ANN QUIN’İN “KEŞFEDİLMEMİŞ ÜLKE” ADLI KİTABI ÜZERİNE
Burak Soyer
Trajik bir biçimde, 37 yaşındayken hayattan ayrılan Ann Quin, hiç kuşku yok ki edebiyat tarihinin kıyısında köşesinde kalmış yazarlarından biridir. Belki de o böyle kalmak istemiştir, bilemeyiz. “Keşfedilmemiş Ülke” de edebiyatın yalnızca bir hikâye anlatma aracı olmadığını bunun yanında dil ve biçimde yeniliklerin peşinde düştüğü bir eserdir. Zihninin dehlizlerinden kendini dışarı atmak isteyen düşüncelerin, karanlık, kural tanımaz ve korkmayan ancak korkutmaya karşı da bir çabası olan nevi şahsına münhasır bir kitap olarak kayıtlara geçer.

Ann Quin 1936 yılında İngiltere’de Brighton’da doğmuş. 17 yaşına gelinceye dek bir Katolik manastırında eğitim görmüş. Sanata olan ilgisi tiyatroyla başlamış ancak sahne korkusunun üstesinden gelemeyince vazgeçmiş. İş hayatına da sekreter olarak başlamış. Bu süreçte ilk romanını yazmış. Ardından gelen ikinci roman da yayıncılar tarafından reddedilmiş. Virginia Woolf ve Anna Kavan gibi güçlü kadın yazarlardan ilham almış. Hayatı boyunca ruhsal sıkıntılarla boğuşan Ann Quin, 1973 yılında, 37 yaşındayken yaşamına son vererek aramızdan ayrılmış. Geride üç roman ve bugüne kadar bazıları çeşitli dergilerde yayımlanmış, bazılarıyla hiç yayımlanmamış öykülerler, denemeler ve deneysel yazılar bırakmış.
Ann Quin’in bu serbest yazındaki eserleri nihayet gün yüzüne çıktı. Jennifer Hodgson tarafından derlenen, Everest Yayınları’ndan Selvi Danacı tarafından okurlarla buluşan “Keşfedilmemiş Ülke”, 1960’lı yılların İngiliz avangart edebiyatının en cesur kalemlerinden biri olan Ann Quin’in öykü, anı ve deneysel metinlerini bir araya getiren, okuru derinden sarsan bir kitap
Adını George Eliot’un “Daniel Deronda” adlı eserinden alan “Keşfedilmemiş Ülke”, tek bir düzlemde ilerleyen bir anlatıdan ziyade, Ann Quin’in yaşamı boyunca çekmek zorunda kaldığı sıkıntılarının birer dışavurumudur. Standart örgüye aykırı düşen, dilbilgisi kurallarını neredeyse hiçe sayan ve kendisiyle beraber okurun da bilincini hayli kurcalayan metinler, Quin’in otobiyografisinden çıkmış, kendine has diliyle, edebiyatın ne kadar kırmızı çizgisi varsa, hepsinin üstünden atlamıştır.

Kitapta yer alan bitmemiş tek metin olan “Keşfedilmemiş Ülke”, aslında bütüne dair pek çok şey söyler. Bir akıl hastanesinde yatmakta olan bir karakter üzerinden insan aklının şalterin nerede, nasıl attığıyla ve sonrasında neler olduğuyla ilgili anekdotlar sunar. Hastane zaten başlı başına absürt bir mekân olarak bizzat hayatın kendisiyle ilişkilendirilebilir. Gerçekle kurgunun iç içe geçtiği uzun pasajlarla birlikte anılar ve rüyalar da birbirine girer. Hatta silik bir hâlde insan zihninde buğulu bir görüntüye neden olur. Metropollerde sıkışıp kalmış insanlar, modern tekinsizlikler, psikolojik baskı da Quin’in metinlerinde kendine yer bulur.
Trajik bir biçimde, 37 yaşındayken hayattan ayrılan Ann Quin, hiç kuşku yok ki edebiyat tarihinin kıyısında köşesinde kalmış yazarlarından biridir. Belki de o böyle kalmak istemiştir, bilemeyiz. “Keşfedilmemiş Ülke” de edebiyatın yalnızca bir hikâye anlatma aracı olmadığını bunun yanında dil ve biçimde yeniliklerin peşinde düştüğü bir eserdir. Zihninin dehlizlerinden kendini dışarı atmak isteyen düşüncelerin, karanlık, kural tanımaz ve korkmayan ancak korkutmaya karşı da bir çabası olan nevi şahsına münhasır bir kitap olarak kayıtlara geçer.

Burak Soyer
Gazeteciliğe 2005 yılında Radikal Gazetesi Kültür Sanat Servisi ve Kitap Eki’nde başladı. Şimdiye kadar Milliyet, Hürriyet, Hürriyet Kitap Sanat, BirGün, BirGün Pazar, BirGünKitap, Taraf, Cumhuriyet Pazar, T24, Gazete Duvar, sendika.org, solhaber.org’a, siyaset, edebiyat, müzik, sinema, tiyatro yazıları yazdı. Halen Gazete Pencere, Bianet, Gazete İkinci Yüzyıl ve OT dergisine kültür sanat, K24, Edebiyathaber.net, Oggito, Ne Okuyorum?, Ajandakolik, Mahal Dergi, Romanoku internet sitelerine de edebiyat yazıları yazıyor. 2017 yılında ilk kitabı Zıvana Doğan Kitap etiketiyle yayımlandı. Zıvana’nın devamı olanBuji de 2019 yılında aynı yayınevinden çıktı. Son romanı Ring ise, geçtiğimiz Eylül ayında Karakarga Yayınları etiketiyle okuyucuyla buluştu. 2015 yılında Anadolu Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun olan Burak Soyer, halen Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Sanat Tarihi bölümündeki eğitimine devam etmektedir.


