İpek Kocaman
Bazı anlar vardır; bazı cümleleri doğurur ve insanın zihnine değil de doğrudan hayatına düşer: “Gerçekler sizi özgürleştirir, ama önce öfkelendirir.” Bu söz, feminist hareketin en güçlü seslerinden biri olan Gloria Steinem’e ait. İlk duyulduğunda bir slogan gibi görünse de aslında hayatın tüm alanlarında var olan süreçlerin ve yüzleşmelerin ve ardından gelecek olan değişimlerin bir özeti gibi, değil mi? 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Steinem’in kitabı, bu cümlenin ardındaki hikâyeyi hatırlamak için çağrıda bulunuyor.


Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir kitabını Türkçeye kazandıran Elif Doğan, çevirmen önsözünde, Steinem’in feminist aydınlanma yolculuğunda kendisine rehber ve yoldaş olduğunu belirtiyor. Kitap, tek bir anlatıdan çok, yıllar boyunca yazılmış makalelerden, konuşmalardan,kişisel gözlemlerden ve aforizmalarından oluşuyor.
“Madem âdet döngüsünün başında, yani kadınlık hormonu en düşük seviyedeyken kadınlar daha az mantıklı ve daha duygusal davranıyor; o birkaç gün boyunca kadınların, erkeklerin koca bir ay boyunca yaptığı gibi davrandığını söylemek mantıklı değil mi?”
Kitabın en çarpıcı yanı ise öfkeyi bir problemden ziyade bir başlangıç noktası olarak görmesi. Gerçeklerin rahatsız edici olması; normal kabul edilen adaletsizliklerin sorgulanmaya başlaması, eşitsizliklerin fark edilip dile getirilmesi, insanları önce huzursuz ediyor, daha sonrasında bu huzursuzluğun bir uyanışı tetiklemesiyle öfke, değişimin ilk kıvılcımı olarak tanımlanıyor.
“Sizi kendisine bağımlı bırakmak için verilen yardım ile bağımsız kılmak için verilen yardım arasındaki farkı her kadın bilir.”
8 Mart Dünya Kadınlar Günü, tarihte bir hak mücadelesinin sonucunda ortaya çıkmış politik bir gün. Bir hatırlama, bir sorgulama günü. Ve belki de en çok, rahatsız olma günü.Steinem’in kitabı da bu rahatsızlığı hiç saklamadan dile getiriyor. Kadınların karşılaştığı o görünmez engellerden beden politikalarına, erkek egemen dilden kadın dayanışmasına kadar uzanan geniş bir alanda keskin bir dilde, aforizmalar halinde anlatıyor.
“Birbirini destekleyen, birbiriyle düzenli aralıklarla sohbet eden, kendi deneyimlerini ve gerçeklerini paylaşan, yalnız olmadığını gören kadınlardan oluşan seçilmiş aileler kurmalıyız. İşte bu, her şeyi kökten değiştirir.”
Bugün kadın hakları konusunda dünyadaki birçok kazanım, bir zamanlar ‘fazla radikal’ görünen fikirlerin sonucudur: çalışma hayatında eşitlik talepleri, oy hakkı, şiddete karşı hukuki düzenlemeler… Hiçbiri kendiliğinden gerçekleşmedi. Her biri önce bir gerçeğin görülmesi ve ardından o gerçeğin yarattığı o muazzam öfkeyle başladı.
Bu nedenle Steinem’in cümlesi hâlâ güncel: Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir!
“Kadınlar sadece rahimleri olduğu için değer gördükleri sürece, aklımız ve yüreğimiz hak ettiği değeri bulamayacak.”
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü, çiçeklerin alındığı, indirim kampanyalarının olduğu ya da ‘kadınlar değerlidir…’ mesajlarının atıldığı bir kutlama günü olarak değil, bir düşünme alanı olarak görmek belki de bu yüzden önemli. Çünkü ‘eşitlik’ meselesi geçmişte kazanılmış bir mücadele değil; hâlâ yazılmakta olan bir hikâye.
Ve belki de bu hikâyenin en dürüst başlangıç noktası hâlâ bu rahatsız edici sorudur:
Gerçekten eşit miyiz?
Cevap bizi öfkelendiriyorsa, belki de doğru yerden düşünmeye başlamışızdır…
“Bir doktorlar vardır,
bir de ‘kadın doktorlar.’
Bir romancılar vardır,
bir de ‘kadın romancılar’.
Güçlü olan ismi sahiplenir
güçsüz olana sıfat eklenir.
Güçsüz olan, güçlü olanı onun
kendini tanıdığından çok daha iyi tanır.
Koyu tenli insanlar, hayatta kalmak için
beyazları anlamak zorunda bırakılır;
tıpkı kadınların erkekleri
anlamak zorunda bırakıldığı gibi.
‘Ötekini’ gizemli bulmak,
güçlü olanın ayrıcalığıdır.”
GERÇEKLER SİZİ ÖZGÜRLEŞTİRİR AMA ÖNCE ÖFKELENDİRİR
Gloria Steinem
Düşbaz Kitap, 2025
Çeviri: Elif Doğan
176 s.


