Close Menu
    Son Eklenenler

    The Bad Plus veda turnesi için 16 yıl sonra Salon’da

    Ağustos 24, 2026

    Eskişehir’de festival zamanı: Porsuk kıyısında beş gün

    Ağustos 24, 2026

    Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci yaşını dünyanın öne çıkan filmleriyle kutluyor

    Ağustos 17, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Salı, Ağustos 25
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Nilgün Karataş: ‘Tanrıçalar ölmedi, sadece kostüm değiştirdi’

      Ağustos 5, 2026

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      MİTOLOJİDEN EDEBİYATA YAZI ATÖLYESİ – 2. MODÜL

      Ağustos 2, 2026

      MİTOLOJİDEN EDEBİYATA YAZI ATÖLYESİ – 1. MODÜL

      Ağustos 2, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Canavar’ın ‘saf’ değişimi ve dönüşümü

      Ağustos 12, 2026

      Elsa Morante’nin iki eseri aynı anda Türkçede

      Ağustos 5, 2026

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      Bir yasın izinde: Tanrıların Tahtında

      Temmuz 31, 2026

      Klasik Müziğin çağdaş yorumcularından Janoska Ensemble Bodrum’da

      Ağustos 7, 2026

      AYIN ŞARKILARI: AĞUSTOS AYINDA NE DİNLEYELİM

      Ağustos 2, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – VII

      Temmuz 25, 2026

      AH BAVULUM VAH BAVULUM

      Temmuz 15, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – V

      Mayıs 9, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci yaşını dünyanın öne çıkan filmleriyle kutluyor

      Ağustos 17, 2026

      İBB Beyoğlu Sineması’nda Ağustos Boyunca Ücretsiz Film Şöleni

      Ağustos 4, 2026

      Obsession: Bir Dileğin Etik Bedeli

      Temmuz 27, 2026

      THE ODYSSEY ÜZERİNE DÜŞÜNCELER: EN FAZLA TANRILAR KADAR KUSURLU

      Temmuz 26, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      The Bad Plus veda turnesi için 16 yıl sonra Salon’da

      Ağustos 24, 2026

      Eskişehir’de festival zamanı: Porsuk kıyısında beş gün

      Ağustos 24, 2026

      Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci yaşını dünyanın öne çıkan filmleriyle kutluyor

      Ağustos 17, 2026

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026
    • KİTAPLIK
    • ATÖLYE
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Öykü
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026

      Nilgün Karataş: ‘Tanrıçalar ölmedi, sadece kostüm değiştirdi’

      Ağustos 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gotik Mimari: Gotik edebiyatın görkemli yapıları

      Ağustos 10, 2026

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026

      Gotik Mimari: Gotik edebiyatın görkemli yapıları

      Ağustos 10, 2026

      Nilgün Karataş: ‘Tanrıçalar ölmedi, sadece kostüm değiştirdi’

      Ağustos 5, 2026

      TUZ DENİZİ

      Ağustos 1, 2026
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » İKİ’DEN BİR OLMAK
    Kenan Doğru

    İKİ’DEN BİR OLMAK

    Nisan 1, 2025Yorum yapılmamış6 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Kenan Doğru

    Çabanın, görünmeyen eylemlerimizde, yani zihinlerimizde gece gündüz bir gebelik süreci yaşaması, sonra da bu evrene; en yalın haliyle bir çocuk getirmek… “Olmayanın” çocuk ruhu. Neler saçmalıyorsun sen demeyin, önce bu konuda anlaşalım. Çünkü daha neler diyeceğim, neler. N’olur katlanın. Sanatın sahtesi olamaz!

    Yazının icadından önce insanlar daha dürüstlerdi. Belki de birbirilerinin gözlerinin içine derin bakmayı bilmiyorlardı. Ama yabancılaşmayla gelen bir tsunami sonrası, bırak birbirinin gözlerini çıkarmak, aynadaki yansıyanın kim olduğunu bile kimse bilmiyor artık.

    Bir devenin çölü aşarken susuzluktan ölmemek için hörgücüne suyu doldurması gibi, insanlar dertleri gömdüler yüreklerine yüzyıllardır. 

    İşte böylece ben de diyebilirim ki çok susuzluk çektim sana gelene kadar. Yetmedi dertlerim, tükendiler tepeye çıktığımda. Başım döndü gördüklerimden, o zaman Ciora’nın zehirli şarabından içtim, gülerek göz yaşlarımı saklamak için.

    Makar Devuşkin ile Varvara Dobroselova arasında geçen yalnızlıkta o kadar buldum ki kendimi, az kalsın ortalarındaki Dostoyevski’yi görmeyip üzerine basıyordum çamura batmış ayaklarımla.

    Bu sakarlığa dayanamayıp, vardığım zirveden bıraktım kendimi aşağılara. Bir baktım birisi sesleniyor derinlerden. 

    “Boşuna gelme, yine tırmanacaksın o tepeyi!” 

    Bu Albert’ti. Yalan söylemiyorum, gerçekten o idi! Ama çok geçti artık! Ayak bastım böylece irrasyonalizmin toprağına. Gördüklerimden hayretler içinde kaldım. Mideme kramplar girdi. Tekrar cesaret bulamadım tırmanmaya, mecalim de kalmamıştı ya gerçi. Tam ölmek üzereyken, pos bıyıklı manyak bir mağara adamı çıktı karşıma.

    “Önünden çekil!” diye haykırdı kulağıma. 

    O kadar içten demişti ki, ilk kez oturdum kendim için ağladım ölüm vadisinin ortasında. Geriye akıtacak bir damla su kalmadığında, kafamı kaldırıp, geldiğim yere doğru baktım. Yukarılardan, tepelerden bir ses geliyordu, alaca karanlıkta iyi seçemiyordu gözlerim: uluyan bir kurttu sanki gördüğüm. Sanki o da gitmek istiyordu bir yerlere, ormanda izini kaybettirmek sahiplerine. Gözlerim aşağıların karanlığına iyice alışınca, sonra anladım ki… Sanki… Sanki o hayvan, vahşetin çağırısını duymuş, kanı özgürlüğe susamış bir köpekti, kurttan çok.

    “Gel” dedi biri karanlığın içinden, elimden tuttu o ara.  “Bu ormanda ne hikayeler vardı, Adem’den önce bir bilsen…” 

    Dönüp yüzüne baktım. Yorgun bir denizciydi. Hemen şapkasından tanıdım onu. Doğruca ardından ormana daldım, tekrar o dağın tepesine tırmanmak için. Yolda ağaçlar kulağıma neler fısıldadılar neler… Giordano Bruno’yla Kadim Pythagoras yakılırken, ikisi de acı çekmemiş, yüreklerine çöken hüzün uyuşturmuş tüm sinirlerini. Sokrates, azap zehrini dikerken kafasına, cennet bahçesinde son kadehini kaldırmış meğer. Daha neler neler… 

    Duyduklarımı tutamadım içimde, kulaklarım kusmayı bilmediği için kelimelere sarıldı dilim. Durmadan konuşup, parmaklarımı yorup durdular. Uçları nasır tutmuşlardı artık. Bir sürü şey yazdım böylece. Çoğunu kendime.

    Yazarın en absürt olanı, bir fizikçi gibi hayal dünyası pek anlaşılmayan türden olanı olsa gerek. Bir atomun etrafında elektronların döndüğü bilirler ama elleriyle tutup gösteremezler.

    Bende onlar gibi görünmeyeni düşünüp durdum hep, sonra da yazdım ama gösteremedim içindeki kahramanları. Ne fark eder ki gerçekti gördüklerim, oradalardı.  Mutlu mutsuz bir kötümser, karamsar olabilir mi sence? İçlerinden birkaçını yayınladım. Bu küçük şeyler bile benim için oldukça büyük bir adımdı.

    “Han Duvarları”nı yazdım mesela. Han varlığımız, Hancı da ona can veren kış uykusuna yatmış bir kalpti. Öyle anlaşılmadı gerçi, öyle olduğu. Çünkü kimseler bilmiyordu, kalplerinin soğuk bir cehennemde yandığını. Onu terk ettiklerinden bile haberleri yoktu. Ya da “Diyar” adlı başka bir öykümde başka bir şey anlatmaya çalıştım. Okuyan bir tanıdık, hikâyenin sonunda adamı yakıyorlar dedi, falan filan. Başka birisi “iyiler, erken ölür” dedi. Oysaki “iyi,” yaptığı “iyilik,” karşısında yanlışlarının kefaretini kendi canıyla öder, kötüler gibi başkalarını da yanında götürmez demek istemiştim. 

    Ya da “Kırlangıçlar”ı yazdım. Bir apartmanda geçen bir cinayeti anlatıyordu. “Polisiye mi yazıyorsun?” dediler, bir şey diyemedim. Çünkü ne bir apartman vardı ne de bir cinayet. Aslında vardı ama yoktu. “Sapien Hislerim” adlı ezoterik aforizmalardan oluşan bir kitap yazdım, içimde daha önce karşılaşmadığım birine. Arkaik bir yabancının ayaklarının bastığı yerlerde gezinirken, cennetten kovulup, karakışın ortasında buldum kendimi o sıralar. 

    İşte böyle; karanlık, beyaz bir ormandan geçip geldim sana. Beni biraz anlamadıysak beraber, emin ol ki sen, anlaşmışızdır seninle zihninin ötelerinde bir yerlerde. Şimdi izninle “Küçük Büyük,” bir hikaye anlatacağım sana.

    Tuhaftır o bazen, hem de ne tuhaf! Bu söylemimin bayağılığında gizlenmiş bir sırrın tuhaflığı gibi, hemen vermez sırrını sana. Ona sarılmak için görmek, işitmek için dinlemek, varmak için yolun sonuna gitmeden varlığı kalbinde hissetmen gerek. Zira, yürümekle de bitmez bu yol; tüm zahmetlerinin ödülü, aynı zamanda ıstırapların olan, bir kapı gıcırtısıdır bir ömür boyu duyup duyacağın. O da arkanı dönüp bakmaya bile yeltenmeden, çoktan kapanır üzerine.

    Görünmez kapıların, aşılmaz sınırların ardındadır o tuhaflık. Bitmeyen bir yolun sonunda, ardı haninin ırağında. Ama yine de bilmezler onun sırrını, galaksiler kadar uzak olanın aynı zamanda yanı başındaki varlığını. O varlık ki kendi oluşunu, yokluktan ödünç aldığını. 

    Sayfaların arasında arama onu! Yaşamın kıyısında dolaşırken, rüzgâra kapılıp dalgalara savrulman, ona ulaşmak için kanatlanman gerek.

    Tüm bilgeler yalan mı söylediler yoksa? Sadece etrafına bak: İçe bakan mahvolmuş, dışa bakan harap. Yine de o tuhaf şeydir seni yaşatan, o sıradan hayatın içinde arada bir seni yoklayan evrenin o tuhaf göz kırpışları. O tuhaflıktır ki kızgın kumulların içinden baş veren dikenli bir kaktüs misali okur sana şiirini: 

    “Şu göz yaşlarım olmasaydı, 
    Bir dirhem suyu kim verirdi bana?
    Kim!”

    Kendi karanlıklarında önlerini görsünler diye, onun boşluğu sana ışığı getirmedi mi, bizden hiçbir karşılık beklemeden? Bayatlamış ruhların maya tutmayan sahte dünyasında, hep aradığın şey değil miydi o? Biliyorum. Kaybettin onu aralarında; olmak için olmayana yüzünü döndün. Boşluk! Sırf yıldızlara uzanıp, dokunamadılar diye onu da inkâr ettiler, senin aradığın o minik tuhaflığı. Küflenmiş bir varoluşun içinde nefes alamaya çalışırken, mantar gibi türeyen sıradanlığın içinde, sırf bir gizem uğruna harcamak kendini… Dedim ya tuhaf, hem de ne tuhaf. Tüm çabaların mükafatı: Kızgın çölde kavrulurken -ya da ölürken! – birkaç damla su.

    Biliyorum! Aralarına karıştığında göremiyorsun onu, çünkü; onlar gözlerini akbabalara bağışladıkları için, seninkileri de aldılar senden. Sırf duyamıyorlar diye, kulağının dibinde kıyametin borazanını çaldılar! Yine de nefret edemedin; o küçük tuhaflık bir gün geri dönerse, ona yüreğinde yer kalmaz diye.

    Sakatlanıp, bu aleme nasıl düştüysen, hep geri gitmek istedin yükseklere. Ama artık bir “a’mâ”sın sen. Her tırmanışında, tepelerden inmenin daha ölümcül olmasının kefaretini kırılıp parçalarına ayrılan, sonsuzluğa batan kemiklerinle ödedin. Delik deşik olan zihninin duvarlarından atlarken, etlerin çoktan sıyrılmıştı kemiklerinden. Sıradanlığın kemirdiği varoluş. İki’den Bir olmak için, yok olarak var olmayı umut ettin her acınası ânında. 

    Her şeyini almışlardı. Zamanın bir yerinde, hiçbir şeyin yoktu artık; zavallı duyguların bile. Çırılçıplak, içgüdülerinle baş başa kaldın, onlara bile düşman kesildiler. Ölümden kaçarken yakalandın; karanlık bir odada, cehennemin dikenlerinin etlerini parçaladığı hırçın bir boğa gibi karşında duruyordu Tantalos, hem de kaç kere. Ne tuhaf değil mi? Azgın bir katilden kaçarken, yaşamın hastalıklı rahminde var olmak istemek…

    Tuzaklara yakalandın onlarca kez, ölümü, karanlıklar labirentinde atlatmaya çalışırken. Onu bulup tekrar kavuşmak için ellerinle toprağı eşeleyip, ayak parmaklarınla bile düşündün. Hepsi, hepsi bir damlası içini dolduran küçük bir tuhaflığı kanatlarından yakalayıp, kalbinin o gizli cebine tekrar saklamak içindi. 

    Hatalar yaptın birçok kez, hem de çok büyük hatalar. Cehennemin ateşinden yapılmış bir kılıcın keskinliğine meydan okudun. Dışarıdakilerin ayaklarına geçirilen zincir halkalarının en zayıf olanına, dostluklara tutundun canın yandığında; biraz daha alçaktan düşmek için. Ne tuhaf değil mi? Çünkü hataların toplamıydı, doğruların.

    Kendilerini sana düşman seçenler sevinmişlerdi, akbabalar gözlerini çaldığında. Ve kulakların sağır olduğunda bayram etmişlerdi. Ama yine de buldun onu. Ve şimdi, artık korkmuyorsun. Sonunda, ikimiz de aynı şeyi mi öğrendik yoksa? Çünkü bulduğun o “küçük büyük,” tuhaflık kalbinin gizli cebinden sana fısıldıyor ritmiyle: “Sen daha görmeden yaşam suyunu tattı gözlerin; ruhun, o tiksinç kelimelerle kirlenirken duyduğunda sağır olmuştuk biz…”

    Kenan Doğru’nun edebi serüveni, 2002 senesinde Orkun Uçar’ın kurmuş olduğu Türkiye’nin ilk online fantastik ve bilimkurgu platformu olan Xasiork bünyesinde yayımlanan ilk yazılarıyla filizlenmiştir. Uluslararası bir korporasyonun yöneticiliğiyle örülü kariyerini sadece bir dış kabuk olarak taşır; o, bu gri çarkların arasında aslında sözcüklerin tözünü arayan mistik bir simyacıdır. Rakamların diktasından kaçarak edebiyatın diyalektik labirentine sığınır. Metropolün kuzey çeperlerindeki o tenha yalıtılmışlığı, bir şişenin dibine çöken tortu gibi ağırlaşan o kuytu arka bahçeyi, merkezin kof gürültüsüne yeğler. Kendini konvansiyonel bir “yazar” etiketiyle sınırlandırmaz; ontolojik bir boşluğa düştüğünde tutunduğu o “hiçlik payandalarını” ve dilin mikro düzeydeki fısıltılarını dinlemeyi seçer. Kurmaca dünyasında, tuğlaları üst üste dizerken aslında güneşin kaçtığı o yarıklardaki hakikatin peşine düşer. O, yazının o heretik odasında fırtına koptuğunda bile sığ bir liman olmayı reddeder; bireyin manevi mesaisini sömüren o sonsuz anlayışlı, konforlu maskeleri entelektüel bir öfkeyle parçalar. ”

    YAZARIN DİĞER YAZILARI
    SuareMag – Nisan 2025

    kenan doğru suaremag yazar

    Related Posts

    AYIN FİLMLERİ: AĞUSTOS AYINDA NE İZLEYELİM?

    Ağustos 2, 2026 Film

    AYIN KİTAPLARI: AĞUSTOS AYINDA NE OKUYALIM?

    Ağustos 2, 2026 Ayın Kitapları

    AYIN ŞARKILARI: AĞUSTOS AYINDA NE DİNLEYELİM

    Ağustos 2, 2026 Ayın Şarkıları

    SuareMag Ağustos 2026

    Ağustos 1, 2026 Manşet
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    The Bad Plus veda turnesi için 16 yıl sonra Salon’da

    Ağustos 24, 2026 KÜLTÜR - SANAT

    Çağdaş cazın özgün topluluklarından The Bad Plus, 12 Eylül’de Fiba Salon İKSV sahnesine konuk oluyor.…

    Eskişehir’de festival zamanı: Porsuk kıyısında beş gün

    Ağustos 24, 2026

    Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci yaşını dünyanın öne çıkan filmleriyle kutluyor

    Ağustos 17, 2026

    Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

    Ağustos 13, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    MAÇIN OYNANMAMIŞ ZAMANI

    Nisan 1, 2026 Buğra Kaleli

    Müzikte sınırlar kalkıyor: Show of Hands Doğaçlama Müzik Festivali Arter’de

    Nisan 8, 2026 Konser

    April Yayıncılık’tan yeni bir İskandinav polisiyesi: Kargo

    Şubat 5, 2025 Edebiyat
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    The Bad Plus veda turnesi için 16 yıl sonra Salon’da

    Ağustos 24, 2026

    Eskişehir’de festival zamanı: Porsuk kıyısında beş gün

    Ağustos 24, 2026

    Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci yaşını dünyanın öne çıkan filmleriyle kutluyor

    Ağustos 17, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.