Close Menu
    Son Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Pazartesi, Temmuz 6
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Narcissus – Benlik, İmaj ve Modern Ego

      Ocak 7, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Suare Kitaplığı ve Suare Yazarları Sarıyer Edebiyat Günleri’nde Okurlarla Buluşuyor

      Haziran 15, 2026

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026

      Kendi ‘araf’ının çıkmaz sokağındaki insan

      Haziran 30, 2026

      Figen Ormancı’dan yeni roman: Hiç Kimsenin Gölgesi

      Haziran 29, 2026

      40 Dilde Yayımlanan Dünya Çapındaki Fenomen Roman “Theo” Türkiye’de!

      Haziran 26, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Mayıs 9, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İfşa Günü: Yeni Başlayanlar İçin ‘Yeni Gerçeklik’

      Haziran 13, 2026

      Altın Palmiye Cristian Mungiu’nun oldu

      Mayıs 26, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Bir Yansımanın İçinden Dünyaya Bakmak

      Haziran 22, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      SEANS VE SONRASI

      Temmuz 1, 2026

      IL TEMPO SOSPESO.            

      Temmuz 1, 2026

      GATTACA: SEÇİMLERİMİZ GERÇEKTEN BİZE Mİ AİT? 

      Temmuz 1, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » ALKIŞIN YÖNÜ
    Eylem Akdere

    ALKIŞIN YÖNÜ

    Haziran 1, 2026Yorum yapılmamış9 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Eylem Akdere

    Suna Hanım Yıldı!

    Musluğu biraz daha açtı.

    Bugün alkış biraz daha uzun sürmüştü, alkışlar uzadıkça içinde büyüyen şeyin mide bulandırıcı bir sıcaklık olduğunu hissediyordu. Tek tük kalan alkışlar, ‘Bir daha, bir daha!’ diye bağıran birkaç kişinin sesini duydukça musluğun seviyesini daha da yükseltiyordu. Akan su hem içindeki sıcağa hem de kulak tırmalayan seslere iyi geliyordu.

    Sahne, seyirci, alkış…

    Bir zamanlar hayalini kurduğu şeyin tam ortasına bağdaş kurup otururken, bu hissettiklerine neden olan saf gerçeğin farkındaydı.

    Gerçek; saftır. Değişmez. Yorumlanamaz.

    Sahne, seyirci, alkış birbirine karışıyor, toz zerreciklerinin yerini küf kokusu alıyor gibiydi.

    Musluğu kapatıp, kulise döndü. Yüzündeki makyajı temizlemek için ışıltısı ile göz alan aynanın karşısına dikildi.

    Diğer oyuncular, kendi aralarında sohbet edip, yurt dışındaki sahne sonrası gezilecek yerlerin planlamasını yapıyorlardı.

    “Onuncu sahne olacak zaten,” dedi birisi.

    “Provaya gerek yok, biletler tükenmiş, insanlar bunu izlemek için sıraya girmiş, az önce Lütfü’nün yaptığı hatayı kimse anlamadı bile. Alkışlara bakın! Seyirci burada olmayı seviyor, bizden emin!” diye ekledi diğeri.

    “Çok ünlü bir restoran buldum. Hem bizim ekibi duyunca heyecanlandılar. Özel konuk olarak ağırlanacakmışız. Sahne günü oraya gideriz. Suna Hocam, siz daha önce duydunuz mu bu mekânı? Yıllardır aynı ülkede sayısız sahneniz oldu,” diye sordu.

    Suna Hanım, nezaketle gülümseyerek; “Duydum, bir defa gitmiştim de. Sahne günü değil de sonraki gün gitsek olmaz mı? Provasız sahne mi olur?” diye cevapladı.

    Arkadan fısıltılar, gülüşmeler yükseldi:

    “Suna Hoca, hayatında kaç prova yaptı acaba?”

    “Çok sıkıcı olmaya başladı!”

    “O gelmesin, biz gidelim…”

    “Ne provası yapılacak, onuncu sahne olacak bu ONUNCUUUU!”

    Suna Hanım, yüzünde ışıldayan ağır makyajı yavaş yavaş silerken, salonu boşaltan seyircilerin konuşmalarını duyuyordu.

    “İnanılmazdı…”

    “Kadın, sahneyi dolduruyor ya!”

    “Sadece dikilse bile yeter, verdiğimiz paraya değer.”

    Bir an eli duraksadı. Pamuk, yüzündeki çizgilerde takıldı kaldı. “Sahneyi doldurmak, paraya değer olmak,” diye düşünürken gözleri masanın üzerinde duran çantasına takıldı. “Gitme vakti,” diye geçirdi içinden.

    Eskiden sahneyi doldurduğunu hissedince mutluluk peşinden gelirdi, şimdi ise kendini büyük bir salona asılmış avize gibi hissediyordu; gösterişli, ağır, bir de pahalı, ama tamamen cansız.

    Kostümü üstünden hızla sıyırıp çıkardı, boncukların kopmasını, yakasının yırtılmasını umursamadı.

    Eskiden, kostümünü özenle çıkarır, sahneden sonra kulise emanet ederdi. Kostümü, sahne sanki kabuğuydu. Her sahne sonrası çiçek bahçesine dönen kuliste son zamanlarda iki veya üç vazo dolmuş olurdu.

    Çantasını koluna taktı, sahnenin arka kapısından hızlıca dışarı çıktı.

    Onuncu provaya gerek duymayan diğer sanatçıların ana giriş kapısında, seyircilerle fotoğraf çektirmelerini, yapmacık gülüşleri, seyirciye yaklaşmadan aralarında oluşan duvarı izledi.

    Hafifçe gülümsedi, aracına binip, uzaklaştı.

    Yol boyunca, telefonuna gelen bildirimlerin ardı arkası kesilmemişti. Son zamanlarda, sahnenin ışıkları sönse de sanal dünyadaki parıltı devam ediyordu.

    Bir süre karanlık salonda oturdu. Sonra, telefondaki bildirimleri kontrol etmeye başladı. Çok ünlü bir sanal sayfada o gece sergilenen sahnenin görselleri yayınlanmıştı, bile. Hızlıca, yorumları okumaya başladı.

    “Oyunu tam izlemedim ama Suna Hanım’ın enerjisi çok güzeldi,’’

    “Kadın, sahnede çok estetik duruyordu,’’

    “Sahnede, genç oyunculardan birisinin yaptığı hatayı fark edince yüzünde oluşan ifadeye kaç puan verirsiniz?’’

    “Kendisi çok deneyimli olabilir, sahne sonrasında fotoğraf çektirmek için giriş salonuna gelebilirdi. Yeni nesil sanatçılar, çok tatlılardı. Tüm seyirciyle ilgilendiler.’’

    “Bu kadar para ödediğimiz bir oyunda, tüm oyuncularla fotoğrafımızın olmasını istemek çok büyük bir beklenti olmasa gerek!’’

    “Sahneden, tüm seyirciyi büyük nezaketle selamladı. Geri adımlarla sahneden ayrıldı. Sahne sonrası, salona uğramaması ile yargılayamazsınız, beyefendi!’’ gibi yorumlar uzayıp gidiyordu.

    Sahnedeki Suna Hanım’dan, ustalığından, sanatından bahsedenler yok denecek kadar azdı.

    Yavaş adımlarla yatak odasına doğru ilerledi, telefonu sessize aldı, ters çevirip komidine bıraktı.

    Ertesi sabah, kahvaltı yaparken çocukluğu gözlerinin önüne geldi, uzaklara daldı gitti.

    “Bak, Ayla! Şimdi, ben kız olacağım. Sen de yolda yürüyen bir kadın. Ben sana çiçek satmaya çalışacağım. Bugün bunu oynayalım mı? İlk önce bir prova yapalım, sonra oyuna başlarız,” diye oyun kurdukları o günleri hatırladı.

    Her provada, mutlaka birisi ya yanlış bir kelime söyler ya da yanlış bir hareket yapar, ikisi de gülerler, oyuna geçerlerdi. Provalarda yapılan o hatalar, oyunda olmazdı genelde. “İnsanoğlu, hatalarından öğrenir,’’ sözü küçük çocukların oyunlarında bile gerçekti.

    Bu güzel anının yüzünde bıraktığı gülümsemeyle, sekizinci sahnenin provası için yola koyuldu.

    Salona vardığında, giriş kapısında akşam için yapılan hazırlıkları izledi. Her şey mükemmel ve göz alıcı görünüyordu. Fotoğraf çekilme ve imza alanları kusursuzca süsleniyordu. Kulisin kapısından sahneye baktı. Loş ışıkların arasında kendini belli eden telefon ışıkları, bir köşede bekleyen kirli kahve fincanları, masanın üstünde buruşmuş oyun metinleri vardı.

    Genç oyuncular, kendi aralarında gülüşüyorlar, geçen akşam, oyundan sonra çekilen fotoğraflar hakkında konuşuyorlardı.

    “Şu fotoğraf karesine bakın, afiş gibi çıkmışız!’’

    “Benim videoyu otuz bin kişi izlemiş, altındaki yorumlarda da sahneden sonra yorgunluğa rağmen, imza veya fotoğraf çektirmek isteyen kimseyi kırmadığımı falan yazmışlar,’’ diye büyük gururla konuşuyorlardı.

    Suna Hanım’ın geldiğini fark edilince, salonda kısa bir sessizlik oluştu.

    “Günaydın, hocam!’’ Diyerek sahnedeki yerlerini almaya başladılar.

    Bir zamanlar prova salonları kutsal gelirdi, Suna Hanım’a. Sahne tozu denilen şey gerçekti, ama o toz kirli gibi gelmezdi. Dağınık değildi. Işıkların altında dönen zerrecikler sahnenin ışıltısına karışırdı.

    Şimdi ise herkesin zorla uğradığı, bir an önce bitip süslü girişe koşmaya çalıştığı gürültülü bir bekleme salonu gibiydi. Ellere yapışan, sahne tozu değildi, artık.

    Buruşmuş metin kağıtları ellere alındı.

    Bir oyuncu gülümseyerek Suna Hanım’a döndü: “Suna Hocam, dördüncü sahnedeki sessizlik anını biraz kısa mı tutsak? Dün akşamki videoları izlerken, seyircinin o anda kıpırdanmaya başladığını fark ettim de.” 

    Suna Hanım başını kaldırdı, naif bir gülümsemeyle: “Uzun mu? Sessizlik, uzun olduğunda anlaşılır. Değişen şey seyircinin hisleri değil aslında, hisler için ayrılan vakit olsa gerek.’’

    Sahnede bir sessizlik oluştu.

    Hemen ardından Suna Hanım: “İşte, böyle! Şu an oluşan sessizliğin de taşıdığı his vardı. Öyle değil mi?’’

    Prova başladı.

    Suna Hanım, sahnede rolüne girip çıkarken, aklından az önceki konuşmaları geçiriyordu.

    Bir sahnede, oyuncunun konuşmamasının ağırlığını, o sessizliği anlatabilmek için nefeslerin bile prova edilmesi gereken anları düşünüyordu.

    Prova akıp giderken, sahnenin sessizliğini bir telefon ışığı böldü. Oyuncu hızla telefonunu kapattı, Suna Hanım için prova çoktan dağılmıştı. Genç oyuncu mahcup bir gülümsemeyle oyuna döndü. Suna Hanım için gençlerin mahcubiyeti hep yürek ısıtan bir durum olmuştu. Mahcubiyetin içinde hatayı fark etme vardır, çünkü.

    Prova bittikten sonra herkes aynı anda telefonlarına uzandı. Salonun loş ışığı küçük ekranların beyaz ışıklarıyla bölünüyordu. Birkaç dakika önce sahnede duran insanlar, birbirinden çoktan uzaklaşmış, birbirinin söylediklerini dinlemiyorlardı, bile.

    “Prova bitti!’’ diye bir hikâye paylaşayım.

    “Aaa! Bak oradaki eski sandalyeyi hemen şu güzel ışıkta çekmeliyim. Çok beğeni alacaktır.”

    Suna Hanım, sahneden sonra oluşan ikinci yeni nesil sahneyi izliyordu. Eskiden insanlar, sahneleri konuşurdu; eksik kalan cümleleri, bakışların verdiği hissi, adımların çıkardığı sesleri… Alkışlar da beğeni de sahne sonrası olurdu. Şimdi önden alınıyor gibiydi, hepsi.

    Sahnede unutulan su bardağına baktı, prova sonrasında kalan en gerçek şeyin o olduğunu düşündü.

    İçinde yavaş yavaş büyüyen yorgunluğun, tükenişin öfkeye dönüştüğünü ilk kez o an hissetti.

    Akşam, saç spreylerinin kokusu, kostümlerden gelen fermuar sesleri ile sahne öncesi alışıldık bir telaş vardı.

    Oyunculardan birisi aynada rujunu düzeltirken “Bugün de kapalı gişe olmuşuz,” dedi.

    Diğeri heyecanla “Dün ve bugün paylaştığımız hikayelerin de katkısı olmuştur,” diye ekledi.

    Suna Hanım’ın gözü aynanın arkasında duran üstü sararmış, yıllar önce aynı sahnede oynanan bir oyunun afişine takıldı.

    “O yıllarda afişler asılırdı. İnsanlar takip ederdi ve çoğu zaman kapalı gişe olurduk,’’ diye düşündü.

    Perdenin açılmasına az bir süre kalmışken, oyuncular aralarında “Dördüncü sahnedeki sessizliği biraz kısa tutsak, seyirci bunu anlamaz ama sıkılmamış da olur. Eller heyecanla alkışlar. Ama sıkıldıkları zaman bunu alkışlarından bile anlıyoruz,’’ diye konuşuyorlardı.

    Suna Hanım, sessizliğini bozdu. “Sonuçta alkışlanıyoruz. Seyircinin neden sıkıldığını, neye nasıl tepki vereceğini düşünerek sanat yapılmaz! Sahne, seyirci, alkış bizim için çok önemli, elbet. Ama sahneyi doldurmazsak ne seyirci gelir ne alkış olur. Paylaşımlar bile bunu sağlayamaz,” diye sert bir sesle sohbete katıldı.

    Perde aralanırken, içinde ilk kez karanlık bir duygu belirdi.

    “Ya gerçekten hissetmek için değil de gösteriş için geliyorlarsa?’’

     Üçüncü sahnenin merak uyandıran repliklerinden sıra dördüncüye gelmişti. Bu sahne, seyircinin duygusunu yükseltecek, oyunun içine iyice dahil edecek, baş rolün hakkını verdiği sahneydi.

    Suna Hanım, sahnenin ortasında durdu. Uzun, derin bir nefes alarak repliğe başlaması, o repliğin önemini gösterirdi. Seyirci duyguyu o nefes ile almaya başlardı. Yapmadı. 

    Sessizlik, başladı.

    Bir saniye.

    İki.

    Üç.

    Salonda kıpırdamalar, koltuk gıcırtıları başladı. Diğer oyuncu repliğe girmek için sırasını bekliyordu. Sahnede huzursuzluğun büyüdüğü anda, Suna Hanım sessizliği salonun ortasında boş bıraktı.

    Uzun ve derin nefes değil, kısa bir nefesle repliği dümdüz söyledi. Seyircinin acıyı hissetmesi gereken duraklamalar yoktu. Sessizliği uzatıp, repliği hızlı ve kısa tutmuştu.

    Perde kapanırken, ön koltuklarda gözünü silermiş gibi yapan seyircileri izledi.

    Perde kapandı, kısa bir sessizlik oldu ve salon alkışla inliyordu.

    Aradan ‘Bravo!’ sesleri de duyuldu.

    Kulise döndüklerinde yine konuşmalar başladı.

    “Sessizlik uzadı, Suna Hoca neden öyle donup kaldı? Ama yine de çok alkış aldık.’’

    Oyunculardan birisi Suna Hanım’a “Hocam, seyirci nefesini tuttu diyebilir miyiz? Sessizlik uzundu ama sıkmadı, sanki,” dedi.

    Suna Hanım makyajını temizlemek için aynanın karşısındaydı. Uzun uzun aynadan kulisi izledi.

    “Sessizlik büyüdü, derin nefes yoktu, acıyı taşımadım, seyircinin elinden tutmadım. Alkışın yönünü denemek istedim,’’ diye cevap verdi.

    Bu cevapla, içinde oluşan çatlağın sesini hissetti.

    Eve geldiğinde, elindeki replik dosyasını kenara bıraktı. Normalde birkaç sayfa okur, bazı yerlerin altını çizer, ritmi düşünürdü. Yapmadı.

    Telefonun titreme sesi, evin sessizliğini bölüyordu.

    Dayanamadı. Ekranı açtı.

    “Sessizliği bile usta oyunculuğunun eseriydi,’’

    “Suna Hanım, döktürdü,’’

    “Biraz pahalı ama izlemeye değerdi.’’

    İşaret parmağı ekranın üstüne yavaşladı. Rol dışı sessizlik bile oyunculuğunun parçası olarak görülmüştü. Koltuğa oturdu, uzun süre o cümleye baktı.

    Ya artık insanlar gerçekten farkı önemsemiyorsa?

    Ertesi sabah, perdenin arasından solgun bir ışık yayılıyordu. Alarm çalmıştı ama yataktan kalkmadı.

    Çoktan metni açmış, ritmi ve replikleri düşünüyor olması gerekirdi. İstemedi.

    “Bir gün gitmesem ne olur ki? Gerçekten eski tutkum var mı? Alkışlar neden rahatsız ediyor?’’ gibi sorular beyninden kulaklarına uğultu şeklinde akıyordu.

    O sabah ilk kez, yıllardır tutku ile koştuğu sahneden, seyirciden ve alkıştan soğuduğunu hissetti.

    “Soğudum mu?’’ diye sordu, kendine.

    Provaya gitmedi. Gelen telefonları açmadı, evden çıktı. Taksiye bindiğinde ‘Tiyatroya gidelim, lütfen,” dedi. Taksici hangi tiyatro olduğunu bile sormadı. Bazen ustanın sesi bile yolu anlamaya yeterdi.

    Salonun arka kapısından içeri girdi. Loş ışıklı salonda ilerledi. Koltuklar boştu. Ne telefon ışığı, ne ‘Bravo!’ sesleri vardı. Sadece, sessizlik hakimdi. Sahneye oturdu. Ahşap ve toz kokusu aynıydı. Gözlerini kapattı, çocukken Ayla ile kurdukları seyircisiz, alkışsız, tutkuyla oynadıkları oyunları düşündü, yine. Bazen anneannesi alkışlardı. Oyunbozanlık yapanı, rolünü üstlenmeyeni de uyarırdı. Herkes hak ettiği kadar alkış alırdı, o oyunlarda.

    Birden telefonun sesi ile irkildi. Yönetmen arıyordu. Bir süre bekledi, açtı.

    “Suna Hanım, inanılmaz şeyler oldu. Dünkü dördüncü sahne kulaktan kulağa yayılıyor,” diye heyecanla anlatıyordu. Suna Hanım duyuyor ama dinlemiyor gibiydi.

    Yönetmen devam etti: “Özellikle donup kaldığınız o an var ya…. -Usta Oyunculuk Dersi- diye paylaşılıyor. Belki o kısmı daha da uzatabiliriz.’’

    Telefonun diğer ucunda büyüyen heyecana karşın, Suna Hanım’ın içindeki tutku küçülüyordu.

    “Donup kalmam alkışı büyüttüyse, seyircinin elinden tutmama gerek kalmamış,’’  diye düşünerek sahneden kalktı, ilk defa arkasına bakmadan kapıdan çıktı.


    Eylem Akdere, İngilizce Öğretmenliği mezunu ve Montessori eğitmeni. Ankara’da
    kendi okulunu kurdu. Yazmak hayatında hep vardı; önce çocukları anlamanın ve onlara seslenmenin
    yazmaktan geçtiğini anladı, sonra yetişkinlere yazarak duygularını sağaltmanın iyileştirici yanı ile tanıştı. Distopya Akademi’de aldığı eğitimler ve katıldığı atölyelerle öykücülüğünü derinleştiriyor. Çocuk edebiyatı çatısı altında bir öyküsü kolektif kitapta yer aldı. Hayatın her noktasında, kelimelerle yeni başlangıçlar arıyor.

    YAZARIN DİĞER YAZILARI
    eylem Akdere suaremag yazar

    Related Posts

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026 Manşet

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026 Hakan Akdoğan

    Ayın Filmleri: TEMMUZ AYINDA NE İZLEYELİM?

    Temmuz 1, 2026 Ayın Filmleri

    Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

    Temmuz 1, 2026 Ayın Kitapları
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Fotoğraf sanatçısı ve akademisyen Nihal Gündüz, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileriyle hazırladığı “Yüzleşme: Hayalet…

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    ZİNCİRİN YENİ ADI 

    Temmuz 1, 2026 Özlem Günal Özyürek

    Sanat turizmine yeni bir imza: Caresse Art

    Haziran 6, 2023 KÜLTÜR - SANAT

    Mavi Kulübe – ya da görmezden gelinen filler-

    Ekim 7, 2024 Betül Çakıroğlu
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.