Close Menu
    Son Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Pazar, Temmuz 5
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Narcissus – Benlik, İmaj ve Modern Ego

      Ocak 7, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Suare Kitaplığı ve Suare Yazarları Sarıyer Edebiyat Günleri’nde Okurlarla Buluşuyor

      Haziran 15, 2026

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026

      Kendi ‘araf’ının çıkmaz sokağındaki insan

      Haziran 30, 2026

      Figen Ormancı’dan yeni roman: Hiç Kimsenin Gölgesi

      Haziran 29, 2026

      40 Dilde Yayımlanan Dünya Çapındaki Fenomen Roman “Theo” Türkiye’de!

      Haziran 26, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Mayıs 9, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İfşa Günü: Yeni Başlayanlar İçin ‘Yeni Gerçeklik’

      Haziran 13, 2026

      Altın Palmiye Cristian Mungiu’nun oldu

      Mayıs 26, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Bir Yansımanın İçinden Dünyaya Bakmak

      Haziran 22, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      SEANS VE SONRASI

      Temmuz 1, 2026

      IL TEMPO SOSPESO.            

      Temmuz 1, 2026

      GATTACA: SEÇİMLERİMİZ GERÇEKTEN BİZE Mİ AİT? 

      Temmuz 1, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » IL TEMPO SOSPESO.            
    Belgin Ulutay

    IL TEMPO SOSPESO.            

    Temmuz 1, 2026Yorum yapılmamış8 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Belgin Ulutay

    Adımlarına eşlik eden topuk sesleri, turnikelerin metalik şıkırtısı ve jeton otomatlarının mekanik vızıltısı nihayet vapurun üst güvertesinde kesildi. Haziran ayının tam ortasıydı ama rüzgâr, boğazın dalgalarından kışa ait sert, tuzlu bir yosun kokusu söküp getiriyordu. Karşı kıyıya her gün geçtiği halde o sabah deniz, Neva’ya rengini değiştirmiş gibi geldi. Belki de dalgalar aynıydı da, yıllardır iskelenin sabit dubalarına kilitlenen gözleri ilk kez vapurun köpüren suyuna, o beyaz kaosa bakıyordu.

    Yan masadaki iki genç, kulaklıklarından sarkan aynı beyaz kabloyu aralarına bir köprü gibi germiş, telefon ekranından yüzlerine sızan mavi ışığa bakarak eşzamanlı gülümsüyorlardı. Birkaç sıra ileride bir çocuk, elindeki simidi parçalayıp havaya fırlattıkça, martılar vapurun arkasında çığlık çığlığa dikey dalışlar yapıyordu. Neva, havada yakalanan o susamlı hamur parçasına baktı. Simidin bir bilinci olsaydı, o çığlıkların ortasında yok olurken canının yandığını mı hissederdi, yoksa bir kuşun kursağında tamamlanmanın huzurunu mu?

    Güvertedeki neredeyse tüm başlar öne eğikti; parmaklar cam yüzeylerde yukarı aşağı kayıyor, herkes görünmez bir ekrandan sızan o soğuk, pürüzsüz ışıltıyla hipnotize oluyordu.

    Çantasından büfeden aldığı küçük pet şişeyi çıkardı. Kapağı hafifçe çevirdi, plastik halkanın diş kırılma sesi rüzgârın uğultusuna karıştı. Şişeyi dudaklarına doğru kaldırırken, elinin ayasındaki plastiğin sıcaklığı parmak uçlarını tuhaf bir hisle ürpertti. Durdu. Boğazı bir çöl gibi kuruydu, yutkunurken canı acıyordu ama içindeki bir şey, kolundaki kasların kasılmasını dahi durdurmuştu. Basit bir yudum. Birkaç damla suyun boğazından aşağı akması fikri, aniden ona bir başkasının emri gibi geldi. Elini yavaşça geri çekip şişeyi masanın üzerine, rüzgârın deviremediği o sabit ahşap çatlağın üzerine bıraktı.

    Tam o sırada, karşı kıyıda yükselen antrasit gökdelenlerin cam cephesini kaplayan devasa dijital pano parladı: GELECEĞİNİ ŞİMDİ SEÇ. Altında, dişleri kusursuz bir beyazlıkla parıldayan, filtreli üç insan yüzü, aşağıdaki gri insan seline bakarak gülümsüyordu. Neva gözlerini panodan kaçırdı ama kelimeler çoktan kulak zarına çarpmıştı. Son zamanlarda sokaklar, metrolar, hatta kahve bardaklarının üzerindeki karton kollar bile hep aynı ritimle zonkluyordu: Seç, tarzını belirle, kahveni kişiselleştir, kendi hikâyenin kahramanı ol.

    Vapur, iskelenin kalın kauçuk lastiklerine gürültüyle çarptı. Hoparlörden yükselen o cızırtılı, insansız ses yolcuları inişe çağırdı. Daha demir kapak açılmadan, merdiven önünde biriken kalabalık, suyun üzerinde ilerleyen koca bir deniz anası gibi dalgalandı, sıkıştı, tek bir gövdeye dönüştü. Neva yerinden kalkmadı. İlk kez, saat dokuzdaki kart basma zorunluluğundan daha büyük, daha ağır bir sızı hissetti göğsünde.

    “İnmeyecek misiniz Neva Hanım?”

    Başını kaldırdı. Aynı plazanın on dördüncü katında, benzer bir masada, benzer dosyalara bakan o tanıdık, silik yüzlerden biriydi. Yakasındaki plastik kart kordonda sallanıyordu.

    “İneceğim,” dedi Neva, sesi kendi kulağına bile yabancı geldi. “Birazdan.”

    Adam, kapaktaki zincirlerin şakırtısıyla birlikte kendini o insan şelalesine bıraktı ve gözden kayboldu. Neva, vapurun boşalan güvertesinde, çay ocağının tezgâhını nemli bir bezle silen çaycının solgun ve mekanik hareketlerini izledikten sonra, en son bastı iskele tahtasına.

    Şehir, onu turnikelerle, sarı çizgilerle, tek yön oklarıyla ve bariyerlerle kurulmuş şefkatli bir labirent gibi karşıladı. Nereden yürüyeceği, hangi turnikeden geçeceği, adımlarının hızı bile zemin döşemelerindeki taşların rengiyle belirlenmişti. Turnikelerin önünde durdu. Önünden yüzlerce insan akıyordu; karekodlar okutuluyor, yeşil ışıklar yanıyor, metal kollar tıkır tıkır dönüyordu. Kimse durmuyordu. Sanki koca bir sarkaç bütün şehri aynı ritimde sağa sola savuruyor, herkes bu salınımın içinde kendi iradesiyle gitmek istedikleri yerlere gittiğini sanıyordu. Oysa Neva, sarkacın tam yön değiştirmeden önce, o en tepede uğradığı, zamansız o noktayı düşündü. Ne sağ ne sol. Ne ileri ne geri. Neredeyse görünmeyecek kadar kısa süren o mutlak duraksama… Belki de bütün özgürlük, o salınım arasındaki o boşlukta saklıydı.

    Turnikelere kartını basmak yerine, sırtını o kalabalığa dönüp sahile, deniz fenerinin olduğu tarafa doğru yürümeye başladı. Arkasından bir görevli ısrarla dönmesi için koşar adım yaklaşarak uyarıyordu. Önemsemedi. Telefonunu çıkardı, harita uygulamasını açtı. Ekrandaki mavi nokta titriyor, kalın çizgilerle en hızlı, en az efor gerektiren yolu gösteriyordu. Telefonun güç tuşuna bastı, ekranı kararttı. Yapay zekanın onun için elediği, “en çok tercih edilen” o caddeleri değil, şehrin unutturmak istediği, plansız, eğri büğrü arka sokakları istiyordu.

    Ihlamur ağaçlarının o ağır, büyüleyen kokusuyla gölgelenmiş dar bir yokuşa saptı. Köşede, ahşap çerçeveli vitrininde sadece tek bir kelime yazan o eski dükkanın önünde durdu: KİTAPÇI. Vitrindeki kitapların kapakları geometrik bir düzenle dizilmişti. Üzerlerinde küçük, şık sarı yapışkanlar vardı: Size Özel Öneriler, En Çok Satanlar, Bu Ayın Tercihi.

    Neva, camdaki kendi solgun yansımasına baktı. Vitrindeki kitap etiketleri, yansımasındaki alnının tam üzerine denk geliyordu. Sistem artık arkasından kırbaçla koşan bir gardiyan değildi; aksine, onun konforunu düşünen, önüne yumuşak minderler seren, onun adına en iyi seçenekleri eleyen şefkatli bir dadı gibiydi. Tıpkı Calipso’nun Odysseus’u adasında tutmak için sunduğu o kusursuz, pürüzsüz ölümsüzlük vaadi gibi bir şefkatle sarmalanmıştı etrafı. İnsan, sırtına kırbaç vurana isyan edebilirdi ama onun konforu için her şeyi düşünen o kadife eldivene nasıl karşı koyacaktı?

    Yürümeye devam ederken ayak tabanlarında tuhaf bir direnç hissetti. Havada yazılı olmayan ama betonun gözeneklerine sinmiş bazı kelimeler vardı: İsraf. Normal. Mantıklı. Bu kelimeler vitrin camlarında, dükkân isimlerinde, yürüyen insanların omuzlarındaki çanta askılarında yaşıyordu. Eğer attığı her adım, daha önce sistem tarafından kurulmuş bir cümlenin zorunlu öznesiyse, bu sokaklarda ne kadar yürürse yürüsün sadece kafesin boyutunu genişletmiş olmuyor muydu?

    Cebindeki telefon yeniden titredi. Ekranda yöneticisinin ismi belirdi. Derin bir nefes alarak yeşil tuşu kaydırdı.

    “Neva? Toplantı odasındayız, projeksiyonu açtık, nerede kaldın?”

    “Geliyorum,” dedi Neva. Sesindeki netlik ve pürüzsüz ton kendi gırtlağından çıkmamış gibiydi.

    “Tamam, sunum sırasını öne alıyorum o halde, acele et.”

    Telefon kapandı. Neva siyah ekrandaki parmak izine baktı. Garip olan, yalan söylemiş gibi hissetmemesiydi. Çünkü telefonu açtığı anda zihni, tüm geçmiş alışkanlıkları ona gerçekten oraya, o plazaya gideceğini fısıldıyordu. Fakat ayakları… Ayakları çoktan başka bir kararın ritmine teslim olmuş, onu sokağın yukarısına, eski ahşap evlerin olduğu tarafa doğru taşımaya başlamıştı. İnsan bazen kararlarını verirken bile, bedeninin çoktan o kararı infaz ettiğini sonradan fark ediyordu.

    Öğlene doğru, ahşap masaları yola taşmış, duvarları sarmaşıklarla kaplı eski bir kafenin köşesine oturdu. Genç, bıkkın bir garson masaya yaklaşıp önüne deri kaplı, kalın bir menü bıraktı. Otuz çeşit kahve, dereceleri, süt alternatifleri, şuruplar… Neva menünün sayfalarını çevirirken harflerin arasında boğulduğunu hissetti.

    “Yalnızca bir bardak su alayım,” dedi.

    Garson, sanki büyük bir hakarete uğramış gibi kaşlarını kaldırıp menüyü hızla çekti ve uzaklaştı. Neva masada yalnız kaldığında, sabah vapurda bıraktığı o pet şişeyi düşündü. Bir şeyi ikinci kez ve aynı şekilde reddettiğinde, bu hâlâ özgür bir seçim sayılır mıydı? Yoksa ilk reddedişin yarattığı o görünmez kaçınılmazlık zincirinin, o tepki okyanusunun bir parçası mıydı artık?

    Bir süre sonra garson masaya ince, cam bir şişe ve kristal bir bardak bıraktı.

    Dokunmadı.

    Sokaktan insanlar geçiyor, siparişler hararetle veriliyor, garsonlar boşları topluyordu. Yan masadaki kadın, telefonun mikrofonuna doğru, “Benim suçum değil, kaynak güvenilirdi ben de onayladım,” diyordu savunmacı bir sesle. Karşı köşedeki adam ise önündeki makarnanın fotoğrafını farklı açılardan çekmeden çatalı eline almıyordu.

    Neva cam şişenin gümüş kapağına baktı. Susuzluğu ile sağ eli arasına o görünmez, kalın duvar yeniden örülmüştü. Ya o eli bardağa götürecek olan dürtü kendi iradesi değil de, milyonlarca yıllık biyolojik bir hafızanın, hayatta kalma kodlarının otonom bir tekrarıysa?

    Birden anneannesini hatırladı. Hayatının son yıllarında, hiçbir kıtlığın, hiçbir yokluğun olmadığı o huzurlu Üsküdar evinde, yatağının altındaki kadife çekmecelerde kurumuş ekmek kabukları saklardı. Çocukken annesiyle birlikte buna güler, yaşlılığın getirdiği bir akıl karışıklığı olarak görürlerdi. Şimdi ise masadaki suya bakarken, boğazında o eski ekmeklerin kuruluğunu hissetti. Belki de insan sadece kendi hayatını yaşamıyordu. Çoktan toprak olmuş insanların korkuları, yaşanmamış hayatların hayaletleri de onun bedeninde nefes almaya devam ediyordu. Eğer epigenetik hafıza haklıysa, şu an bu suyu içme arzusu gerçekten Neva’ya mı aitti, yoksa onun DNA zincirinde hâlâ hayatta kalmaya çalışan atasının feryadı mıydı?

    Garson hesabı masaya bırakıp bardağa hiç dokunulmadığını gördüğünde ters bir bakış fırlattı. Neva cüzdanından parayı çıkarırken midesinin tam altında hafif, ekşi bir bulantı hissetti. Bu, yalnızca suyu ziyan ettiği için duyulan sıradan bir israf suçluluğu değildi. Hücrelerine sinmiş tüm o çocukluk cümleleri masanın etrafına doluşmuştu: Nimet bırakılmaz. Mantıklı davran. Düzgün davran. Bir bardak suyun durgun yüzeyine ne kadar çok insanın sesi, ne kadar çok kural sığıyordu.

    Telefonu çantasının derinliklerinde ardı ardına titredi, arama sesleri sokağın gürültüsüne karıştı. Yandaki düğmeye basıp onu tamamen karanlığa gömdü. Ayağa kalktı. Ama o midesindeki bulantı geçmedi. Sıraya koyamadığı düşüncelerle, ne yapacağını bilememenin getirdiği o eylemsizlik felciyle sokakta öylece kalakaldı.

    Gece yarısına doğru eve döndüğünde, salonun karanlığı onu şefkatle karşıladı. Çantasını masanın üzerine bıraktı. Fermuarı açtığında, sabah vapurdan aldığı, kapağı kırık ama hiç dokunulmamış o pet şişeyi gördü. Vapurda unutmamıştı. Bütün gün, şehrin tüm plazalarında, sokaklarında bu şişeyi etten kemikten bir düşünce gibi yanında taşımıştı.

    Şişeyi eline aldı. Mutfağın penceresine doğru yürüdü. Dışarıda İstanbul; milyonlarca neon ışığı, otoyollarda akan kırmızı-beyaz far nehirleri ve dijital billboardlarıyla devasa bir şölen gibiydi. Şişenin kapağını tamamen açtı. Suyu dudaklarına doğru yaklaştırdı.

    Tam o anda; içmekle içmemek, o plazaya dönmekle sokakta kaybolmak, sisteme teslim olmakla mutlak sessizliği seçmek arasındaki o milimetrik sıfır noktasında durdu.

    Sadece durdu.

    II tempo sospeso.                 

    Ve anladı ki, mesele ne suyun tadıydı ne de seçtiği şıklar. Mesele, insanın kendi iradesi ile dünyadan içine sızan binlerce görünmez ses arasındaki o ince, neredeyse seçilemeyen çizgide, sadece kendine ait tek bir saniyeyi arama gayretiydi.


    Belgin Ulutay, 20 yılı aşkın süredir çeşitli sektörlerde orta düzey yönetici olarak görev yaptı. Yazmaya ve seslendirmeye şiir ile başladı, çeşitli eğitimlerin ardından edebiyat yolculuğunu öyküler ile devam ettiriyor. Tiyatro, seslendirme, kitaplar, seyahatler ve yazı ile kendine bir dünya kuran Ulutay’ın bir çok kollektif kitapta öyküleri yayımlanmıştır.

    LİSTEYİ GÖR
    belgin ulutay suaremag yazar

    Related Posts

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026 Manşet

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026 Hakan Akdoğan

    Ayın Filmleri: TEMMUZ AYINDA NE İZLEYELİM?

    Temmuz 1, 2026 Ayın Filmleri

    Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

    Temmuz 1, 2026 Ayın Kitapları
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Fotoğraf sanatçısı ve akademisyen Nihal Gündüz, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileriyle hazırladığı “Yüzleşme: Hayalet…

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Alice Notley’nin modern destanı “Alette’in Yeraltına İnişi” ilk kez Türkçede

    Şubat 23, 2026 Kitap

    Geç Gelen Şöhret

    Nisan 20, 2026 Film

    Kapalı gişe “Timsah Ateşi” 2025’e üç oyunla başlıyor

    Ocak 10, 2025 Tiyatro
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.