Close Menu
    Son Eklenenler

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Perşembe, Nisan 30
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      1 KAVRAM 10 DÜŞÜNÜR: Varoluşun On Yüzü

      Ağustos 2, 2025

      Ulus Baker: Kısacık hayatına çağları sığdıran ‘birisi’

      Temmuz 12, 2025

      Institut français, Fransız yazar, felsefeci ve filolog Barbara Cassin’i ağırlıyor

      Şubat 25, 2025

      Sade Yaşamın Gücü: Epikür ve Tao’nun izinde sadeleşmek

      Aralık 7, 2024

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Yeni Eril: Dr. Nil Keskin’den kapsamlı bir dönüşüm rehberi

      Mart 4, 2025

      Cansel Oruç’un ‘Başarmaktan Korkma’ kitabı okuyucuyla buluştu

      Aralık 26, 2024

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      “Bir ‘teselli’ ver…”

      Nisan 20, 2026

      Sandviç Kuşağı: Arada Kalmışlık

      Nisan 19, 2026

      Var ol! Kelime büyücüsü çok yaşa!

      Nisan 15, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026

      Filiz Çiçek’ten adalet ve intikam romanı: Kayıp Ada ve Şeytanları

      Nisan 22, 2026

      Adını Sen Koy: İki farklı zaman, iki farklı kadın ve benzer bir hikaye

      Nisan 21, 2026

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Ayın Şarkıları: MART AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mart 8, 2026

      İş Sanat’ın Parlayan Yıldızlar konserleri devam ediyor

      Ocak 15, 2026

      AYIN ŞARKILARI: OCAK AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Ocak 1, 2026

      Sanatın özgür ruhlu bilgesi Patti Smith İstanbul’a geliyor

      Aralık 14, 2025

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Sibel Kırcadere Uslu ile İsmi Olmayan Hikayeler

      Mart 16, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lll

      Mart 16, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Río Sur, Pera Müzesi’nde

      Ekim 16, 2025

      Dalí’nin Tavşan Deliği: Bir romanın resme dönüşen rüyası

      Haziran 12, 2025

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nden ücretsiz sergi turları

      Şubat 20, 2026

      Isabel Muñoz’un Göbeklitepe fotoğrafları Berlin’de

      Şubat 10, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Palu Ailesi skandalı belgesel oldu

      Nisan 10, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      İstanbul Film Festivali 9-19 Nisan’da sinemaseverlerle buluşuyor

      Mart 24, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Sahnede paranormal bir deneyim: “Geceyarısı Hayaleti” başlıyor

      Mart 19, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

      Nisan 29, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      Ebru Karaayvaz’dan ağlarken güldüren kitap: Reçeteye Mizah Ekledim

      Mart 9, 2026

      Bozkurt: Yeni nesil yayıncı Toros, kitabı sadece basılı ürün gibi görmüyor!

      Mart 2, 2026

      “Gençler Nereye?” kitabının yazarı Tuğçe Tatari: Türkiye gençlerini duymuyor ve görmüyor

      Şubat 27, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Pablo Neruda: Aşkın, kavganın ve sessiz coğrafyaların şairi

      Temmuz 12, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » BELLEK SİZ GELECEK
    Emel Altuntaş

    BELLEK SİZ GELECEK

    Mayıs 1, 2025Yorum yapılmamış7 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Emel Altuntaş

    Gelecek hızla yaklaşıyor, hem de bütün belleğimizi alt üst ederek. Kökleri de kodları da tanıdık değil. En yalın haliyle bile, hayret verici. 

    Geçmiş anıların, bir bütün olarak hatırlandığı, saklanıp korunduğu bir yer midir gelecek? Yoksa kendine has, yepyeni ilerleyişlerin ve buluşların yıkıcı sonuçlarını göreceğimiz, durağı olmayan ileri bir yolculuk mu? Yolcuların ayırt edici özellikleri, öz geçmişleri ve toplumsal belleği, akıştaki bu yıkıcı boyutun ortasına taşınmaz mı? Gerçekleşen her şeyin yerini aldığı kaçınılmaz noktadadır gelecek. Sonsuzluk kavramıyla birlikte anılmaktadır, çoğu zaman.

    Hafıza, deneyimlerin kayıt altına alındığı yer değildir sadece, onunla geleceği düşleyip var eder, insan.

    İnsan bilincinin ve kimliğinin temellerinden biri olan bellek, geçmişi hatırlamanın dışında bireylerin ve böylece toplumların varoluş ve deneyimlerinin de birikimidir. Platon’a göre, doğuştan sahip olunan bilgi, öğrenme yoluyla hatırlanan bir şeydir. Bu düşünce, bellek ve öğrenmenin bir varoluş meselesi olduğunu gösterir. 

    Kapitalizm, her şeyi değiştirip dönüştürerek ticari bir meta haline getirip, tüketimin konusu yapar. Böylece sistem, sürdürülebilirliğini teminat altına almış olur. Maalesef kültürler de nesneleşerek tek tipleşmekte, çeşitliliğini kaybetmektedir. Sürekli akışta olan zaman, yıkıcı bir değişim ve dönüşümle kıymet verilen birçok şeyi önüne katarak insanlığa meydan okumaktadır. Bu hız, çağımız insanının belleğinin bilgiyi nasıl depoladığı sorunsalını ortaya çıkarmaktadır. Ünlü Alman filozof Friedrich Nietzsche, bellek ve gerçeklik karşılaştırması yaparken hafızanın yanılsamalarla dolu olabileceğini ve kişinin o anki ihtiyaçlarına uygun, yeni sürümler yaratabileceğini belirtir. Buna göre hafıza, zamanla değişen, dinamik bir yapıya sahiptir ve bireyin algıladığı geçmişin bir yansıması olabilir.

    Bu çıkarımın üstüne, çağımız insanının iç içe olduğu ve maruz kaldığı, eğilip bükülmüş bilgi kirliliğini değerlendirmek gerekir. Sorgulanmaya muhtaç bilgi de tıpkı zaman gibi durmaksızın değişmekte, bireyin parmaklarının ucunda kayıp yok olmaktadır.

    Mekandan bağımsız olan mobil cihazlar, dünyanın kapılarını insanın avucunun içine açar. Şüpheci bellek, neyi kaydedip etmeyeceği konusunda kararsız ve savunmasızdır.

    Nesnelere ve diğer insanlara ulaşımı kolaylaştıran, pek çok konuda geliştirilen içerikleri hızlıca tüketmeyi sağlayan mobil aygıtlar, bireyin vazgeçilmezi olmuştur. Bu renkli ve çok sesli dünya, insanı içine çekmekte, şüpheli bilgilerle bir nevi sanal obezite yaratmaktadır.

    Gerçeği göz ardı edip yapay olanla hayata devam edenler, like alma ve emoji yorumları ile sanal takipçilerin ortasında altın vuruş yaparak, sosyolojik intiharı yaşamaktadırlar.

    Her şeyin araçsallaştığı günümüz dünyasında, artık mobil toplumlar ortaya çıkmıştır ve üretilen içeriklerin kalıcılığı önemsenmeden yeni bir başkası sıraya girmektedir. Bu çeşit bir tüketimin bellek ve aktarım konusunda olumsuz etkileri tartışmaya değerdir.  

    Musluklarından; arıtılmış, tatlandırılmış deniz suyu akan, kum, jel ve akıllı bakterilerle karılmış malzemeden yapılan binalarda yaşıyor gelecek.

    Tabağı süsleyen o lezzetli, sulu, mis gibi et sadece birkaç hücre ile oynanarak oluşturuluyor. İçinde yaşayanlara giydirdiği elbise, dolaşan kanın deviniminden faydalanarak enerji üretiyor ve onun sahibi, sonsuz bir şarj ünitesini üstünde taşımış oluyor.

    İnsan, haz ve mutluluk için gerçek dünyadan kaçıp sanal bir gerçeklik yaratıyor. Erken dönemde bütün yasaklara rağmen merakını yenemiyor bilim. Embriyonun kalbine dokunuyor tıbbi telleriyle, genetik haritalarını yeniden çiziyor. Doğuştan verilen sahiciliğin yerini yapaylık alıyor.

    Özel bilgilerin unutulması ve bunun üstüne ortaya çıkabilecek hastalıklar, geliştirilen hafıza çipleri sayesinde tarihe karışıyor. Tabii bu bilgilere erişim, gizlilik ilkeleri ne olacak bilinmiyor henüz. Nerede depolanacak, kimlerin kontrolünde olacak?  Her girdiği ortama herhangi bir cihaz gibi bağlanabilecekse, gerçekten tam anlamıyla bir insan olabilecek mi birey? Yoksa “Her şey sizin faydanız için,” diyerek, onu da mı elinden alacaklar? Teknoloji ve insan hiç olamayacağı kadar yakınlaşıyor.  

    Verilerin işlenmesi, analizi, bilgi sistemlerinin temel işlevidir. Artık yapay zeka, bu analiz sonuçlarına bakarak yeni çıkarımlarda bulunabilmekte, düşünebilmeyi aşmış, farklı disiplinlerin girdilerine dayalı tahminler yapabilmekte, hatta insan sezgilerini yorumlayabilmektedir. Diyebiliriz ki yapay zeka, hayatımızın tam merkezindedir. Öyleyse bu büyük bir güçtür ve kimin ya da kimlerin kontrolündeyse insana istediği gibi hükmedebilir. Teknolojik güç, bu görünmez silahını ne zamana kadar kendi kontrolünde tutabilecek bilinmez çünkü yapay zeka, sürekli kendini güncellemekte, yeni sürümlerle bağlantı kurma becerisi göstermektedir. 

    Biz insanlar, düşünce ve becerilerimizi güncelleyebiliyor muyuz?

    Ne yazık ki teknolojik dönüşüm, insanı, bir ürün olarak merkeze almaktadır. Bu da insanlığı bir av haline getirmektedir.

    Avlanmak istenmiyorsa şu bahsettiğimiz güncellenme meselesini önemseyerek üstünde düşünmeli ve hiç beklemeden harekete geçilmelidir. Öğrenmeyi öğrenmek, bilgiyi kavramak ve iyi bir belleğe kavuşmak, yaşamın içinde insanı güçlü kılacaktır ve nesnel olan yapaylığın karşısında her zaman özgün ve çok katmanlı olmayı başarabilecektir. Bu bilgeliğin geleceğe aktarımı için öğrenme işinin sürekliliği, olmazsa olmazdır. 

    Savaşlar, hastalıklar, doğal afetler, yer değiştirmeler, ekonomik çöküşler, toplumun ortak belleğinde kodlanır ve harmanlanır. Bayramlar kutlanır, anma günleri düzenlenir, kahramanlık destanları yazılır, çizilir, aktarılır böylece. Bu ortak bellek, güçlü bir bağ kurar geçmişiyle ve gelmekte olan geleceğe, yüzünü nasıl döneceğini öğretir bireylere ve halkın güç ve birliğinin göstergesi de olur. Başına taç yapıp onurla taşıdığı kültürüdür aslında. Hafızalara kazınan tarihsel olaylar, dönüm noktaları, yepyeni başlangıçlar, unutulmaması ve gelecekle güçlü bağlar kurulabilmesi için törenlerle daima anılır. Şairler, yazarlar, ressamlar, araştırmacılar, yaşadığı toplumun bir parçası olarak kendi belleğindeki kodları, ortaya koyduğu eserlerle kuşaktan kuşağa aktarır ve tüm bu ortak bilinç ve belleği geleceğe taşır, dünün biriktirdiklerini şimdiyle buluşturur.  

    Müziğin ve sanatın, güneşin ve ateşin, gelecekten haberler içeren kehanetin tanrısı Apollon’a bakarsak, yürüdüğü yolların izlerini sürdüğünü görürüz. O, tamamen biliş ve söyleyiştir fakat aşkın hediyesi ya da lanetini, böylece geçmişin derinliğini, başına taç olarak takmıştır.

    Bugün, bizi, geleceğin girdabına hızla sürükleyen akış, bellek tacını hak ettiği yere takmış mıdır? 

    Bireylerde güçlü bir aidiyet duygusu oluşturan, milletlerin ortak hafızası olan tarih, toplumun kimliğinin oluşmasında en önemli rolü oynar. Ortak anılara sahip olan bu bireyler, toplumun kolektif hafızasını atlas bir kumaş gibi dokur. Canlı ve dinamik olan bu ortak bilinç, nesilden nesile aktarılırken kendini büyütür ve kültürel belleğini de ötelere taşır. Bireylerin ve toplumların kendini var edebilmesi ve yaşatabilmesi için sağlam bir belleğe ihtiyacı vardır.

    Bir eylem, geçmişi ve kökü varsa geleceğe yazılabilir.

    Aydınlanma çağı düşünürlerinden John Locke, kimlik meselesini, hafıza ve hatırlama deneyimleriyle çözümler. Buna göre geçmişini hatırlayabilen kendini var etmeye devam edebilecektir. Bu düşünce kişisel kimliğin yapılanmasında belleğin önemini ortaya koyar. Bellek yitimi, geçmişi anımsamama ya da hatırlama yeteneğini kaybetmektir. Bellek olmadan sağduyu olamaz. Sağduyu, medeniyetin ve çağdaşlığın en önemli göstergelerindendir ve insanın çevresi ve var edeni ile doğru iletişim kurabilmesi, onunla gerçekleşecektir. 

    Homeros’un ünlü destanında, Truva’dan ülkesine dönmeye çalışan İthaka kralı Odysseus’un uzun yolculuğu sırasında canavarlarla, büyülerle ve onu yolundan edebilecek, zaman kaybettirecek, tatlı bir uyuşukluk verecek, baştan çıkarıcı güzelliklerle, deniz kızlarıyla mücadelesinde onu destekleyen, besleyen, zeka ve iradesini daima güçlü kılan, bellek ruhudur. Mitolojik sayfaların bu güçlü kahramanının düşmanları ile günümüz insanının düşmanlarının silahları pek de farklı sayılmaz. Başka bir açıdan baktığımızda gücünün kaynağı da aynıdır. Toplulukları ulus yapan ortak belleği güçsüz kılmak için; özüyle, kimliğiyle ki bellek kimlikten ayrılamaz, tarihiyle oynamak, gerekirse yeniden, miş gibi tarih yazmak ve küresel terzilerin makaslarını ellerinde tutan siyaset kalfalarını, seçimle tahta oturtmak yeterlidir. 

    Kendini güncelleyemeyen, öğrenme işini, kutsal kitabının yanında askıya alarak dokunulmaz kılmış bir topluluğun geleceği, nasıl olur ya da olur mu? Öğrenmeyi öğrenmiş bir kahramanın, o atlas kumaşı yeniden sağlamlaştırmasını mı bekler ya da böyle bir kahraman var mıdır?  

    Gelecek henüz var olmasa da onun hakkında tahminler yürütmek, bir takım öngörülerle planlama yapmak, birçok disiplinin konusu olmuştur. Daha çok, geçmiş deneyimler merkeze alınıp, bilimsel çalışmalar dikkatle takip edilir.

    Sadece insan ile değil, toprağın, ağacın, hayvanın, oraya ait her ne varsa tüm habitatın varoluş meselesi ile geleceğe kalkışır bellek.

    O halde ayrı ayrı ötelerin hayali kurulamaz. 

    Gelecekle ilgili hayaller kurduran Mnemosyne; geçmişin sofrasını sürer insanlığın önüne ve sanatın ve kültürün içinde harmanlandığı belleğin, leziz tabaklarından tadılan her bir lokmada, aydınlık geleceğin can suyunu doldurur, kemikten kaselere.

    Emel Altuntaş, Bafra’da doğdu. Uludağ Ün. İ.İ.B.F Maliye bölümünden mezun oldu. İkinci üniversite olarak Anadolu Üniversitesi Açık Öğr. Fak. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü tamamladı. Uzun yıllardır devam eden profesyonel sigortacılık kariyerinin yanı sıra yapıya gönül verdi. Edebiyat dergilerinde yayınlanan öykülerinin yanı sıra, kolektif olarak yayınlanan Uykunun Gözleri adlı öykü kitabının da yazarlarından biri oldu. Ayrıca müzik alanında çalışmalar yapan Altuntaş, şu an ilk bireysel bir öykü kitabının hazırlıklarını da sürdürüyor.

    YAzarın DİĞER YAZILARI
    DÜŞ, DÜŞÜŞ, UYANIŞ
    SuareMag – Mayıs 2025
    SuareMag – Nisan 2025
    emel Altuntaş suaremag yazar

    Related Posts

    BEYAZ LEKE

    Nisan 3, 2026 SUAREMAG

    SÜSÜ AKMIŞ

    Nisan 1, 2026 Hakan Akdoğan

    ADALARDAN BİR YAR GELİR BİZLERE 

    Nisan 1, 2026 Gönül Yasemin Ölmez

    SON DANS

    Nisan 1, 2026 SUAREMAG
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026 Sanat

    Dolunay Kocabağ, New York’taki oyunculuk kariyerine yeni başarılar eklemeye devam ediyor. Sahne adıyla Luna Vintner…

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026

    Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

    Nisan 27, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    “Baumgartner” Can Yayınları’ndan çıktı

    Ocak 4, 2024 Kitap

    YANGININ KOKUSU FENA OLUR

    Şubat 1, 2026 Fatma Maksude Kılınç

    Vizyona giren ‘Zavallılar’ 11 dalda Oscar’a aday

    Şubat 9, 2024 Film
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.