BURAK SOYER
“Promosyon Şemsiyeler”e kadar olan öyküleri bütünsellik içinde ayrı bir parantez içinde okumanın mümkün olduğu “Geçici Manzara”, sonraki metinlerde konuyu daha kişisel ve daha da absürt bir hâle getirerek Hakan Bıçakçı’nın niyetini üst basamaklara taşıyor. Görsel hafızasını kaleminin sağlamlığıyla birleştirerek okurun zihninde odaklandığı mevzunun yer etmesini kolaylaştıran öyküler içeren kitap, Hakan Bıçakçı’nın alıştığımız anlatı biçiminin çok fazla dışına çıkmadan nokta atışıyla ve en klişe tabirle “bugünün insanı”na farklı bakışlar atıyor.

İçinde yaşadığımız zaman dilimi “modernizm”in hangi sıfatıyla anılıyor, bunu işin uzmanlarına bırakmak lazım zira biz “düz” vatandaşlar, anormal olanın normal olarak çoktan kanıksandığı bir dönemin içinden geçiyoruz ve bu yüzden de herhangi bir olayın bizi şaşırtması artık epey zor. Ancak burada bireysel ve toplumsal olarak da iğneyi ve çuvaldızı kendimize batırmakta bir beis görmememiz gerekiyor. Evet, tuhaf zamanlardayız ama gündelik yaşamımızı, o sıradan ve berbat hayatlarımızın yükünü de salt “zamanın ruhu”na yüklemek biraz fazla olur. Kalp cerrahı profesör de sabah telefonunun alarmıyla uyanıp işe gidiyor, berber de, marangoz da, öğretmen de. Maviden beyaza türlü çeşit renkle bezeli yakalarımızla sınıflandırıldığımız, dolayısıyla otomatik olarak edilgen bir pozisyonda yer aldığımız için “herkesin derdi kendine” hesabı, kendi kendimizin celladı ya da öyle olduğunu sandığımız Tanrısıyız. Ama hikâyede değişen bir şey yok! O müthiş adamın, müthiş şarkısında söylediği gibi, “Her şey nasıl başladıysa/Öyle biter…”
Edebiyat dünyasına adım attığı 2002 yılından beri romanlarında ve öykülerinde “ânın” hesabını yapan Hakan Bıçakçı’nın İletişim Yayınları’ndan çıkan son kitabı “Geçici Manzara” da bu girizgâha tekabül eden öykülerden mürekkep bir yolculuğa sokuyor okurunu. Toplamda 26 öyküden oluşan ve bir öykü kitabına göre hacimli olarak değerlendirebileceğimiz -200 sayfa- “Geçici Manzara”, bugünün insanının gündelik yaşamından yola çıkarak birbirinden farklı hayatlar yaşıyormuş gibi görünen karakterlerin kendi dünyalarına konuk olmaya davet ediyor bizi. “O ân” için çok büyük bir meseleymiş gibi görünen ama kahve içmek için oturacağı kafenin müşteri kotasıyla ilgili başka bir derdi olmayan biriyle, bütün bir şirketin geleceği yine o müthiş önemli toplantıya bağlı olan bir patronun, aniden odaya dalan böcek ilaçlama ekibiyle taklaya gelen planının yarattığı derin huzursuzluğa çaktırmadan dalgasını geçerek vurgu yapan Bıçakçı, imza günü için davet edildiği bir yazarın tuvalet macerasının absürtlüğünü, dillere desten böreğini aslında hazır aldığı dedikodusu kulağına gelince deliye dönen bir ev hanımının hezeyanlarıyla aynı kefeye koyarak bahsettiğim “tuhaflığı”, kısa, öz, net anlatısıyla ortaya döküyor. Bir yanda evinin manzarasındaki karşı apartmanın yıkılmasıyla gönlü ferahlayan genç adamla, aynı yere yapılacak daha beter bir gökdelenin katlarını satmakla iştigal eden hanımefendinin “mecburi tesadüfler”le tanışmasını anlatırken diğer yanda İskandinavların medarıiftiharı melodic death metalci bar şarkıcısının farklı “mecburiyet”lerle yaşadığı içsel kıvranmalarından dem vuruyor.
“Promosyon Şemsiyeler”e kadar olan öyküleri bütünsellik içinde ayrı bir parantez içinde okumanın mümkün olduğu “Geçici Manzara”, sonraki metinlerde konuyu daha kişisel ve daha da absürt bir hâle getirerek Hakan Bıçakçı’nın niyetini üst basamaklara taşıyor. Görsel hafızasını kaleminin sağlamlığıyla birleştirerek okurun zihninde odaklandığı mevzunun yer etmesini kolaylaştıran öyküler içeren kitap, Hakan Bıçakçı’nın alıştığımız anlatı biçiminin çok fazla dışına çıkmadan nokta atışıyla ve en klişe tabirle “bugünün insanı”na farklı bakışlar atıyor.

Burak Soyer
Gazeteciliğe 2005 yılında Radikal Gazetesi Kültür Sanat Servisi ve Kitap Eki’nde başladı. Şimdiye kadar Milliyet, Hürriyet, Hürriyet Kitap Sanat, BirGün, BirGün Pazar, BirGünKitap, Taraf, Cumhuriyet Pazar, T24, Gazete Duvar, sendika.org, solhaber.org’a, siyaset, edebiyat, müzik, sinema, tiyatro yazıları yazdı. Halen Gazete Pencere, Bianet, Gazete İkinci Yüzyıl ve OT dergisine kültür sanat, K24, Edebiyathaber.net, Oggito, Ne Okuyorum?, Ajandakolik, Mahal Dergi, Romanoku internet sitelerine de edebiyat yazıları yazıyor. 2017 yılında ilk kitabı Zıvana Doğan Kitap etiketiyle yayımlandı. Zıvana’nın devamı olanBuji de 2019 yılında aynı yayınevinden çıktı. Son romanı Ring ise, geçtiğimiz Eylül ayında Karakarga Yayınları etiketiyle okuyucuyla buluştu. 2015 yılında Anadolu Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun olan Burak Soyer, halen Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Sanat Tarihi bölümündeki eğitimine devam etmektedir.


