Close Menu
    Son Eklenenler

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Perşembe, Nisan 30
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      1 KAVRAM 10 DÜŞÜNÜR: Varoluşun On Yüzü

      Ağustos 2, 2025

      Ulus Baker: Kısacık hayatına çağları sığdıran ‘birisi’

      Temmuz 12, 2025

      Institut français, Fransız yazar, felsefeci ve filolog Barbara Cassin’i ağırlıyor

      Şubat 25, 2025

      Sade Yaşamın Gücü: Epikür ve Tao’nun izinde sadeleşmek

      Aralık 7, 2024

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Yeni Eril: Dr. Nil Keskin’den kapsamlı bir dönüşüm rehberi

      Mart 4, 2025

      Cansel Oruç’un ‘Başarmaktan Korkma’ kitabı okuyucuyla buluştu

      Aralık 26, 2024

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      “Bir ‘teselli’ ver…”

      Nisan 20, 2026

      Sandviç Kuşağı: Arada Kalmışlık

      Nisan 19, 2026

      Var ol! Kelime büyücüsü çok yaşa!

      Nisan 15, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026

      Filiz Çiçek’ten adalet ve intikam romanı: Kayıp Ada ve Şeytanları

      Nisan 22, 2026

      Adını Sen Koy: İki farklı zaman, iki farklı kadın ve benzer bir hikaye

      Nisan 21, 2026

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Ayın Şarkıları: MART AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mart 8, 2026

      İş Sanat’ın Parlayan Yıldızlar konserleri devam ediyor

      Ocak 15, 2026

      AYIN ŞARKILARI: OCAK AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Ocak 1, 2026

      Sanatın özgür ruhlu bilgesi Patti Smith İstanbul’a geliyor

      Aralık 14, 2025

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Sibel Kırcadere Uslu ile İsmi Olmayan Hikayeler

      Mart 16, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lll

      Mart 16, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Río Sur, Pera Müzesi’nde

      Ekim 16, 2025

      Dalí’nin Tavşan Deliği: Bir romanın resme dönüşen rüyası

      Haziran 12, 2025

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nden ücretsiz sergi turları

      Şubat 20, 2026

      Isabel Muñoz’un Göbeklitepe fotoğrafları Berlin’de

      Şubat 10, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Palu Ailesi skandalı belgesel oldu

      Nisan 10, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      İstanbul Film Festivali 9-19 Nisan’da sinemaseverlerle buluşuyor

      Mart 24, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Sahnede paranormal bir deneyim: “Geceyarısı Hayaleti” başlıyor

      Mart 19, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

      Nisan 29, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      Ebru Karaayvaz’dan ağlarken güldüren kitap: Reçeteye Mizah Ekledim

      Mart 9, 2026

      Bozkurt: Yeni nesil yayıncı Toros, kitabı sadece basılı ürün gibi görmüyor!

      Mart 2, 2026

      “Gençler Nereye?” kitabının yazarı Tuğçe Tatari: Türkiye gençlerini duymuyor ve görmüyor

      Şubat 27, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Pablo Neruda: Aşkın, kavganın ve sessiz coğrafyaların şairi

      Temmuz 12, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » NASRETTİN HOCA
    Betül Çakıroğlu

    NASRETTİN HOCA

    Eylül 1, 2025Yorum yapılmamış7 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Betül Çakıroğlu

    Sıcak mı sıcak bir yaz günü. Herkesin terden iğrenç kokmaya başladığı o saatlerde hava birden buz kesti. Her şey dönmeye başladı. Akşehir döndü. Nasreddin Hoca Türbesi döndü. Sekiz yaşındaki Mehmet döndü. Bir hortum belirdi. Mehmet ona kapıldı. “Hortum beni Oz ülkesine götürmez umarım. Çünkü kırmızı ayakkabılarım yok,” diye düşündü.

    Hortumun içinde bir ayna gördü. Etrafında sarmal şeklinde birbirine dolanmış kalın iplere benzeyen gri bir çerçeve vardı. Ayna Nasreddin Hoca Türbesi’nin yeşil çatısına yaklaşıp, durdu. Bir anda bir ışık çıktı. Önce yeşildi ışık, sonra sarı en son beyaz oldu. Çok parlaktı. Mehmet gözünü kaçırdı. Tekrar baktığında hortum gitmiş, dönme bitmişti. Ama ayna da yoktu. Aynanın içine saklayıp götürdüğü de yoktu.

    Nasreddin Hoca Türbesi ile gitmişti. Mehmet şaşkındı. Fark etti ki, tüm Nasreddin Hoca hikayeleri de silinmişti. Mehmet koşarak eve gitti. Nasreddin Hoca fıkraları kitapları artık yoktu. Sadece sekiz yaşında olduğunu bir an aklından geçirdi. Ama yapacak bir şey yoktu. Şimdi o hikayeleri yeniden yazma zamanıydı.

    Ayna uzayda ışık hızının üç milyon katında ilerledi. Ayna toprağa bir karış kala durduğunda bambaşka bir gezegendeydi. Nasreddin Hoca aynadan bir top gibi toprağa düştü. Gözünü açtığında karşısında kendini gördü. Sağa baktı, ayna sağa geçti. Yine kendini gördü. Sola baktı. Ayna sola geçti. Yine kendini gördü. “Yer gök ben olmuşum yahu,” dedi. Ayna uzaklaşırken üzerinde büyük harflerle şöyle yazdı:

    Ye Kürküm Ye!

    Hoca yavaşça yerden kalktı. “Beni de aldı gitti,” dedi içinden. Gökyüzüne giden buluta bakarken üç tane ay olduğunu fark etti. “Ay doğurmuş yahu,” dedi. Gece olmasına rağmen üç ay sayesinde hava akşamüzeri aydınlığındaydı. Üzerindeki toprakları silkeledi. Ama nasıl yapışkan bir topraksa üzerinden düşmedi. Cübbesi gibi yeşil olduğundan toprak sıkıntı olmadı. Sakalını sıvazladı. Kavuğunu yerleştirdi. Kuşağını düzeltti. 

    Hoca yürümeye başladı. Yeşil yapışkan toprağa ince çarıklarla basmakta çok rahatsız ediciydi. Sürekli bir bataklıktaymış gibi hissediyordu. Yürürken “Ah eşeğim, canım eşeğim,” diye bir türkü uydurdu. Bayağı yürüdükten sonra Hoca birini gördü. 

    O biri; biri değildi. Ama biriydi. O bir uzaylıydı. Başka bir gezegende olduğunu anladığından, bunun da uzaylı olduğunu anlaması için alim olmasına gerek yoktu. Ayrıca bu birinin dört kolu vardı. Bu da gayet açık bir durumdu. İkisi bizim gibi, ikisi belden çıkan kolar. Yine de Hoca Yaradan’ın yarattığı dedi. Seslendi.

    “Merhaba.”

    Sonra kendine güldü. Uzaylıca bilmiyordu ki!

    Uzaylı yaklaştı. Hoca’nın ağzına doğru bir alet tuttu. Küçük bir şeydi. Hoca bir an çekindi ama bir daha “Merhaba,” dedi. Uzaylı aleti geri çekti. Alete doğru bir şeyler dedi. Nasreddin Hoca’ya “Çabuna, sabuna, makna, tata,” gibi gelen anlamsız seslerdi. Uzaylı aleti geri uzattığında şöyle bir ses çıktı.

    “Merhaba Dünyalı. Burası Orza gezegeni. Benim ismim Sanbuna.”

    Alet farklı dilleri çeviriyordu. Sormak isteklerini hemen alete söyledi.

    “Adım Nasreddin Hoca. Aslında ben dünyada 1284 yılında öldüm. Buraya nasıl geldim bilmiyorum.”

    “İlginç. Dünya şu anda 2025 yılını yaşayan bir gezegen. Orza 4113 yılında. Seni evime götüreyim. Sabah hükümete gider, gelen uzay gemilerine bakarız.”

    Çaresiz “Olur,” dedi Hoca. Acaba ne kadar daha yürüyeceklerdi? Sanbuna;

    “Bana tutun. Ben de sana tutunacağım.”

    Zavallı Hoca neden diyemeden Sanbuna ayakkabılarının üzerindeki bir düğmeye bastı. Etrafı göremedikleri hızdaki yolcukları başladı. Sanbuna koyu sarı renkteki dört kolu ile de Hoca’yı sıkıca kavrasa da Hoca dua etmeye başladı. Aniden durduklarında Sanbuna “Geldik,” dedi.

    Bu koyu sarı tene sahip adama gülümsedi. Dişleri pembe, dili mordu. Üzerindeki parlak sarı kıyafetler, koyu sarı teninden bir parçaymışçasına dardı. Gözlerinin yeşili insanlara benzeyen tek rengiydi. 

    Sanbuna’nın evine kocaman ama Hoca’nın hayatında görmediği kadar kocaman gökyüzünü kaplayan bir ağacın gövdesinden çıkılıyordu. Cam bir kutu düşeyde ve yatayda hareket ediyordu. Hızlıydı. Sanbuna’nın evinin önünde durdu. Bu şeyin adı asansörmüş. Evi de cam bir kutuydu. Onları getiren o asansör adındaki şeyin on katı büyüklüğünde bir cam kutu. Ev ağacın bir dalına asılmış gibi duruyordu. Hoca etrafına baktı. Bir sürü böyle ev gördü. Ağacın dallarında sallanan elmalar derdi Hoca evler yuvarlak olsa. Ama evler küp şeklindeydi.  Eve girince karanlık olan her yer aydınlandı. Otomatik yanan kandiller yapmışlardı demek. Hoca Sanbuna’nın güzel bir döşek hazırlamasın beklerken elinde bir kumandayla geldi ev sahibi. Bir düğmeye bastı ve bir yatak çıktı. 

    Nasreddin hoca kavuğunu çıkardı. Yeşil cübbesini çıkardı. Kuşağını çözdü. Uyurum zannetti. Sağa döndü, sola döndü. Ama olmadı. O ayna neden onu buraya getirmişti? Dünyaya dönse ne olacaktı? Ölümünden bin sene sonra Dünya da onun için başka bir gezegenden farksız olurdu herhalde. Hoca düşünürken sabah oldu. Kuşağını doladı, cübbesini giydi, kavuğunu taktı. Sabuna’yı bir dolabın önünde dikilirken buldu. 

    “Günaydın.”

    “Gün ve aydın. Ne demek tam olarak?”

    “Günün aydın olsun demek.”

    “Gün tabi sizin Güneşten gün oluyor. Değişik.”

    “Siz ne dersiniz?”

    “Selam. Sadece bu.”

    Hoca Sabuna’nın yanında biraz daha durdu. Ama dolabın karşında öylece durduğunu görünce içeriye geçip oturdu. 

    Sabuna yanına geldiğinde üzerinde yeşil bir üst ve yeşil bir pantolon vardı.

    “Biraz beklettim. Ama ne giyeceğime karar veremedim. Bu akşam bir parti var da. Hadi çıkalım.”

    Hoca yavaşça kalktı; Sabuna’yı takip etti. İçinden gezegen değiştirdik, çağ değiştirdik hala mı kıyafet bir sorun arkadaş demekten alamadı kendini.

    Orza binası denilen yere yine akşamki gibi geldiler. Bina dediysek tam da öyle bir şey değildi. Ağaç dalları arasındaki bir örümcek ağına benziyordu. Sabuna ile Hoca asansöre bindi. Parti için hazırlık varmış. Akşam partide başkanla görüşebilirsiniz dediler. Sabuna belinden sarkan kolları ile ellerini çırptı. Omzundan çıkan kolunu da Hoca’nın omzuna attı.

    “Tamam o zaman. Biz de Orza’yı gezeriz. Süper fırsat!”

    Hoca takıldı Sabuna’ya.  Neler öğrendi neler! Gezegende tek halk ve tek dil vardı. Hoca’ya çok garip geldi. Sabuna da dünyada birçok ulus olduğunu biliyordu. 3. Sınıf gezegenler konusu beş sene önce zihnine aktarılmıştı. Orada dünya vardı. Yol yoktu. Herkes havadan gidiyordu. Ya ayakkabıları sayesinde ya da taşıtları. Toprak denen şey jöleye benziyordu. “Sizin toprak dediğiniz şey nasıl peki,” diye sorunca Sabuna; Hoca anlattı. Sabuna anlamadı. Çok güzel bahçeler gördüler. Havada büyüyen laleye benzeyen çiçekler vardı. Deniz kenarında Orzalılar balinaya benzeyen ama çok büyük bir balıkla konuşuyorlardı. Burada gün döngüsü on altı saatti. Hemen akşam oldu. Başkanla konuşmak için heyecanlı bir şekilde partinin yapılacağı yere gittiler.

    Kapıda bembeyaz giyinmiş iki Orzalı vardı. Sabuna’ya baktılar. “Geç,” dediler. İkisi birden konuşuyordu. Hoca’yı durdular. Sabuna seslendi;

    “Biz beraberiz. Başkanı görmemiz lazım. Adamcağız uzay gemisini kaybetmiş bir dünyalı.”

    “Ne olduğu bizi ilgilendirmiyor. Kıyafet uygun değil.”

    “Ben bu hikâyeyi biliyorum,” dedi Hoca içinden. Sabuna onu tuttuğu gibi bir mağazaya attı. Sonra da gülerek ekledi;

    “Hadi sana kıyafet alalım. Bayılırım alışverişe.”

    Hoca hızlıca bir uzaylı esvabı seçti. Kendi kıyafetine az çok benziyordu. Siyah bir pantolon giydi. Ama ağı şalvar gibi düşük değildi. Belinde bir kuşak vardı ama değişikti. Üzerinde beyaz içlik gibi bir şey vardı. Cübbe yerine de siyah ve daha kısa bir şey giymişti. Sabuna zorla ayağına o uçan ayakkabılardan aldı. Hoca bunları tabi ki kullanmadı. Tekrar parti yerine Sabuna’ya sarılıp gittiler.

    Kapıya geldiklerinde beyaz ikili oradaydı. 

    “Buyurun,” dediler.

    Sabuna önde Hoca arkada yürüdüler. Ah tespihi olaydı elinde. Birden onu özledi. 

    Sabuna başkana durumu anlattı. Hoca bekledi. “Buyurun lütfen misafirimizsiniz,” dedi başkan. Yanındaki yere Nasreddin Hoca’yı oturttular. Sabuna da başkanın öbür yanına geçti. 

    Parti Orza’nın Mada adındaki güneşten kopup gezegen olmasını kutlamak için veriliyordu. Değişik danslar ediliyordu. O sırada yemek geldi. Hoca ne olduklarını hiç bilmiyordu ama Sabuna ile de gün içinde bir şeyler yemişlerdi. Hoşuna gitmişti. 

    Nasreddin Hoca yemeğe baktı. Yemek Nasreddin Hoca’ya baktı. Başkan ve Sabuna önce Hoca’ya sonra birbirlerine baktılar. Hoca üzerindeki cübbenin kısasını çıkardı.

    “Gezegen değişti. Sene değil asır değişti. Zihniyet değişmedi” ve ekledi.

    “Ye uzaylı kıyafeti ye!”

    O sırada camdan parti salonun üzerinde bir ayna belirdi ve bir parlak ışık. Nasreddin Hoca gitmişti.

    Mehmet tüm bunlardan habersizdi. Ye kürküm ye hikayesini yazıp öğretmenine verdi.


    Betül Çakıroğlu, Gelibolu’da doğdu. Mimarlık eğitimi için geldiği İstanbul’da kızıyla birlikte yaşıyor. Mimarlık bir yana edebiyat sevgisi bir yana diyen yazar her zaman çantasında taşıdığı kitaplarından vazgeçmiyor. Çocuk kitapları yazma, çocuk kitapları editörlüğü, çocuk ve gençlik edebiyatı başlıklı çeşitli atölyelere katıldı. Yazarın ilk kitabı Kumdan Hayaller olsa da kollektif kitaplarda öyküleri ile ve editörlük yaptığı kitaplarla da okuyucu ile buluştu. 

    YAZARIN DİĞER YAZILARI

    SuareMag – Arşiv
    Betül Çakıroğlu suaramag yazar

    Related Posts

    Duygularımı Tanıyorum Serisi

    Nisan 20, 2026 Betül Çakıroğlu

    SuareMag Nisan 2026

    Nisan 7, 2026 Manşet

    BEYAZ LEKE

    Nisan 3, 2026 SUAREMAG

    SÜSÜ AKMIŞ

    Nisan 1, 2026 Hakan Akdoğan
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026 Sanat

    Dolunay Kocabağ, New York’taki oyunculuk kariyerine yeni başarılar eklemeye devam ediyor. Sahne adıyla Luna Vintner…

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026

    Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

    Nisan 27, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    27 Mart Dünya Tiyatro Günü Uluslararası Bildirisi: “Tiyatro dünyadan yükselen çağrıyı duyabilir mi?”

    Mart 27, 2025 Tiyatro

    Maçkalı: Otizmin tedavisinde çocuğu anlamak öncelikli olmalı

    Nisan 4, 2022 Uncategorized

    TOK TOK TOK!

    Ocak 1, 2026 SUAREMAG
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.