Hazırlayan: Sevin Bayrı
Gecelerin uzadığı bu ayda, sinemanın büyülü dünyasına dalmak gibisi yok. “Işık ve Gölge” temamızı perdede nasıl izleriz diye düşündük ve sizi hem görsel hem de düşünsel açıdan doyuracak bir film seçkisi hazırladık. Sinema, özünde ışıkla yazılan bir sanattır. Bu filmlerde, yönetmenlerin ışığı ve karanlığı bir araç olarak nasıl kullandığına yakından tanık olacaksınız. Karakterlerin gölgeli geçmişleri, beklenmedik anlarda parlayan aydınlık yüzleşmeleri…
İster loş bir ortamda, ister tam karanlıkta izleyin; bu filmler, sizi duygusal bir kontrastın içine çekecek.
- Yurttaş Kane, Citizen Kane, 1941, Orson Welles:
Ölen bir iş adamının ölmeden önce söylediği bir sözün sırrını açığa çıkarmaya çalışan bir muhabirin hikayesini konu ediyor. Filmde Işığın uzun akışları ile güçlü silüetler yaratılır.
- Gölge Oyunu, 1992, Yavuz Turgul:
Filmin adı doğrudan Karagöz ve Hacivat gölge oyununa gönderme yapar. Işık kullanımı, Türk sinemasının standartlarının çok üstünde kabul edilir; kaybeden insanları masalsı bir anlatımla süslerken, gölgeler ve ışık kontrastı dramatik etkiyi artırmaktadır.
- Yedinci Mühür, The Seventh Seal, 1957, Ingmar Bergman:
Gerçek bir sinema klasiği olmanın yanı sıra ölüm , yaşam ve inanç hakkında çekilmiş en etkili ve etkileyici filmlerden biridir. Şövalyenin Ölüm’le satranç oynaması gibi sahnelerde, doğal ışık ve karanlık silüetler hayat, ölüm, inanç ve Tanrı’nın varlığı gibi evrensel temaların ağırlığını ve belirsizliğini vurgular.
- Karanlıkta Dans, Dancer in the Dark, 2000, Lars von Trier:
Kırsal bir bölgesde yaşayan göçmen ve gitgide görme yetisini kaybeden bekar bir annenin oğlunun göz ameliyatını karşılayabilmek için gece gündüz fabrikada çalışması üzerine kurulu olan film; karanlık ve puslu gerçeklik ile müzikal sahnelerdeki canlı renkler ve ışık arasında keskinlik ile bir zıtlık yaratır. Bu, ana karakterin acı dolu gerçeklikten kaçışını; rüya/hayal dünyasının ışığı ve umutsuzluğunu; gerçekliğin karanlığı metaforize eder.
- Baba, The Godfather, 1972, Francis Ford Coppola:
Kontrollü ve “low-key” (düşük anahtar) aydınlatma senaryolarıyla diyaloglar sırasında duygu ve ruh halini çok etkili bir şekilde yansıtır bu kült filmimiz. Karakterlerin yüzleri (özellikle Don Corleone’nin) sıkça gölgelerle kaplanır, bu da gizemi ve gücü vurgular.
- Persona, 1966, Ingmar Bergman:
Filmin açılışındaki projektör ışığının karanlığı yararak imgeleri görünür kılması, sinemanın özünü, bilinçaltının ortaya çıkışını ve filmdeki iki kadın karakterin birbirine yansıyan kimliklerini ışık ve gölge gibi sembolize eder.
- Siyah Kuğu, Black Swan, 2010, Darren Aronofsky:
İçsel İkilik ve Mükemmeliyet üzerine bir anlat; Nina karakteri masum ve kontrollü biri olarak Beyaz Kuğu’yu canlandırmada başarılıdır, ancak şehvetli ve vahşi “Siyah Kuğu” rolü için kendi karanlık, cinsel ve kontrolsüz gölge yanı ile yüzleşmek zorundadır. Bu yüzleşme, karakteri hem zirveye taşır hem de yıkıma sürükler.
- Memento, 2000, Christopher Nolan:
Gerçeklik ve Bilinçaltı Karartma üzerine bir anlatı kuran film; sürekli kısa süreli hafıza kaybı yaşayan Leonard’ın hikayesine odaklanır. Leonard, acı veren gerçeği bilinçaltında bastırmak için yeni “gerçekler” yaratır. Işık, anlık bilinçli anları, gölge ise sürekli kaçtığı travmayı temsil eder.
- Ölü Adam,Dead Man, 1995, Jim Jarmusch:
William Blake isimli karakterin, fiziksel ölümüne doğru çıktığı yolculukta, Kızılderili rehberi Nobody ile karşılaşması. Sona giden yolda yaşanan aydınlanma üzerine klasikler arasına girmiş bir film.
- Walter Mitly’in Gizli Yaşamı, The Secret Life of Walter Mitty, 2013, Ben Stiller
Karakterin rutıne gizlenmiş, korkaklık ile bezenmiş hayatını eyleme çevirmesi ve hayatı deneyımlemesi üzerine bir aydınlanma anlatısı görsel bir şölen ile sunulmakta filmde.


