“Her öykü yeni bir ses, her ses yeni bir yol, her yol yeni bir başlangıç.”
Nilgün Karataş
Suare Dergi, edebiyatın farklı biçimlerini bir araya getiren yolculuğuna bu kez öyküyle devam ediyor. Yayın Yönetmeni Nilgün Karataş, Suare Öykü’yü yalnızca bir dergi değil, bir edebiyat topluluğu ve kolektif bir yazı hareketi olarak tanımlıyor. Nilgün Karataş bu konudaki sorulara şu yanıtları veriyor:
- Suare Öykü fikri nasıl doğdu?
Uzun süredir öyküye gönül vermiş çok sayıda kalemle birlikte yol alıyoruz. Yazarlarımız arasında çok değerli öykü yazarları bulunuyor. Özellikle ayda bir hazırladığımız Suare Mag aracılığıyla zaten bir edebiyat alanı kurmuştuk ama öykünün kendi sesi, kendi temposu ayrı bir mecrayı hak ediyordu. “Suare Öykü” fikri de tam bu ihtiyaçtan doğdu: öyküyü yalnızca yayımlamak değil, birlikte üretmek, tartışmak ve yaşatmak istedik.
- Tür olarak neden öyküye odaklandınız?
Çünkü öykü, insanın varoluşunu, arayışını, kavgasını, en yoğun duygularını, en yalın haliyle anlatabilen bir tür. Şöyle bir yanlış algı var; öykü genellikle roman öncesi bir aşama gibi görülüyor. Bu algı biraz indirgemeci; çünkü öykü kendi başına bir tür olarak çok daha yoğun, rafine ve felsefi bir biçim taşıyor. Öykü uzun yıllar Türkiye’de ‘küçük anlatı’ olarak görülmüş, roman ‘büyük anlatı’yı temsil ederken öykü ‘deneme alanı’ olmuş. Ancak Sait Faik, Necati Cumalı, Bilge Karasu, Sevim Burak, Tomris Uyar ve daha bir çok değerli yazar bu algıyı kırmış, aşmış. O yüzden bu yanılgıları artık bırakmak lazım. Günümüzde Murat Gülsoy, Ayfer Tunç, Barış Bıçakçı, Mahir Ünsal Eriş, Murat Uyurkulak, Şermin Yaşar, Hakan Bıçakçı, Cemil Kavukçu gibi çağdaş kuşaktan birçok yazar, öyküyü hâlâ diri tutan damarları besliyor. Melisa Kesmez, Ömür İklim Demir, Aylin Balboa, Ahmet Büke gibi öykü yazarlarımız da var. Buket Uzuner’in bu yıl “50 Yılın Toplu Öyküleri”ni yayımlamış olmasını öykü edebiyatı adına çok anlamlı buluyorum. Bir de Suare Öykü Dergisi bu konuda çok şanslı. Yazı Kurulu’nda Tuba Ayşe Özgür, Benan Bilek, Mükerrem Yılmaz gibi deneyimli öykü yazarları var. Bu kurulda bir çok seçkide yer alan Arzu Kurt, Maksude Fatma Kılınç, Zeynep Pınarbaşı gibi öyküye emek veren yazarlarımız da var. Ve elbette Türkiye’de ismi anılması gereken o kadar çok değerli kalem var ki… Öykü aslında çok iyi bir yerde zaten, sessizce akan bir ırmak gibi… Bir de öykünün zamanın ruhuna çok uygun olduğunu düşünüyorum son zamanlarda. Öykü, bir solukta insanın özünü yakalayabiliyor. Bir duyguyu, bir suskunluğu öyle bir an’a sabitliyor ki o an sonsuza yazılmış bir anlatıya dönüşüyor. Hız çağında, dikkatimizin her yöne savrulduğu bir zamanda, öykü hâlâ bizi durduran, düşündüren, bir araya getiren bir alan. Suare Öykü de tam bu alanı büyütmek, o kısa ama derin yazıları bir araya getirmek için doğdu.
- İlk sayınızın teması “Kabuk” oldu. Bunun ilk sayı açısından özel bir anlamı var mı?
Kabuk hem koruyan hem de sınırlayan… Bazen bir kalkan, bazen bir yara bazen de doğuş. Kabuğumuzu çatlattık ve Suare Öykü doğdu. İlk sayımız 43 yazardan 43 öyküyle çıkıyor; hem onlara hem de bu sayıda yer almasa bile öykülerini bizimle paylaşan tüm yazarlara teşekkür etmek isterim. Bu uzun bir yolculuk, öykülerle ve edebiyat severlerle hep birlikte çok güzel işler yapacağız.
- Suare Öykü’yü diğer edebiyat girişimlerinden ayıran nedir?
En başta topluluk fikri. Biz sadece bir dergi değil, bir edebiyat hareketi olarak konumlanıyoruz. Öyküye gönül verenleri aynı masa etrafında toplamak istiyoruz. Yazarlar yalnızca yazılarını göndermeyecek; buluşmalara, atölyelere, okuma gecelerine katılacaklar. Her sayıda birlikte büyüyen bir yazı örgüsü ve aynı zamanda bir paylaşım alanı kurmayı hedefliyoruz. Hayallerimiz, planlarımız, hedeflerimiz var; bir edebiyat topluluğu olarak bunları gerçekleştirmek için çalışacağız. Ve elbette edebiyat adına yapılan tüm çalışmaları takdirle izliyoruz, bu konuda da her türlü işbirliğine açığız.
- Bu topluluk neleri hedefliyor?
İki ayda bir çıkan sayılarla öykü merkezli bir edebiyat ekosistemi yaratmak istiyoruz. Genç kalemlere ilk yayın fırsatını sunarken, deneyimli yazarlarla aynı zeminde buluşturmak istiyoruz. Zamanla kolektif kitaplar, öykü atölyeleri, çevrimiçi buluşmalar, yazar sohbetleri, öykü okuma-yazma programlarıyla bu alanı genişleteceğiz. Nihai hedefimiz, Suare Öykü’yü Türkiye’de öykü edebiyatının referans noktalarından biri haline getirmek. Tüm öykü severleri yalnızca okumaya değil, bu dünyaya katılmaya davet ediyoruz.


