Close Menu
    Son Eklenenler

    Editörden: KIYIYA VURAN KELİMELER

    Ekim 15, 2026

    ÖMRÜMÜN MEVSİMLERİ

    Ekim 15, 2026

    DALGALAR

    Ekim 15, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Perşembe, Ekim 15
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      KOPENHAG: GÜVENİN VE HAFİFLİĞİN KONFORU

      Eylül 1, 2026

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      2026 Nobel Edebiyat Ödülü Anne Carson’a verildi

      Ekim 8, 2026

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      2026 Emmy Ödülleri’nde Rekorlar Gecesi: Televizyonun Ezberleri Bozuldu

      Eylül 16, 2026

      ÇYDD’nin 2026-2027 burs başvuruları başladı

      Eylül 14, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Polat Özlüoğlu ile “Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar” romanı üzerine

      Ekim 13, 2026

      2026 Uluslararası Booker Ödülü’nün Kazananı “Tayvan Seyahatnamesi” Türkçede!

      Ekim 9, 2026

      Sıradan insanın bir “derbeder” olarak portresi

      Ekim 7, 2026

      Celal Kadri Kınoğlu’nun yeni romanı “Provalar” raflarda

      Ekim 3, 2026

      Tutu Aydınoğlu’ndan Mirzayev’e yeni bir yorum: “Hafızanın Kontrpuanı” albümü çıktı

      Eylül 29, 2026

      Klasik Müziğin çağdaş yorumcularından Janoska Ensemble Bodrum’da

      Ağustos 7, 2026

      AYIN ŞARKILARI: AĞUSTOS AYINDA NE DİNLEYELİM

      Ağustos 2, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      ÖMRÜMÜN MEVSİMLERİ

      Ekim 15, 2026

      İsmi Olmayan Hikâyeler – IX

      Ekim 14, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      İsmi olmayan hikâyeler – VIII

      Ağustos 30, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      Pera Müzesi’nde İki Yeni Sergi: Cumhuriyetin Kamera Arkası ve Frank Bowling

      Eylül 30, 2026

      ‘1914 Kuşağı: Tanıdığımız Ressamlar’ sergisi RHM’de

      Eylül 23, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Bağdat Kavşağı: Savaş, Vicdan ve Kefaret

      Ekim 14, 2026

      37. Ankara Film Festivali’nde Ulusal Kısa Film Yarışması jürisi açıklandı

      Ekim 12, 2026

      Arjantin sinemasından Lütfi Ö. Akad’a: Sinematek’in yeni sezonunda neler var?

      Ekim 9, 2026

      Cennete 9 Tapınak: İnanç, aile ve ölüm arasında 9 durak

      Ekim 5, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kaş Tiyatro Günleri Likya’nın izinde beşinci kez perde açıyor

      Ekim 6, 2026

      14 yıl sonra yeniden perde: Muammer Karaca Tiyatrosu bağımsız tiyatrolara açılıyor

      Eylül 27, 2026

      Tiyatroda “VR” deneyimi: “35 Mayıs” yeniden sahnede

      Eylül 22, 2026

      Sait Faik ile Orhan Kemal “Düş Payı”nda buluşuyor

      Eylül 1, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Editörden: KIYIYA VURAN KELİMELER

      Ekim 15, 2026

      ÖMRÜMÜN MEVSİMLERİ

      Ekim 15, 2026

      İsmi Olmayan Hikâyeler – IX

      Ekim 14, 2026

      Bağdat Kavşağı: Savaş, Vicdan ve Kefaret

      Ekim 14, 2026
    • KİTAPLIK
    • ATÖLYE
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Öykü
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Küçük bir kâğıtta koca bir hayat: Hasip Pektaş ve ekslibrisin hafızası

      Eylül 25, 2026

      ÖZLEM GÜLLER ÜNAL RÖPORTAJLARI

      Eylül 13, 2026

      ‘Yazmak ömür boyu sığınağım oldu’

      Ağustos 29, 2026

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Karanlığın değişen yüzü: Gotik edebiyatın tarihsel gelişimi

      Eylül 15, 2026

      Gotik Mimari: Gotik edebiyatın görkemli yapıları

      Ağustos 10, 2026

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Polat Özlüoğlu ile “Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar” romanı üzerine

      Ekim 13, 2026

      “Miras alanlarını rant projesine dönüştürmeden kentin ortak yaşamının parçası haline getirmek meselemiz”

      Ekim 7, 2026

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      ÜST GEÇİT

      Ekim 1, 2026
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » YAPBOZUN EKSİK PARÇASI
    SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    YAPBOZUN EKSİK PARÇASI

    Ekim 15, 2026Yorum yapılmamış7 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Başak Arabacı

    Güneş sonsuzluğun içinden doğuyor. Ne insan ne ev ne yollar; beşere dair görünen bir zerre bile yok… Hiçliğin ortasındayım. Kâinatın bu muazzam hengâmesinde, varlığı ile yokluğu meçhul bir cüz gibiyim. Kimsenin görmediği, kimsenin duymadığı ve konuşmadığı kuytu bir noktayım. Rüzgârı hissettim yüzümde, son günlerde üflemelere doyamadı. O doymadıkça biz verdik, daha verdik, daha da çok verdik. Artık takatimizin son raddesindeydik…

    Aşağıya indim, yerde yatıyordu. Zar zor kafasını kaldırıp “Ben öldüm mü?” diye sordu. “Buralarda ölünmez, vesvese yapma!” diye azarlar bir ses tonuyla çıkıştım. Yürüyecek hâli yoktu. Sırtıma aldım, yatağına kadar taşıdım. İki kemerle, önce göğüs kısmından sonra diz hizasından yatağa sıkıca bağladım. Birazdan bayılacaktı… Diğeri? Diğeri nerede olabilir? Tutuna tutuna çevre odalara bakındım, yoktu. Tuvalette buldum en sonunda, umumi klozete sarılmış, istifra etmekten yüzü sapsarı olmuş, masum bir çocuk gibi bana bakıyordu. Biraz utanıyordu çünkü yemek yemeyin diye tembih etmiştim fakat dinlememişti. Neyse ki o yürüyebiliyordu, omuz verdim, tüm yükünü bana vererek yaslandı. Onu da yatağına kadar götürdüm ve aynı şekilde bağladım, ne olacağı belli olmazdı.

    Hava…

    Efendi Kaptan, köprü üstüne çıktığında rüzgâr hızlanmış, dalgalar gece olduğu gibi iki üç metreyi bulmuştu. Denizde oluşan her köpük taneciği, yeni yetme denizcilerin biraz daha hastalanmasına, koca geminin iki üç tecrübelinin eline kalmasına neden oluyordu. Bulutlarda başlardı rüzgâr, yavaş yavaş aşağı doğru iner, denizle buluştuğunda büyük dalgalar oluştururdu. Her beş dalgadan biri çok yüksek gelirdi.

    Efendi Kaptan henüz yirmili yaşlarında genç bir denizciyken Karadeniz’in simsiyah gecesinde denk gelmişti beşinci dalgaya. Ne kadar uğraşsa da mürettebatıyla birlikte alabora olmalarına engel olamamıştı. Kıyafetinin önü açık olduğu için içine su dolmaya başlamış ve Karadeniz’in soğuk suyu onu dibe, karanlık girdabına doğru çekmişti. “Ölüm anında hayatının film şeridi gibi gözlerinin önünden geçmesi doğruymuş,” demişti sonradan… Gerçekten hayatını sahne sahne, fotoğraf fotoğraf hatırlıyordu insan o kısacık ölüm öncesi anda. Kaç dakika suyun altında kaldığını hatırlamıyordu ama yaşadıkları anbean aklındaydı. Kaz Dağları’ndaki köyünün rüzgârını yüzünde hissetti bir an… Lise müdürü babasının sert ama sevgi dolu bakışlarını gördü. Kuzenleriyle Trakya’daki yaz tatillerinin cıvıltılı çocuk sesleri geldi kulağına… Ve en son koku! Karadeniz’in ortasında, denizin metrelerce dibinde o koku geldi burnuna. Nerede duysa tanırdı çünkü bu “anne” kokusuydu… Birden damağındaki tuz tadı yoğunlaştı, dakikalar geçmişti… Artık nefes almaya ihtiyacı vardı, ölüyordu… Tam da o anda içinden gelen bir ışıkla “Daha yaşanacak çok şey var!” diyerek dipte soyundu. Balık adam kıyafetini botlarından çıkaramamıştı ama kolları ve baldırları açığa çıkınca suyun yüzeyine doğru çıkmak için hareket alanı yaratmıştı kendine. Geleceğini yaşamak için o karanlık dipte çırpınmış, ellerini aça aça yüzeye çıkmıştı. Sekiz saatlik bir uğraştan sonra da kurtulmuştu, haklıydı, daha yaşayacak ve yaşatacaktı…

    Artık iyice yükselen güneşe bakmaya çalıştı ama bulutlardan net göremedi. Fırtına başlayalı yirmi üç saat olmuştu ve hiç gözünü kırpmamıştı. Hırpalanıyordu, yoruluyordu ama deniz onu yenileri tuttuğu gibi tutmuyordu. Otuz iki yılda alışmıştı. Karısı şöyle tarif ederdi: Yorulmaz, üşümez, acıkmaz ve deniz tutmaz. Olmazların adamıydı sanki…

    Güneş…

    Güneş tam tepede… Görmüyorum ama biliyorum. Denizciliğin atası Vikingler de yağmalama seferlerine böyle başlamışlar; “güneş taşını” bulduklarında. İskandinav Yarımadası ve çevresi malum; soğuk, sisli, bulutlu… Kışları bereketsiz olurmuş o diyarlar. Yazın çiftçilikle, hayvancılıkla uğraşan Vikingler, kışın bir uğraşları olmadığı için yakın yerlere yağmalama seferlerine gitmeye başlamışlar. Gel zaman git zaman, bunu bir meslek hâline getirmişler ve fakat sisten, buluttan yönlerini bulamadıkları için uzak diyarlara bir türlü gidememişler. İştahlarını kabartan İngiltere seferlerine ancak güneş taşını keşfettiklerinde niyet edebilmişler… Bu taşı bulutlara doğru tuttuklarında, hava ne kadar kapalı olursa olsun taşın arkasından güneşi görebiliyorlarmış. Artık yol bulma sorunlarının kalmadığını anladıklarında yağmalama konusunda çığır (!) açmışlar…

    O çağlarda yaşasam bir yerleri yağmalamak için onca zahmete katlanıp bu kadar uzun deniz seyirleri yapar mıydım? Dördüncü kaptan sordu bu soruyu bana. Yirmi yedi yaşında, iki yıllık denizci. Az önce yatağa bağladıklarımdan… “Sen niçin bu işi yapıyorsun?” diye soruya soruyla karşılık verdim. “Altı ay çalışıyorum, iyi para kazanıyorum, altı ay yiyorum,” dedi. Kendi sorusuna kendi cevap vermiş oldu.

    Rüzgâr…

    Rivayete göre çok eski zamanlarda denizler, okyanuslar çarşaf gibi dümdüz, dalgasız, poyrazsız, karayelsiz, sakin mi sakinmiş… Denizciler engin okyanuslarda ancak var güçleriyle kürek çekerek ilerleyebiliyorlarmış. Derken bir geminin yolu Rüzgâr Adası’na düşmüş… Bu adada sadece rüzgâr yaşıyormuş. Rüzgârı arkasına alan denizciler kürek çekip kan ter içinde bitap düşmeden de denizin üzerinde ilerleyebildiklerini fark etmişler. Kurnazlık yapıp rüzgârı da yanlarına alarak açılmışlar uçsuz bucaksız deryalara… Oh ne âlâ, artık kürek çekmek yerine mışıl mışıl uyuyup dinleniyorlarmış.

    Fakat…

    Bir daha hiç uyanamamışlar çünkü rüzgâr gemiyi o kadar hızlandırmış, o kadar kontrolsüzce savurmuş ki kayalara çarpıp parçalanmış, yok olup gitmişler…

    Rüzgâr o günden sonra yuvası olan adayı arayıp durmuş, bu yüzden de açık denizlerde öfkeli, hiddetli esermiş hep… Kendisini vatanından eden denizcilerden intikam alırcasına…

    İnsan…

    Mesaimi çoktan teslim etmiş olmam gerekiyordu ama ne Süvari Bey’den ne de üçüncü kaptandan ses seda yoktu. Köprü üstünde, payansız bir ıssızlığın tam ortasında bir başıma kalmıştım. Hayat denizlerde oldukça “kuytu” geçiyordu. Zaten oldum olası pek konuşmayan bir mizacım vardı. Üzerine aylarca yıldızların gezegene en yakın, insanların en uzak olduğu bu diyarlarda kalınca iyice suskun oluyordum. Cevap vermediğim için dırdır eden karıma “Konuşmayı unuttum,” demiştim bir keresinde. Keyifsizlik değildi benimkisi, alışkanlıktı. Yarım olmanın verdiği bir dilsizlik alışkanlığı…

    Konuşmaya çok da gerek olmadığını limanlarda anlamıştım zaten. Nice haritaların bile unuttuğu yerlere gittim… Yetmişten fazla lisan işitti bu kulaklar, hepsiyle de anlaşmanın bir yolunu buldum. Bazı diyarlarda para konuştu, tüm pürüzleri çözdü. Bazı diyarlarda ise kurallardan ve kaidelerden asla vazgeçilmedi. Deftere kitaba uymadık mı Nuh deyip peygamber demediler! Neydi insanoğulları, insankadınları arasındaki bu büyük fark? Tokluk ve doymamazlık arasındaki ince çizginin kaynağı nereden geliyordu? Kim çekmişti bu çizgiyi? Otuz iki senede cevabını bulamamıştım…

    İnsan dediğimde “benim insanlarım” aklıma geliyordu. Annem, karım, çocuklarım… Seyirdeyken özlemeyi kendime yasaklamıştım. Bekleyenlerim “Özledim,” derse zaman durmuş bir saat gibi hiç ama hiç ilerlemiyordu. Ancak özlemeyi unutursam nefes alabiliyordum. Kendimi bu kadar şartlamama rağmen aylar geçip dönüş yoluna geçince içime bir kuş kıpırtısı düşüyordu. Sanki çocuklarımın ana rahminden çıktıkları ilk an gibi, sanki karımın saçlarını ilk kez koklayacak, onunla ilk kez sevişecekmişim gibi. O içimdeki kuşa bile “Dur, daha kıpraşma,” diyordum… Belki yolda terslik olur, geminin başka bir yere gitmesi gerekir ya da ilerlememizin imkânsız olduğu dalgalar çıkar. Belki yerime başka bir Efendi Kaptan bulamazlar, hatırımız için şu seyri de tamamla derler. Belki yolumuzun üzerindeki bir ülkede savaş çıkar. Bilmem ne limanında bir ay bekleyin derler. Belki Afrikalı korsanlar rehin alır. Ellerimizi bağlayıp bir odada istif ederler bizi. Şirketten fidye beklerler, şirket pazarlık yapar. Uzar da uzar. Belki, belki, belki…

    Deniz…

    Süvari Bey geldi sonunda, vardiyasını teslim edip duvarlara çarpa çarpa kamarasına gitti. Saate baktı, akşam olmak üzereydi. İtinayla duvara sabitlemişti saati. Yoksa dalgalar yüzünden kafasında patlayabilirdi duvardaki her şey. Bir seferinde koskoca buzdolabı yerinden fırlamış, kamarasında özgürlüğünü ilan ederek bir sağa bir sola gezmişti. Yakalayayım derken ayağını sakatlamıştı. Gemide bir ay topallaya topallaya çalışmıştı. Buzdolabına çarptım demek başka bir şeydi, buzdolabı bana çarptı demek bambaşka… Karada olmayan şeyler olurdu denizde. Olmaz diye bir şey yoktu buralarda…

    Üzerini değiştirip yatağa uzandı. Perde bir havalanıp bir kapanıyordu. Ailesinden sonra en çok uyumayı özlemişti. Sallanmayan, motor sesi olmayan bir yatakta yüzükoyun uzanıp ellerini yastığın altına sokup tam uyumayı. Burada uykular da eksikti. Tavşan uykusu dedikleriydi onlarınki, bir gün değil, on gün değil, altı ay tavşan uykusu. Eğer öyle olmazsa sonu gaflet uykusu olurdu zira. Ürkek tavşanlar gibi bir gözü açık, kulağı motor ve dalga sesinde, bir gözü kapalı, hep sırtüstü, her an yataktan fırlayacakmış gibi… Derin uykuya dalamadığı için rüya hiç görmezdi seyirde. Rüya gördüm diyen denizciye kimse inanmasındı…

    Kara…

    Kafasını kaldırdı, çocuklarının fotoğraflarını gördü. Karne törenlerinde, yıl sonu gösterilerinde, ateşlenip sabahladıkları gecelerde babaları eksik çocuklarının… Doğum gününde alınamayan hediyenin, durup dururken bir çiçek getirilip yapılamayan sürprizlerin ta kendisiydi o… Gidilemeyen düğün davetiyeleri koleksiyonu vardı. Cenazesini omuzlayamadığı tüm büyüklerine, akrabalarına hakkını helal ediyordu. Onlar da helal etsindi.

    Aklında karmakarışık düşüncelerle daire şeklindeki lombozdan dışarı baktı. Güneş batıyordu. Yarım hayatın, yarım insanı günün yarısını bitiriyordu…


    Başak Arabacı öykü öykü dergisi

    Related Posts

    Editörden: KIYIYA VURAN KELİMELER

    Ekim 15, 2026 H. Nilgün Karataş - Suare

    ZIPKIN

    Ekim 15, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    DALGALAR

    Ekim 15, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    GÖLGE

    Ekim 15, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Editörden: KIYIYA VURAN KELİMELER

    Ekim 15, 2026 H. Nilgün Karataş - Suare

    H. Nilgün Karataş Yüzeyde başlayan küçük bir titreşim, hafif bir esintiyle. Kilometrelerce ötede gerçekleşen bir…

    ÖMRÜMÜN MEVSİMLERİ

    Ekim 15, 2026

    DALGALAR

    Ekim 15, 2026

    BENİM DALGALARIM

    Ekim 15, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Zorlu PSM 2023 yılını 900’den fazla etkinlikle tamamladı

    Ocak 2, 2024 Etkinlik

    Amélie: Montmartre, gar, yatak odası… Ve bir ruh hâli

    Aralık 15, 2025 H. Nilgün Karataş - Suare

    Fotoğraflarıyla insan ve doğa hikayeleri yazan bilge: Sebastião Salgado

    Mayıs 24, 2025 Fotoğraf
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Editörden: KIYIYA VURAN KELİMELER

    Ekim 15, 2026

    ÖMRÜMÜN MEVSİMLERİ

    Ekim 15, 2026

    DALGALAR

    Ekim 15, 2026

    Haber Bülteni

    Haber Bültenimize Abone Olun

    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.