Arzu Kurt
Her şey çürüyor. Mezarda beden, toprakta yaprak, zihnimde anlam, toplumda insan, yaşayışta ahlâk, kalbimde dostluk…
Yaşam gücüm azalıyor. İç bütünlüğüm geçirgen. Beni ben yapan özüm hücrelerimden sızıyor. Hafızam zayıf, kalbim kırık, zihnim üşengeç, bedenim iflasta.
Anlam ellerimden kayıyor.
Edebiyata tutunuyorum, avuçlarımın içinde bir küçük cevher. Sol tarafıma saklıyorum onu, özüm yazılara emanet.
Açtıkça çiçeklerim, gölgeler büyüyor. Dekadanlar sarıyor etrafımı. Hiçbir yere ait hissetmiyorum kendimi.
Ahlâktan bilince, zamandan hafızaya çürüyor her şey. Hiçlik sıkıştırıyor beni.
Budha “Bileşik olan her şeyin eninde sonunda çözüleceğini, dağılacağını” boşuna söylememiş sanırım. Dostluklarım entropi yasasına yenik. Özüme tutunup kaos teorisini kucaklıyorum. Kaosu çıkaranlar utansın. Elimle ittiriyorum. Çift çubuklu sarkacım salınımda.
Birinci çubuk ikinci çubuğu taşır, düzen kurulur. İkinci çubuk birincinin hareketini değiştirir. Düzen küçük sapmalarla sarsılır. Kaos sapmayı büyütür. Sapma.
Öngörülemezlik yutmasın seni. Tüm hareket çözülür. Sarkaç çürümez belki ama düzen görünmez olur. Kaçma.
Mezarın başında durdum bir iskelete sarılıyorum. Sevdiğim her şey çürümüş.
Özümü arıyorum. Beni ben yapan ‘şey’ nedir? Varoluşumun kodlarını bir labirente kaptırıyorum. Parmağıma bağlı ince kırmızı bir ip, yol arıyorum. Öz değişmez değildir, değişen her parçama özümü yeniden nakşediyorum. Çürüyen ve değişen parçalarıyla bu gemi aynı gemi mi bilmiyorum. Küçülüp özüme sığınıyorum.
Maslow’un piramidinde en üstteki kendini gerçekleştirme, anlam arayışına ulaşmaktan bahsedip bizi oralara çeken ustaya selam olsun. Yıkmayı da severdi. “Zirvede yalnızsın demişti, bir bakmışsın çevren anlam aramayanlarla dolu. Sonra yıkıp, yeniden inşa etmekten bahsetmişti. Piramit darmadağın. Bir ata sarılıp delirmek istiyorum.
Eros’un oku kendini öldürmüş. Tanatos tepiniyor üzerimde. Yeniden aynı yıkıcı örüntünün içinde boğuluyorum.
Cevherim, özüm, içim, fikrim, duygum, ben, ben… Kararıyorum.
İçeride büyüyen karanlık, öfke bulutları topluyor. Hepsi benim olsun diyen ey obur, evet sen! Kıymelinisss çürütüyor sizi. Parmakları yüzüklü Gollumlar. Hey, sizi gidi.
Sahip oldukların artarken azalan sen. Katılaşan hayat. Sürekli değişen kıvrak bel.
Ölüm biter. Çürüme, uzun uzun devam eder. İnsan böceğe dönüşür. Karakterler parçalanır, tutunamayanlar çoğalır, bir otelde kancaya ilmik atılır, yabancı guruptan uzaklaşır yürür.
Bu atlasın yazarı rüyalara kaçar.

Arzu Kurt, Karabük doğumlu, evli, iki çocuk annesi. İstanbul’da yaşıyor. Denize ve kitaplara aşık. Uludağ Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü mezunu. Bir kamu bankasında şube müdürü olarak rakamlarla geçen yılların ardından emekli olup kelimelere yöneldi. Yaratıcı yazarlık atölyelerinde başladığı ikinci kariyerinde kolektif kitaplarda altı öyküsü ve iki dergi yazısı yayımlandı. Yazı yolculuğuna Suaremag’da devam ediyor.

