BETÜL ÇAKIROĞLU
Özge Lokmanhekim samimi ve üretken bir çocuk kitapları yazarı. Kendisi ile Bologna Çocuk Kitapları Fuarı özelinde bir söyleşi yapmıştık. Şimdi de son kitabı Luna’s Favorite Word, üzerine bir sohbet edeceğiz. Kitap bize kelimelerin gücünü ve anlamını keşfetmeye dair çocuğun dünyasından bir hikâye sunuyor. Luna’nın arkadaşlık ilişkilerini bir sayfa da gördüğümüz kitapta mekân çoğunlukla ev. Luna’nın kelime arama yolculuğuna bizi davet eden kitapta aile dinamiklerini okumak mümkün. Kitap, kelimenin gücünün insan ilişkilerindeki önemini sade ama etkili bir şekilde ele alıyor. Bunlar benim kitap hakkındaki düşüncelerimdi. Şimdi sırada sorularım var.

- Özge Lokmanhekim. Kitaplar, etkinlikler, festivaller, fuarlar derken yeni kitabınız raflarda yerini aldı. Öncellikle okuyucusu bol olsun. Ben de yeni kitabınızla ilgili sorularımla sizin kapınızı çaldım. Luna’s Favorite Word. İlk soru belki de ilk akla takılan. Neden İngilizce?
Bu kitap benim Amerika’da katıldığım bir çocuk edebiyatı ve resimli kitap yazma atölyesinde ödev olarak hazırladığım bir metindi aslında. Atölyede öğrendiklerimi uygulamaya çalıştığım bir taslaktı. İngilizce olarak yayımlanmasını neden tercih ettiğime gelince, çocukluğumun birlikte geçtiği yabancı arkadaşlarımın da artık çocukları var. Onların da benim yazdığım bir kitabı okuyabilmelerini istemiştim. Ayrıca, Türkiye’de İngilizce eğitim veren ve kitaplarımla okuma atölyesi yaptığım pek çok okul da bu kitapların İngilizce de olması ricasında bulunmuştu. Bu isteği de değerlendirdik ve kitabın ilk basımının İngilizce olmasına karar verdik. Belki ilerleyen aylarda Türkçe baskısı da okurlarla buluşur zira Pötikare yayınevinde Türkçe-İngilizce bir kitap seçkisi var.
- Bu kitabınızda baskısını elinize aldığınızda en sevdiğiniz sayfa, sahne ya da detay ne oldu? Yazar olarak böyle bir en sevdiğiniz yer oluyor mu?
Aslında evet, oldu. Kitaptaki karakterin nasıl olacağını kitabın çizeri Hülya Erdil Çakıroğlu ile konuşurken taslak olarak Luna’nın banyo yaptığı sayfayı gönderdi. O sayfa ile benim yazdığım ve hayal ettiğim karakter hayat bulmuş, canlanmış oldu. Bu yüzden en sevdiğim Luna’nın onlarca ördekle birlikte küvette olduğu sayfa.
- Kitabın yazım aşamasında önce fikir mi geldi, yoksa karakter mi?
Önce bir fikir geldi. Bir kelime üzerinden kitap yazmaya çalışma niyetiyle yola çıktım çünkü. Sonra bu kelimeyi günlük hayatta nasıl, nerede ve kaç kere kullanabilir kahramanım diye düşünerek kurguyu planladım.
- Kitabı yazarken unutamadığınız bir an oldu mu?
Kitapla ilgili değil ama bu kitaba pandemi döneminde başlayıp hemen sonrasında tamamlamıştım ve hepimizi etkilediği gibi o süreç beni de etkilemişti. Şimdi dönüp bakınca pandemideki evde kalma zorunluluğu benim üretmeme aracı olmuş diye düşünüyorum, bu kitabı zor geçen bir sürecin iyi ödülü olarak değerlendiriyorum.
- Hülya Erdil Çakıroğlu ile nasıl çalıştınız? Yazar çizer dengesini sağlamak bu kitap özelinde nasıl ilerledi? Çizim kararlarında yazar olarak siz ne kadar vardınız?
Hülya Erdil Çakıroğlu pandemi döneminde verdiğim “Yazarlığa İlk Adım” atölyelerimden birine katılmıştı ve kısa bir süre sonra da çizimlerini yaptığı ilk resimli kitabı çıktı. Atölye sonrasında da çizimlerini, kitaplarını takip ediyordum.
Ben kitabı yazarken metin – çizim dengesini tutturmak için çizim notları da eklemiştim zira metinde yer almayan ama çizimde gördüğümüz pek çok ifadesi var Luna’nın. Bu çizim notlarını, Luna’nın ve ailesinin metni tamamlayan davranışlarını ve okuru gülümsetecek detayları Hülya Erdil Çakıroğlu ile paylaştık. Ancak Luna’nın ve ailesinin karakter tasarımı, tüm mekanlar ve detaylar Hülya’nın hayal gücünün eseri. Bu kitapta kolaj tekniğini kullandı, fotoğraf ve çizimleri karıştırdı. Kitaba ilginç detaylar da ekledik birlikte. En sevdiğim oyuncak, oğlumun çizdiği resim ve onun otobüsü, benim diğer kitaplarım başta olmak üzere pek çok detay bizim hayatlarımıza da ait aslında.

- Kitapla ilgili etkinlere başladığınızı sosyal medyadan takip ediyorum. Buluştuğunuz okurlar kitap hakkında ne düşünüyor? Okur kelimesini bilinçli kullandım. Okur ile kitap seçenin farklı olduğu bir sahadayız. Benim merak ettiğim gerçek okur yorumları.
Kitap 1 Aralık’ta Ankara Kitap Fuarı’nda okurlarla buluştu. Hemen akabinde hem Ankara’daki hem de Çorlu’daki okurlarla buluştu. Çocuklar Luna’yı sevdiler diye düşünüyorum. Kitap küçük bir kız çocuğunun yeni bir kelime öğrenmesiyle günlük hayatındaki rutinlerde bu kelimeyi söylemesini eğlenceli bir dille anlatıyor. Her çocuğun “hayır” dediği pek çok şey olduğu için Luna ile kolayca bağ kurabildiklerini düşünüyorum. Kitabı birlikte okurken Luna’nın kukla bebeği ve kitabın her sayfasındaki günlük rutine dair oyuncaklarımı da okurlara gösterdiğim ve üzerinde bol bol konuştuğumuz için oldukça keyifli bir sohbet oluyor.
- Kitabın son sayfasında yer alan bizim favori kelimelerimizi sorduğunuz sayfada en beğendiğim kısım oldu. Bu fikir kime aitti? Çocuklardan bu sayfa ile ilgili tepkiler aldınız mı?
Benim fikrimdi, ancak yazar, çizer ve editör bunu büyüttük. Kelime sayısı arttı, çizimler eklendi. Hem bu sayfayı hem de farklı dillerde “Hayır” kelimesinin yazıldığı iç kapakları çocuklar sevdi. Okuma atölyesinde sevdikleri kelimeleri düşünüp benimle paylaşıyorlar. Sonra da farklı dillerde nasıl “Hayır” dendiğini konuşuyoruz. Aldıkları eğitim, yaptıkları bir seyahat veya teknoloji sayesinde başka dillerde kelimeler öğrenen çocuklar bunları da paylaşıyor.
- Son iki sayfada Luna’nın kitaplığını ve kitapları ile karşılaşıyoruz. Burada size ve yayınevine ait kapaklar görüyoruz. Seçimleri nasıl yaptınız? Türk yazarların kitabının olması telif açısından problem yaratabilirdi bu açıdan anlıyorum kendi kitaplarınızı ve yabancı yazarların kitaplarını koymuşsunuz. Genelde tanıdığınız ve imza aldığınız isimler var. İstanbul’da Mark Jansenn ile söyleşi yaptınız. Kendisinin bir kitabı yok. Özel bir sebebi yoksa neden olmadığını merak ettim.
Aslında kitap kapaklarının seçimini Hülya Erdil yaptı. Pötikare’nin, benim ve en sevdiğimiz klasiklerin kapaklarını koymuş. Bu halini hepimiz sevdik. Mark benim çok kıymetli bir dostum, onun kitabını koyabilirdik ancak başka Türk ve yabancı yazar dostlarım da var. Seçim yapmak benim için zor olurdu. Kimse gönül koysun da istemem. Bu yüzden bu hali güzel oldu diye düşünüyorum.
- Gelecek projelerinizden bahsedebilir misiniz? Klişe bir soru gibi oldu ama üretken bir yazarsınız. Bu kitap ne kadar yeni kitabınız olarak kalacak?
Şu anda FOM, Final Kültür ve abm Yayınları’ndan çıkacak kitaplarım var. Kimi baskıya girmek üzere, kimi çizim aşamasında. Bazıları da henüz yolun başında, yeni teslim ettiğim metinler. Kitap atölyeleri, fuarlar ve okur buluşmalarıyla zaman hızlı geçiyor. Fırsat buldukça yeni fikirleri kâğıda geçirmeye çalışıyorum. Ocak-Şubat gibi yeni kitabımın okurla buluşmasını planlıyoruz.


Betül Çakıroğlu
Gelibolu’da doğdum ve 2002 yılından bu yana İstanbul’da mimar olarak çalışıyorum. Kızımın doğumundan sonra çocuk kitapları tekrar hayatıma girdi. Yazmayı ve okumayı çok seviyorum. Fantastik kurgular ve mitoloji özel ilgi alanlarım. Göçebe, Karşılaşma ve Ayna Meselesi kolektif öykü kitaplarında öykülerim yayınlandı. Nevzat Süer Sezgin’in Yetişkinler İçin Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Atölyesi’ni bitirdim. Eksi 18 Edebiyat Açık Kürsü platformunda deneme yazılarımı paylaşıyorum. Yine Eksi 18 Edebiyat grubuna ait Kıpırtı Çocuk Dergisi’nde gönüllü olarak çalışmaktayım.


