Close Menu
    Son Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Pazar, Temmuz 5
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Narcissus – Benlik, İmaj ve Modern Ego

      Ocak 7, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Suare Kitaplığı ve Suare Yazarları Sarıyer Edebiyat Günleri’nde Okurlarla Buluşuyor

      Haziran 15, 2026

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026

      Kendi ‘araf’ının çıkmaz sokağındaki insan

      Haziran 30, 2026

      Figen Ormancı’dan yeni roman: Hiç Kimsenin Gölgesi

      Haziran 29, 2026

      40 Dilde Yayımlanan Dünya Çapındaki Fenomen Roman “Theo” Türkiye’de!

      Haziran 26, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Mayıs 9, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İfşa Günü: Yeni Başlayanlar İçin ‘Yeni Gerçeklik’

      Haziran 13, 2026

      Altın Palmiye Cristian Mungiu’nun oldu

      Mayıs 26, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Bir Yansımanın İçinden Dünyaya Bakmak

      Haziran 22, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      SEANS VE SONRASI

      Temmuz 1, 2026

      IL TEMPO SOSPESO.            

      Temmuz 1, 2026

      GATTACA: SEÇİMLERİMİZ GERÇEKTEN BİZE Mİ AİT? 

      Temmuz 1, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » DENİZE DÜŞEN YILDIZ
    Nilgün Karataş - SuareMag

    DENİZE DÜŞEN YILDIZ

    Kasım 1, 2025Yorum yapılmamış7 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    henize Nilgün Karataş
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Nilgün Karataş

    Seni düşününce aklıma karanlık, soğuk sokaklar geliyor; ve yaşarken de ölürken de üşüdüğün. İçim acıyor… Yıldızlar üşümemeli oysa, hiçbir yıldız üşümemeli. Yıldızlar düşmemeli de diyebilir biri, evet düşmemeli ama yıldızlar da düşer, senin gibi… Keşke neşenle, şarkınla, renklerinle kalsaydın aklımda, cahilliğin mutluluğu ile avunabilseydim. Parıl parıl parladığın halin ne güzeldi. 

    Artık biliyorum ışık; aydınlatmaya yetmeyebilir karanlığı. Fazla ışık kör bile edebiliyor insanı. Gölgenin olmadığı yerde görüşümüz de kısıtlanıyor. 

    Ama sen karanlıkta ortaya çıkan gölgenle daha da güzelleşmiştin gözümde; seni ancak o zaman anlamış, o zaman bilmiştim. Çocukluğumun şen şakrak kadınının aslında hiç de öyle olmadığını, onunla aynı yaşa gelince anlamak ne ironi. Gülüşlerimizin suratımızda donması, hüznün yerini acıya bırakması hep o çağlara rastlıyor. 

    Duygu dozu ayarlı bir yazı olacaktı,  belli ki bu imkansız. Zihnim çoktan sırça fanusu çatlattı bile, deniz suları sızmaya başladı. Önce dudaklarını, sonra ciğerlerini mi yaktı tuz? Canın çok acıdı mı? Huzura mı erdin yoksa… Aynı tadı alıyorum, göz yaşlarımla karışık. Sana mı ağlıyorum, bize mi? Tüm yıldızlara mı?

    Bu sözleri sana söyleseydim “Boş yapma abla, geç bunları” mı derdin acaba? Yoksa iyi bir şeyler söylediğime kanaat getirip, önce göz kırpıp sonra düşüncelere mi dalardın? İki dakika sonra da hiçbir şey olmamış gibi kaldığın yerden devam mı ederdin?

    Belki de aramızdaki en büyük fark budur, ben yazıyorum sen yaşıyordun. Yaşamaya çalışıyordun. Denedin bunu, ısrarla… 

    Hâlâ yaşıyorsun biliyor musun? Öldüğünü herkes biliyor da pek kabul gördüğü söylenemez. Mandela etkisi gibi.[1] Başkanın tam tersi. Herkes öldüğünü sanıyordu o yaşarken, senin hikayenin bitmiş olması ise artık yaşamadığın anlamına gelmiyor. Sen hâlâ arka sokakların bir yerinde, bir lambanın altında sigaranı yakmış, bekliyor gibisin. Ya da gölgen dolaşıyor buralarda bir yerlerde.

    Bazı insanlar bir kez var oldu mu, hiç yok olmazlar. İster asılsınlar, ister denize düşsünler. Yıldızları bir kere parladı mı asla sönmez. Ya ışıkları ile ilham olmaya devam ederler ya da gölgeleri ile bilgeliklerini konuşturmaya…

    Sen de öylesin. Tam unutacak gibi oluyorum, birden çıkıyorsun karşıma. Geçenlerde kitapçıda gördüm seni, her zamankinden daha rengarenk göründün gözüme. O an düşündüm, seni yazmam gerektiğini, seni sana yazmak gerektiğini.

    Nereden başlamalı? 

    Saçlarından mı? Aynalardan mı? 

    Geceden, evet o geceden…

    Hatırlıyor musun? O gece soğuk iliklerine kadar işlemişti. Titriyordun. Lanet gecelerden biri. 

    Böyle gecelerde yağmur yağmazdı ama sanki gecenin karanlığı havanın rutubetini bir pompayla etrafa püskürtürdü.

    Senin tabirinle aynasızlar, zaten saçlarının ıslaklığı yüzünden seni görmüşlerdi. Siyah ve kıvırcık saçların parlardı hep. Saklanıyordun ama saçlarının üzerindeki yıldızlar seni hep ele veriyordu. Erkekler de bu yüzden bütün kızlar arasından seni seçerdi. Ünlüydün tabii, gece insanlarının hepsi seni tanırdı.

    Karakola ilk götürüldüğün gece ayna görünce çocuk gibi sevinmiştin. O kadar zamandır sokaklarda, vitrinlerde, cam kırıklarında parçalanmış hâlde görüyordun ki kendini… Bir bütün olarak bedenini görmek tuhaf ama hoş gelmişti. Ayna kirli ve bulanık bile olsa, o gece oranın en güzeli ve en süslüsü sendin. Başka bir gece en paçozu…

    Hayat bu bir gün ışıldarsın, bir gün söner ışığın. Gölgen ne kadar güçlüyse ışıltın da o kadar gerçektir. Işık, ancak gölgenin varlığıyla anlamlanır; senin fosforun da gölgenin yansımasıydı belki de.

    Neden anlatıyorum ki bunları, hikayen zaten biliniyor; ama yanlış ama doğru herkesin bir fikri var hakkında. Ben asıl sevdayı anlatacaktım seninle; sevmenin aydınlık ve karanlık yönlerini senden iyi kim bilebilirdi ki? Birini sevmenin ve susmanın, birini sevmenin ve beklentiye girmeden beklemenin, birini sevmenin ve hiçbir koşulu aklına getirmemenin…

    Senin sevdanın aşktan öte bir şey olduğunu da yazacaktım altını çizerek. Seks işçisi diyecektim de aşk kadını demeyecektim hakkında. ‘Aşk yapmak’ diye bir deyimin olduğu günümüzde, senden aşk kadını diye söz etmem haksızlık olmaz mı?

    İlle de kategorize etme cüretini göstereceksem; senin en az, sevdiğin adam kadar politik olduğunu söylemek isterim. Sen politik bir kadındın, bunu biliyor muydun, sezdirmiş miydi yaratıcın sana? 

    Aslında sen tek bir kişi değildin, minicik minicik parçalardan oluşan bir puzzle gibiydin. Eksik parçalar hep olur, olsun, eksik parça eninde sonunda yerini bulur… 

    “Kadın doğulmaz, kadın olunur” cümlesi daha kurulmamışken sen bunun sağlamasıydın.[2] Bir bedene, bir etikete, bir role sıkıştırılmıştın ama sen o rolleri taşımanın değil, onları dönüştürmenin kadınıydın. Seni “aşk kadını” yapan şey bedenin değil, varoluşunun politikliğiydi. Sevmek senin için sadece bir duygu değil, bir özneleşme biçimiydi; birinin gözünde insan olarak var olmanın, kendini aynada ilk kez bütün görmenin yolu.

    Bu yüzden senin hikâyen, bir kadının aşk aracılığıyla “öteki” olmaktan çıkıp kendi varlığının öznesine dönüşmesinin hikâyesidir, kadın kimliğinin ötesine geçip insan olmanın dersidir. Ve çok daha fazlasıdır… 

    Senin varlığından ilk kez bir filmle haberdar olmuştum, küçüktüm. Renkli bir dünyada, renkli bir kadındı gördüğüm. Sevmiştim. Bir neşe, bir cilve, bir güzellik… Koca koca gözler… Işıl ışıl… Büyüsü oydu o kadının. Herkes gibi ben de o parıltıya kanmıştım. Sonradan öğrendim, o sen değildin, üzgünüm ama ne kadar sevilirse sevilsin replikandı Türkan Şoray. 

    Büyü bozuldu. 

    Artık ismini anmalıyım; Cevriye.
    Fosforlu Cevriye.

    Onu bizim gerçekliğimize taşırmadan bizi Cevriye’nin kurgu dünyasına adapte etmeye çalıştım. İstedim ki sözlüklerimle direkt ona sesleneyim, onunla konuşayım, anlaşıldığını, sevildiğini, unutulmadığını bilsin.

    Zormuş, Cevriye’ye doğrudan seslenmek… Suat Derviş bile hikayeyi onun ağzından yazmadıysa elbet vardı bir bildiği. Doğrudan onun sesini duymak, onunla doğrudan konuşmak hiç kolay değilmiş. 

    Diyorlar ki isminin anlamı; eza, cefa, eziyetmiş! Arapça cevr sözcüğünden türediğini düşünürsek öyleymiş. Bu haksızlık değil mi? Eğer öyleyse dünyaya bir kız bebek geldiğinde adı neden Cevriye konulsun ki?

    Bu ismin başka bir anlamı olmalı: Cevriye, yıldız anlamına gelebilir pekala. Evet, bundan sonra Cevriye’nin anlamı; denize düşen yıldız demek! Hem de en fosforlusundan. 

    Zaten o bir yıldız olduğunu biliyordu. Annesiz, babasız bir sokak çocuğu olduğu için bir yıldızdan yeryüzüne düştüğüne inanan bir kız çocuğuydu Cevriye. 

    “Acaba ben ölmüş olsaydım, yıldızların hangisi kayacaktı? Bilsem imanına tükürdüğümün yıldızlarından hangisi benimdir, vallahi göğe merdiven kurar, çiviyle onu göğe çakardım.”

    Yıldızını göğe çaktın mı Cevriye?
    Hangi yıldız sensin? Zifiri gecelerde en çok parlayan yıldız sen olabilir misin?

    Hayal bu ya; dolaştığı sokaklardan birine Suat Derviş adı verilse, diğerine de Fosforlu Cevriye. İkisi de hak ediyor bunu, İstanbul da hak ediyor bu isimleri. Suat Derviş, bir komünist olarak ülkesini hep sevdi… Gazeteci olarak iş bulamayıp, gerçek adı olan Hatice Saadet Baraner yerine takma adla yazmak zorunda kaldığında da, tutuklanıp hapse atıldığında da sevdi… 

    Suat Derviş’le aynı mahallede oturuyoruz, nedense garip bir mutluluk veriyor bu bana? Onunla aynı coğrafi koordinatları paylaştığım için onun gözü karalığı, kararlılığı bana da bulaşacakmış gibi… Cevriye’ye bulaşmıştı. Cevriye, baştan aşağı onun kendisi olmak için cesurca yüzüne baktığı ‘öteki’siydi. Öyle ya ötekinin yüzünü bir kere gördüysen artık ondan sorumlusundur… [1]

    Levinas’ın “ötekinin yüzü” kavramı, ışıkla gölgenin sınırında anlam kazanıyor onu düşününce. Bir yüzü tamamen aydınlattığında, onu bir nesneye dönüştürürsün ama gölgede kalırsa onun insan yanını hissedersin. Cevriye’nin yüzü de böyle bir yüzdü; toplumun ışığında fazlasıyla görünür, insanlığın gölgesinde ise görünmez… Onun etik çağrısı, tam da bu yarı karanlıkta yankılanıyordu: “Bana bak ama yargılama.”

    Belki de bu yüzden Cevriye İstanbul’u İstanbul yapan her şeydir. Karpuz kabuğu kokan denizlerde yüzmüş, köprü altlarında ısınmış, sokak lambalarının altında yaşamış… Cesur, savaşçı, boyun eğmez, ağzı bozuk ama aynı zamanda çocuksu ve naif. En önemlisi de Cevriye kalabalıkların ortasında kimsesizdir, tam da bu yüzden İstanbul’un ta kendisidir. 

    Adalet duygusu gelişmiştir Cevriye’nin, insanın özündeki iyiliğe inanır. Onun için namus, iki bacak arasında değil; ruhun bekaretindedir. Bu yüzden “sokak işçisi” olması onu kirletmez, aksine insan kalabilme ısrarını görünür kılar. Kaçar, saklanır ama Cevriye asıl ümidi temsil eder. Her ne olursa olsun, o bize bir başka ihtimalin daha olduğunu hatırlatır.

    Hiçbir şeyin kalmadığının zannedildiği zamanda bile ümit vardı. Çünkü hayat sayısız ihtimal ve imkânlar demekti.

    Cevriye karanlığın kadınıdır desem gündüzlere ayıp olur, Cevriye aydınlığın kadınıdır desem geceler isyan eder: Hem o hem de o aslında.  

    Onun hikayesi bir düşüşle biter gibi görünür ama denize düşen yıldızlar söner mi ki? Boğaz’ın karanlık suları o yıldızları koynunda saklıyor olmasa hâlâ konuşuyor, hâlâ yazıyor olur muyduk Cevriye’yi? Belki de yakamoz dediğimiz ışıklar, denize düşen o yıldızların ışıltısıdır kim bilir?


    [1] Fransız Düşünür Emmanuel Levinas’a göre “ötekinin yüzü”, bizi ahlaki bir sorumluluğa çağırır.

    [2] Mandela Etkisi: Toplu toplu bir yanılma hâli. İnsanların hiç yaşanmamış bir şeyi birlikte hatırlaması, gerçeğin bellekte başka bir biçim alması.

    [3] Simone de Beauvoir’ın “Kadın doğulmaz, kadın olunur” (On ne naît pas femme on le devient) cümlesi, ilk kez 1949’da yayımlanan Le Deuxième Sexe (İkinci Cins) adlı kitabında yer alır. Suat Derviş’in Fosforlu Cevriye romanı ise 1944-1945 yıllarında tefrika edildi, kitap olarak da 1968’de yayımlandı.


    Henize Nilgün

    H. Nilgün Karataş, İstanbul’da doğdu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu. Henüz öğrenciyken çalışmaya başladı, Milliyet, Dünya, Akşam, Günaydın, Business Week Dergisi ve Hürriyet’te gazetecilik yaptı. İlk romanı Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar’ın yanı sıra birçok kolektif kitapta öyküleri yayımlandı. Bianet, Yeni Sinema Dergisi ve Suare Dergi’de yazıyor. İkinci üniversite olarak da felsefe okuyor.

    YAZARIN DİĞER YAZILARI
    SuareMag – Arşiv

    fosforlu cevriye kasım nilgün karataş suare Suat derviş yazar

    Related Posts

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026 KÜLTÜR - SANAT

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026 Manşet

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026 Hakan Akdoğan
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Fotoğraf sanatçısı ve akademisyen Nihal Gündüz, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileriyle hazırladığı “Yüzleşme: Hayalet…

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Sayım Çınar ile kitap dünyası: Yeni kitaplar, tavsiyeler

    Nisan 12, 2025 Kitap

    Murat Gülsoy’un Baba Oğul ve Kutsal Roman’ı ile edebiyat turu

    Ekim 3, 2023 Haber

    “Geri Verilen Kız”, Domingo Yayınları’ndan çıktı

    Ocak 22, 2025 Edebiyat
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.