Close Menu
    Son Eklenenler

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Perşembe, Nisan 30
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      1 KAVRAM 10 DÜŞÜNÜR: Varoluşun On Yüzü

      Ağustos 2, 2025

      Ulus Baker: Kısacık hayatına çağları sığdıran ‘birisi’

      Temmuz 12, 2025

      Institut français, Fransız yazar, felsefeci ve filolog Barbara Cassin’i ağırlıyor

      Şubat 25, 2025

      Sade Yaşamın Gücü: Epikür ve Tao’nun izinde sadeleşmek

      Aralık 7, 2024

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Yeni Eril: Dr. Nil Keskin’den kapsamlı bir dönüşüm rehberi

      Mart 4, 2025

      Cansel Oruç’un ‘Başarmaktan Korkma’ kitabı okuyucuyla buluştu

      Aralık 26, 2024

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      “Bir ‘teselli’ ver…”

      Nisan 20, 2026

      Sandviç Kuşağı: Arada Kalmışlık

      Nisan 19, 2026

      Var ol! Kelime büyücüsü çok yaşa!

      Nisan 15, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026

      Filiz Çiçek’ten adalet ve intikam romanı: Kayıp Ada ve Şeytanları

      Nisan 22, 2026

      Adını Sen Koy: İki farklı zaman, iki farklı kadın ve benzer bir hikaye

      Nisan 21, 2026

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Ayın Şarkıları: MART AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mart 8, 2026

      İş Sanat’ın Parlayan Yıldızlar konserleri devam ediyor

      Ocak 15, 2026

      AYIN ŞARKILARI: OCAK AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Ocak 1, 2026

      Sanatın özgür ruhlu bilgesi Patti Smith İstanbul’a geliyor

      Aralık 14, 2025

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Sibel Kırcadere Uslu ile İsmi Olmayan Hikayeler

      Mart 16, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lll

      Mart 16, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Río Sur, Pera Müzesi’nde

      Ekim 16, 2025

      Dalí’nin Tavşan Deliği: Bir romanın resme dönüşen rüyası

      Haziran 12, 2025

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nden ücretsiz sergi turları

      Şubat 20, 2026

      Isabel Muñoz’un Göbeklitepe fotoğrafları Berlin’de

      Şubat 10, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Palu Ailesi skandalı belgesel oldu

      Nisan 10, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      İstanbul Film Festivali 9-19 Nisan’da sinemaseverlerle buluşuyor

      Mart 24, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Sahnede paranormal bir deneyim: “Geceyarısı Hayaleti” başlıyor

      Mart 19, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

      Nisan 29, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      Ebru Karaayvaz’dan ağlarken güldüren kitap: Reçeteye Mizah Ekledim

      Mart 9, 2026

      Bozkurt: Yeni nesil yayıncı Toros, kitabı sadece basılı ürün gibi görmüyor!

      Mart 2, 2026

      “Gençler Nereye?” kitabının yazarı Tuğçe Tatari: Türkiye gençlerini duymuyor ve görmüyor

      Şubat 27, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Pablo Neruda: Aşkın, kavganın ve sessiz coğrafyaların şairi

      Temmuz 12, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » ANNELER BİLİR
    Mahinur Çenetoğlu

    ANNELER BİLİR

    Mart 8, 2026Yorum yapılmamış10 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Mahinur Çenetoğlu

    Ormanlık Adaçayı – Yabani Ruh Serisi ©Nihal GÜNDÜZ

    Gözleri aşka gülen taze söğüt dalısın, gel bana her gece sen gönlüme doğmalısın.

    Özlem radyodan gelen bu harika şarkıyla gözlerini açtı. Annesi ve babasıyla birlikte on beş günlük kamp için geldikleri Ege’nin bu şirin kasabasında harika günler geçiriyordu. Yirmi beş yaşında kocaman bir kız olarak hâlâ ailesiyle tatil yapmasını annesinin onun kısmetini bağladığı düşüncesiyle esefle karşılasa da işi dalgaya vurup gönlünü rahatlatıyordu. Dün gece tanıştığı Soner’le yaşadıkları aklına geldi, önce rüya gördüğünü düşündü, yataktan fırladı odanın içinde birkaç tur attıktan sonra kendini yatağa fırlattı. Yastığa gömdüğü başını sağa sola sallayarak uzun uzun güldü. Kafasını yastıktan ayırdığında suratı kıpkırmızı olmuştu. Tam o anda annesi Şahika Hanım kapının önünde dikilmiş şaşkınlıkla yatakta debelenen kızına bakıyordu.

    “Günaydın kızım, Hayırdır? Ne oldu beyaz atlı prensin seni almaya mı geliyor?”

    Annesine yakalanmanın şokunu hemen atlatarak ayağa fırladı Özlem.

    “Günaydın annecim, evet geldi ama ben annemden ayrılamam deyip geri gönderdim. Evlenmeyeceğim ben, evlenmeyeceğim böyle başına bela olacağım senin.”

    Bunları söyledikten sonra kahkahalarla banyoya doğru yürüdü. Keyfine diyecek yoktu. Kim bilir belki de sonunda annesinin dilekleri gerçekleşecekti, Şahika Hanım duysa adayın soyunu sopunu iyice bir araştırır sonra da standartlarına uygun değilse kızını vazgeçirmek için kırk takla atardı. “Annem benim kısmetimi kapatıyor, bu sefer asla söylemeyeceğim asla.” Dedi yıkadığı yüzüne aynada gülümseyerek bakarken.

    Birbirlerini görür görmez etkilenmişlerdi. Soner’in uzun boyu, dalgalı saçları, Özlem’in siyah uzun saçları, ince beli, yemyeşil gözleri birbirlerine bakıp kalmalarına neden olmuştu.  Soner ve arkadaşları Özlem’in kaldığı kampın arkasına çadır kurmuşlar, duş, tuvalet, yemek ihtiyaçlarını bu kamptan karşılıyorlardı. Kampın her türlü işine de yardımcı oluyorlardı.

    Özlem âşık olmuştu. Ya da uzun süredir gelen yalnızlığın sonunda öyle olduğunu zannetmişti. Annesine belli etmeden her dışarı çıkışında gözleri onu arıyor, onu görünce derin nefes alıp veriyor, yaşadığı duygudan son derece mutlu uçuş uçuş geçen zamanlar yaşıyordu. Kampın bitmesine sadece dört gün kalmıştı, o yüzden biraz telaşlıydı. Her yaz tatilinde geldiği bu kampta hayatının aşkını bulacağını söyleseler gülerdi, yirmi beş yaşının verdiği olgunlukla davranmak istese de sanki on sekiz yaşındaydı. Çiçekler, böcekler şarkılarla midesinde uçuşan kelebekler. Üç günlük kısa kaçamaklar sonunda o ağacın altında etrafında bir sürü mor renkli adaçayının olduğu bir yeşilliğin içerisinde genç adamın dizlerine yatmış, kalbinin sesini dinlerken bu kez bu güzelliği sonsuza kadar yaşatmak için kendine söz verdi.

    Sonunda o gün geldi, yeni devre kampçılar geliyor, eskiler vedalaşıyor kampın önüne gelen otobüslere biniyorlardı. Özlem Ankara’ya doğru yola çıkan otobüsün içinde Soner’in ona verdiği pakete gülümseyerek bakıyordu. Kenardaki ağacın dibinde boynu bükük el sallamıştı, güya kamp çalışanı gibi… kimselere daha çok da Özlem’in annesine çaktırmadan diğer tatilcilerle vedalaşır gibi gözleri Özlem’i ötekilerden kayırarak bakmıştı. Özlem annesinin uyuklamaya başladığı anda Soner’in verdiği paketi açtı,  içinden düşen mercan kolye gözlerinin dolmasına neden oldu. Ormandan kopartılmış birkaç dal mor renkli adaçayını paketin içine koymuştu. O koku Özlem’in kalbine oturmuş dört günlük sevgilisinden ayrılmanın hüznüyle koklamıştı. Altında telefonu ve adresi olan kırmızı kâğıda yazılmış küçük notta “Seni seviyorum Özlem, en kısa zamanda görüşeceğiz. Bekle beni,” diyordu.

    Özlem sadece el ele tutuşup kaçamak öpücüklerle kalbini şenlendirdiği sevgilisini düşünerek Ankara’ya döndüğünde mutluluk yerini derin hasret ve üzüntüye bıraktı. Şahika Hanım onun bu adamla birlikte olmasına asla izin vermezdi, öyle kamp köşelerinde yaşayan ne idüğü belirsiz bir adama kız mı verilir? Diyecekti. O gece uyuyamadı Özlem, daha önceki sevdiği aklına geldi, üzüntü içinde bir sağa bir sola döndü durdu. Bir zamanlar çok sevmişti on sekiz yaşındaydı. Şahika Hanım bu işe şiddetle karşı gelmişti. “Benim kızımı doktorlar mühendisler isteyecek, bu yaşta ne aşkı? Acelen ne?” diyerek Özlem’i ilk aşkından ayırmıştı. Çok acı çekmiş sonrasında da hiç âşık olmamıştı. Rüyasında Soner’i gördü.  “Bekle beni, geliyorum,” diyordu. Adım atıyor, atıyor bir türlü kavuşamıyorlardı, elini uzatıyor tam tutacakken metrelerce uzağa kaçıyordu. Kabuslar içerisinde ağlayarak uyandı. Annesi kapıyı açmış hayretle bakıyordu.

    “Hayırdır kızım, geçen hafta gülerek, şimdi ağlayarak. Neyin var senin? Bana bak Özlem benden bir şey mi saklıyorsun sen?”

    “Aman anne ya, yok bir şeyim, kötü bir rüya gördüm hepsi bu, sen de bana çocuk muamelesi yapmasan mı artık?”

    Şahika Hanım söylenerek uzaklaştı. “Sen de biraz büyüsen mi acaba?” Özlem annesine şaşkınlık ve kızgınlıkla bağırdı. “Ben büyüdüm de sen farkına varamadın anneciğim!”

    Bir hafta sonra kucağında taze toplanmış mor renkli adaçaylarıyla onu iş yerinin kapısında beklerken buldu.

    “Soner! Hoş geldin. Döndün ha. Ben seni Eylül sonuna kadar kalırsın sanıyordum.”

    “Bil bakalım neden döndüm?”

    “Neden?”

    “Sen bu çiçeklere bayıldın ya onları getirdim, hem de senin hasretine dayanamadım.”  

    Soner bunları söylerken neredeyse ağlayacaktı. Özlem adamın yüzüne baktı, yaşadığı mutluluğu kendi kendine bile söylemeye çekiniyordu. İki sevgili hasretle kucaklaştılar. Özlem “Sen burada bekle ben bugün için izin alıp geleyim olur mu?” derken etekleri zil çalıyordu. Amirinin karşısında süklüm püklüm bir şeyler geveledi, o gün için izin aldı ve Soner’in yanına adeta ışınlanarak döndü.  

    Akşam Özlem çok heyecanlıydı. Anne ve babasının karşısına elleri titreyerek oturdu.

    “Anneciğim, babacığım sizlere bir haberim var. Ben evlenmeye karar verdim!”

    Şahika Hanım o anda çay bardağını eline almış koltuğunda rahat rahat oturmaktaydı, birden tek kaşı, elindeki bardakla birlikte havaya kalktı.

    “Hah geliyor gelmekte olan, ben bildim zaten sende bir haller olduğunu. Dökül bakalım Özlem Hanım.”

    Haşmet Bey karısını en bet bakışlarını atarken söylendi.

    “Sus Hanım, sus da dinle kızını, aman sen de ne acayip bir kadın oldun be!”  

    “Ne olmuşum Bey ne olmuşum? Sen de beni bir beğenemedin gitti. Sana kalsa bu kızı on sekiz yaşında evlendirecektin ya.”

    “Ne var benim kızım âşık olduğu adamla evlenecek dedim, fena mı dedim.” 

    Özlem bir annesine bir babasına bakıyor araya giremiyordu. Onların da hiç sakinleşmeye niyetleri yoktu. Haşmet Bey sinirlenmiş sigarasından bir dal alıp balkona doğru yürürken bir yandan da söyleniyordu.

    “Şu kız bugün bu durumdaysa hep senin yüzünden, sen ne anlarsın ilk aşktan falan? Nasıl yüreği yanmıştır yavrucağın. Ahh onu ben anlarım ancak, ben!”

    Özlem babasına bir şeyler söylemek için tam ağzını açacaktı ki annesinin kelimeleri fişek gibi çıktı ağzından.

    “Yaaa öyle mi Haşmet Bey, anlamam öyle mi? Senin ilk aşkın kimdi acaba? Pardon kusura bakma senin mutluluğuna engel olmuşum, anan beni hamamda görüp de beğenmeseydi keşke. Çok meraklıydım sanki.”

    “Tabii meraklı olmasan hemen kabul etmezdin.”

    Büyük kavga çıkmıştı Özlem’in anne ve babası otuz yıllık evliliğin hesabını tam da bugün ortaya saçıvermişlerdi. Özlem ağlamaklı bir halde ayağa kalktı. Babası balkonda sinirli sinirli sigarasını içiyor, annesi bitmiş çay bardağını kaçıncı kez doluymuş gibi ağzına götürüp duruyordu. Özlem ikisine de baktıktan sonra tekrar konuşmayı denedi.

    “Bakın size güzel bir haber vermek istemiştim, ama lütfen ikiniz de hiç konuşmadan beni dinler misiniz? Anne, baba lütfen.”

    Ortalık sessizleşti Haşmet Bey balkondan geldi, yerine oturdu, Şahika Hanım onun yüzüne bile bakmıyordu. Özlem annesinin boş çay bardağını bir kez daha ağzına götürdüğünü görünce bardakları toplayıp mutfağa yöneldi. Çayları doldurup geldiğinde ikisinin de sus pus oturduklarını gördü. Çayları verirken sakince konuştu.

    “Evet evlenmeye karar verdim, kısa bir süre oldu tanışalı ama…”

    Şahika Hanım’ın çaya uzanan eli o anda havada dondu kaldı. Birden avaz avaza bağırmaya başladı.

    “Olmaz olmaz, o kamptaki uzun saçlı bebe değil mi? Ben bildim zaten, ben bildim, kaçar mı benden. Kıyıdan köşeden sinsi sinsi bakışlarıyla kandırdı seni di mi? Hippi gibi bi şey kamp köşelerinde bulaşık yıkıyor, vay benim emeklerim, olmaaaaz olmaaaaz!”

    Özlem annesine baktı, nasıl da anlamıştı, bu kadının arkada da gözleri mi vardı? Hem de kızına hiç belli etmemişti.

    “Ne bebesi anne ya Soner otuz yaşında.”

    “Daha fena ya! O daha fena ya!  O yaşında bir baltaya sap olamamış mı? Kamp köşelerinde çadırlarda, pis pis, olmaz diyorsam olmaz. Asla!”

    Özlem annesinin bu abartılı itirazından dolayı bir türlü konuşamıyor, babası şaşkın bakıyor ama bir yandan da ‘sen bunu boş ver kızım’ der gibi elini kafasını sallayıp duruyordu. Sonunda kadın yoruldu her zaman yaptığı gibi ‘ah başım’ diyerek başına çatkısı çattı, köşede kendi kendine inlemeye başladı. Özlem güldü. Annesine doğru yaklaştı.

    “Anneciğim her şeyi düzgün araştıramamışsın,  Soner işsiz bir adam değil.”

    “Yaaa ne işi var o zaman eşek kadar adamın kamp çadırlarında?”

    “O da bir tercih, seviyor böyle yaşamayı.”

    “A benim salak kızım, ne diye sevsin? Adamın parası yok, arabası yok, seni kandırıyor. Çulsuz bir adam o. Ben bilirim böylelerini, dikkat etseydin, içmeseydin yanında falan bir şey, kızım böylelerinin tek bir amacı vardır, konuşturma beni şimdi.”

    Haşmet Bey söyleniyordu, “Çok Türk filmi izliyor bu, ondan bu hezeyanları. Hanım hanım kaçıncı yüzyıldayız saçmalama gayrı da bir sus yahu!”

    Şahika Hanım hiçbir şeyi duymuyor görmüyordu. Özlem kararlı bir şekilde annesinin önünde durup sakince konuştu.

    “Evlenirim anne, artık yirmi beş yaşında kocaman bir insanım, kendi kararlarımı da kendim alabilirim.”

    Haşmet Bey Özlem’den yana çıktı. “Evlenir benim kızım, kimi seviyorsa onunla evlenir. Bu sefer kızımın aşkına engel olamayacaksın huysuz kadın!”

    Evin içinde yine bir bağırış çağırış hali başlamıştı ki Şahika Hanım bayıldı, Haşmet Bey güldü, “Sıkışınca böyle yalandan bayılır,” dedi.  Tam o sırada kapı çaldı.

    “Hah geldiler, sizinle bir türlü konuşamadığım için söyleyemedim tabii ama misafirlerimiz var. Anne ayılman lazım, dünürcüler geldi.”

    Annesi gözlerini açtı bir çığlıkla bağırdı. “Sen beni öldüreceksin, yemin ettin di mi kızım aferin kızım!” Kocasının ona gülerek baktığını görünce sustu. “Siz ikiniz neler karıştırıyorsunuz, sen babana dedin di mi geleceklerini? Bak ben anladım zaten pijamalarını giyip yayılmadı koltuğa, ben anladım, anladım. Beni rezil edeceksiniz değil mi?”

    “Anne gidip üzerine düzgün bir şeyler giyer misin lütfen, ben kapıyı açıyorum.” Diyerek kapıya doğru yürüyen kızının arkasından bakarken işin ciddiyetini anlayıp yatak odasına doğru koştu.

    Soner anne ve babasıyla içeriye girerlerken kapının önüne park edilen arabayı gören Haşmet Bey’in gözleri büyümüş, dili damağı birazda olsa kurumuştu. Kocaman bir gül demeti ve en ünlü mağazadan yaptırılmış gümüş tabak içerindeki çikolatalarıyla içeriye girdiler. Hepsi jilet gibi giyinmiş, kayınvalidenin parmaklarında, kollarında, boynunda asılı olan ziynetlerden ortalık aydınlanmıştı. Kendisinden önce odayı dolduran parfüm kokusu onları hipnotize etmişti. Bu kadar şatafata Özlem bile şaşırmıştı. Soner bir şirketi olduğundan bahsetmişti ama ayrıntılarını hiç söylememiş, Özlem’de sormamıştı. Şahika Hanım, hızlıca üzerine bir etek, gömlek geçirmiş şaşkın bir halde kapıdan giren insanlara bakarken önce ellerini ovuşturmuş, üstünü başını şöyle bir düzeltmiş, kuruyan dudaklarının üzerinde dilini dolaştırdıktan sonra birden canlanmıştı.

    “Aman efendiiiim hoş geldiniz, buyurun buyurun, ah bu gençler keşke daha önce bilgimiz olsaydı da biraz daha hazırlık yapsaydık. Ama biliyor musunuz ben Soner Bey evladımı kampta da gördüm, ahhh ahhh Özlem bana belli etmedi ama, ben anladım. Anne yüreği anlamaz mı hiç.  İçim gitti, böyle efendi bir genç delikanlı benim damadım olsa keşke diye diye. Buyurun efendim oturun lütfen. Lütfen arkanıza şu yastığı alın, rahat oturun, biz artık akraba olacağız efendim…”

    “Hanıımmm” dedi Haşmet Bey kaş göz etti ama Şahika Hanım’ın susmaya niyeti yoktu.

    “Tabii dedim, beyime de söyledim,  bak ayol analar neler doğurmuş, aslan gibi hem yakışıklı hem kaliteli, keşke dedim efendim, keşke. Demedim mi Bey? Ah efendim nasılsınız? Kusuruma bakmayın, bunların hepsi heyecandan. Ne diyordum, evet kızım diye demiyorum biz onu pamuklara sararak büyüttük, en güzel okullarda okudu, bir dediğini iki etmedik, tabii efendim tabii her zaman onun isteklerine saygılı davrandık ne istediyse oldu bu hayatta. İstiyorum demesi yeterliydi. Öyle değil mi Bey? Neyse efendim oh oh ziyadesiyle mutlu oldum efendim, biz artık dünür olacağız Soner’de benim bir evladım. Bana anne de çocuğum… Kahvelerinizi nasıl alırdınız efendim?”


    Mahinur Çenetoğlu, Ankara’da dünyaya geldi. Otuz beş yıl beyaz yakalı olarak Milletlerarası Ticaret Odası’nda çalıştı. Profesyonel yazım hayatına 2020 yılında başladı. 2021 yılında Yaşar Kemal Anısına Öykü Halk Bilim Araştırması ve Şiir Yarışması’nda Öykü dalında “Bezgin Demokrat” isimli öyküsüyle finalist oldu.  Beş kollektif kitapta öyküleri yayımlandı. 2023 yılında Banliyö Kitap tarafından basılan ilk novellası “Aşkın Istırabı”, Ekim 2004’te Mahal Edebiyat tarafından basılan ilk öykü kitabı “Evlilik Fotoğrafını Kim Aldı” okurla buluştu. Distopya Dergi’de yazıları yayımlanıyor. Otuzdan fazla öyküsü çeşitli internet dergilerinde yer aldı.

    DİĞER YAZILARINI OKU
    mahinur çenetoğlu suaremag yazar

    Related Posts

    BEYAZ LEKE

    Nisan 3, 2026 SUAREMAG

    SÜSÜ AKMIŞ

    Nisan 1, 2026 Hakan Akdoğan

    ADALARDAN BİR YAR GELİR BİZLERE 

    Nisan 1, 2026 Gönül Yasemin Ölmez

    SON DANS

    Nisan 1, 2026 SUAREMAG
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026 Sanat

    Dolunay Kocabağ, New York’taki oyunculuk kariyerine yeni başarılar eklemeye devam ediyor. Sahne adıyla Luna Vintner…

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026

    Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

    Nisan 27, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    40. İstanbul Kitap Fuarı kapılarını açtı

    Ekim 28, 2023 Etkinlik

    ‘Mumi’lerin yaratıcısı Tove Jansson eserleriyle Aynalı Geçit’te

    Mayıs 8, 2025 Betül Çakıroğlu

    İş Bankası Kültür Yayınları’ndan Cumhuriyetin 100. yılına özel seri

    Ekim 25, 2023 Haber
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.