Gaye Aybar
Kan şekeri sekiz yüz. Hastanede yatmış ama günlerce düşürülememiş bir şekerle taburcu olur olmaz psikiyatride soluğu alan biri. En çok da anne.
“Nasılsınız?”
“İyi değilim.”
“Nedir şikâyetiniz?”
“Şekerim yüksek, düşüremediler. Strese bağlıdır, dediler. O yüzden buradayım.”
“Hm… Evet. Strese bağlı durumlar şeker dengesini bozuyor. Peki, sizi zorlayan bir durum yaşadınız mı yakınlarda?”
“Hep var.”
“Biraz bahsedebilir misiniz?”
“Çocuklarım.”
“Çocuklarınız?”
“Onlar hiç benim istediğim gibi değiller.”
“Nasıl olmalarını istemiştiniz de olmadılar?”
“Onlara yıllarca analık ettim. Bir istediler, iki etmedim. Şimdi ben bir şey istesem yapamam, sonra, uygun değilim, diyorlar. Ben aramasam aramıyorlar. Nankörlük ediyorlar.”
“Bu durum sizde nasıl bir etki yapıyor peki?”
“Sinirleniyorum. Onlara verdiğim emeği düşünüyorum. Sonra bunu hak etmediğimi düşünüyorum. Nasıl annelerine hayır, derler diyorum. Ben onlara öyle mi yaptım, diye düşünüyorum kendi kendime.”
“Peki çocuklarınız siz bir şey istediğinizde her zaman evet mi demeliler, bunu mu bekliyorsunuz onlardan?”
“Tabii ki de evet diyecekler. Anneye hayır denilir mi? Sonra kan şekerin niye düşmüyor? Onlar yüzünden.”
“Şekerinizin yüksekliği onlarla ilgili diyorsunuz.”
“Asabi şeker. Sinirlenince çıkıyor benimki. Arayıp sorsalar. Lafımı ikiletmeseler böyle olmaz. Onlar, sebep. Bakın şimdi bile dilim damağım kurudu. Kesin yükseldi şekerim”
“Bu bekleyiş hali istediğiniz gibi gelişmedikçe gerginliğiniz artıyor anladığım kadarıyla”
“Evet. Sizin anneniz vardır. Onu ne sıklıkla arasınız? Bir şey istese hayır mı diyeceksiniz?”
“Ehem… Konu benim annemle ilişkim değil. Sizin çocuklarınızla ilişkiniz. O yüzden bu sorunuza vereceğim yanıt sizin stresinize ya da şekerinize çare olacak cevabı içermiyor.”
“Bence hayırlı evlat annesine hürmet edendir.”
“En son ne yaşadınız bu konuda?”
“Bir aile yemeğimiz olacaktı. Tarih belirleyeceğiz. Ya birininki ya ötekininki uymuyor. Derken sinirlendim. İkisine de açtım ağzımı yumdum gözümü”
“Sonra?”
“Ne olacak sonra hastaneye yattım şeker fırladı. Bak o zaman hepsi yanımda. Böyle mi olması gerekiyordu?”
“Peki onlardan beklediğiniz tam olarak nedir?”
“Sevgi.”
“Onlar hayır dediğinde sevilmediğinizi mi düşünüyorsunuz?”
“Evet.”
“Peki, siz annenize sevginizi nasıl gösterirdiniz?”
“Annemi hiç kırmadım. Ne istese yaptım, her gün aradım. Ama biliyor musunuz hiç yüzü gülmedi. Bir kere sevdiğini demedi. Ama ben yapmaya devam ettim.”
“Anneniz tarafından sevildiğinizi hissettiniz mi?”
“Hayır”
“Hm… İçinizde hep sevgi arayışında olan bir çocuk olabilir mi?”
“Bilmem ki. Bildim bileli annemi memnun edemediğimi fark ettiğimde yemek yerdim. Kendimi hep eksik hissettim. Tek mutluluk sebebim buydu. Onun verdiği bir rahatlık olurdu. Sonra daha fazla yedim. Baktım ki yedikçe rahatlıyorum ve iyi hissediyorum.”
“Sonra şeker hastası oldunuz?”
“Evet.”
“Hücrelerinizden şeker fışkırıyor ancak mutlu değilsiniz yine de?”
“Evet, değilim.”
“Acaba sorun bu sevgi arayışı ve içinizdeki duygusal boşluğu doldurmak için çocuklarınızdan şöyle olurlarsa, böyle yaparlarsa ben sevilirim, mutlu olurum gibi kati bekleyişlerle dolu düşünceleriniz olabilir mi?”
“Onu siz bileceksiniz. Ben bilmediğim için buradayım.”
“Anlattıklarınız beni böyle bir varsayıma götürdü. Belki de yaşamda neyi nasıl aradığınız ve bunu karşılamak adına oluşturduğunuz beklentiler sorunu oluşturuyor. Biraz buralar da derinleşelim mi, ne dersiniz?”
“Olur. Ancak merak ettiğim bir konu var. Sonrasında çocuklarım beni mutlu edecekler değil mi?”

Dr. Hikmet Gaye Aybar, psikiyatri alanındaki uzmanlığı ile bütüncül bir terapi yaklaşımı sunmaktadır. 2003 yılında Prof. Dr. Mehmet Sungur’dan aldığı Bilişsel Davranışcı Terapi eğitimiyle başlayan terapi yolculuğunu, cinsel terapi, çift ve aile terapisi, EMDR, sanat psikoterapisi, travma odaklı terapi, edebiyat gibi çeşitli eğitimlerle destekledi. Bilim ve sanat çalışmalarını bir arada kullanan Aybar, bireysel, aile, çift danışmanlıklarının yanı sıra gruplarla ve topluluklarla yaratıcı drama, sanat psikoterapisi, yaratıcı dans atölyeleri ile çalışmaktadır.


