BURAK SOYER
Sinem Nazlı Demir’in yazdığı “Katilimi Tanıyorum” adlı kitap, Türkiye’de katledilen, her türlü istismara uğramış kadınların, LGBT+’ların hikâyelerini anlatan, sağlam bir araştırma sonucu ortaya çıkmış, konuyla ilgili başvuru niteliği taşıyan bir çalışma.

Bu yazıya Türkiye’deki kadın cinayetleriyle ilgili verilerle başlayıp okuru bilgilendirmeyi çok isterdim ancak her dakika, her saat, her gün, her hafta, her ay bir sayaç gibi durmaksızın ileri atan rakamların bir kadına tekabül ediyor oluşu asap katsayımı had safhamı en uç seviyeye ulaştırdığından, bundan vazgeçtim. Evet, bu topraklarda kadın hem amaç hem de araç için kullanılan, kökleri yüzyıllar öncesine kadar dayanan “töre”, “namus”, “gelenek” gibi “ideallerle” (!) bir arada anılan ve nihayetinde sonu ataerkil toplumun “gerekliliklerini” yerine getiren “erkekler” (!) tarafından mezara gönderilmek olan insanlar. Ve bu kadınların istisnalar dışında hepsi yakın çevresindekiler tarafından öldürülüyorlar. Bu yüzden de katillerini tanıyorlar! Yeditepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler ile Radyo Televizyon, Sinema bölümlerinden çift ana dalla mezun olan Sinem Nazlı Demir’in A7 Kitap etiketiyle yayımlanan “Katilimi Tanıyorum” adlı kitabı, Türkiye’de katledilen, her türlü istismara uğramış kadınların, LGBT+’ların hikâyelerini anlatan, sağlam bir araştırma sonucu ortaya çıkmış, konuyla ilgili başvuru niteliği taşıyan bir çalışma.
“Katilimi Tanıyorum”, kadın cinayetlerini, onlara karşı uygulanan şiddetti, istismarısadece birinci ağızdan örneklerle anlatıp geçiştiren bir kitap değil. Sinem Nazlı Demir öncelikle titiz bir şekilde şiddetin, istismarın, tacizin, tecavüzün, nedenlerini, neden görmezden gelindiğini, tarihsel sürecini uzmanlarla konuşarak konuyu derinleştiriyor. Şiddetin her türlüsü kabul edilemez bir durumken, yaralarını, acılarını bastırmak zorunda kalan, susan, korkan kadınların yaşadıkları öte yandan bu ülkenin birçok sorununun da geldiği noktayı gösteriyor. Yoksulluk, işsizlik, hâlâ aşılamamış ve bir kılıf niyetine kullanılarak mağrurların kalkanı hâline gelmiş yazılı olmayan toplumsal kurallar, bu kitapta okuyacağınız her satırın arasında bir şekilde bir “sebep” olarak karşımıza çıkarak sorunun kökenine ışık tutuyor.
Kitapta yer alan örnekleri ve yazarın uzmanlardan aldıkları görüşleri buraya taşımak isterdim ama bunu yapmak kitaba ve yazara haksızlık olacağından son sözü, kitabın yazarı Sinem Nazlı Demir’in önsözüne bırakalım. Zira bu cümleler aslında her şeyi özetliyor ve arkasında sadece “Neden?” sorusunu bırakıyor: “Kadına yönelik şiddet, bazı toplumlarda “olması gereken”, bazı toplumlarda ise “kaçınılmaz bir sonuç”tur. Bu kişilere göre kadın kontrol edilmeli, göz önünde tutulmalı, zevkleri ve istekleri önemsenmemeli. “Kadın, neden okusun? Nasıl söz sahibi olsun?” Ne hakla boşansın, bir ilişkiye başlasın veya ‘töreye’ karşı çıksın? Kadın, ne diye yaşasın?”

Burak Soyer
Gazeteciliğe 2005 yılında Radikal Gazetesi Kültür Sanat Servisi ve Kitap Eki’nde başladı. Şimdiye kadar Milliyet, Hürriyet, Hürriyet Kitap Sanat, BirGün, BirGün Pazar, BirGünKitap, Taraf, Cumhuriyet Pazar, T24, Gazete Duvar, sendika.org, solhaber.org’a, siyaset, edebiyat, müzik, sinema, tiyatro yazıları yazdı. Halen Gazete Pencere, Bianet, Gazete İkinci Yüzyıl ve OT dergisine kültür sanat, K24, Edebiyathaber.net, Oggito, Ne Okuyorum?, Ajandakolik, Mahal Dergi, Romanoku internet sitelerine de edebiyat yazıları yazıyor. 2017 yılında ilk kitabı Zıvana Doğan Kitap etiketiyle yayımlandı. Zıvana’nın devamı olanBuji de 2019 yılında aynı yayınevinden çıktı. Son romanı Ring ise, geçtiğimiz Eylül ayında Karakarga Yayınları etiketiyle okuyucuyla buluştu. 2015 yılında Anadolu Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun olan Burak Soyer, halen Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Sanat Tarihi bölümündeki eğitimine devam etmektedir.


