Kendisi ile bir bağı olmayan insanın yaşamla da bir bağı yoktur; hatta, kaderidir tekinsizlik. Ortalama bir insanın nefreti, kalbinin kurdudur ve yiyerek bitirir en güzel şeyleri. Meydanlarda çığırtkanlık edenlerin yükseldikçe sesleri, hiç anlamazlar kalplerinin yolunu kaybettiğini. Sonunda iyi bir ortak olamasak da dünyayla, çürüyerek bir parçası oluruz ortak kaderlerimizin.

    Mutlak bir yalnızlığı, mutlakiyetini kaybetmiş olan, gerçeklikten kopmuş kalabalık bir akıl ister ancak. Şimdi anlayabildin mi insanın paradoksunu?

    Yapaylık bizi bağlamlarımızdan koparır, olmadığımız o şey olan makineye çevirir ve makine olmadığımızı anladığımız gün, bir güzel çekerler fişimizi. Ama yine de yaşamak isteriz! Bundan dolayı bir kapı zilinden farkımız yoktur; bir an bir hata yaparsın, alarmlar çalar ve bir korku gelip bulur seni onu düzeltmen için.

    İnsanın çelişkisi her daim onun altını kazan bağımlılığıdır; tutunmak için hep ötekileştirmeden, bir karşı taraftan besleniriz; çünkü ancak öyle görünebilir, varlığını ancak öyle ikame edebilir tekinsiz. Mesela fakirlik senin için gerçeklik değil de çirkin bir sıfat ise, o zaman onu hor gördüğün için en iyisi zenginlerden nefret etmektir ya da o kutsal evliliğin peşinde olmak; anlamadıysan eğer zarafetin nimetlerini, o zaman da en iyisi bir taşralı bulmak lazım, bahçemizdeki taşların bize ait olmadığını söylemek için. Ve böylece toprağına kirli tohumlar ekenin, zehirli sarmaşıklar süsler duvarlarını.

    Zıtlıklar karışsın diyorsan eğer, kokuşmuş bu çağın nefreti ile dokunup iz bırakamazsın evrenin kuytu bir köşesinde öyle; dediğin gibi yaşamazsan düşündüğün gibi de olamazsın; insan kendisinin olmayan hayalidir, yani bir çürümedir. Bu dünyaya bir faydan yoksa eğer, o zaman zararın vardır demektir. Hassasiyetleri gözetip etrafımızdakileri kırmamak için çabalıyorsak, işte bunu, sadece bilerek yapabiliriz ancak.

    Ve kırılan sadece insan değildir! Böylece görünmez olanın bıraktığı izler de görünmezdir; kimi iyileştirdiğini bilemeyiz. Bir içten tebessüm, belki de kaybolmuş birine, kulübenin nerede olduğunu göstermiş olacaktır; ama bu sadece, sen o karanlık ormanda öncesinde kaybolduğunda mümkün.

    Yaşam dururken yürür, şahlanırken bir rölyefin taşa kazındığı gibi dona kalır öyle karşında. Kendini kaybetmiş insan renk körü olduğu için pek o anları göremeyiz; fakat dikkatli bakarsak: itaatin renkleri isyanın motiflerinde gizlidir. Yaşam tuzaklarla doludur; nasıl ki aynadaki yüzü hep aynı yüz zannediyorsan, evinin camlarını da kirlenmiş olduğunda anlarsın ancak; ama ne zaman kirlendiğini görmezsin. Hatta birisi oraya bir kalp çizmiştir, hatırlamazsın kim olduğunu; sınırlarımızı içeriden çizeriz ama nerede bittiğini bilmeyiz hiç, ta ki, isyankâr son kapıyı zorladığında, itaatkâr parmaklıkları sertçe perçinleyene kadar.

    İnsan nedir zannediyorlar, anlamıyorum! Koşu bandında yerinde saymak için koşan, plastik bir yaratım mı?  O saçma şey olmadığımız için güzeliz, çünkü yüzümüz sürekli değişiyor, çünkü gerçeğiz, yaşam biziz, ta kendisiyiz. Ve yeri geldiği için söylüyorum: “Hiç var olmayanın, görünmez bir dünya ile konuşmasından arda kalan, o karalamalardır, “İnsan”ın uzaktan bize görünen karartısı.”  Yaşamımızda bir kez de olsa deneyimlememiz gereken de budur bence. Tek bir gün olsaydı ömrümüz, şu dünyada gerçekten neyi umursardın en çok? Bir trajedi aramak mı tüm hevesin?  Yoksa içimizdeki baş kaldıran ile boyun eğenin, kendi uydurdukları şeylerin peşinden iz süren bu sefillerin, bir günlük hayatlarını bile, birbirlerine inkâr etmelerinden daha büyük bir tragedya var mıdır bu dünyada sence?

    Söz konusu içini dökmek ise eğer, katarsis ile sis aynı anda gelir düzlüklere. Görünen puslu bir gerçeklik olsa da bizi berbat yalanlarımızdan uzaklaştırır. Zamandan koptuğumuzda bir kalemin sivri ucuna takılır, her neredeysek çıkar geliriz dünyaya. Şimdilerin nevrotik bir edinimi olan o titrek parmakların tuşlara dokunması ile bir ritim kazanırız. Peşi sıra kulağımıza gelen tuş sesleri, derin aralıklar ve uzun duruşlar, suskunluklara konuşmadan daha çok anlam yükler.

    İyi biliriz ki kibir isyankârın işidir, gurur da itaat edenin. Kim bilir belki de bu çatışan tek ruh ikizleri, naifliği aşağılık görürken, beraber inanmışlardı kurtarıcısına; yoksa aydınlanma çağında, neden hep öyle karanlık önde çıkagelmişti ki varış çizgisinin ufkunda? 

    İsyankâr, karanlıkta bir gölge, itaatkâr da ona ışık tutan o karanlığın ta kendisi olsa gerek. İnsanın kendince, insanlığa tasavvur ettiği dünyasının nesnesi olmamız bir gerçekse; onun bildiklerini tekrarlamamız, ne işe yarar ki o zaman akıl dediğimiz şey! Eğer bir “kıymet-i aliye”si var idiyse de şimdiye kadar olan edinimlerimizin, o zaman göz göre göre kaldırımlarda sessizce ölür müydü ağaçlar? Yerden taş sökenlerle dükkânlarının perdelerini çekenler, olur muyduk karşılıklı? Hep kandırıldık, aldatıldık. Evet, isyankâr bize emrediyordu biz de ona itaat ettik; itaat eden kabul ediyordu biz bundan bile şikâyet ettik,” mi diyecektik yoksa?

    Nasıl anlatsam ki bilmiyorum; kavramların içi kazınmış, daha doğrusu ona yüklenen anlamlar o kadar sığ ki bilebileceklerimiz, sonsuz bir zamanın içinde gizemini hunharca sıradanlaştırdığımız, o bitmek bilmeyen hayatlarımız yetmiyor maalesef. Bir ürkeğin gölgesi ile uyuşur, yerimizde sayarız bir ömür; onun için zaman hiç geçmez sıkılanlar için.

    İçimizde saklanan Quasimodo’ları, görünmek isteyen Esmeralda’ları ya da kendisini hunharca kırbaçlayan Dom Claude Frollo’ları ötekileştirmeden önce biraz kopmak gerek içinde bulunduğun sentetik zamandan; en azından denemek bir şekilde. Bir an olsa da olduğun yeri terk edip, düşünsel olmayan başka bir pencereden, zamansız bir yerden bakmak yaşama; gözlerimizi sonsuzluğa açmak gibi. Yıldız tozunu rüzgarlardan ayrıştırmadan ve ayağımıza takılan taşları hissederek, ayak basmak insanın toprağına. 

    Sezgilerimiz boyun eğen zihinlerimiz gibi itaatkâr değildir ya da aklımız gibi isyan etmez. Bize hep bir şeyler anlatmak ister, ama ayağımıza gelemezler. Saniyelerin yavaşladığı, hatta durduğu an adımlarımızın vardığı yerdir; orada her şey tersine döner birden, bir mucize gerçekleşir: Ölü dirilir. Zaman hiçbir tarafa akmaz o zaman; gelip geçen bir şey var ise o da bizizdir. Hayat, var olanın yok olmasıdır ve bu sıradan gerçek önemsiz gözükse de biz kendisi tarafından lanetlemiş “antropontolojik” varoluşların, her aynaya yüzünü çevirdiğinde, karşılaştığı ama fark edemediği bir andır. Aslında sıradan olanın gerçekliğidir, gizem. Ama konuşan kafalar her seferinde önyargıların ihtişamlı dalgalarıyla alabora olur; karaya vardığımızda ise yaralarımızın izlerini görünce, ne kadar iyiyiz diye övünür dururuz işte. Sonunda ne mi olur? Şimdinin zombisi olur çıkarız karşımıza.

    Popüler bir kavrama dönüşen o meşhur “Zeitgeist” söylemi içinde hapsolsak da gerçeğin gerçeği oradadır hep. Gözlerimizin önünde var olmadığı için, kaybolmaz. Evet, oradadır hep! Bu yüzden ne olduğunu anlayamadan biten göz yaşları mutluluk içindir, hiç bitmeyenler de acılarımız. Bundan dolayı çilecidir isyankâr; öfkeden köpüren maskesinin ardında gözü yaşlı bir itaatkârdan utanmıştır da ondan. Dışarıya olan ilgimizi gerçekten kaybetseydik, birbirimizi severek doyuramadığımız kalplerimizi en azından onları, nefretlerimizden boş bırakabilseydik, emin olun en büyük düşmanlarımız olurdu bizi sevenler. Böylece var olmak isteyen itaat etmek zorunda kalır, biz de buna isyan ederiz ve itaat edenin nefreti, bir isyan ritüeline dönüşür sonunda.

    “Kalplerimiz kirlidir ama evimizi temiz tutmaya çalışırız. Köpekler tehlikelidir, böylece en sevimlisini sokarız evimize. Sevgili güzeldir ama yine de sinsice saklanmış çirkinliğini, ararız karanlık odalarda. Her şey ortadadır; çitlembik hayaller, çekirdek kabuğuna sığmayan sınırlı sevgiler ile harcarız günleri.”

    O övünç kaynağımız olan modern dönemlerin de gelmesiyle üzerine adeta ateş dökülen bu vahşet, köleliğe bir resmiyet kazandırma nezaketini gösterse de kimse zaten var olmak istemeyecekti ki; çünkü övünç kaynağıdır, bizi değersizleştiren şeyler. Hazineler her zaman bir gömüde değil, kalplerde saklıdır deyip gözyaşı dökerken; gömünün peşinde olmak belki şeytanın bile aklına gelmeyecektir. Böylece sokaklarda gezinen elbiselerin ardındaki vücutlar sanki yalan, gölgeleri ise daha gerçekmiş gibi. Ve gün gelir, buna bile isyan etmezsin. Çünkü tasvir ettikleri dünyanın nesnesi olan o insan değilsindir artık; ölümden doğmuşsundur, ama üzerinde izi kalmıştır küllerin.


    Kenan Doğru, Ardahan’da doğdu. İstanbul’da yaşıyor. Uluslararası bir firmada yönetici olarak çalışmakla birlikte, küçük yaşta tutku edindiği yazı alanında üretmeye devam ediyor. “Sapien Hislerim” adlı deneme aforizmalar kitabının yazarı olan Doğru’nun çeşitli mecralarda yayımlanmış pekçok öyküsü bulunuyor. Mühendislik eğitiminin ardından yüksek lisansını tamamlayan Doğru, şimdilerde İstanbul Üniversitesi “Felsefe” bölümünde eğitimine devam ediyor. Aynı zamanda ilk romanı ile okurlarıyla buluşmaya hazırlanıyor.

    YAZARIN DİĞER YAZILARI
    kenan doğru suaremag yazar

    Related Posts

    Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026 Ayın Filmleri

    Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026 Ayın Şarkıları

    Ayın Kitapları: MAYIS AYINDA NE OKUYALIM?

    Mayıs 1, 2026 Ayın Kitapları

    SuareMag Mayıs 2026

    Mayıs 1, 2026 Manşet
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026 Ayın Filmleri

    İTAAT VE İSYAN TEMASINI HİSSETTİREN FİLM SEÇKİSİ Hazırlayan: Sevin Bayrı Dördüncü duvarı yıkıp kameradan sana bakan…

    Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026

    Ayın Kitapları: MAYIS AYINDA NE OKUYALIM?

    Mayıs 1, 2026

    EDİTÖR’DEN

    Mayıs 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Bu toprakların “öğle vakitleri” hep aynıdır!

    Ekim 16, 2025 BURAK SOYER

    ERKEN DÖNEM CUMHURİYET YAZARLARINDA KADIN İMGELERİ – 2

    Haziran 1, 2025 Kadir Horzum - SuareMag

    OLUR OLMAZ İŞLER

    Ağustos 1, 2025 Gönül Yasemin Ölmez
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026

    Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026

    Ayın Kitapları: MAYIS AYINDA NE OKUYALIM?

    Mayıs 1, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.