Close Menu
    Son Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Pazar, Temmuz 5
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Narcissus – Benlik, İmaj ve Modern Ego

      Ocak 7, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Suare Kitaplığı ve Suare Yazarları Sarıyer Edebiyat Günleri’nde Okurlarla Buluşuyor

      Haziran 15, 2026

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026

      Kendi ‘araf’ının çıkmaz sokağındaki insan

      Haziran 30, 2026

      Figen Ormancı’dan yeni roman: Hiç Kimsenin Gölgesi

      Haziran 29, 2026

      40 Dilde Yayımlanan Dünya Çapındaki Fenomen Roman “Theo” Türkiye’de!

      Haziran 26, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Mayıs 9, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İfşa Günü: Yeni Başlayanlar İçin ‘Yeni Gerçeklik’

      Haziran 13, 2026

      Altın Palmiye Cristian Mungiu’nun oldu

      Mayıs 26, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Bir Yansımanın İçinden Dünyaya Bakmak

      Haziran 22, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      SEANS VE SONRASI

      Temmuz 1, 2026

      IL TEMPO SOSPESO.            

      Temmuz 1, 2026

      GATTACA: SEÇİMLERİMİZ GERÇEKTEN BİZE Mİ AİT? 

      Temmuz 1, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » SESSİZLİĞİN AĞIRLIĞI /BOŞLUĞUN SESSİZLİĞİ
    SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    SESSİZLİĞİN AĞIRLIĞI /BOŞLUĞUN SESSİZLİĞİ

    Mart 1, 2026Yorum yapılmamış7 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Mutlu Gözüküçük

    SESSİZLİĞİN AĞIRLIĞI 

    Kadın Anlatıyor

    Onu ilk seçtiğim ânı düşündüğümde, artık bunun bir seçim olmadığını biliyorum. Seçmek, içimden gelen bir hareketti; benim yaptığım ise içimden geleni susturmaktı. Yorulmuştum. Sadece yorulmuştum. Sorgulamaktan, beklemekten, ihtimallerden. Karşımdaki adamın sesi düzgündü, cümleleri netti; geleceği anlatırken kelimeleri tereddüt etmezdi. O netlik, o an için bir sığınak gibi görünmüştü bana.

    Bununla yaşayabilirim, demiştim kendime.

    Ve o cümle içimden geçerken küçük bir çatlak bırakmıştı; fark edilmez ama kalıcı. Çünkü “yaşayabilirim” bir karar değildi. Bir vazgeçişti.

    O günü şimdi zihnimde yeniden kuruyorum. Işığın açısını, masanın kenarındaki lekeyi, parmaklarının fincanın kulbuna yerleşme biçimini… Her şey gereğinden fazla sakindi. Sessizliği güvenli sanmıştım. Oysa sessizlik bazen yalnızca soruların boğulmasıdır.

    Evlilik benim için bir birleşme olmadı. Daha çok, zamanın ağır ağır sertleşmesi oldu. Günler kurudu sanki; çatırdamadan, ses çıkarmadan. Saatler uzadı, evin içindeki nesneler çoğaldı. Aynalar özellikle… Her geçişimde bir tane daha vardı sanki. Hepsi bana bakıyor, ama hiçbirinde kendimi tam olarak göremiyordum.

    O eve her girişinde, mekân biraz daha daralıyordu. Duvarlar yaklaşmıyordu belki ama nefes alacak alan azalıyor, içim sıkışıyordu. Oturma odasında otururken bile, sanki yanlış bir sandalyeye oturmuş gibiydim. Kendi sesim, içimde yankılanmıyordu artık. Kendi sesini duyamayan bir kadın, bir süre sonra bedenini de duyamaz.

    Ve beden…

    Bedenim önce sessizleşti. Başlangıçta bu bir uyuşmaydı. Dokunulduğunda hissedilen ama adlandıramadığım bir eksiklik. Sonra bana ait olmayan bir şeye dönüştü: kullanılan, işlev gören, görevini yerine getiren bir yüzeye. Bir alışkanlık nesnesine.

    İsteksizliğimi sakladım. Çünkü kadınlara öğretilen cümleler bellidir:
    Sevgi sonradan gelir.
    Zamanla alışırsın.
    Evlilik fedakârlıktır.

    Ama beden alışmaz. Beden ya açılır ya kapanır.

    Geceleri onun nefesini dinlerken, kendi bedenimin sessizliği daha ürkütücüydü. Bu sessizlik huzur değildi. Terk edilmiş bir evin sessizliğiydi. Ruh çekip gitmişti; beden anahtarı hâlâ üzerinde taşıyordu.

    Bir gece -hatırlamak istemediğim o gecelerden biri- eli omzuma değdiğinde irkildim. Bu irkilme ani değildi. Yılların biriktirdiği reddin son halkasıydı. O anda anladım: Yanlış eş seçimi yalnızca kalbi yanlış yere koymak değildi. Bedeni de yanlış yere bırakmaktı.

    Ama bunu söylemedim.

    Kadınlar yanlış seçimlerini çoğu zaman susarak taşır. Suskunluk bir kefaret gibidir. Ne kadar susarlarsa, o kadar affedileceklerini sanırlar. Kendileri tarafından mı, hayat tarafından mı — bunu kimse tam bilmez.

    Zihnim sürekli geçmişe dönüyor. O yol ayrımına. O kavşağa. Deniz tarafına. Gitmediğim hayata.
    “Eğer…” diye başlayan cümleler içimde çürüyor.

    Eğer gitseydim…
    Eğer hayır deseydim…
    Eğer bedenimi bir başkasına değil, kendime bıraksaydım…

    Ama “eğer”ler, bir kadının hayatında çoğu zaman mezar taşına yazılmayan cümlelerdir. Yaşarken taşınır, ölünce susarlar.

    Aynanın karşısına geçtiğimde bedenime bakıyorum. Göğsüme, karnıma, kalçalarıma… Hepsi yerli yerinde. Ama hiçbir şey tanıdık değil. Beden artık bir ev değil; uzun süre yaşanmış ama sevilmemiş bir oda gibi. Eşyalar yerli yerinde, ruh yok.

    Göğüs kafesimin altında bir yerde bir sızı var. Görünmeyen ama sürekli hatırlatan bir çatlak.

    Yanlış tercihler bedende iz bırakır. Morluk gibi geçmez. Kaslara, duruşa, bakışa yerleşir. Omuzlarım neden hep düşük? Neden yürürken sanki yer kaplamaktan çekiniyorum?

    Çünkü yanlış bir hayat, bedene özür dileterek yaşama alışkanlığı kazandırır.

    Bir gün, basit bir cümleyle, “Değiştin,” dedi.

    İçimden geçen şu oldu:
    Hayır. Kendimi kaybettim.

    Bunu da söylemedim. Söylesem ne değişirdi?

    Yanlış eş seçimi sonradan fark edildiğinde insanı özgürleştirmez. Yalnızca bilinci keskinleştirir. Ve keskin bilinç, çoğu zaman kurtuluş değil, daha derin bir acıdır.

    Gecenin bir yerinde uyandım. Uzun zamandır ilk kez bedenimin ağırlığını hissettim. Bu bir yük değildi. Bir hatırlamaydı.

    Ben buradayım, diyordu bedenim.
    Sen beni yarım bıraktın.

    İşte çatlak o anda büyüdü.

    Yanlış tercihlerle şekillenmiş bir hayatın ortasında, beden gerçeği fısıldamaya başladı. Ve bu fısıltı, bağırmaktan daha yıkıcıydı.

    Sabah olduğunda her şey aynıydı. O aynıydı. Ev aynıydı. Hayat aynıydı.

    Ama çatlak artık yalnızca bir yara değildi.

    Bir bilinçti.

    Ve o bilinç şunu söylüyordu:
    Yanlış seçilmiş bir eş, yanlış yaşanmış bir bedendir.
    Yanlış yaşanmış bir beden, insanın kendine karşı işlediği en sessiz suçtur.

    Gözlerimi kapadım.

    Artık kaçmak istemiyorum.
    Sadece ilk kez, çatlağın içine bakmaya cesaret ediyorum.


    BOŞLUĞUN SESSİZLİĞİ

    Erkek Anlatıyor

    Ona değiştiğini söylediğimde, aslında ne dediğimi bilmiyordum. Kelimeler ağzımdan çıkmıştı ama düşünceden geçmemişti. Değişim benim için hep soyut bir şey oldu; evde bir eşyanın yerinin değişmesi gibi. Rahatsız edici ama neden rahatsız ettiğini tam anlatamayan bir şey.

    Eskiden böyle değildi, diye düşündüm.

    Ama “eskiden” dediğim zamanın ne zaman olduğunu hatırlayamıyordum.

    Evliliğin ilk yıllarında her şeyin doğru ilerlediğini sanmıştım. Sanmak… Evet, mesele belki de buydu. Sorun yoktu. Kavga yoktu. Büyük iniş çıkışlar yoktu. Sessizlik vardı. Ve ben sessizliği huzur sanmıştım.

    Bir kadının suskunluğu, bir erkeğe çoğu zaman onay gibi görünür.

    Onu seçerken uzun uzun düşünmemiştim. Zaten kim uzun uzun düşünür ki? Uyumlu görünüyordu. Aşırı talepkâr değildi. Hayatla kavgalı değildi. Kendisiyle de. Bununla yaşayabilirim cümlesini belki ben de kurmuştum, ama farkında olmadan. Erkekler bu cümleyi pek fark etmez; çünkü çoğu zaman hayat zaten onların çevresinde şekillenir.

    Ev benim evimdi.
    Zaman benim zamanımdı.
    Düzen benim düzenimdi.

    Onun uyumu bu yüzden bana doğal gelmişti.

    Sessizleşmesini önce yorgunluğa yordum. Sonra rutine. Sonra yaş almaya. Sonra kadın olmaya. Kadınların içindeki kırılmaları genellikle doğallaştırırız. Böyledir, deriz. Kadınlar karmaşıktır.

    Oysa karmaşık olan kadın değil, fark edilmemiş bir acıdır.

    Geceleri bedeninin benden uzaklığını hissederdim. Dokunduğumda aldığım karşılık hep aynıydı: gecikmiş, ölçülü, eksik. Ama bunu reddedilme olarak almadım. Erkekler reddedilmeyi çoğu zaman kişisel algılamaz; alışkanlığa bağlar. Zamanla olur, deriz. Evlilik zaten böyle.

    Bedeninin suskunluğu beni korkutmuyordu. Çünkü kendi bedenimin konuşkanlığına alışkındım. Erkek bedeni soru sormaz; talep eder. Karşılık alamadığında durur ama nedenini aramaz.

    Bir gece irkildiğini fark ettim. Çok küçük bir şeydi. Bir omuz titremesi. Kısa bir kasılma. Ama fark etmiştim. Ve bu fark ediş içimde kısa bir huzursuzluk yarattı. Hemen bastırdım.

    Abartma, dedim kendime.
    İnsanlar irkilir.

    Asıl korkutucu olan, bu irkilmeyi bir daha düşünmememdi.

    Zamanla evin içinde bir boşluk oluştu. Eşyalar yerli yerindeydi ama bir şey eksikti. O oradaydı ama yoktu. Varlığıyla yokluğu arasındaki fark giderek silikleşmişti. Yine de her şey yapılıyordu. Yemek vardı. Temizlik vardı. Düzen vardı.

    Benim için düzen, çoğu zaman sevginin yerine geçmişti.

    Bir gün aynada kendime baktım. Yaşlanıyordum. Omuzlarım biraz daha düşüktü. Ama bu beni düşündürmedi. Hayatın doğal akışıydı. Onun aynaya nasıl baktığını ise hiç merak etmedim. Kadınların aynayla kurduğu ilişkiyi hep kişisel bir mesele sandım.

    Oysa aynalar, evliliklerin en sessiz tanıklarıdır.

    “Değiştin,” dediğimde aslında şunu demek istiyordum: Eskisi gibi görünmüyorsun. Ama eskisi dediğim şeyin içinde benim payım olup olmadığını hiç sormadım. Biz erkekler değişimi genellikle karşıdan bekleriz. Kendimizi sabit bir merkez gibi görürüz.

    O an gözlerinde bir şey oldu. Söylenmeyen ama orada duran bir şey. Kısa bir an için onu kaybedebileceğimi düşündüm. Ama bu düşünce yüzeye çıkmadan kayboldu. Çünkü benim için kaybetmek hep somut bir şey oldu: Gitmek gibi. Kapının kapanması gibi.

    Oysa kadınlar çok daha önce gider.

    Bir gece uyandığımda onun da uyanık olduğunu fark ettim. Karanlıkta sırtını dönmüştü. Sessizdi. Ama bu sessizlik farklıydı. İlk kez, bu sessizlikte bir suçlama sezdim. Sözsüz, yönsüz ama ağır.

    Bir an için hayatımızın doğru kurulup kurulmadığını düşündüm. Çok kısa bir an. Sonra sabah oldu. İş vardı. Gün vardı. Hayat devam ediyordu.

    Ben, hayatın devam etmesini çoğu zaman haklılık sandım.

    Ama içimde bir boşluk büyüyordu. Bir çatlak gibi değil; doldurulmamış bir alan gibi. Sızlamıyordu. İşte bu yüzden tehlikeliydi. Sızlamayan şey fark edilmez.

    Onun suskunluğunu artık huzur sanmıyordum. Ama hâlâ adını koyamıyordum. Adını koyamadığım şeyle yüzleşemezdim. Ve yüzleşemediğim her şey, benim körlüğüm olarak kalacaktı.

    Bir sabah bakışlarında yabancı bir netlik gördüm. Kaçmak isteyen bir bakış değildi bu. Daha kötüsüydü: Uyanmış bir bakıştı.

    İşte o an geç kaldığımı hissettim.

    Ama biz erkekler için geç kalmak bile çoğu zaman muğlaktır. Çünkü kırılan şeyin ne olduğunu, ancak tamamen dağıldığında anlarız.

    Onun içinde bir çatlak vardı.

    Benim içimde ise bir boşluk.

    Ve boşluk, ses çıkarmaz.


    Suare Öykü Dergisi – Tüm Sayılar
    çatlak mutlu gözüküçük öykü suare öykü dergisi

    Related Posts

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026 KÜLTÜR - SANAT

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026 Manşet

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026 Hakan Akdoğan
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Fotoğraf sanatçısı ve akademisyen Nihal Gündüz, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileriyle hazırladığı “Yüzleşme: Hayalet…

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    GÜRÜLTÜNÜN ORTASINDA SESSİZLİĞE YOLCULUK: MODERN DÜNYADA DİNGİNLİĞİN PEŞİNDE

    Temmuz 1, 2025 Funda Torunlar

    Aşk Her Yerde: Bir takvim değişirken perdede kalanlar 

    Ocak 5, 2026 Altuğ Kasapbaşoğlu

    Ulus Baker: Kısacık hayatına çağları sığdıran ‘birisi’

    Temmuz 12, 2025 Felsefe
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.