ALTUĞ KASAPBAŞOĞLU İLE KAMERA ARKASI
Sinema ve televizyon üretimi çoğu zaman kamera, ışık, oyuncu ve rejinin bir araya geldiği üretimin görünen yüzüdür. Oysa anlatının tamamlandığı yer, setten sonra başlar, post-prodüksiyon.
Kurgu, ses tasarımı ve müzik.

Sette ışıklar söndüğünde, kamera kapandığında çekimler bittiğinde iş bitmez. Çekimler tamamlandığında görüntü, henüz ham bir malzemedir. Kurgu masasında ritmini bulur ve arasındaki geçişler, dramatik sahne yapısı ve anlatım temposu burada şekillenir. Ancak bu yapı, müzik ve sesle desteklenmediği sürece eksik kalır. Çünkü müzik, anlatının duygusal omurgasını kurar.
Mint Yapım projelerinde bu Omurganın her yerinde Burcu Güven ve Aydın Sarman yer alır. Bu kişiler besteci, müzisyen ve aranjör kimliğiyle yalnızca “müzik yapan” değil, hikayeyiokuyan, sahnenin psikolojisini çözen ve buna uygun ses dünyasında bir anlatıcıdır. Bu süreç onlar için teknik bir iş değil; düşünsel ve duygusal bir araştırmadır. Aydın Sarman’ın Piyanoda başlayan süreci, sahnenin ritmiyle örtüşene kadar tekrar tekrar şekillenir. Beste tamamlandığında ise iş bitmez; aksine yeni başlar.
Bestelenen müzikte kullanılacak enstrümanlar seçilir. Bu enstrümanları çalacak müzisyenler tek tek stüdyoya davet edilir. Eser her enstrüman tek olacak şekilde çalınır. Bu katmanlı yapı, sonrasında Aydın Sarman’ın aranjör kimliğiyle müziğin bir araya getirilmesi sağlanır. Ortaya çıkan müzik, dizinin duygusunu ifade eden bir esere dönüşür.
Müzik, dizide tamamlayıcı değil; olmazsa olmazdır.

Görüntü hikayenin taşıyıcısıysa, müzik de duygunun taşıyıcısıdır. Senaryo olmadan hikâye kurulmaz; görüntü olmadan anlatılabilir hale gelmez, müzik olmadan tüm bu yapının duygusu oluşmaz.
Bu nedenle post-prodüksiyon, anlatının asıl biçimini bulan yaratıcı bir alandır.
Müzik emekçileri ise çoğu zaman kadrajın dışında kalan, adlarını jenerikte barındıran ama anlatımın her yerinde bulunan temel yapı taşlarıdır.
İzleyicinin kalbine ulaşan şey, çoğu zaman ilk duyduğu notadır.
Peki sence tüm bu bestelenmiş müzikler ortaya çıktıktan sonra, yönetmen bu dünyaya ne kadar müdahil olur?


