Nilgün Karataş ile Yaşam & Mekan, mekânı yalnızca içinde yaşanan bir alan olarak değil; insanı, hafızayı ve hikâyeyi biçimlendiren aktif bir özne olarak ele alır. Bu yazılarda evler, sokaklar ve yapılar bir fon olmaktan çıkar; iz biriktiren, sessizlik taşıyan, kararları etkileyen canlı tanıklara dönüşür. Gündelik hayatla kurgu dünyası arasındaki sınır, mekânın bu belirleyici gücüyle silikleşir; çünkü mekân, içinde yaşananları sadece barındırmaz, onları dönüştürür. Yaşam & Mekan, edebiyat ve sinema üzerinden şunu hatırlatır: Bir binaya girmek bazen bir kapıdan değil, bir zihnin ve hafızanın eşiğinden geçmektir.