Duygu Görücü
Burada yaşayan insanlar beni yabani olarak tanıyor. İlk taşındığım zamanlarda böyle değildi. En azından ben bilmiyordum benimle ilgili düşüncelerini. Ne zaman, nasıl öğrendim hatırlamıyorum. Çok da önemli değil benim için gerçi.
Yıllarca büyük bir şehirde, özel sektörün acımasızlığında çalıştım. Bir gün “Tamam,” dedim kendi kendime ve tası tarağı toplayıp buraya geldim. Çalışmalarımın birikintisini kendim için daha da çok gerçekten ihtiyacı olanlara harcamayı seçtim. Yaşadığım iş dünyasındaki çarpıtmalar, iki yüzlülükler, ayağını kaydırma savaşları gibi daha birçok şeyden sonra sevmeye sebep aradığım insanları sevmeden de olacağına karar verdim. Yaklaşık beş yıla yaklaşıyor buraya gelmem. Büyük bir arazi aldım. Bir köşesine sevdiğim tarz bir ev kondurdum. Diğer kısımlara da bana ihtiyacı olan canlılara, kedilere, köpeklere, tavşanlara ve gelip yardım isteyen diğer hayvanlara barınaklar yaptım. İnsanlar önce garip, sonra sevecen sonrasın da ise… Sanırım üçüncü aşamadan sonra bana yabani demeye başladılar.
Sokaklarda yaşayan, itilip kakılan kedi ve köpekleri toplamaya karar verdiğimde aslında hâlâ aktif olarak iş hayatındaydım. Şehirde onlara sadece yemek ve su vermeye çalışıyordum. Barınmaları için ne yaparsam yapayım ne zaman ne de çare buluyordum. Bir gün yaşadığım apartmanda yaptığım yuvanın parçalandığını gördüm. Sonra yeniden yaptım ve iki üç gün sonra yine parçalandığını gördüm. Kimseye engel olmayan bir yerde sadece sessiz canlıların soğuktan korunması için yapılan bir yeri parçalamak kime ne fayda sağlayacaktı ki? Yılmadan uğraştım. Onlar yıktı ben yaptım. Bir gün eve geldiğimde arabamdan inmeden önce gördüm onu. Yaptığım yuvayı parçalamak isterken içinde yavrulamış bir kediyi ve yavrularını tutup dışarıya attı. Anne kedi saldırınca da bir tekme savurdu ve bende film o an koptu. Bir hışımla çıktım ve tüm gücümle ittim onu. Yere düştüğünde kalktı ve tam vurmaya hazırlanırken beni gördü ve durdu. Onu durduran cüssem miydi yoksa komşusu olmam mıydı bilmiyorum. Hoş komşuluğa değer veren birisi olsa zaten bu zamana kadar bir şekilde iletişimde bulunurduk. Anne kedi ile yavrularını alıp evime çıktım. Akşam, onlara hazırladığım minderde uyuklarken, anne kedinin bakışlarındaki minnet içimi acıttı.
Çocuktum. Sokakta oynamaya çıkmıştım. Diğer çocuklarla oynamak istiyordum ama yanlarına nasıl gideceğimi bilmiyordum. Onlarla birlikte futbol oynamak, aralarına karışmak… Bir gün cesaretimi toplayıp yanlarına gittim. Beni kabul edip, oyuna dâhil ettiler. Onların yanında epey sıska ve ufak tefek kalıyordum ama yine de kabul etmişlerdi. Nasıl da mutluydum. Meğer niyetleri başkaymış. Oyun boyunca düşürdüler, sıkıştırdılar. Sabrettim. Kabul görmem için şarttı. O gün yılmadığım için bir süre daha aralarında kaldım ama hep tedirgindim. Bir gün aralarındaki sözü geçen kişi neden bilmem benden sıkıldı. Sokağın köşesinde beni sıkıştırıp, arkadaşça davranan çocuklardan yediğim dayak hastanede bir kol ve bacağın kırılması, alnımdaki dikişlik yara ile son buldu. İyileştikten sonra sorduğumda cevap, “Canım istedi,” olunca hepten çileden çıktım. O günden sonra aralarına katılmadım.
Birkaç gün sonra anne kedi ve yavrular daha bir toparlandı. Onları dışarıda yaptığım yeni yuvaya bıraktım. İş hayatımın yoğunluğu onlara vakit ayırmamı zorlaştırıyordu. Fakat içim de elvermiyordu zira o komşu hâlâ apartmanda yaşıyordu. Kararımı o zaman verdim. İşten ayrılmam, burayı bulmam ve gelmem iki ay içinde oldu. Anne kedi ve yavrularını da bırakmadım. İnsanlar mı? Artık benim için önemleri kalmamıştı. Acımasızlıkları, adaletsizlikleri, farklı formlardaki zorbalıkları hepsi toplanınca onlarsız da olacağına karar verdim. Evet, yabani diyorlar ama benim yaşam arkadaşlarımla hayatımız çok daha güzel. Ne derse desinler, mutluyum.

Duygu Görücü, Balıkesir’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Balıkesir’de, liseyi yatılı olarak İzmir’de Maliye Okulu’nda okudu. 1996 yılında başladığı memuriyet hayatı devam ederken, öğrendiği günden bu yana okumayı, ortaokuldan bu yana da yazmayı seviyor. İki kolektif kitapta öyküleriyle yer aldı. Halen kızı ve kedisiyle Balıkesir’de yaşıyor ve yazmaya devam ediyor.

