Close Menu
    Son Eklenenler

    The Bad Plus veda turnesi için 16 yıl sonra Salon’da

    Ağustos 24, 2026

    Eskişehir’de festival zamanı: Porsuk kıyısında beş gün

    Ağustos 24, 2026

    Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci yaşını dünyanın öne çıkan filmleriyle kutluyor

    Ağustos 17, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Salı, Ağustos 25
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Nilgün Karataş: ‘Tanrıçalar ölmedi, sadece kostüm değiştirdi’

      Ağustos 5, 2026

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      MİTOLOJİDEN EDEBİYATA YAZI ATÖLYESİ – 2. MODÜL

      Ağustos 2, 2026

      MİTOLOJİDEN EDEBİYATA YAZI ATÖLYESİ – 1. MODÜL

      Ağustos 2, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Canavar’ın ‘saf’ değişimi ve dönüşümü

      Ağustos 12, 2026

      Elsa Morante’nin iki eseri aynı anda Türkçede

      Ağustos 5, 2026

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      Bir yasın izinde: Tanrıların Tahtında

      Temmuz 31, 2026

      Klasik Müziğin çağdaş yorumcularından Janoska Ensemble Bodrum’da

      Ağustos 7, 2026

      AYIN ŞARKILARI: AĞUSTOS AYINDA NE DİNLEYELİM

      Ağustos 2, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – VII

      Temmuz 25, 2026

      AH BAVULUM VAH BAVULUM

      Temmuz 15, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – V

      Mayıs 9, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci yaşını dünyanın öne çıkan filmleriyle kutluyor

      Ağustos 17, 2026

      İBB Beyoğlu Sineması’nda Ağustos Boyunca Ücretsiz Film Şöleni

      Ağustos 4, 2026

      Obsession: Bir Dileğin Etik Bedeli

      Temmuz 27, 2026

      THE ODYSSEY ÜZERİNE DÜŞÜNCELER: EN FAZLA TANRILAR KADAR KUSURLU

      Temmuz 26, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      The Bad Plus veda turnesi için 16 yıl sonra Salon’da

      Ağustos 24, 2026

      Eskişehir’de festival zamanı: Porsuk kıyısında beş gün

      Ağustos 24, 2026

      Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci yaşını dünyanın öne çıkan filmleriyle kutluyor

      Ağustos 17, 2026

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026
    • KİTAPLIK
    • ATÖLYE
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Öykü
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026

      Nilgün Karataş: ‘Tanrıçalar ölmedi, sadece kostüm değiştirdi’

      Ağustos 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gotik Mimari: Gotik edebiyatın görkemli yapıları

      Ağustos 10, 2026

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026

      Gotik Mimari: Gotik edebiyatın görkemli yapıları

      Ağustos 10, 2026

      Nilgün Karataş: ‘Tanrıçalar ölmedi, sadece kostüm değiştirdi’

      Ağustos 5, 2026

      TUZ DENİZİ

      Ağustos 1, 2026
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » Frankenstein’ın ‘Canavar’ı ve ötekilerin dramı
    Film

    Frankenstein’ın ‘Canavar’ı ve ötekilerin dramı

    KİTAPLAR VE FİLMLER ÜZERİNE
    Ekim 31, 2023Yorum yapılmamış8 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Ünü yaratıcısı Dr. Frankenstein’ı ve yazarı Mary Shelley’i aşan ve çoğu kez adı “Frankenstein” sanılan Canavar, kitaptan sinemaya en çok uyarlanan karakterlerden biridir. Shelley’nin unutulmaz hikayesi, bilim ile etik arasındaki ince çizgide gezinirken Frankenstein’ın önce yaratıp, sonra terk ettiği Canavar, ürkünçlüğü ile kaderin, yalnızlığın, öteki olmanın acımasız yüzünü bize hissettirir. Bu yazı da “Frankenstein; ya da Modern Prometheus”tan yola çıkarak Canavar ve temsil ettiği ötekilerle empati kurma üzerine bir denemedir.

    NİLGÜN KARATAŞ

    Hazırlamaya çalıştığım “Kitaplar ve Uyarlama Filmler” serisinde, sanırım düşündüğüm sıralamada ilerlemem mümkün olmayacak. Belki de böylesi daha iyi; çoğu klasikleşmiş olan eserleri günümüz gündeminin ışığında ele almak hem daha keyifli hem de düşündürücü olabilir. Listemin en popüler kitabı ve film uyarlamasını yazmaya hazırlanırken Netflix’te Çağan Irmak imzalı “Yaratılan”ın gösterime girmesi, onu izlediğim günün Cadılar Bayramı’na denk gelmesi, “Frankenstein; ya da Modern Prometheus”a öncelik vermeme neden oldu. Yönetmen Irmak, senaryosunu yazarken Frankenstein’dan ilham almış, bölüm başında da bunu belirtiyor zaten. Konusunu anlatmayacağım ama Osmanlı döneminde geçen filmde yönetmen bizi, delilik ile dahilik arasında dolaştırıyor. Tıpkı “Frankenstein ve Canavar” gibi… Bazı karakterlerin okurla tanıştıktan tam 205 yıl sonra, bir yönetmene daha ilham olması, yeni izleyicilerle buluşması bana çok enteresan ve büyüleyici geliyor. İşte bu yazı da Dr. Frankenstein’ın ve yarattığı Canavar’ın varoluş sürecini irdelerken, onların fantastik hikayeleri üzerinden kendi varoluşsal sorularımıza yanıt arıyor.

    Karekterler üzerine düşünmeden önce İngiliz yazar Mary Shelley’i birazcık tanıyalım. Bugün Mary Shelley, bilim kurgu türünün de öncülerinden biri olarak kabul ediliyor. Ancak düşünün iki asır öncesi ve bir kadın yazar ve tuhaf bir hikaye…

    Yıl 1818 ve tabi ki kadının adı yok!

    Feminist düşünceleriyle tanınan bir anne (Mary Wollstonecraft) ve filozof/yazar bir babanın (William Godwin) kızı olan Mary Shelley, 30 Ağustos 1797’de İngiltere’de dünyaya geldi. Edebiyatla iç içe büyüyen Shelley’in eşi ise bir şair; Percy Bysshe Shelley. Tüm çevresi edebiyatçılarla çevrili olan Mary ve eşi, 1816 yasında aralarında Lord Byron’ın da bulunduğu bazı yazarlarla birlikte İsviçre Alpleri’ne gidiyor. Grup bu seyahat sırasında, kendi aralarında bir hikaye anlatma yarışması düzenliyor. İşte bu yarışmayla, Mary Shelley’nin kafasında “Frankenstein”ın var olmaya başlıyor. Romanın ilk baskısı 1818 yılında Londra’da yapılıyor ve ve Mary Shelley’nin adı yerine kitabın başında “Anonymous” yani “anonim” ibaresi yer alıyor. Bu eserin, bir kadın yazar tarafından kaleme alınmasının okuyucuda önyargı oluşturacağı düşünülüyor. Roman ilk çıktığında kimileri içindeki karanlık, gotik öğeleri takdir ediyor, kimileri de ahlaki ve dini açıdan tartışmalı buluyor. Roman yavaş yavaş popülerlik kazanınca 1823’de ikinci baskı yapılıyor ve Shelley’nin imzası kapağa ekleniyor. Zaman içinde edebi bir başyapıt olarak kabul edilen eser, bugüne kadar birçok uyarlamaya, filme, tiyatroya konu oldu. Halen modern popüler kültürde de etkisini sürdürüyor.

    Bu arada yazar Marry Shalley, sadece kült eseri ile değil, hayatı ve romanını yazma hikayesiyle de beyaz perdeye konu oldu. Haifaa al-Mansour tarafından yönetilen ve Emma Jensen tarafından yazılan 2017 yapımı dönem dramasında Mary Shelley’i Elle Fanning, şair Percy Shelley’i de Douglas Booth canlandırdı.  

    Bilim ve etik arasındaki ince çizgi!

    Mary Shelley, genç yaşına rağmen bu eserini yazarken, bilimle etik arasındaki ince çizgiyi keşfetmiş olmalı. “Frankenstein; ya da Modern Prometheus” romanında, bir doktor olan Victor Frankenstein, zamanının bilimini ve teknolojisini kullanarak bir Canavar yaratır. Hikaye, genç bilimadamı Victor Frankenstein’ın, çeşitli ceset parçalarını bir araya getirerek yarattığı canavarın hikayesini anlatır. Ancak doktor, can verdiği Canavar’ın görüntüsünden dehşete düşer ve kaçar. Dr. Victor Frankenstein’ın yarattığı isimsiz Canavar arasındaki ilişkiden yola çıkarak, eserin bilimle etik arasında derin tartışmayı tetiklediğini söylemek mümkün. Bilimle nereye kadar oynanabilir? Doğanın sınırları nereye kadar zorlanabilir?..

    Frankenstein defalarca sinemaya uyarlanır. Ancak en ikonik uyarlama 1931 yılında yönetmen James Whale tarafından çekilen ve Boris Karloff’un Canavar’ı oynadığı Frankenstein’dır.

    Alt metin zenginliği…

    Eserin, alt metni birçok farklı şekilde yorumlanabilir. Mesela; kahramanımız Victor’un genç yaşta annesini kaybetmiş olduğu ve bundan çok etkilendiği düşünülünce, ölüme meydan okuması onun kişisel trajedi gibi okunabilir. Bu noktada şöyle bir soru sorabilirim: Kendi travmalarımız, büyük acılarımız var diye başkalarında travma yaratma hakkına sahip miyiz? Bunun sorumluluğunu taşıyabilecek kadar güçlü müyüz?

    Kahramanımız Frankenstein’ın  bir bilim insanı olarak sorumluluklarının bilincinde olduğunu söylemek mümkün değil. Öyle ya eserde, doktorun bilimsel tutkusu ile yaşamın sırlarını keşfetme, sınırları zorlama arzusu birleşince ortaya bir Canavar çıkar. Ancak romanda da, filmlerde de görürüz ki doktor, Canavar’ı yaratırken ne sonuçlarını düşünür ne de sorumluluklarına odaklanır. Bu düşüncesizliği yüzünden Canavar’ın hedefi haline gelir ve bedelini sevdiklerinin canıyla öder. Bu noktada şu soruya yanıt arayabiliriz: Dr. Victor Frankenstein, Canavar’ın mı yoksa kendi arzularının, tutkusunun, hırsının mı kurbanıdır? Yaratıcıya sempati duyup, Canavar’a karşı onun tarafını tutmadan önce, kanatimce Frankenstein’ı motive eden duyguları da sorgulamak gerekir.  Güç, üstünlük hissi, ego… Doğru yönetilmediği zaman ne yıkıcı duygular değil mi? Bu eserde olduğu gibi, bu yakıcı ve yıkıcı duyguların tüm taraflar açısından trajik sonuçları olabiliyor…

    Arayış, isyan ve intikam…

    Eğer karakterlerin psikolojisine odaklanacaksak, Canavar’ın gözünden olaya bakmayı tercih ederim. Çünkü Dr. Frankenstein yaratıcıdır, Canavar ise yaratılan. Dünyaya gelmiş olması Canavar’ın değil, Frankenstein’ın seçimidir. Ürkünç ve korkunç olmak onun için de üzücüdür, çünkü yaratıcısı ancak o kadar beceriklidir. Üstelik yaratıcı baba sorumsuzdur, sırf çirkin ve görünümü ürkütücü diye oğlunu dışlayarak bunu çok net bir şekilde gösterir!

    Canavar ne yazık ki, düşünebilen bir yaratıktır; yaratıcısı tarafından terk edilmenin acısını içinde duyar. Canavar, insanlarla iletişim kurmak, etkileşime girmek için elinden geleni yapar; kabul görmek ister ancak dışlanır. İnsanların korku ve nefretiyle karşılaşınca saklanır. Fakir bir aileye duyduğu yakınlık, odun toplayarak ihtiyatlı bir şekilde onlara destek olma çabası aslında kendini bir yere ait hissetme çabalarını anlatır. Onların arasında gizlice yaşayarak okumayı ve  konuşmayı öğrenmesi, ailenin görme engelli babasıyla arkadaşlık kurması kaderini değiştirmeye yetmez, ailenin diğer fertleri ondan korkunca oradan ayrılmak zorunda kalır.

    İster inançlı olalım, ister inançsız kızdığımızda, öfkelendiğimizde varlığımıza isyan ederiz değil mi?  Canavar da, öteki olmanın acısıyla önce isyan ediyor, sonra intikam almanın peşine düşüyor. Yaratıcıyı araması, bulması, yüzleşmesiyle değil de, genel de yaratıcısının değer verdiklerine zarar vermesi yüzünden “iblis” olarak nitelenen isimsiz Canavar, aslında öteki olmanın zorluğunu ne kadar net anlatıyor. Kapsayıcı olmasını umduğumuz toplumun dışlayıcı doğası, insanların farklılıklara olan tepkisi günümüz insanının da karşılaştığı sorunlar değil mi? İzolasyonun insan psikolojisi üzerindeki etkilerini anlamak için Canavar’la da empati yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Canavar’ı anladığımızda, çevremizdeki canavarlarla da anlaşmanın bir yolunu bulabiliriz belki.

    Ateşi çalmanın gazabı!

    Bu arada kitabın “Frankenstein; ya da Modern Prometheus” başlığındaki mitoloji göndermesine de değinmezsek olmaz. Prometheus, Antik Yunan mitolojisinde tanrılara karşı çıkan ve insanlara ateşi veren tanrıdır. Ateşi insanlara vererek onları bilgelikle donatan Prometheus, diğer tanrıların öfkesini çeker ve cezalandırılır. Bu mit; insanın bilgiye, teknolojiye ve aydınlanmaya olan açlığını ve bu uğurda göze alabileceği riskleri temsil eder. Mary Shelley’nin “Modern Prometheus” benzetmesi, Victor Frankenstein’ın yaratma sürecinde tanrısal bir rol üstlenmesine ve biliminin insan hayatına müdahalesine vurgu yapar.

    Victor, Canavar’ı ilk yarattığı zaman Prometheus’un ateşi insanlara vermesi gibi, yaşamın sırlarını keşfetmiş ve ölüme karşı bir başarı elde etmiştir. Ancak Victor’un bu kararı alması, hem kendisi hem de eseri açısından trajik sonuçlar doğurur, o da Prometheus gibi yaptığı eylemin gazabına uğrar. Ateşi çalmanın mitolojide de, romanda da, filmde de ve kurgu dünyasında olduğu gibi gerçek hayatta da bir bedeli vardır…

    Frankenstein sinemada

    Eseri bu kadar inceledikten sonra film uyarlamalarına da hızla göz atalım. “Frankenstein” sinemaya pek çok kez uyarlandı ve bu uyarlamaların ilki 1910 yılında geldi. Edison Studios tarafından çekilen kısa bir sessiz film olan “Frankenstein,” orijinal hikayeden önemli ölçüde sapmıştı. Yine de bu film, sinemanın erken dönemlerinde bile Frankenstein hikayesinin büyük bir ilgi gördüğünü gösteriyor.

    Ancak, en ikonik ve etkileyici Frankenstein filmi, 1931 yılında yönetmen James Whale tarafından çekilen “Frankenstein” olarak kabul ediliyor. Bu filmde Boris Karloff, canlandırdığı Canavarla karakteri ile unutulmaz bir performans sergiledi. Bu fiyl aynı zamanda sinema tarihinde korku ve bilim kurgu türlerinde bir dönüm noktası oldu.

    Bu filmin başarısıyla birlikte, Universal Stüdyoları, 1930’ların sonlarına kadar bir dizi Frankenstein filmi yapmaya devam etti. “Bride of Frankenstein” (1935), “Son of Frankenstein” (1939) gibi devam filmleri ve “Abbott and Costello Meet Frankenstein” (1948) gibi komedi unsurlarının da olduğu yapımlar izleyicilerle buluştu.

    Frankenstein temalı filmler, zaman içinde farklı yorumlarla ve çeşitli türlerde devam etti. Hammer Film Productions’un 1957 yapımı “The Curse of Frankenstein” ve Universal’ın 1994 yapımı “Mary Shelley’s Frankenstein” gibi yapımlar da dikkat çeken uyarlamalardan birkaçı. Bu filmlere göz atmak isterseniz, Wikipedia’daki bu sayfaya göz atabilirsiniz.

    H. Nilgün Karataş

    Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden “gazetecilik yapmayacağım” diyerek mezun oldum ve yıllarca Milliyet, Dünya, Günaydın, Akşam, BusinessWeek Dergisi, Para Dergisi ve Hürriyet Gazetesi’nde “çok severek” çalıştım. Uzmanlık alanım ekonomi gazeteciliği olmasına karşın kitaplar ve filmler beni her zaman büyüledi, hayatı onlar üzerinden çözümlemeyi sevdim. Hep yazdım, çok yazdım; ilk yayımlanan romanım Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar oldu, Halen Suare Dergi, Bianet, Distopya ve Yeni Sinema Dergisi için yazarken öykü, roman ve senaryo çalışmalarımı da sürdürüyorum. Bu arada ikinci üniversite olarak İstanbul Üniversitesi’nde Felsefe Bölümü öğrencisiyim.

    YAZARIN TÜM YAZILARI

    Ünü yazarını geçen roman kahramanları

    Bazı kurgu karakterler var ki, onu şıp diye tanırız da yazarının adını bir anda hatırlamak kolay olmaz. Edebiyat tarihinde ünü yazarlarını aşan, kültürel bir etki yaratmış pek çok kurgusal karakter bulunuyor. Don Juan, Tarzan, Frankenstein, Robinson Crusoe gibi karakterlerin hemen hemen hepsi film karakterlerine dönüşmeyi de başarmıştır.

    YAZININ DEVAMI

    Çağan Irmak’ın Frankenstein’dan ilham alan dizisi ‘Yaratılan’ Netflix’te

    Yönetmeni Çağan Irmak’ın hem senaryosunu yazdığı hem de yönetmenliğini üstlendiği Yaratılan, Frankenstein’dan ilham alınarak, 8 bölümlük bir dizi olarak izleyici karşısına çıktı

    FİLMİN KÜNYESİ VE FRAGMANI
    Film kitap nilgün karataş yazar

    Related Posts

    Canavar’ın ‘saf’ değişimi ve dönüşümü

    Ağustos 12, 2026 BURAK SOYER

    Gotik Mimari: Gotik edebiyatın görkemli yapıları

    Ağustos 10, 2026 Edebiyat

    Elsa Morante’nin iki eseri aynı anda Türkçede

    Ağustos 5, 2026 Edebiyat

    Nilgün Karataş: ‘Tanrıçalar ölmedi, sadece kostüm değiştirdi’

    Ağustos 5, 2026 Edebiyat
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    The Bad Plus veda turnesi için 16 yıl sonra Salon’da

    Ağustos 24, 2026 KÜLTÜR - SANAT

    Çağdaş cazın özgün topluluklarından The Bad Plus, 12 Eylül’de Fiba Salon İKSV sahnesine konuk oluyor.…

    Eskişehir’de festival zamanı: Porsuk kıyısında beş gün

    Ağustos 24, 2026

    Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci yaşını dünyanın öne çıkan filmleriyle kutluyor

    Ağustos 17, 2026

    Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

    Ağustos 13, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Kapadokya’da ‘kabuki’ ile etkileyici gösteri

    Eylül 17, 2025 Etkinlik

    ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

    Eylül 20, 2023 Haber

    SESSİZ ÇINGAR

    Temmuz 1, 2025 Emel Altuntaş
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    The Bad Plus veda turnesi için 16 yıl sonra Salon’da

    Ağustos 24, 2026

    Eskişehir’de festival zamanı: Porsuk kıyısında beş gün

    Ağustos 24, 2026

    Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci yaşını dünyanın öne çıkan filmleriyle kutluyor

    Ağustos 17, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.