Osmanlı’nın son padişahı VI. Mehmet Vahdettin’in özel hayatı, saray içi ilişkileri ve Milli Mücadele yıllarında haremin görünmeyen etkisi ilk kez bu denli kapsamlı biçimde ele alınıyor. Tarihçi-yazar Ümit Doğan’ın Destek Yayınları’ndan çıkan yeni kitabı Vahdettin’in Gizli Sırları ve Haremi, yakın tarih anlatılarına sarsıcı bir pencere açıyor.

Resmî tarih yazımında çoğu zaman arka planda bırakılan bir alanı odağına alan kitap, Osmanlı sarayında kadınların, cariyelerin, nedimelerin ve saray görevlilerinin tanıklıklarını merkezine alıyor. Ümit Doğan, bugüne dek sınırlı biçimde kullanılan ya da hiç yayımlanmamış anılar ve belgeler üzerinden, sarayın kapalı dünyasında yaşananları çok katmanlı bir anlatıyla gün yüzüne çıkarıyor.
Çalışmada; Nimet Nevzat Hanım’ın anıları, Vahdettin’in eşleri ve haremi hakkında kaleme alınmış hatıratlar, saray casusu Razi Bey, Tütüncübaşı Şükrü, saray nedimeleri Leyla Açba, Rumeysa Aredba ve Afife Rezzemaza gibi isimlerin anlatıları karşılaştırmalı olarak ele alınıyor. Bu tanıklıklar, yalnızca saray hayatının iç dinamiklerini değil, aynı zamanda Milli Mücadele karşıtı kararların saray içindeki yankılarını ve perde arkasını da görünür kılıyor.
Kitabın en çarpıcı bölümlerinden biri, Vahdettin’in beşinci eşi Nimet Hanım’ın, haremin katı kurallarına başkaldıran bir Türk kadını olarak yaşadıklarını anlatan bölümler. Saray içindeki baskılar, suçlamalar ve mutsuzluklar, tarihsel belgelerle birlikte aktarılırken; “ahlak”, “günah” ve “itaat” kavramlarının sarayda nasıl farklı anlamlar kazandığı da sorgulanıyor.
Vahdettin’in Gizli Sırları ve Haremi, yalnızca padişahın özel yaşamına odaklanan bir çalışma olmanın ötesine geçiyor. Kitapta Milli Mücadele’ye karşı yayımlanan fetvaların arka planı, Mustafa Kemal ve arkadaşları hakkında verilen idam kararlarının saray içindeki karşılığı, saraydan San Remo’ya uzanan kaçış süreci, saltanatın kaldırılışı sonrası hanedanın içten içe çözülüşü haremin içinden bir bakışla ele alınıyor.
Ümit Doğan, önsözünde çalışmasının sınırlarını net biçimde çiziyor: “Bu eser ne bir övgü ne de bir yergi kitabı. Okuyucuyu, ezberlenmiş tarih anlatılarının dışına davet eden cesur bir araştırma.”
Tarihe yalnızca cepheden değil, perde arkasından, fısıltılardan ve bastırılmış tanıklıklardan bakmak isteyenler için Vahdettin’in Gizli Sırları ve Haremi, Suare okurlarının radarına girmesi gereken çarpıcı bir çalışma.
Arka Kapak Yazısı
HALK İÇİN GÜNAH OLAN, SARAYDA HAKTI.
Vahdettin’in beşinci karısı Nimet Sultan anlatıyor:
Sarayın kanununda bir tek gaye vardı. Hükümdarın ve şehzadelerin keyiflerini, arzularını yerine getirmek. Dışarıdaki insanlar için kanun, ahlak diye konulan kayıtlar, saraydaki hükümdar ve şehzadeler için hükümsüzdü. Onların zevki mevzubahis olduğunda günah diye bir mefhum yoktu.
Sarayda yaşayan kadınlar bu kanunu olduğu gibi kabul etmişlerdi. Kendilerini bu hanedanın satılmış malları, oyuncakları sayıyorlardı. Hükümdarın ve şehzadelerin keyfine hizmet etmekte namusa, haysiyete bağlı bir fenalık görmüyorlardı.
Hükümdar ve şehzadeler, ellerine geçen kadınlarla canları istediği kadar oynuyor, sonra günün birinde kırık bir oyuncak gibi bir tarafa atıyorlardı. Ben saray içine nasılsa düşmüş bir Türk kızıydım. Halk içinden yetişmiş bir kızdım. Sarayın kanununu hiçbir zaman kabul etmemiştim. Hep derinden derine isyan duymuştum.
“Filan şey niçin böyle? Niçin öyle değil?”
“Sus kız…” diyorlardı. “Günaha girersin. Allah’ın emri öyledir.”
Allah’ın emri mi öyle? Allah’ın bütün insanlar için başka, saray için başka emirler vereceğini benim aklım kabul etmiyordu. Başka biri beni bir iki gün için oyuncak diye kullanmak istese, beni satın almaya çalışsa elbette isyan edecektim. Keyfini yapmak isteyen adam Vahdettin olunca neden gönül rızasıyla boyun eğeyim? Niçin ona başka bir gözle bakayım?


