Close Menu
    Son Eklenenler

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Perşembe, Nisan 30
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      1 KAVRAM 10 DÜŞÜNÜR: Varoluşun On Yüzü

      Ağustos 2, 2025

      Ulus Baker: Kısacık hayatına çağları sığdıran ‘birisi’

      Temmuz 12, 2025

      Institut français, Fransız yazar, felsefeci ve filolog Barbara Cassin’i ağırlıyor

      Şubat 25, 2025

      Sade Yaşamın Gücü: Epikür ve Tao’nun izinde sadeleşmek

      Aralık 7, 2024

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Yeni Eril: Dr. Nil Keskin’den kapsamlı bir dönüşüm rehberi

      Mart 4, 2025

      Cansel Oruç’un ‘Başarmaktan Korkma’ kitabı okuyucuyla buluştu

      Aralık 26, 2024

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      “Bir ‘teselli’ ver…”

      Nisan 20, 2026

      Sandviç Kuşağı: Arada Kalmışlık

      Nisan 19, 2026

      Var ol! Kelime büyücüsü çok yaşa!

      Nisan 15, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026

      Filiz Çiçek’ten adalet ve intikam romanı: Kayıp Ada ve Şeytanları

      Nisan 22, 2026

      Adını Sen Koy: İki farklı zaman, iki farklı kadın ve benzer bir hikaye

      Nisan 21, 2026

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Ayın Şarkıları: MART AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mart 8, 2026

      İş Sanat’ın Parlayan Yıldızlar konserleri devam ediyor

      Ocak 15, 2026

      AYIN ŞARKILARI: OCAK AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Ocak 1, 2026

      Sanatın özgür ruhlu bilgesi Patti Smith İstanbul’a geliyor

      Aralık 14, 2025

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Sibel Kırcadere Uslu ile İsmi Olmayan Hikayeler

      Mart 16, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lll

      Mart 16, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Río Sur, Pera Müzesi’nde

      Ekim 16, 2025

      Dalí’nin Tavşan Deliği: Bir romanın resme dönüşen rüyası

      Haziran 12, 2025

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nden ücretsiz sergi turları

      Şubat 20, 2026

      Isabel Muñoz’un Göbeklitepe fotoğrafları Berlin’de

      Şubat 10, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Palu Ailesi skandalı belgesel oldu

      Nisan 10, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      İstanbul Film Festivali 9-19 Nisan’da sinemaseverlerle buluşuyor

      Mart 24, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Sahnede paranormal bir deneyim: “Geceyarısı Hayaleti” başlıyor

      Mart 19, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

      Nisan 29, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      Ebru Karaayvaz’dan ağlarken güldüren kitap: Reçeteye Mizah Ekledim

      Mart 9, 2026

      Bozkurt: Yeni nesil yayıncı Toros, kitabı sadece basılı ürün gibi görmüyor!

      Mart 2, 2026

      “Gençler Nereye?” kitabının yazarı Tuğçe Tatari: Türkiye gençlerini duymuyor ve görmüyor

      Şubat 27, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Pablo Neruda: Aşkın, kavganın ve sessiz coğrafyaların şairi

      Temmuz 12, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » AY IŞIĞINI PAKETLEMEK
    Benan Bilek

    AY IŞIĞINI PAKETLEMEK

    Ekim 1, 2025Yorum yapılmamış6 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Benan Bilek

    Raflarda dururken bile bu kadar düzgün değildi kitapları. Şimdi kolinin içinde yazarlarına göre dizilmiş yeni duvarlarına gitmeye hazır bekleyen o kitaplar, yıllardır almadığı çeyrek altınların, gitmediği tatillerin, katılmadığı eğlencelerin özeti gibi vedaya durmuşlardı sanki. Kırk iki yılın kolilere sığdırılmaya çalışılan özeti. 

    Dişleriyle kopartırken dudağının derisinden küçük bir iz bıraktı koli bandının üzerinde. Elini acıyla ağzına götürdü. Gülmeye başladı sonra; “Öğren be kadın artık! Bir kere de aynı boku yapma!” Öğrenmeyi bilmedikçe aynı hataları yaşayacağını öğrenmeyi beceremeyişineydi gülüşü. Annesinden hatıra, sinirden gülüş.

    Kimi yazarından kimi hediye alanından adına imzalı kitaplar bir köşede bekleyecekti bir süre daha. Kıyamamak değil, onları da yanında götürmek isteğindendi köşedekilerin bekleyişi. “Adına imzalı…” Adı? Ne kadar da mühimdi adı? Mühim miydi gerçekten bu kadar? Bir ömrü kolilere sığıştırıp gidecek kadar mühim miydi? Ya da bir anda çekip gitme kararı alacak kadar? Ya da bir kez daha gitmeyi göze alabilecek kadar…

    Kapının çalışıyla bağdaş kurup çöktüğü yerden kalktı. Karşısında iki gencecik gülümsemeyi görünce doğru yere bağış yapmaya karar vermiş olduğunu düşündü. 

    “Biraz ağır oldu koliler çocuklar, kusura bakmayın.”

    “Olsun abla, kusur ne demek? Neler taşıyoruz biz? Kitap ağırlığı olsun.”

    “Çay var. Biraz dinlenmek ister misiniz?”

    “Rahatsızlık vermeyelim biz.”

    “Rahatsızlık olur mu hiç? Hadi girin içeriye, salon şurası. Geçin siz, ben çaylarınızı koyup geliyorum.”

    Evin son konukları olduklarından habersiz, mahcup adımlarla içeri giren delikanlılara baktı. Kendi oğlundan en az on beş yaş gençti ikisi de. Çay değil şölen sofrası kursa bir koli bile taşıtamazdı oğluna, burada olsa. Şimdi Chelsea’deki üçüncü taşınması öncesinde kim bilir neler sırtlanıyordu, suratını asmadan. Anneyle kız arkadaş farkı işte! Oğlunu paylaşamayan anne kafasından çıkmalıydı derhal, aklına ilk gelen soruyu soruverdi gençlere;

    “Okuyorlar mı bu bağışlanan kitapları gerçekten? Yoksa öyle duruyor mu sizin merkezde?”

    “Okuyorlar abla. Hem de ne okumak? Bazıları okuma salonuna gelip okuyor, bazıları eve götürüyor. Okuyup geri getiriyor.”

    “Kütüphane gibi yani?”

    “Kütüphane zaten. Merkezde hem giyecek hem de kitap bulabilecekleri yer var gelenlerin. Bir de uygun fiyata sattığımız bağış malzemeler var, zeytinyağı, deterjan falan işte.”

    “Koltuk, kanepe, dolap falan da alıyor musunuz?”

    “Alıyoruz. Onları ücretsiz veriyoruz ihtiyaç sahiplerine.”

    Gözleriyle salonu taradı. Üzerinde hatıralar dizili büfeye baktı önce. İçinde annesinden kalma yemek takımları; iki kere sofra kurmuş olmalı onlarla. Altı yılda iki sofra. Bir üçlü bir ikili kanepe, yanında iki koltuk hediye. Onca pazarlık. Kumaş seçimleri, aman kombinler uyumlu olsun, yeşilin tonu tam olmamış, diğer kumaş daha iyiydi, kırlent yok mu bunlarda, kumaşlardan arta kalanlar ne oldu ama, siz bana dört kırlent daha yapın, vardır vardır, fermuarlı olsun, kolayca yıkayıvereyim, kanepelerin açılıp yatak olması çok iyi, çok gelen giden oluyor biliyor musun, bana gelenler hep dışarıdan, e gelene ne kadar kalacaksın diye sorulmuyor, malum buralar yaz yeri gibi, gelen kalıyor, gelene de git denmiyor, hazırlıklı olmalı hep. Şimdi ne kadar boştu kanepeler, kırlentler hiç bozulmuyordu ne zamandır. Patpatlanmıyor minderleri, söylene söylene. Yatak haline gelmiyor hiçbiri. Açmaya kalksan yapışmıştır bile belki mekanizmaları.

    “Siz neyle geldiniz? Nasıl bir araçla yani?”

    “Nakliye aracımız var bizim, haftanın iki günü çıkıp tüm bağışları topluyoruz. Diğer günler de götürdüklerimizin bakımı, temizlenmesi, verilecek yerlere hazırlığı işte. Biz toplama götürme işindeyiz ama. Eşyaların nerelere verileceğini başka gönüllüler belirliyor.”

    “Yine siz ulaştırıyorsunuz ama değil mi yeni yerlerine?”

    “Biz sadece toplayıp götürüyoruz, başka arkadaşlar da yerlerine bırakıyor listelere göre.”

    “Sadece kitaplar için aramıştım ben aslında ama acaba yer varsa birkaç parça mobilya da verebilir miyim size?”

    “Araç boş, ilk size geldik. Alabiliriz.”

    Bir zamanlar paket paket sigaraların açılarak konuklara ikram edildiği Arnuvo cam kâseye baktı o an. İçinde yıllardır sahibini bekleyen anahtarı gördü uzun süredir ilk kez. Bir akşam saat dokuz sularında bırakılmış o anahtarı hiç sevmiş miydi baba evinden kalma değerli cam kucak? Kendine ait olmayan o anahtarı neden yıllarca korumuştu ki?

    Uzun vitrinde dizili model arabalara baktı sonra. Her doğum gününde, her karnesinden sonra, her yılbaşında bir tane daha eklediği koleksiyonda gezdirdi gözlerini. Babasının gidişinden onu sorumlu tutan oğluna düzenin pek de bozulmadığını kanıtlarcasına almaya devam ettiği sayısız model arabaya baktı tek tek. Hiçbirinin özelliğini hatırlamıyordu şimdi. Oysa alırken ne kadar dikkat etmişti hangisi kaç model, hangisinin hikayesi gerçek diye… Azken ne kadar değerliydiler. Sonra? Alışkanlık halini almış hediyeler işte… Paketin açılmasından beş dakika sonra diğerlerinin yanına konuveren ve bir sonrakinin gelişine kadar dokunulmayan onlarca araba. Chevrolet, Mercedes, Jaguar, Cadillac… Gerçeğinin yanından bile geçemeyeceklere renk renk hayaller…

    “İki saat sonraya hazırlarım ben size birkaç eşya. Bugün tekrar uğrar mısınız rica etsem? Zor olur mu size?”

    “Bir adresimiz daha var, oradan da çocuk odası takımı alacağız. İki değil de üç saate gelebiliriz abla.”

    Bantlanıp yüklenmeye hazır sekiz kitap kolisini sırtladıkları gibi asansöre yükledi delikanlılar. Kapıyı kapatıp önce çay bardaklarını mutfağa götürdü. Televizyondaki müzik kanalından elli parçalık klasik bir albüm bulup Mozart ve Beethoven’i kendisine arkadaş seçti. Uzun vitrinin cam kapısını araladı. Genzine kaçan tozu bir iki küçük öksürükle temizleyip siyah Ford’a dokundu. Ferrari’ye, Volkswagen’e. Yıl yıl, renk renk, bir sürü arabayı baloncuklu naylonlara sardı. Onlarca özel gün birbirinin aynı paketlerle yığıldı üst üste. Giysilerini götürürken kullanmaya niyetlendiği dört bavulu salona getirip paketleri özenle bavullara yerleştirdi. Boş vitrinin karşına geçip bir sigara yaktı.

    Onuncu eser olmalıydı çalan. Ayışığı sonatı. “İnsanlar” demiş gözleri görmeyen kız Beethoven’a, “Gece olunca bazen ay diye bir şeyden hayranlıkla bahsediyorlar; sessizce onu izliyorlar. Ay denen şeyin ne olduğunu çok merak ediyorum.” Beethoven biraz duraklamış, sonra kıza dönmüş ve “Sana ayın nasıl bir şey olduğunu anlatayım mı?” diye sormuş. Küçük kız “yapabilir misin gerçekten?” diye sorunca da piyanoya geri dönmüş ve ilk kez “Ay Işığı Sonatı”nı orada o anda icra etmeye başlamış. Bitirdiğinde, kör kızın gözlerinden yaşlar süzülmekteymiş ve şöyle mırıldanmış; “Teşekkürler, şimdi ayın nasıl bir şey olduğunu anladım…”

    Tamamen uydurma olduğunu biliyordu bu hikâyenin. Ay Işığı Sonatı’nın, Beethoven’ın ölümünden çok sonra adı konmuş eserlerinden biri olduğunu biliyordu çünkü. Yine de inanmak istemişti ilk duyduğundan beri. Yalan da olsa, kim ister güzel bir hikâyenin bozulmasını? Belki de gerçekle yalan arasında yıllarca gidip gelen yorgunlar. Yalan bir hayatı paketleyip kaldırmanın tam zamanıydı şimdi.

    Büfedeki tabakların birbirine zarar vermemeleri için çekmeceler içindeki peçete ve örtüleri kullanmaya karar verdi. Hepsini bir çırpıda yere döktü. Bir zamanların önce şekerli suyla sonra yabancı markalı spreylerle kolalanan dantelli oyalı keten peçetelerini, örtülerini, hiçbirinin ne zaman neden yapıldığını düşünmeksizin tabakların aralarına yerleştirdi. Onları da baloncuklu naylonla sardı. Çatal bıçaklarının olduğu uzun çekmeceyi açtı, yüz altmış dört parça… Dört kadife kutu içinde, pırıl pırıl. Ahşap sandığında alınmadığı için annesine burulduğu set. Kırk küsur yılda yüz altmış dört kez kullanılmayan pırıltı. Onların da kullanılmamak üzere bir başka yere gitme zamanı gelmiş olmalıydı. Büfeyi tamamen boşalttı. 

    Delikanlılar yeniden kapıdan girdiklerinde üç saate bu kadar eşyayı nakledilmeye hazır hale getiren kadına baktılar, hayretle. Sonra her şey omuzlar üzerinde teker teker gitti evden. Kitaplarla başlayıp tamamen sarılan onlarca eşya birkaç saatte nakliye aracına yüklendi. Evden çıkan son eşya ceviz bir karyolaydı; paketlenen son ay ışığı. Bir tek o giderken, sadece onu götürürlerken nemlendi gözleri. Sonra kapıyı kapatıp adına imzalı kitapların yanına oturdu, yere. Kendine ayırdığı üç pantolon, birkaç tişört, bir kot ceket, elli kadar kitap, bilgisayar ve sırt çantası ile yarın yeniden göç etmek üzere yerdeki şilteye kıvrılıp uykuya daldı. Sabah taksiyi çağırmadan önce cama “Sahibinden Satılık” yazısını yapıştırdı. Evden çıkarken apartman görevlisine anahtarı uzattı. 

    “Oğlun için dört bavul bıraktım. Keyfini çıkartsın. Hepsiyle kırılana kadar oynasın.”

    Hayatında ilk kez gerçek bir göçün kahramanı olmak üzere taksinin kapısını açtı.


    Benan Bilek, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümü’nde okumak için geldiği İzmir’de yaşayan bir İstanbullu. Öğrencilik yıllarından  bu yana iletişim sektörünün farklı dallarında görev yaptı. Metin yazarlığından ajans başkanlığına, dergicilikten senaryo yazarlığına uzanan iletişim deneyiminin sonunda yolu sanata vardı. Un elekleri üzerine ipliklerle yaptığı resimlerle pek çok kişisel sergi açtı; “Yaşam Elekleri” atölyeleri düzenledi. Türkiye’nin izleyicisi sadece kadın olan ilk stand-up projesini hayata geçiren Bilek’in Gece Tuşları, Duvarlar Şahit, Çin Çin Çini Mini Hanım, Rezene öykü kitaplarının yanı sıra Punta – Bir Meyhanenin Romanı adlı eseri bulunuyor. Bilek, öykü yazmaya, sahne gösterilerine, özel atölye çalışmaları ile kasnak ve elek üzerine ipliklerle resim yapmaya devam ediyor.

    YAZARIN DİĞER YAZILARI
    SuareMag – Arşiv
    Benan Bilek suaremag yazar

    Related Posts

    SuareMag Nisan 2026

    Nisan 7, 2026 Manşet

    BEYAZ LEKE

    Nisan 3, 2026 SUAREMAG

    SÜSÜ AKMIŞ

    Nisan 1, 2026 Hakan Akdoğan

    ADALARDAN BİR YAR GELİR BİZLERE 

    Nisan 1, 2026 Gönül Yasemin Ölmez
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026 Sanat

    Dolunay Kocabağ, New York’taki oyunculuk kariyerine yeni başarılar eklemeye devam ediyor. Sahne adıyla Luna Vintner…

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026

    Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

    Nisan 27, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Çocuklar için hem kütüphane hem de kulüp: Okutopya

    Nisan 2, 2024 Betül Çakıroğlu

    Venedik’te Cinayet filminden fragman ve afiş

    Mayıs 4, 2023 Video

    Kedi Uykusu: Tuba Ayşe Özgür’den hafıza ve kimlik üzerine büyülü gerçekçi bir roman

    Ekim 8, 2025 Kitap
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.