Close Menu
    Son Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Pazartesi, Temmuz 6
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Narcissus – Benlik, İmaj ve Modern Ego

      Ocak 7, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Suare Kitaplığı ve Suare Yazarları Sarıyer Edebiyat Günleri’nde Okurlarla Buluşuyor

      Haziran 15, 2026

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026

      Kendi ‘araf’ının çıkmaz sokağındaki insan

      Haziran 30, 2026

      Figen Ormancı’dan yeni roman: Hiç Kimsenin Gölgesi

      Haziran 29, 2026

      40 Dilde Yayımlanan Dünya Çapındaki Fenomen Roman “Theo” Türkiye’de!

      Haziran 26, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Mayıs 9, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İfşa Günü: Yeni Başlayanlar İçin ‘Yeni Gerçeklik’

      Haziran 13, 2026

      Altın Palmiye Cristian Mungiu’nun oldu

      Mayıs 26, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Bir Yansımanın İçinden Dünyaya Bakmak

      Haziran 22, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      SEANS VE SONRASI

      Temmuz 1, 2026

      IL TEMPO SOSPESO.            

      Temmuz 1, 2026

      GATTACA: SEÇİMLERİMİZ GERÇEKTEN BİZE Mİ AİT? 

      Temmuz 1, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » GREGOR’UN ELMASI: BİR ERKEK NE ZAMANA KADAR SEVİLİR?
    H. Nilgün Karataş - Suare

    GREGOR’UN ELMASI: BİR ERKEK NE ZAMANA KADAR SEVİLİR?

    Haziran 1, 2026Yorum yapılmamış7 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Henize Nilgün
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    H. Nilgün Karataş

    En tuhaf bulduğumuz hikayelerin biz insanları en gerçek anlatanlar olması ne kadar büyüleyici. Gregor’un dev bir böceğe dönüşerek çağımızın insanının, özellikle de erkeklerin en büyük korkularından birini görünür hale getirmesi gibi. Gregor uyanır ve “bana ne olmuş böyle?” der ve ilk olarak işe gidemeyeceğinden endişelenir. Çünkü işe gidemezse işe yaramazdır! İşe yaramazsa sevilmezdir!

    Franz Kafka, Gregor Samsa’yı dönüştürürken sadece bedeninden değil, işinden gücünden de etti. Oysa Dönüşüm’den önce Gregor; çalışan, para kazanan, ailesini geçindiren, sorumluluk sahibi bir erkekti. Sessizdi, yorulmuştu, mutsuzdu belki ama hâlâ ‘işlevsel’di. Ne zaman ki çalışamaz hâle geldi, o zaman kapılar kapandı üzerine. Önce korkuyla baktılar ona, sonra utanarak, ardından tiksinerek. Oysa çalışırken öyle miydi?

    Bir ailenin dramı ya da koca bir insanlığın çıkmazı olarak defalarca okuduk bu hikayeyi, bugün erkekliğin modern dünyada nasıl bir performans kontratı üzerine kurulduğunu da ifşa edelim mi? Hadi edelim.

    Bugünün dünyası erkeğe amansız bir sözleşme sunuyor: Ona ailenin direği, düzenin koruyucu gücü olma misyonunu yüklüyor. Ancak bu sözleşmenin görünmeyen maddeleri, insanı sadece üretkenliği ölçüsünde var eden, işlevini yitirdiği an onu sistemin dışına fırlatan acımasız bir mekanizmaya sahip. Gregor’un bir sabah devasa bir böcek olarak uyanması, basit bir fantastik kırılma mıydı sadece? Yoksa taşınamayacak kadar ağır yüklerin altında ezilen insanın varoluşsal çöküşü mü?

    Bu çöküşü, insanlığın en eski iki anlatısı -Atlas’ın Altın Elmaları ve Cennetten Kovuluş mitleriyle- okuyunca sanki Kafka’nın zihninde dolaşıyormuş gibi hissediyorum kendimi. Hadi hep birlikte dolaşalım o labirentin koridorlarında… 

    Antik Yunan mitolojisinde Titan Atlas, Zeus’a karşı açtığı savaşı kaybettikten sonra gökkubbeyi sonsuza dek omuzlarında taşıma cezasına çarptırılır. O, evrenin mikro ve makro dengesini ayakta tutan, çökme, durma ya da yorulma lüksü olmayan trajik bir taşıyıcıdır artık. Kapitalist ve patriyarkal düzen de erkeğe tam olarak bu Atlaslık rolünü biçmiyor mu? Erkek; evinin, ailesinin ve sistemin “taşıyıcı kolonu” olmak zorunda. 

    Bizim Gregor da tam olarak bu “makbul erkeklik” rolünün kusursuz bir ifacısıydı. Babasının borçlarını ödemek, annesini yaşatmak ve kız kardeşi Grete’yi konservatuvara göndermek için nefret ettiği bir işte, durmaksızın kumaş pazarlayarak koşturuyordu. Tren saatleri, seyahatler, patronun amansız baskısı… Gregor, Samsa ailesinin mikro-evrenini omuzlarında taşıyan modern bir Atlas’tı.

    Ancak bu taşımacılık eylemi gönüllü bir sevgi bağı değil, sistemin erkeğe sunduğu bir “Altın Elma” illüzyonuydu. Herakles’in on iki görevinden biri olan Hesperidlerin Altın Elmaları mitinde, elmalar gücü, statüyü ve özgürlüğü simgeler. Herakles, elmaları çalmak için Atlas’ı kurnazca kandırır: “Sen git elmaları al, ben gökyüzünü biraz tutarım.”

    Atlas, elmaların (yani özgürlüğün, ödülün, yükten kurtulma vaadinin) cazibesine kapılarak yükünü bir anlığına devreder, ancak kurnaz Herakles yükü tekrar onun omuzlarına yıkar ve elmalarla kaçar.

    Bugün hâlâ erkeklik büyük ölçüde bu tarz bir performans ve başarı illüzyonu üzerinden tanımlanıyor. Gerçekten ona ait olup olmadığını bilmediğimiz bir tutkuyla donatılıyor: Güçlü müsün? Kazanç sağlıyor musun? Ayakta kalabiliyor musun? Kontrol sende mi? Yorulmuyor musun? Dağılmıyor musun? 

    Modern erkek için başarı, kariyer ve takdir edilme arzusu o ulaşılmak istenen altın elmalar. Erkek, o elmayı bir gün ısırabilme umuduyla dünyayı sırtlanmayı kabul ediyor. Oysa sistem, tıpkı Herakles gibi kurnaz ve amansız; erkek elmanın parıltısına doğru koştukça omuzlarındaki yük daha da ağırlaşıyor. Gregor, ailesinin konforu ve takdiri olan o altın elmanın peşinde koşarken, aslında kendi gençliğini ve benliğini feda ettiğini fark etmiyor.

    Gregor’un bir sabah işe gidemeyecek halde uyanması, bir erkeğin omuzlarındaki dünyayı daha fazla taşıyamayarak yere bırakması… Yüzyılların yorgunluğu… Yüzyılların yabancılaşması… Gregor’un bedeninde somut bir redde dönüşüyor. Bir böceğin sırtı kavisli, kabuklu ve kırılgandır zaten; üzerine dünya kurulamaz, gökyüzü yerleştirilemez.

    Günümüz dünyası insanı artık dışsal bir patron tarafından değil, bizzat kendi kendinin patronu olarak kendi kendini sömüren bir “performans öznesi”ne dönüştürmüş durumda. Byung-Chul Han’ın saptamaları turluyor zihnimde. (*)

    “…haliha­zırda kişiyi hasta eden toplumunun yeni kanunu olan performans buyruğudur. Performans öznesi ken­dini kendi kendiyle savaş eder halde bulur.”

    “İyi bir hayat yaşama kaygısı, gitgide hayatta kalma kaygısına dönüşüyor.”

    Evet, kırbaç artık dışarıda bir efendinin elinde değil, insanının kendi zihninde. İnsan, kendi kendinin amansız gardiyanı. Fakat kapitalizmin erkekliğe biçtiği o kadim ‘taşıyıcı kolon’ rolü, bu sömürüyü daha da vahşi bir pazar projesine dönüştürüyor. Sadece çalışmak yetmiyor erkeğe; bedenini, ilişkilerini ve hatta dijital görüntüsünü bile bir performans nesnesi gibi taşımak zorunda sırtında. Algoritmalar sürekli bu “güçlü erkek” estetiğini parlatırken; başarısız, işsiz, depresif, kırılgan ya da yaşlanan erkekler, kadınlara layık görülen kaderin bir benzerine itiliyor.

    Gregor tam olarak bu performans sistemi içinde ölçülen ve düşüşe geçen bireyi simgeliyor: O artık arzulanmayan erkektir, çalışamadığı anda değersizleşen erkektir, bedeni bozulduğu için görünmezleşen ve faydasını kaybedince aile için bir “yük”e dönüşen erkektir. Performans gösteremeyen, para kazanamayan erkek, sistemin gözünde bir Titan’dan bir parazite indirgenir. 

    Gregor odasına kapatıldığında, ailenin ona duyduğu şey yalnızca korku değildi; aynı zamanda işe yaramayan bedene, sistem dışı kalan ritme karşı duyulan gizli toplumsal tiksintiydi bu. Teorisyen Julia Kristeva’nın “abjection” (iğrençlik/dışlanan) olarak tanımladığı o mekanizma (*)  tam da burada devreye girer: Düzen, kendi temizliğini ve ritmini korumak için, işlevini yitirmiş ya da bozulmuş olanı tiksintiyle dışarı fırlatır. Gregor’un odası, modern insanın işlevsiz kaldığında kapatıldığı o karanlık, yalıtılmış yalnızlık hücresidir.

    Metnin ve modern erkeklik trajedisinin en can alıcı felsefi kırılması, babanın Gregor’u odasına geri postalamak için ona saldırdığı sahnede gerçekleşiyor. Baba, masadaki elma sepetinden aldığı elmaları acımasızca oğluna fırlatıyor. Bu elmalardan biri Gregor’un sırtına, tam da Atlas’ın yükü taşıdığı o hassas omurgaya saplanıyor ve oraya yerleşerek içten içe çürümeye başlıyor.

    Bu sahne, bizi doğrudan teolojik bir mite, Cennetten Kovuluş (Adem ile Havva) anlatısına götürüyor. Genesis’te yasak meyve elmayı ısıran Adem, ilk kez çıplaklığını, yani kendi acizliğini ve savunmasızlığını fark etmiş; bu farkındalık ona utanç, günah ve dünyevi sorumluluk getirmişti. 

    Tanrı, Adem’i “Alnının teriyle ekmeğini kazanacaksın” diyerek kusursuz cennetinden yeryüzünün sefaletine fırlatmıştı desem… Adem, çalışmakla ve suçlulukla lanetlenmiş ilk erkektir, desem… 

    Kafka, bu miti tersyüz ederek muazzam dehasını göstermiş. Cennetten kovuluş anlatısında elma mideye iner, içsel bir günaha dönüşür. Oysa Dönüşüm’de elma, baba (yani ataerkil otorite / Cezalandırıcı Tanrı) tarafından fırlatılan bir imha silahıdır ve Gregor’un sırtına saplanır. Atlas mitinde elma, peşinden koşulan bir kurtuluş vaadiyken; Kafka’da erkeği cezalandıran, ona asıl görevini (Atlaslığını) yerine getiremediğini hatırlatan teolojik bir mühürdür. Gregor o elmayı söküp atamaz; yerine getiremediği beklentilerin yarattığı suçluluk duygusu ve yetersizlik hissi, o elmanın etrafındaki dokunun enfeksiyon kapması gibi erkeği içten içe çürütür. 

    Sırtında çürüyen o elma, modern erkeğin yakasını bırakmayan “başarısızlık” sendromunun bedensel tezahürü. Performans düşmeye başladığında erkek yalnızca başarısız olmaz; toplum gözünde “rahatsız edici” hale geliyor.

    Şu bir gerçek: Bir erkek ömrü boyunca iki elmanın arasına sıkışıp kalır; biri Atlas gibi peşinden koştuğu, ona güç ve saygınlık vaat eden o “altın elma” illüzyonu; diğeri ise performans gösteremediğinde, sistemin ve otoritenin sırtına bir utanç nişanesi gibi sapladığı o “çürük elma” gerçeği!

    Ve belki modern dünyanın en sert sorularından biri burada ortaya çıkar: Bir erkek ne zamana kadar sevilir?

    Başarılı olduğu sürece mi, güçlü olduğu sürece mi, işe yaradığı sürece mi sevilir erkek?

    Ne yazık ki dünyamızda ilişkiler ve insanın birbirine verdiği değer bile “performans ve fayda” ekseninde metalaştırılıyor. Sevgi ve kabul görme, erkeğin piyasa değerine endekslenmiş durumda. Bir erkeğin ne kadar sevileceği, sırtındaki o evreni ne kadar süre sarsılmadan taşıyabileceğiyle ölçülüyor. Sistem, yükün altında ezilen Atlas’ı değil, sadece o yükten beslenen çarkları kutsuyor.

    Oysa insan yalnızca güçlü olduğu anlardan ibaret değil. Kafka’nın Gregor Samsa’sı bu yüzden hâlâ çok güncel bir karakter. Çünkü o yalnızca bir böcek değil; sistemin dışına düşen insanın metaforu, modern erkekliğin en çıplak hali. 

    Dünyayı omuzlarında taşıyabileceğini sanan, gömleklerinin altında o sert ama kırılgan kabukları saklamaya uğraşan tüm modern Atlaslar, kendi sınırlarının ağırlığı altında ezilerek çürümeye mahkûm ediliyor. Dev bir gökyüzünün altında ezilmeyen erkek, nihayetinde sırtına saplanan o küçük, çürüyen elmanın ağırlığıyla, odasının karanlığında sessizce can veriyor.

    Bu yüzden bugün üzerinde düşünülmesi gereken meselelerden biri de şu değil mi? Vahşi kapitalizm üzerine inşa edilen sistem erkeği gerçekten seviyor mu; yoksa yalnızca işe yaradıkları, o yükü taşıyabildikleri sürece mi onlara katlanıyor? 

    Bu sorunun yanıtını yıllar önce vermiş bize Kafka. 

    Gregor’un Elması, her gün işe gitmek için çalar saatle uyanan, sırtındaki görünmez kabukları saklamaya çalışan ve omuzlarındaki dünyayı düşürmemek için nefes alamayacak kadar çabalayan tüm modern Atlaslar için yazılmış epik ve kederli bir ağıt… 

    OKUMA LİSTESİ
    * Franz Kafka, Dönüşüm
    * Byung-Chul Han, Yorgunluk Toplumu, Açılım Kitap, Çeviren: Selim Karlıtekin
    * Julia Kristeva, Korkunun Güçleri: İğrenme Üzerine Bir Deneme, Ayrıntı Yayınları, Çeviren: Nilüfer Erdem
    * Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü, Remzi Kitabevi


    Henize Nilgün

    H. Nilgün Karataş, İstanbul’da doğdu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu. Henüz öğrenciyken çalışmaya başladı, Milliyet, Dünya, Akşam, Günaydın, Business Week Dergisi ve Hürriyet’te gazetecilik yaptı. İlk romanı Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar’ın yanı sıra birçok kolektif kitapta öyküleri yayımlandı. Bianet, Yeni Sinema Dergisi ve Suare Dergi’de yazıyor. İkinci üniversite olarak da felsefe okuyor.

    YAZARIN DİĞER YAZILARI

    henize nilgün karataş kafka modern erkeklik nilgün karataş suaremag yazar

    Related Posts

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026 Manşet

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026 Hakan Akdoğan

    Ayın Filmleri: TEMMUZ AYINDA NE İZLEYELİM?

    Temmuz 1, 2026 Ayın Filmleri

    Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

    Temmuz 1, 2026 Ayın Kitapları
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Fotoğraf sanatçısı ve akademisyen Nihal Gündüz, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileriyle hazırladığı “Yüzleşme: Hayalet…

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    BANKSY VE NAZARE DALGALARI

    Aralık 1, 2025 Elçin Çakmak Eraslan

    Hayatımın Müsveddesi: Nazlı Eray’ın 60’ıncı sanat yılının büyülü eseri

    Haziran 27, 2025 Kitap

    KEVIN HAKKINDA KONUŞMALIYIZ VE…

    Haziran 1, 2026 Kadir Horzum - SuareMag
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.