Close Menu
    Son Eklenenler

    Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026

    Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026

    Ayın Kitapları: MAYIS AYINDA NE OKUYALIM?

    Mayıs 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Cuma, Mayıs 1
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      1 KAVRAM 10 DÜŞÜNÜR: Varoluşun On Yüzü

      Ağustos 2, 2025

      Ulus Baker: Kısacık hayatına çağları sığdıran ‘birisi’

      Temmuz 12, 2025

      Institut français, Fransız yazar, felsefeci ve filolog Barbara Cassin’i ağırlıyor

      Şubat 25, 2025

      Sade Yaşamın Gücü: Epikür ve Tao’nun izinde sadeleşmek

      Aralık 7, 2024

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Yeni Eril: Dr. Nil Keskin’den kapsamlı bir dönüşüm rehberi

      Mart 4, 2025

      Cansel Oruç’un ‘Başarmaktan Korkma’ kitabı okuyucuyla buluştu

      Aralık 26, 2024

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      “Bir ‘teselli’ ver…”

      Nisan 20, 2026

      Sandviç Kuşağı: Arada Kalmışlık

      Nisan 19, 2026

      Var ol! Kelime büyücüsü çok yaşa!

      Nisan 15, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Ayın Kitapları: MAYIS AYINDA NE OKUYALIM?

      Mayıs 1, 2026

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026

      Filiz Çiçek’ten adalet ve intikam romanı: Kayıp Ada ve Şeytanları

      Nisan 22, 2026

      Adını Sen Koy: İki farklı zaman, iki farklı kadın ve benzer bir hikaye

      Nisan 21, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MART AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mart 8, 2026

      İş Sanat’ın Parlayan Yıldızlar konserleri devam ediyor

      Ocak 15, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Sibel Kırcadere Uslu ile İsmi Olmayan Hikayeler

      Mart 16, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lll

      Mart 16, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Río Sur, Pera Müzesi’nde

      Ekim 16, 2025

      Dalí’nin Tavşan Deliği: Bir romanın resme dönüşen rüyası

      Haziran 12, 2025

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nden ücretsiz sergi turları

      Şubat 20, 2026

      Isabel Muñoz’un Göbeklitepe fotoğrafları Berlin’de

      Şubat 10, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Palu Ailesi skandalı belgesel oldu

      Nisan 10, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      İstanbul Film Festivali 9-19 Nisan’da sinemaseverlerle buluşuyor

      Mart 24, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Sahnede paranormal bir deneyim: “Geceyarısı Hayaleti” başlıyor

      Mart 19, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Kitapları: MAYIS AYINDA NE OKUYALIM?

      Mayıs 1, 2026

      EDİTÖR’DEN

      Mayıs 1, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      Ebru Karaayvaz’dan ağlarken güldüren kitap: Reçeteye Mizah Ekledim

      Mart 9, 2026

      Bozkurt: Yeni nesil yayıncı Toros, kitabı sadece basılı ürün gibi görmüyor!

      Mart 2, 2026

      “Gençler Nereye?” kitabının yazarı Tuğçe Tatari: Türkiye gençlerini duymuyor ve görmüyor

      Şubat 27, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Pablo Neruda: Aşkın, kavganın ve sessiz coğrafyaların şairi

      Temmuz 12, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      İMDAT POLİS

      Mayıs 1, 2026

      KİNGU

      Mayıs 1, 2026

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » İNCE KIRMIZI HAT
    Özlem Günal Özyürek

    İNCE KIRMIZI HAT

    Mayıs 1, 2026Yorum yapılmamış7 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Özlem Günal Özyürek

    Her şeyin bir yeri vardı büyüdüğü evde, değişmeyeceği baştan belli yerler. Sözlerin, bakışların, duruşların, hatta susuşların bile bir yeri vardı. Tıpkı babasının çökmüş koltuğu, üzeri çizik dolu dikdörtgen yemek masası, kapağı kapanmayan ayakkabılık, rengi solmuş halı, eski bir sandığın üzerindeki çoğu çatlak biblo ya da aynanın kenarında sıkışıp kalmış şu aile fotoğrafı gibi.

    Hatta sabahları kızarmış ekmek, öğlene doğru yemek, Pazar günleri balık, Salı ve Cuma günleri mevsimlerden kış ise tarçın kokulu bir kek, yaz ise şeftalili bir tart kokusu gibi.

    Ve herkes; her eşya gibi, evdeki her şey gibi yerini ve zamanını bilirdi. Rolünü de.

    Ayrıca genelde tüm ailenin bir arada olabildiği tek öğün olan akşam yemeğinin saati de belliydi. Ve saatinin belli olduğu bir yemekte, aile fertlerinin oturacakları yerlerin de belli olması kadar normal ne olabilirdi? Sıkıysa geç kalınsın, sıkıysa başka yere oturulsun.

    Hatırladığı, onun yüzünden çıkan ilk gerginlik de bu yüzden yaşanmamış mıydı? Defne’nin, bir zaman sonra babasının sağ tarafına oturmayı reddedişinden. Kardeşi Elif ise yerini bilir, sofrayı kurarken kendi su bardağını babasının sol tarafına koyardı. Ona uygun görülen yere. Defne ise geldiği gibi bardakların yerini değiştirir ve babasının her gün tekrarlayan bu sessiz atışmayı görüp bağırmaya başlaması ile yemek daha başlamadan midelere oturan taş, herkesi tıkardı.

    “Elif gibi olsana!” cümlesi annesinin her tartışma sonrası klasik repliğiydi. Elif’in sessiz sedasız halleri ve babanın bağrışlarının değişmediği gibi bu replik de değişmiyordu.

    Defne de.

    Yeteri kadar büyüyüp de bir akşam yemeğinde verdiği sert cevaplardan birine babasının kalkan sağ elini havada yakalayıp, anlıyor musunuz neden sağ tarafta oturmak istemediğimi diye haykırana kadar kimse o evde bir şeylerin değişebileceğini düşünmemişti.

    Evet, bir şeyler değişmişti; mesela tutmasıyla havada asılı kalan babasının eli ona bir daha kalkmamıştı. Zaten sadece ona kalkardı bu el; sanki bir zamanlar onu parka götürmek için elinden tutan, o eğlensin diye duvarda gölgesini konuşturduğu, en sevdiği masalı okurken bir yandan da saçlarını okşayan eli o değilmiş gibi.

    Belki de kardeşinin doğmasıyla ilgiliydi her şey. Onu daha mı çok sevmişlerdi? Küçüklüğünde değil de biraz daha büyüdüğünde belirginleşmişti bu ayırım sanki. E severler tabi diye düşünürdü bazen; ben de bu kadar söz dinlesem, onların istemediği hiçbir şeyi yapmasam, dizlerinin dibinden ayrılmasam; beni de severlerdi.

    Çirkin ördek yavrusu tabirini bu yüzden kendine çok yakıştırırdı. Bitmeyen bir didişme vardı aralarında; onların üçü bir taraf, o tek başına bir taraf.

    “Üçü bir olup yine de baş edemiyorlar benimle. Doğru söyleyeni kim sever ki zaten?”

    Bir günde hiç değilse üç, bilemedin beş kez içinde tekrar eden cümlelerdi bunlar. Üzülürdü içten içe ama doğru bildiğini söylemekten de geri tutmazdı onu bu üzüntü. Hatta daha da doz arttırmasına sebep olduğu zamanlar bile olurdu. Anlaşılmamanın yan etkisi hırçınlıktır ya çoğu zaman; doğru söz hırçınlıkla söylendiğinde ne olursa, o oluyordu evlerinde de. Duyan kulaklar kapandıkça söyleyen dil sivriliyor, keskinleşiyor; böylece aralarındaki uçurum her geçen gün büyüyordu. Özellikle de Elif ile.

    Ama o akşam daha farklıydı. Uçurum büyümekle kalmamış bütün aileyi içine çekmişti. Sakin geçecek gibi görünen bir yemekti aslında. O evde bir daha hiçbir şeyin aynı olmayacağını kim bilebilirdi? Annesinin her akşam özene bezene yaydığı beyaz masa örtüsüne o akşam dökülenleri hiçbir leke çıkarıcının çıkaramayacağını da.

    İşten keyifle dönmüş babası, yemeğe başladıklarından beri işe yenice başlamış olan bir çalışanı övüp duruyordu. Sıkıntısından patlamak üzere olan Defne, bir an önce yemeğini bitirip kalkmak için lokmaları ardı ardına dizmekle meşguldü. Ta ki babasının sabrını taşıran son cümlesine kadar.

    “İnsan ismiyle yaşar dedikleri kadar var gerçekten. Al bir örnek daha. Çocuğun adı Selim. Tam da kendi gibi halim selim bir oğlan. Belli ki iyi bir ailede yetişmiş. Büyüklerine saygılı, söz dinleyen bir evlat. Öyle saçma sapan isyanlarla anasına babasına kafa tutup, kardeşleriyle uğraşmadığı belli,” derken göz ucuyla kendine yönelen bakışı yakalayan Defne lokmasını yavaşça yutup, eli su bardağına yönelirken fısıltıdan hallice bir tonda söylendi.

    “Gerçekten öyle olsa benim adım Elif olurdu.” Sessizlikten cesaret alıp devam etti. “Sahi sen yıllardır, Elif gibi ol deyip dururken tam ne kastediyorsun anne? Kardeşin Elif’e benze demek istiyorsun sanırım. Bu adı koyarken Elif harfini düşünerek koymadın herhalde. Öyle olsa babamın bu tezi baştan çürük desene.”

    Annesi tam ağzını açacakken beklenmedik bir şey olur ve Elif ablasına bakarak, “Bana benzemek sence ne demek abla? Neden bana değil de sana konmalıymış bu isim?” dedi.

    “Elif gibi ol; dik durmak, eğilip bükülmemek demek de ondan sana konmamalıymış. Senin duruşun böyle mi sence? Onlar ne derse sessiz sedasız tamam senin için. Bir şeye de karşı çıktığını görmedim bugüne kadar. Yalan mı?”

    “Belki senin sesin gereksiz çıkıyordur Defne. Haksız olsak, yanlış olsak neden bizi dinlesin ki?” diye araya giren annesine sert bir bakış atan Defne, “Hayatı kolaylaşıyordur belki böyle yapınca. Sizin korumanıza, desteğinize ihtiyacındandır belki…” diye cevap verdi.

    “Biz hiç evlat ayırmadık, ne saçmalıyorsun sen?”

    “O yüzden mi son sınıfına geldiğim şu üniversite hayatım boyunca beş kuruş harçlık vermediğiniz gibi, yarı bursumu da çalışıp kendim ödeyim diye beklediniz. Ama paralı üniversitelerde okuttuğunuz küçük kızınıza harçlığı geçtim, bir de araba almaya çalışıyorsunuz? Neymiş? Okulu uzakmış. Bırakın bunları!”

    “Sen hiçbir şeye karşı durmadığımı, itirazımın, dik ve kararlı bir duruşumun olmadığını mı düşünüyorsun abla?”

    “Öyle değil mi?”

    “Değil.”

    “Neymiş itirazın? Karşı durduğun şey neymiş? Bir örnek ver de eğlenelim.”

    “Sen!”

    “Anlamadım?”

    “Anlamazsın tabi. Sana karşıyım ben. Senin gibi olmayacağım diye böyleyim ben. Her yaptığını yanlış bulduğum için, annemi babamı senin gibi üzmemek için. Babamın sağ tarafına rahat rahat oturabilmek için. Kendi isyanlarının sonucu değil mi çalışarak okumak? Kendin seçtin yani. Ben senin gibi olmadığım için…”

    “Yeter!” diye bağıran babasının masaya fırlattığı kaşık, sıçrattığı salçalı yemek suyu ile beyaz masa örtüsünü bir ucundan diğer ucuna kopkoyu bir kırmızıya boyarken Elif ile Defne arasına da ince bir çizgi çizmişti sanki.

    “Yeter! Nerede görülmüş iki kardeş arasında… Ayıp be! Et tırnaktan ayrılır mı?”

    Gözlerini masa örtüsüne yayılan salçalı yemek suyundan ayıramayan Defne, derin bir nefes alıp sandalyesini hafifçe arkaya itti, arkasına yaslandı ve ondan beklenmeyen bir sakinlikte babasına dönerek, biraz da alaylı bir ses tonuyla:

    “Nerede mi görülmüş baba? Et tırnaktan ayrılmaz, öyle mi? O bizim aileye göre bir atasözü değil! Armut dibine düşer desem daha uygun olmaz mı? Hani halam, hani dayım, neredeler? Biz onları neden tanımıyoruz? Kuzenlerimiz varmış güya… Boş verdim kuzeni filan ne anneanne, ne babaanne, ne dede… Sahi biz onları neden hiç tanımadık baba? “

    “Siz beni neden sevmiyorsunuz, biliyorum ben! Size benziyorum çünkü, değil mi? Kendi ailenize kafa tutarken iyi. O yüzden sizi dışlayıp, kol kanat gerdikleri kardeşlerinize düşman olan siz, şimdi aynı şeyi yapan bana karşı, sessiz sedasız yanınızdan ayrılmayan, bir dediğinizi iki etmeyen çocuğunuzdan tarafsınız; öyle mi? Pes! Sizde konu neydi baba? Peki, sen niye hep örnek gösterdiğin Elifciğin gibi olamadın anne?”

    O esnada masaya arkası dönük; tezgâhta ekmek kesmekle meşgul anne, gözlerinden akan yaşlar çenesinden damlarken, bu görüntüye hiç de uymayan bir sertlikle dönüp ekmek bıçağını masaya sapladı.

    “Sanki bilmiyorsun!”

    Üçünü de yerinden sıçratan bu ani hamle sonrası kendini ilk toplayan Elif olmuştu.

    “Neler oluyor anne? Benim bilmediğim ne var? Ablamın bildiği, benim bilmediğim? Hani sır yoktu bu evde?”

    Sandalyesine çöken anne, başını önüne eğen baba, gözünü masanın kenarına saplı ekmek bıçağı ile örtüyü ortadan ikiye bölen salçalı yemek suyu lekesi arasında gezdiren Defne üçgeninde oluşan sessizliği; Elif’in kalkmak için hızla geri ittiği sandalyenin sesi bozdu. Kapıya yöneldiği esnada Elif’in son duyduğu ses babasına aitti.

    “Dur, dur dedim sana!”

    Elif durmadı.

    Ve o an kimin itaat, kimin isyan ettiği birbirine karıştı. Aslında herkes bir yanıyla diğerine benziyordu. Yapamadığını bekleyen, beklediğini yapamayan yanları ile roller karışmış, hepsi diğerinin yüzünde kendi istemediği bir yanını görmüştü artık. Kartlar yeniden dağıtılırken örtüdeki kırmızı hat kurumuş, son yemek burada bitmişti.


    Özlem Günal Özyürek, Ankara’da doğdu. Çocukluğunu ve gençliğini yedi yaşında geldiği İzmir’de yaşadı. Bornova Anadolu Lisesi ve Dokuz Eylül İşletme Fakültesi mezuniyetlerinin ardından başlayan profesyonel iş yaşamını 2012 yılında evlenerek Kıbrıs’a yerleşene kadar sürdürdü. Kıbrıs’taki zamanını her zaman ilgisini çeken Yaratılış, Karma, Reenkarnasyon, Psikoloji, Astroloji, Mitoloji, Şamanizm, Kabala, Şifa, Kuantum, Rüya gibi konularda özel eğitimler alarak ve çalışmalar sürdürerek geçirdi.Söyleyecek sözü birikince bunu aktarmanın yolunu aramaya başladı, yazmayı denemek istedi. Önce yazarsam ölürüm sandı. Zaten ölecekti. Yazdı, ölmedi.

    YAZARIN DİĞER YAZILARI
    Özlem Günal Özyürek suaremag yazar

    Related Posts

    Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026 Ayın Filmleri

    Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026 Ayın Şarkıları

    Ayın Kitapları: MAYIS AYINDA NE OKUYALIM?

    Mayıs 1, 2026 Ayın Kitapları

    SuareMag Mayıs 2026

    Mayıs 1, 2026 Manşet
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026 Ayın Filmleri

    İTAAT VE İSYAN TEMASINI HİSSETTİREN FİLM SEÇKİSİ Hazırlayan: Sevin Bayrı Dördüncü duvarı yıkıp kameradan sana bakan…

    Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026

    Ayın Kitapları: MAYIS AYINDA NE OKUYALIM?

    Mayıs 1, 2026

    EDİTÖR’DEN

    Mayıs 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Gorillaz 16 Temmuz 2026’da ilk kez Türkiye’de

    Ekim 20, 2025 Ezgi Aktaş

    YARALANABİLİRLİK BİLGİSİ

    Nisan 1, 2025 Hakan Akdoğan

    Deprem bölgesindeki yaşlılar
    solunum yolu hastalıklarından korunmalı

    Mart 24, 2023 Uncategorized
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026

    Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

    Mayıs 1, 2026

    Ayın Kitapları: MAYIS AYINDA NE OKUYALIM?

    Mayıs 1, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.