Close Menu
    Son Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Pazartesi, Temmuz 6
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Narcissus – Benlik, İmaj ve Modern Ego

      Ocak 7, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Suare Kitaplığı ve Suare Yazarları Sarıyer Edebiyat Günleri’nde Okurlarla Buluşuyor

      Haziran 15, 2026

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026

      Kendi ‘araf’ının çıkmaz sokağındaki insan

      Haziran 30, 2026

      Figen Ormancı’dan yeni roman: Hiç Kimsenin Gölgesi

      Haziran 29, 2026

      40 Dilde Yayımlanan Dünya Çapındaki Fenomen Roman “Theo” Türkiye’de!

      Haziran 26, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Mayıs 9, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İfşa Günü: Yeni Başlayanlar İçin ‘Yeni Gerçeklik’

      Haziran 13, 2026

      Altın Palmiye Cristian Mungiu’nun oldu

      Mayıs 26, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Bir Yansımanın İçinden Dünyaya Bakmak

      Haziran 22, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      SEANS VE SONRASI

      Temmuz 1, 2026

      IL TEMPO SOSPESO.            

      Temmuz 1, 2026

      GATTACA: SEÇİMLERİMİZ GERÇEKTEN BİZE Mİ AİT? 

      Temmuz 1, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » ÖYKÜ: Andromeda Belediyesi
    Kadir Horzum

    ÖYKÜ: Andromeda Belediyesi

    Mart 25, 2025Yorum yapılmamış9 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Uçsuz bucaksız evrenimizde, dünyaya milyonlarca ışık yılı uzaklıkta Andromeda galaksisi vardır. Bilim insanlarının hesaplarına göre yaklaşık dört buçuk milyar yıl sonra Samanyolu galaksisi ile çarpışacak olan bu galakside, Dünya benzeri bir gezegende, var olmaya çalışan bir ülkenin vatandaşıydı Nihat Bey. Ülkesi daha çok gençti ve kurucu liderlerinin kulluk sisteminden çıkarıp birey yapmaya çalıştığı fertler, “demokrasi” diye adlandırılan yeni yönetim sistemini anlayamıyor, onu kişisel çıkarları doğrultusunda kullanıyordu. Ülkedeki kıt maddi kaynaklar herkese yetmediği için de altta kalanın canı çıkıyor, feodal düzen gün geçtikçe güçleniyordu. Hatta bu durum öyle bir hâl almıştı ki bu kaynakları ele geçiren bazı fertler, kaynakları kaybetmemek adına devletin ilk kurulduğu yıllarda feodalite ve skolastik düşünceye karşı yapılan devrimleri dahi kötülüyordu. Ülkede gerçeklik kaybolmuş, fertler fakru zaruret içinde, kime ve neye inanacağını bilemeden gemisini kurtarmaya çalışıyordu adeta. Tabii bir günde değil, yıllar içinde yavaş yavaş, kimse fark etmeden olmuştu tüm bunlar. O günleri yaşamış bazı kişilerin deyimiyle ilk darbe, atalarının ölmesinden hemen sonra eğitim sistemine vurulmuş, aklın ve dürüstlüğün yerine, bayraklarına selam vermeden geçecek kuşun dahi yuvasının bozulmasını emreden, hamasi bir kolektif bilinç inşa edilmeye çalışılmıştı okullarda. Sonuçta da oyunları savaş, savaşları da oyun gibi gören, sevmenin bedeli sadece ölüm olan politik bir toplum yaratılmıştı ülkede. Nihat Bey de bu bilinçle yetiştirilmiş fertlerdendi. Küçük bir şehirde doğmuş, askerlik dışında oradan hiç çıkmamıştı. Her ne kadar şimdilerde kendini haksızlığa uğramış gibi hissediyorsa da genel olarak ülkesinden ve inandığı tanrısından memnun bir hayatı olmuştu. Zira hiç hırsı olmadığı için bugüne kadar kötülükle sınanmamıştı. Sınandığındaysa ne olduğunu bile anlayamadan sınıfta kalmıştı. 

    Şimdilerde emekliye ayrılmak zorunda kalan Nihat Bey, yirmi yıl boyunca yaşadığı ilin belediyesinde memurluk yapmış, beş yıl önce de gençliğinde üye olduğu partinin belediye seçimlerini kazanmasıyla hiç beklemediği bir de terfi almıştı. Beklemiyordu çünkü hem ortaokul mezunuydu ve oturacağı makamın vasıflarını karşılamıyordu hem de partiyle hiçbir bağı yoktu. Sadece gençliğinde bir dönem gitmişti, o kadar…Hal böyleyken, “Vatan benden hizmet bekler!” mottosuyla çok da düşünmeden müdürlük makamına oturan Nihat Bey, dört yıl oturduğu o koltukta çok şey gördü, çok şey yaşadı. 

    Üzerinden uzun zaman geçtikten sonra dahi “Keşke o gün istifa etseydim,” dediği ilk olay, yeni atandığı zamanlarda, şehre alınacak çöp konteynerlerinin ihale sürecinde başına geldi. İhaleye katılanlar arasından en uygun şirketi seçmek isteyen çiçeği burnunda idealist müdür, hiç beklemediği insanlardan beklemediği tepkiler almıştı. En başta, “Asla olmaz, bunlar bu işi yapamaz, belediyeyi zarara uğratır,” dediği şirketin sahibi, ihalenin ertesi günü odasına gelerek, “Müdür Bey, ben bu ülkenin evladıyım. Şirketim de yeni. Desteklenmeye ihtiyacım var. Biliyorum ki siz de vatanperver bir adamsınız. Buralı ve bizden sermayenin büyümesi için ülkece birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olan şu günlerde beni yabancılara ezdirmeyin. Gelin, öte dünyada tüyü bitmemiş yetim hakkının sorulmasından korkan bana verin bu ihaleyi,” demişti.

    Bu konuşmayla gözleri dolan, tüyleri diken diken olan Nihat Bey, yine de kendini tutarak, istenilen paranın çok fazla olduğunu, diğer şirketin hem bu fiyatın yarısını istediğini hem de daha kaliteli malzemeler tedarik edeceğini açık açık anlatmış ve başka ihalelerde kendisine öncelik tanıyacağının sözünü vererek göndermişti adamı. Bu cevaptan hiç memnun olmayan şirket sahibi ise seçimlerde desteklediği Belediye Başkanı’na giderek durumu çözmüştü. Zira olayı öğrenir öğrenmez Nihat Bey’i odasına çağıran başkan, çok daha duygusal bir konuşma yapmış ve kendisine, “Nihat Bey, bugün bu ülke bizim gibi öz evlatları tarafından yönetiliyorsa, elhamdülillah böyle adamlar sayesindedir. Birbirimizi desteklemezsek eğer, maazallah yarından sonra vatan hainleri oturur bu koltuklara. Bizim gibi öz evlatlar da fakirlik içinde yok olur, gider,” diyerek, şimdilerde kendisinin de “ihanet” diye nitelediği ihalenin yolunu açmıştı. 

    Dinlediği bu çok duygusal laflarla işgal ettiği makamın öneminin farkına varan Nihat Bey, o ihaleyi istenilen şirkete verdiği gibi sonra yapılacak tüm ihalelerde de ne olursa olsun “buralı ve bizden” şirketlere öncelik tanıma kararı aldı. Lâkin bilmediği şey, kimin daha “buralı ve bizden” olduğuydu. Onu anlaması da çok uzun sürmedi… Olaydan bir yıl sonra belediyeye ait bir sosyal tesisin işletilmesi için açılan ihalede, başvuran şirketlerin hepsinin “buralı ve bizden” olduğunu gören Nihat Bey, gururla en iyi teklifi veren şirketin dosyasını başkana sundu. Eline aldığı dosyada istediği şirketi göremeyen başkan, bu sefer daha ciddi bir konuşma yaptı kendisine ve önce “Nihat Efendi, biz seninle neden hiç anlaşamıyoruz?” diye sordu. Her şeyi doğru yaptığını düşünen hatta bu yüzden takdir bekleyen Nihat Bey, şaşkın şaşkın kendisine bakınca da devam etti. 
    “Ben sana ‘buralı ve bizden’ adamlarla çalışmalıyız, diyorum. Sen ise her seferinde benim karşıma olmadık adamları getiriyorsun.”
    “Ama efendim bu da buralı…”
    Başkan, kendinden emin verilen bu cevapla, daha da sinirlendi. 
    “Ya kardeşim ne diyorsun sen? Bunlar bizim şehrin adamı mı? Bunlar başka şehrin adamı. Ayrıca geçen seçimde karşı partiyi desteklediler. Hem vatan haini, hem LGBT’ci bunlar. Öcücü bunlar. Bunlara para kazandıralım da çoluğumuz çocuğumuz LGBT mi olsun? Öcücü mü olsun? Öte tarafta sorulmaz mı bizden bunun hesabı?”

    Öfkesi karşısında, utançtan cevap verecek hali kalmayan Nihat Bey’in boynunun büküldüğünü, gözlerinin dolduğunu görünce de onun gerçekten bu işleri bilmediğini fark ederek babacan bir tavır takındı ve “Belli ki sen bu işlerden hiç anlamıyorsun. En iyisi böyle durumlarda ilk önce bana danış! Yoksa başımıza iş alacağız,” diyerek adamcağızı uğurladı. 

    Böylece kimin daha “buralı ve bizden” olduğunu öğrenen Nihat Bey, o günden sonra emekli olana kadar hiç düşünmedi ve başkanı ne dediyse onu yaptı. Başkan kimi istediyse ona verdi ihaleleri. Başına hiç olmadık bela açan  olaysa, artık işine alıştığı; vatana hizmet aşkıyla mesaiye koşa koşa gittiği dönemlerde askerden gelen oğlunun evlenmek istemesiyle yaşandı. 

    Yaşadığı fani gezegende sadece ceketi olan fedakâr baba, kıt kanaat okuttuğu evladının bu isteğiyle sevinse de karşı tarafın,kızlarının, asgari ücretli biriyle evlenmesini istemediğini duyunca hevesi kursağında kaldı. Ne yapacağını bilemeden kara kara düşünmeye başladı. Bu durum başkanın da dikkatini çekmiş olmalı ki odasına geldiği bir gün laf olsun diye sordu. 
    “Kaç gündür suratın asık Nihat Bey. Hayırdır belediyenin işleri mi canını sıkıyor?”

    O güne kadar hiç kimseyle derdini paylaşmayan adamın yine lafı geçiştireceğini sanıyordu ama öyle olmadı. Kaç gündür çıkış yolu bulamayan adamcağız, belki çözüm bulur ümidiyle her şeyi anlattı başkanına ve hayatında ilk defa birisinden bir şey istedi. 
    “Hani diyorum ki başkanım… Benim oğlana belediyenin mühendislik kadrolarından bir iş ayarlasak. Yüzünüzü kara çıkarmaz. İyi mühendistir. Dereceyle bitirdi okulunu.”
    Dinledikleri karşısında sorduğuna soracağına bin pişman olan başkan, istek karşısında ne diyeceğini bilemedi ve önce yine sinirlenmiş gibi yaptı. 
    “O ne demekmiş öyle? Eski köye yeni adet mi getiriyor bunlar? Asgari ücretli adam değil mi?”
    “Haklısınız başkanım ama işte…”
    “Sen oğluna demedin mi, vazgeç bu işten, sana kız mı yok, diye?”
    “Denedim ama ne yaparsınız gençlik işte. Anlamıyor. Seviyorum, diyor.”
    “Sonra diyorlar ki bu ülke niye hiç ilerlemiyor? Böyle geri kafalılarla nasıl ilerlesin efendim? Buyur işte örnek. Sanki memlekette mühendis olan herkes iyi para kazanacak, rahat yaşayacak. Sen ağa ben ağa, bu ineği kim sağa, değil mi efendim?”
    Öfkeyle bir sonuca varamayacağını, karşı tarafa illaki cevap vermesi gerektiğini fark edince de daha münasip bir dille isteğini yapamayacağını anlatmaya çalıştı. 
    “Bilirsin seni severim Nihat Bey.”
    “Sağ olun başkanım.”
    “Senin için elimden geleni yapacağımı da bilirsin ama bu iş beni aşar. Bu iş partilik iş.”
    “Nasıl efendim?”
    “Bilmiyormuş gibi sorma Nihat Bey. Partinin onayı olmadan mümkünü yok kimseyi işe alamam.”
    “Neden ki başkanım?”
    “Nedeni mi var? İşe alınacak adamların öcücü mü yoksa LGBT’ci mi olduğunu ben nereden bileyim?”
    “Aman başkanım tövbe deyin! Oğlan benim. Öyle bir şeyini görsem o saat yatırır keserdim.”
    “Ben de onu diyorum işte. Seni tanıyorum ama oğlunu bilmiyorum. Belki üniversitede öyle yerlere gitti, sen görmedin. Bunu kimse bilemez. Bu yüzden parti araştırıp onay vermeli. İşin doğrusu bu. Yoksa bilmeden ne günahlar işleriz ki öte âlemde cayır cayır yanarız neuzibillah!”
    “E peki ne yapacağız başkanım? Yok mu bu işin bir hâl çaresi? İnan kaç gecedir uykudan bile oldum.”

    Başkan, ne dese, yalvarır gözlerle medet bekleyen adama en sonunda acıdı ve sırf gönlü olsun, nasılsa kabul etmez, diye, oğlunu ilk ihaleyi verdikleri adamın şirketine temizlik işçisi olarak aldırabileceğini söyledi. Nihat Bey çocuklar gibi sevinip ellerine sarılınca da, “Aman estağfurullah Nihat Bey! Bana değil partimize dua edin. Onun sayesinde bugün karnımız doyuyor. Öte âlemimizbile kurtuluyor. O yüzden siz de yarından tezi yok partimize üye olun. Üç beş demeden destek de olun ki evladınıza daha iyi işler bulabilin. Benim elimden gelenle yetinmeyin,” diyerek, olayı tatlıya bağladı. 

    Mühendislik olmasa da daha iyi bir iş bulmanın sevinciyle o gün neşe içinde evine giden Nihat Bey, oğlunun da bu habere sevineceğini düşündü. Fakat beklediği sevinci değil de “Ben mühendisim. Ne temizlikçiliği baba!” lafını duyunca küplere bindi.
    “Yedi düvel bize harp açmış. LPG’cisi bir yandan, öcücüsü öte yandan… Millet iş bulamıyor, sen iş beğenmiyorsun,” diyerek, iki de sille çaldığı oğlunu, zar zor ikna etti, bulunan işte çalışmasına. Ne olduysa da bundan sonra oldu. 

    Aslında her şey en başta güzeldi. Nihat Bey’in oğlu girdiği işte, “En azından düğün yapana kadar çalışayım, sonrasına bakarım,” diyerek, elinden geleni yapmaya başlamış; patronu da sahibi olduğu düğün salonlarından birini, uzun vadede ödemesi koşuluyla kendisine kiralamıştı. Böylelikle “Kul sıkışmadan Hızır yetişmezmiş,” diyen babası da başına geleceklerden habersiz, borç harç düğününü yapmıştı. 

    Düğünden bir ay sonraydı. Sade kendinin değil, çocuğunun dahi geleceğini kurtaran partiye üye olan Nihat Bey, bir sabah yine şevkle işe giderken, sokaklarda çok pis bir koku fark etti. Dikkatlice etrafına bakınınca da kendi aldığı çöp konteynerlerinin hepsinin, altlarının çürüdüğünü ve içinde ne varsa yerlere döküldüğünü gördü. Gördüğü manzara karşısında da ne yapacağını bilemeden belediyeye koştu lâkin geç kaldı. Zira seçim hazırlıkları yapan Belediye Başkanı olayları geceden öğrenmiş ve tedbirleri almıştı. Tedbirse çok basitti: Mesul müdür, vatanın ve milletin bekası adına emekliye sevk edilerek tüm suç ona atılacaktı. Yoksa başkan da parti de seçimi asla kazanamazdı. Tabii borç harç içinde yüzen Nihat Bey, kendisinden istenen bu fedakârlık karşısında kalp krizi geçirince de çözüm, oğluyla aynı yerde işe başlamasında bulundu. 

    Nitekim emektar vatansever, ülkesi uğruna her türlü fedakârlığı yapan yorgun demokrat, sokaklarda temizlik yapmaya başladı. Belediye Başkanı da mitinglerde şöyle konuştu. 
    “Sayın hemşerilerim! Meyve veren ağaç taşlanır, demişler. Bizden önceki belediyeler dönemini biliyorsunuz. Sokaklar da belediye de pislik içindeydi. Gördünüz, biz bu dönem sokakları temizledik. Şimdi bir dönem daha izin verin de belediyeyi temizleyelim. Gelin, vatan hainlerinin, halkın iradesiyle seçilen bizlere karşı kurduğu oyunu bozalım. Gelin istikrar sürsün, şehir büyüsün!”

    Kadir Horzum

    Uşak doğumluyum. İlk ve ortaöğretimimi Uşak’ta tamamladıktan sonra yükseköğretimi sırasıyla; Balıkesir Astsubay MYO, Anadolu Üniversitesi AÖF İşletme ve Sosyoloji bölümlerinde tamamladım. Şu an Aile Danışmanlığı ve Yaşam Koçluğu yapmaktayım. 2020 yılında başladığım yazarlık serüvenimde “Kafamdaki Kalabalık” ve “Kalabalıktan Kalanlar” isimli iki adet kitabım Banliyö Yayınevi tarafından yayımlandı. Halen yazmaya devam ediyorum

     

    YAZARIN DİĞER YAZILARI

    YAZARLARIMIZDAN ÖYKÜLER 

    ÖYKÜ: Şıp, şıp, şı, şşş

    ÖYKÜ: Nilüfer
    ÖYKÜ: Benim Cici Bebeğim
    kadir Horzum öykü

    Related Posts

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026 KÜLTÜR - SANAT

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026 Manşet

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026 Hakan Akdoğan
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Fotoğraf sanatçısı ve akademisyen Nihal Gündüz, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileriyle hazırladığı “Yüzleşme: Hayalet…

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Marvel Studios’un imza yapımlarından olan ‘Loki’, yeni sezonuyla Disney+’ta

    Ekim 7, 2023 Dizi

    İMDB puanlarına göre en iyi araba filmleri

    Aralık 6, 2025 Uncategorized

    ÇATLAK: PARAMPARÇA

    Mart 1, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.