Close Menu
    Son Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Pazartesi, Temmuz 6
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Narcissus – Benlik, İmaj ve Modern Ego

      Ocak 7, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Suare Kitaplığı ve Suare Yazarları Sarıyer Edebiyat Günleri’nde Okurlarla Buluşuyor

      Haziran 15, 2026

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026

      Kendi ‘araf’ının çıkmaz sokağındaki insan

      Haziran 30, 2026

      Figen Ormancı’dan yeni roman: Hiç Kimsenin Gölgesi

      Haziran 29, 2026

      40 Dilde Yayımlanan Dünya Çapındaki Fenomen Roman “Theo” Türkiye’de!

      Haziran 26, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Mayıs 9, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İfşa Günü: Yeni Başlayanlar İçin ‘Yeni Gerçeklik’

      Haziran 13, 2026

      Altın Palmiye Cristian Mungiu’nun oldu

      Mayıs 26, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Bir Yansımanın İçinden Dünyaya Bakmak

      Haziran 22, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      SEANS VE SONRASI

      Temmuz 1, 2026

      IL TEMPO SOSPESO.            

      Temmuz 1, 2026

      GATTACA: SEÇİMLERİMİZ GERÇEKTEN BİZE Mİ AİT? 

      Temmuz 1, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » TERARYUM
    Benan Bilek

    TERARYUM

    Eylül 1, 2025Yorum yapılmamış6 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Benan Bilek

    Üstüme üstüme geliyor, damla damla. Özenli mi? Emin değilim. Sağım solum şeffaf, dışarıyı görüyorum, dışardakiler beni görüyor. Ben bir şey yapamıyorum, onlar bir şey yapmıyor. Kollarımı atmak istiyorum öteye, daha uzağa, sadece kendimi sarıyor kollarım, isteğim bu değil. Yanı başımda bir küf kokusu; pişmiş tuğlanın nemli ekşimtırak kokusundan midem bulanıyor. Kaçamıyorum içimi bulandıran bu kokudan. Çekse alsa biri diye bekliyorum o kırık parçaları, almıyorlar. Birbirine karışmış renkler, kokular; güzel gibi görünen bir dünyanın mutsuz sahibiyim. Sahibi? Sahip falan değilim gerçekte, tam bir esaret bu. Renklerle sarmalanmış bir kaos. Solmuş çiçekler benden daha canlı. Her kötü benden iyi.

    Her şey her zaman aynı. Gelecek, bana bakacak, minik bir dokunuş belki, sonra diğerleriyle ilgilenecek. Farkına varmadan bu kalabalığın içinde kaybolmuş gibiyim. Biri beni çıkarsın artık bu teraryumdan, boğuluyorum.

    Büyük bir cam tavanın ardında ışıldıyordum. Işıkla büyüyordum, biraz da su. Köklerimin toprak altından gelen seslerini duyamayacak kadar büyüktüm artık. Tavana yaklaştıkça dibe çekildiğimi hissetmedim. Renklerin coşkusuna kapılmış olabilirim, her gün daha da büyümenin şımarıklığıyla. Sonra tavandan sarkan sarmaşığa dolandı boynum, sarmalandım hoyrat sarışlarla. Ayrılamadım. Silkelenip kendi yoluma dönemedim, sarmaşığın dallarında onun dönüşlerine uydum. Kıvrıldım, eğrildim, karıştım.

    Mevsimler geçmiştir, günler saatler; benim için her gün aynıydı. Her gün bir büyük adım, her gün toprağın üzerinde coşan çiçeklerin kokusundan daha uzak kalma gururu. Evet, gururdu bu. Ben o zaman büyümeyi güzel bir şey sanıyordum. Yalnızlaşmayı da. 

    Burada ısı da hep aynı; ne coşturacak kadar çok ne solduracak kadar acımasız. Kontrol panosundaki kırık termometrede sıcaklık hep on sekiz derece. Bana çok özel geliyordu on sekiz, büyülü, her şeyi değiştiren bir sayı. Sadece on sekiz oysa. Hep orada kalamazdı termometre; gerçek değildi. Takılı kalınmayacak kadar yalan.

    Bitkiler benden bağımsız birbirlerine yarenlik halinde; beraber yaşıyorlar, aynı anda nefes alıyor, fısıldaşıyorlar belki. Birbirlerinin sırlarını tutarak suç ortaklığı bile yaptıklarına yemin edebilirim. Umurumda değildi. İstedikleri kadar iç içe olabilirlerdi. Onlar iç içe sarılıp topak oldukça ben uzayıp giderdim tavandan yansıyan ışığa.

    Geceleri tropik bitki labirenti bölümünde saklanan kalanşoları izliyorum. Kırmızı, pembe, turuncu, sarı, birbirine geçen renklerinin uyumunu izliyorum. Parlak ışığı görünce coşmalarını. Ben de parlak ışığı seviyorum ama renklerim coşmuyor, cam tavana uzandıkça soluyorum. Azıcık su veriyorlar onlara da, yetiyor. Ben suya doyamıyorum; toprağım emiyor her bir damlayı, çekiyor içine. Daha, daha, daha; doymuyorum. Kalanşolar sakin, topraklarından gidemiyorlar, hep yere yakınlar, hep bir arada. Köklerinin çıtırtısını duymak için sessizliğe ihtiyaçları yok. Birbirlerinin gürültüsüyle mutlular. Onların bu curcuna hali beni yoruyor, gözlerim tavanda, kalanşoları görmek istemiyorum. Renklerini de.

    Kimsenin dibinde olmak istemiyorum ben, hemen yanı başında falan da olmak istemiyorum. Sarmaşıklardan kurtulduktan sonra anladım bunu, bir arada olmanın nefes kesici güzelliği boğuyor sonra beni. Duruşumun dikliğine bayılıyor burayı gezenler, hayranlıkla bakıyorlar, özeniyorlar. Rengârenk kalanşolar konuşuyorlar fısır fısır, ben hep ışığı yakalama peşinde…

    Yalnızsan sırrın yoktur. Kendinden saklamazsın bir şeyleri. Korkun da yoktur. Kendinden başka kimseye sorumluluğun olmaması özgürlüğe ne kadar yakışıyor. Hele ki vicdan… Sorgulamazsın, hesap vermezsin, kaygılanmazsın. Işık senin ışığındır sadece, yanmazsın. Kargaşadan da uzak kalırsın yalnızlığı seçtiğinde. 

    Seranın kapısından giriyor içeri, her zamanki yeşil hırkasına bürünmüş; bu haliyle tam da ortamın parçası. Cam buğulanıyor nefesiyle, sonra her şey eski haline dönüyor. Onun yeşili daha açık, daha mat. Yaprakların parlaklığı yok üzerinde. Canlılığı da. Olsun. Herkes biliyor burası onun cenneti, boğulduğunu, boğduğunu bilmediği cenneti. Dilediği gibi alıyor her birimizi, istediği yere koyuyor, söküp başka bir yere yerleştiriyor. İstediği kadar su veriyor. Termometre hep aynı, boşuna kontrol ediyor. Benzer renkleri bir araya getirme çabası komik geliyor, hepsini sıralayıp ardı ardına dizmesi de. Farklı olduğum için mutluyum; upuzun, tek ve dokunulmaz görüyorum kendimi. O da beni tek bırakıyor zaten.

    Sakin sakin dolaşıyor o çok iyi bildiği incecik yollarda. Çatlak kiremitleri üst üste yığıyor, büyük parçaları bir kovaya ayırıyor, küçükleri minik taşlar haline getirip çiçeklerin altına yerleştiriyor. Kiremit rengi toprağa çok yakışıyor, yaptığından mutlu. Çiçeklerin çevresini beziyor yere oturup, dakikalarca uğraşıyor onlarla. O dokundukça toprak canlanıyor, dolaştıkça yol yol, ayak sesleri toprağın altından gelen kök seslerine karışıyor. Kokular daha bir duyulur oluyor, renkler daha görünür. Tüm bunlar olurken benim boynum eğriliyor yavaş yavaş. Tutamıyor muyum başımı uzamaktan? Anlayamıyorum.

    Her şey rutininde sürüp giderken sistem alarmı çalıyor bir anda. Elektrik yok. Isı yükselmeye başlıyor. Karanlıkta nefes aldığını hissediyorum kalanşoların bile. Birbirlerinden hafifçe uzaklaşıyorlar. Rahatlıyorlar. Yukarıdan öyle görünüyor ya da.

    Elektrikler epey süre sonra geliyor. Telaşla içeriye giriyor, üzerinde yine yeşil hırkası. Ben her şeyi daha iyi duyuyorum şimdi. Fısıltıları bile. Kalanşolar yine birbirinin içinde, renkleri birleşmiş. Çok yorgun hissediyorum kendimi, daha yakınım şimdi onlara. Hatta toprağa eğiliyorum, duramıyorum istediğim gibi.

    Hemen yanındaki genç kızı görüyorum; onun hırkası kırmızı. Narçiçeği sardunyalar kadar güzel bir kırmızı. Yeşil hırkasının kollarını kıvırıp sulama kanalına düşmüş birkaç yaprağı eliyle toparlıyor hızla adam. Kırmızılı kız sudaki sarı bir çiçek yaprağına uzanıyor, alıp adama veriyor. “Bunu unutmuşsun.” 

    “Unutmadım, o hep tek kalmayı sever,” cevabını duyunca anlıyorum o çiçeğin benden koptuğunu. Şaşırıyorum. Bir şeyler eksiliyor ve ben farkında bile değilim. Azalıyorum. Düşüyorum. Fark etmiyorum. Yeşil hırkasıyla seranın yollarında gezerken çıkardığı hışırtılar şimdi daha yakından geliyor. Onu izlerken kendi kendine söylediği şarkıyı duyuyorum. Nefesinden camda oluşan buğu halkalarına dokunacak kadar yakınım artık. Yakınlaştıkça kendimi güvensiz hissediyorum. Kalanşoların tebessümü alaycı geliyor, fark etmemiş gibi yapıyorum. Saklanmak istiyorum, nafile. Saklasın istiyorum beni, yeşil hırkasının ardında görünmez olayım. Hissetmiş gibi önüme geçiyor, kalanşolarla aramıza. O önümde durunca arkamdaki koca monstera yapraklarının içine saklanıyorum. Korumuyor beni sandığım gibi, hapsediyor. Anlamıyorum. Küçülüyorum, ufacık oluyorum. Monsteraların arasında yok oluyorum, kalanşolar çok uzakta.

    Kapı aralık. Dışarıdan buz gibi soğuk bir rüzgâr esiyor. Uykulu gözlerim açılıyor bir anda. Bana kocaman gelen bir kaktüsün altında dalmışım uykuya. Rüyamda cam tavandan çıkıyor başım. Sarı değil artık ulaşmak istediğim, maviye erişmeye çalışıyorum. Yarıda kalıyorum. İçeri giriyor, yanında kırmızı hırkalı kızla. “Gel,” diyor, “işimiz var. Yeniden başlatmamız gereken bir hayat.”

    Dokunuyor tek yeşil kalmış dalıma, temizliyor uykunun esiri olmuş kurularımı. Sonra beni küçük, küçücük bir cam kâsenin toprağına iliştiriyor. Parmaklarıyla bastırıyor yavaşça, boğulacak gibi oluyorum ama bir yandan da tutunmaya çabalıyorum o toprağa.

    “Burada köklenirse yaşar,” diyor kırmızılı kıza. Aslında kıza değil bana söylüyor, duyumsuyorum. Sera kalanşoların hapishanesi. Monsteraların da. Hatta kaktüslerin. Cam tavandan çıkıp gidemez onlar. 

    Dış kapıdan sesler duyuyorum küçük cam fanusun içinden. Ben o tavanları delmeye çalışırken şimdi bu küçücük fanusta köklenmeye çalışıyorum ha? Her şey bitsin, her şey yıkılsın istiyorum. Hepimiz dağılalım gidelim yerlere, toprağa karışalım. Kökler birbirine karışsın, ben de isteğim köke sarılayım.

    Seranın kapısını açıyor bir sürü adam. Camları kırıyorlar hızla, hava değişiyor, ısı değişiyor, her şey bir anda değişiyor. Şiddet sarıyor her yanımı, fanusumda küçülüyorum. Görmesinler beni, bilmesinler. Seranın nemi havaya karışıyor. Adamlar yeşil hırkalıyı itekleyip yere yıkıyor. Kalanşolar şaşkın. Monsteralar suskun. Koca yeşil yaprakları kökleyip torbalara dolduruyorlar difenbahyaları. Gidiyorlar. Darmadağın ediyorlar hepimizi. Yok olan köklere üzülüyorum, bana ait olmasalar da. Derin bir sessizlikte ağlıyor tüm yeşiller, kırmızılar, sarılar.

    Gün ağarırken toprak altından sesler geliyor, küçük, sakin fısıltılar gibi. Köklerin sesi çıkmaya başlıyor yine. “Evet,” diyorum, “evet, uyanıyorlar. Yeniden saracaklar, sarılacaklar.” 

    İçimde bilmediğim bir duygu, hiç yaşamadığım; kök arıyorum kendime. Cam fanusumun içinde beni bulmalarını bekliyorum. Bulsunlar, sarsınlar, sarılsınlar.


    Benan Bilek, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümü’nde okumak için geldiği İzmir’de yaşayan bir İstanbullu. Öğrencilik yıllarından  bu yana iletişim sektörünün farklı dallarında görev yaptı. Metin yazarlığından ajans başkanlığına, dergicilikten senaryo yazarlığına uzanan iletişim deneyiminin sonunda yolu sanata vardı. Un elekleri üzerine ipliklerle yaptığı resimlerle pek çok kişisel sergi açtı; “Yaşam Elekleri” atölyeleri düzenledi. Türkiye’nin izleyicisi sadece kadın olan ilk stand-up projesini hayata geçiren Bilek’in Gece Tuşları, Duvarlar Şahit, Çin Çin Çini Mini Hanım, Rezene öykü kitaplarının yanı sıra Punta – Bir Meyhanenin Romanı adlı eseri bulunuyor. Bilek, öykü yazmaya, sahne gösterilerine, özel atölye çalışmaları ile kasnak ve elek üzerine ipliklerle resim yapmaya devam ediyor.

    YAZARIN DİĞER YAZILARI
    SuareMag – Arşiv
    Benan Bilek suaramag yazar

    Related Posts

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026 KÜLTÜR - SANAT

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026 Manşet

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026 Hakan Akdoğan
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Fotoğraf sanatçısı ve akademisyen Nihal Gündüz, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileriyle hazırladığı “Yüzleşme: Hayalet…

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    “Alice’sMirrorland Adventure” gösterisi 17-18 Ekim’de İstanbul’da

    Ekim 2, 2025 Müzikal

    Aşkın Lotus Hali… 

    Temmuz 4, 2024 Belgin Ulutay

    BOŞLUĞA TUTUNMAK

    Ağustos 1, 2025 Arzu Kurt
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.