Suare Dergi’de İbrahim Daş ile Otomobil ve Sinema başlığı altında başlayan bu yazılar, otomobili yalnızca hızın ya da aksiyonun bir uzantısı olarak değil; sinemanın anlatı dili içinde konumlanan bir unsur olarak ele alıyor. Her yazı, bir filmi, bir otomobili ya da bir dönemi merkeze alırken; otomobilin karakterle, mekânla ve zamanla kurduğu ilişkiye odaklanıyor. Kimi zaman bir yarış pistinde, kimi zaman bir şehir gecesinde, kimi zaman da bir atölyede karşımıza çıkan bu araçlar, anlatının sessiz ama belirleyici parçaları olarak izleniyor. Bu metinler, tekil incelemeler gibi okunabilse de, yan yana geldiklerinde otomobilin sinema içindeki kültürel izini adım adım takip eden daha geniş bir çerçevenin ipuçlarını taşıyor.