Close Menu
    Son Eklenenler

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Perşembe, Nisan 30
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      1 KAVRAM 10 DÜŞÜNÜR: Varoluşun On Yüzü

      Ağustos 2, 2025

      Ulus Baker: Kısacık hayatına çağları sığdıran ‘birisi’

      Temmuz 12, 2025

      Institut français, Fransız yazar, felsefeci ve filolog Barbara Cassin’i ağırlıyor

      Şubat 25, 2025

      Sade Yaşamın Gücü: Epikür ve Tao’nun izinde sadeleşmek

      Aralık 7, 2024

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Yeni Eril: Dr. Nil Keskin’den kapsamlı bir dönüşüm rehberi

      Mart 4, 2025

      Cansel Oruç’un ‘Başarmaktan Korkma’ kitabı okuyucuyla buluştu

      Aralık 26, 2024

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      “Bir ‘teselli’ ver…”

      Nisan 20, 2026

      Sandviç Kuşağı: Arada Kalmışlık

      Nisan 19, 2026

      Var ol! Kelime büyücüsü çok yaşa!

      Nisan 15, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026

      Filiz Çiçek’ten adalet ve intikam romanı: Kayıp Ada ve Şeytanları

      Nisan 22, 2026

      Adını Sen Koy: İki farklı zaman, iki farklı kadın ve benzer bir hikaye

      Nisan 21, 2026

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Ayın Şarkıları: MART AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mart 8, 2026

      İş Sanat’ın Parlayan Yıldızlar konserleri devam ediyor

      Ocak 15, 2026

      AYIN ŞARKILARI: OCAK AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Ocak 1, 2026

      Sanatın özgür ruhlu bilgesi Patti Smith İstanbul’a geliyor

      Aralık 14, 2025

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Sibel Kırcadere Uslu ile İsmi Olmayan Hikayeler

      Mart 16, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lll

      Mart 16, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Río Sur, Pera Müzesi’nde

      Ekim 16, 2025

      Dalí’nin Tavşan Deliği: Bir romanın resme dönüşen rüyası

      Haziran 12, 2025

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nden ücretsiz sergi turları

      Şubat 20, 2026

      Isabel Muñoz’un Göbeklitepe fotoğrafları Berlin’de

      Şubat 10, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Palu Ailesi skandalı belgesel oldu

      Nisan 10, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      İstanbul Film Festivali 9-19 Nisan’da sinemaseverlerle buluşuyor

      Mart 24, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Sahnede paranormal bir deneyim: “Geceyarısı Hayaleti” başlıyor

      Mart 19, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

      Nisan 29, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      Ebru Karaayvaz’dan ağlarken güldüren kitap: Reçeteye Mizah Ekledim

      Mart 9, 2026

      Bozkurt: Yeni nesil yayıncı Toros, kitabı sadece basılı ürün gibi görmüyor!

      Mart 2, 2026

      “Gençler Nereye?” kitabının yazarı Tuğçe Tatari: Türkiye gençlerini duymuyor ve görmüyor

      Şubat 27, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Pablo Neruda: Aşkın, kavganın ve sessiz coğrafyaların şairi

      Temmuz 12, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » ALAZ
    Ebru Eren

    ALAZ

    Ocak 1, 2026Yorum yapılmamış7 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Ebru Eren

    Alaz’ın kaybolduğunu kimse fark etmedi. Kendisi de farkında değildi çünkü insan birini kaybettiğinde önce kendisini eksik sanır, kaybolmuş olduğunu düşünmez. O yüzden o da kendisinde bir eksik aradı. Teknik olarak yanlış sayılmayan ama resmi bir unvan da olmayan otobüs hostesliği ilanına başvurmaya öyle karar verdi. Muavinlik. Muavin olup şehir şehir gezerek yollarda kendisini arayacaktı.

    Otobüslerin içi gündüzleri başka geceleri başka bir yerdi. Koltukları yıllardır aynı yükleri taşımaktan yorulmuş gibiydi. Sayısız bedenin ağırlığını taşımayı ezberlemiş kumaşlarının renkleri Alaz’ın üniformasına benziyordu. Ne tam gri denebilirdi ne de tam bordo. İkisinin arasında kalmış bir ton. İç içe geçmiş.

    İçinde bir kadehin dibinde ağırlaşıp çökmüş biraz şarap tortusu, biraz kül, biraz kan, biraz da katettikleri uzun yollardan yapışmış toz vardı. Gün doğumlarında daha soluk, gece otobandaki lambaların yansımasında ise daha koyu görünürdü. Aynı koltukların yolculuk uzadıkça kararan döşemeleri gibi.

    Alaz hiçbir zaman bu rengi sevmedi ama nefret de besleyemedi. Yine de bu renge teslim oldu. Çünkü bu renk hiçbir şey vaat etmiyordu. Ne bir başlangıç ne bir gelişme ne de bir son. Ve Alaz tam da bu yüzden her sabah üniformasını giydiğinde biraz daha koltuklara, otobüsün koyu yeşil zeminine ve ışıklı tavanına yakın hissediyordu.

    Otobüs hareket ettiğinde Alaz çoğu zaman ayakta dururdu. Servis saatleri ve bir yolcunun çağrı ışığının yanması dışında kalan zamanında şoför koltuğunun yanındaki koltukta dinlenebilecekken dahi en arka kısımda merdivenin dibindeki kapının korkuluğuna tutunur, yola bakardı. Düğmeye basan yolcunun ışığını görememe kaygısı taşımazdı çünkü tüm yolcular zaten görüş alanında olur herhangi bir kıpırtılarında ve hareketlerinde bir istekleri olduğunu anlardı. Yüzlerini ezberlemez ama taleplerine asla kayıtsız kalmazdı.

    Beklemekle ilerlemek arasındaki farkı en çok gece seferlerinde düşünürdü. Alaz her terminalde, her dinlenme tesisinde bir şey olmasını beklediğini fark etti. Öyle büyük bir şey değil, ona yönünü gösterecek bir işaret, bir ışık. Bir yolcunun koltukta unuttuğu bir kitap belki. Gerçi yolcuları içinde çok az kitap okuyan olurdu. Onlar da genelde öğrencilerdi.

    Ama hep aynı döngüdeydi. Terminal kapıları açılıp kapanır, renk renk kıyafetleriyle yolcular girer ve çıkardı. Alaz ise hiçbir zaman yüzlere ezberleyeceği kadar uzun bakmazdı. Bekleme salonundakiler de beklemekten çok kalıyor gibiydi. Bazıları saatlerce ellerinde karton bardaklarla oturup bir türlü gelmeyen seferi beklerdi, bazı kadınlar ellerindeki telefonlara gözlerini dikip gelmeyecek bir aramayı. Başı omzuna düşüp günlerin uykusuzluğunu bir bekleme salonundaki sandalyede çıkarmaya çalışanlar da olurdu.

    Alaz hiçbirini tanımıyordu. İsimlerini ya da nereli olduklarını bilmiyordu. Yaşlarını, mutlu olup olmadıklarını merak etmiyordu. Onlar da sadece bekliyordu. Beklemek yapabilecekleri en cesur eylemdi.

    O yıldızsız Kasım ayazı gecesinde dinlenme tesisindeki çorbacının masasında söylediği demli çaya bakarken ilk kez düşündü. Neden yollardaydı?

    Alaz’a bir şey oldu. Gözleri daha sık dalmaya, aklı daha çok karışmaya başladı. Artık ayakta olmaktan çok her fırsatta koltuğuna oturuyor, otoban şeritlerinde ilerlerlerken yarı uykulu yarı uyanık şekilde derinlere inmeye çabalıyordu. Bir işaretin gelmesini değil gelmeyeceğini bilmenin yükünü taşıyordu. Belki de bir şeyin eksik olduğuyla ilgili fikri değişmişti. Eksiklik değil fazlalıktı kurtulmak istediği.

    Her sabah aynı üniformayı giyiyor, aynı saatte otobüse biniyor, haftalık değişen güzergahlarla aynı yolları kat ediyor, aynı duraklarda duruyordu. Ve yine onlarca yüzlere bakmadan bütün yolcuları görüyordu. Kendi kendine hiçbir yüzü ezberlemeyeceğine dair bir yemin etmiş gibiydi.

    Aradan biraz zaman geçtikçe terminallerin isimleri silikleşmeye başladı, şehirlerin de isimleri puslanmaya. Gittiği yer değil orada ne kadar beklediği önemliydi artık. Zaman terminallerde asılı kalmıştı.

    Bir gece yine bir terminalde fark etti onu.

    Bankta oturan bir adam. Kır saçları ve sakalları uzun zamandır kesilmemiş, yorgun omuzları öne düşmüş bu uçları aşınmış deri ayakkabılarının ucuna bakıyordu. Valizi yoktu. Elinde bileti yoktu. Sadece oturuyordu. Göz göze geldiler. Alaz onu daha sonraları her hafta aynı gün ve saatte aynı bankta görmeye devam etti.

    Adam hiçbir otobüse binmiyor ne dışarı çıkıyor ne de içeri giriyordu. Ama Alaz’a herkesten farklı bakıyordu. Üniformasıyla, göreviyle ilgilenmiyor, bu bahaneyle ona sadece soru sormak için soran diğer insanlar gibi davranmıyordu. Onun için sadece Alaz’ın orada olması önemliydi.

    Adamda kendisini görmeye başlıyordu. Daha önceleri düşündüğü gibi aradığı şey bir işaret, bir yön değildi. Aradığı kendine benzeyen biriydi. Ona benzeyen birinin varlığı ilk defa bir yere ait olmayı hissettiriyordu.

    Alaz o gece dönüş yolunda ilk defa adını düşündü. Adının anlamını biliyordu. Alevin parıltısı. Uzun zamandır ona kimse adıyla seslenmemişti. Üniformasının yakasında takılı kartlıkta yazmasına rağmen hiçbir yolcu da ona Alaz Hanım dememişti. Ona ya hanımefendi ya kızım ya da bayan derlerdi. Bazen de evladım. Acaba içindeki boşluk duygusu bundan olabilir miydi?

    Şimdi adı da otobüsteki koltuklar gibi zihninde çakılı duruyordu. Aynı koltuklar gibi bir zamanlar oturduğu ama şimdi herhangi birine ait olduğunu bildiği bir nesne gibi. İsminin öznelliği yok oldu.

    O son seferde otobüsteki koltukların hepsi doluydu. Camlardan içeri gri bir sis bulutu sızıyordu. Kara bir bulut kümesi yol boyunca otobüsün tepesinde ilerliyordu. Yolcular yerlerine otururken Alaz koridorda ayakta durdu. Otobüs hareket ettikten sonra insanların sesleri yavaş yavaş kesilmeye başladı. Geriye sadece motorun ve şoförün teybinden gelen kısık bir müzik sesi kaldı. Alaz da yerine oturdu.

    Bir süre sonra Alaz’ın karlı yirmi altı numaralı yolcunun çağrı ışığı belirdi.

    Şoför virajı dönmeye çalışırken Alaz koridorda koltuklara tutunarak yürüdü. Cam kenarında oturan, sivri çeneli yaşlı adam gözlüklerinin üzerinden Alaz’a baktı. Gözlerinde telaşsız bir ifade vardı.

    Gözlerini kısarak Alaz’ın yaka kartına baktı. Evladım adın neydi dedi.

    Soru Alaz’ın kulaklarına varmadan tüm koridoru dolaştı, pencerenin kenarlarına uğradı, tavandan sekti ve sonunda kısık yankısı kaldı.

    Alaz yankıyı kulaklarıyla sindirmeye çalıştı, başaramadı. Şakaklarından bir sıcaklık basıp dönerek şah damarına doğru ılık ılık inmeye başladı.

    Yankı devam etti. Evladım adın neydi? Sonra soru havada asılı kaldı.

    Bir anda adı ağzından çıkamadı. Sanki adını söylediğinde Evren’de yüzyıllardır kapalı kalan bir sürü kapının kilidi açılacak ve Alaz bu yüzden hiç bilmediği bir aleme gönderilerek, cezalandırılacaktı. Korktu. Ama cevap vermesi gerekiyordu. Kim bilir sorunun üzerinden ne kadar süre geçmişti.

    Adı vardı. Ama neydi? Bilmiyordu. Ya da hiç öğrenmemiş miydi? Belki de hiçbir zaman bir adı olmamıştı. Nefesini düzene sokmaya çalıştı.

    Adını söylemek sanki başka birine dönüşmekti. Yıllardır kabul etmediği gerçekle yüzleşmek, gidip varamadığı, aslında varmak istemediği için yollarda olmak istediği gerçeğini kabul etmekti. Aslında Alaz tam da bunu aramıyor muydu? Kaybolmayı.

    Alaz omuzlarını dikleştirdi. Sesinin kısık çıkıp düşüncelerini ele vermesinden korkarak boğazını temizleyip konuştu.

    Sadece ben diyebildi.

    Karşısındaki adam hala hiç acelesi olmayan bakışlarla ona bakıyordu. Olan biten her şeyi anlıyor ya da hissediyordu.

    Alaz tekrar ağzını kapadı. Başını sağa çevirdi, sadece yol ışıklarının gölgelerinin vurduğu insan başlarına baktı. Kimileri dik duruyordu. Bazılarınınki boyunlarından sağa ya da sola düşmüştü. Kim bilir hangi uyuyamadıkları uykuların öcünü bu kısıtlı saatlerde   ve konforsuz koltuklarda almaya çalışıyorlardı. Her biri bu hakkı kendilerinde görüyor olmalıydı.

    Adam sabırla beklemeye devam ediyordu.

    Alaz, nasıl yardımcı olabilirim, dedi. Aralarındaki bu sessiz anlaşmayı çözmüş görünen adam başını sallayıp önemli değil diyerek cevap verdi.

    Alaz koltuğuna geri dönüp oturduğunda dizlerinin titrediğini fark etti. Şoför direksiyonun başında teypten gelen kısık müzikle sanki ondan kilometrelerce uzaktaydı. Her zamanki gibi yolda ve yalnızdı.

    İlk defa biri adını sormuştu. Alaz belki de bu anı zihninde çokça hayal etmişti ve o zaman geldiğinde cevaplayamamıştı. Ama hiç utanmıyordu. Hatta tam tersine çok uzun zamandır üniformasının üzerinde asılı duran büyük bir külçeyi çıkarıp hafiflemişti.

    O gece eve döndüğünde yüzünü yıkarken aynaya bakamadı. Üniformasını çıkarıp pijamalarıyla yatağa uzandığında tavana baktı ve düşündü. Belki de kendisini bulmanın bir yolu yoktu.

    Acaba bulmak için değil de artık aramaktan vazgeçmek için mi adını unutmak istiyordu. Koridordan odaya vuran beyaz ışığın gölgesi tavanda sabit duruyordu. Alazın gözleri gölgeye kilitlendi.

    Alaz artık adı olmadan da vardı. Hafif ve yatay düzlemde ilk kez varlığını hissetti.


    Ebru Eren İstanbul’da doğdu. Üniversite eğitimini Trakya Üniversitesi Turizm Otelcilik Bölümü’nde tamamladı. Yedi yıl telekomünikasyon sektöründe çalıştı. Uzun yıllardır Türkiye’de önde gelen yaratıcı yazarlık akademilerinde değerli yazar eğitimcilerden eğitim aldı. Daha önce kolektif kitaplar ve dergilerde yayımlanmış öykülerine yenilerini de ekleyerek çok yakında kitabını çıkarmaya hazırlanıyor. Edebiyat dışında resim de bir diğer tutkusu ve bu alanda da kendini geliştirmeye devam ediyor

    Yazarın diğer yazıları
    ebru eren suaremag yazar

    Related Posts

    BEYAZ LEKE

    Nisan 3, 2026 SUAREMAG

    SÜSÜ AKMIŞ

    Nisan 1, 2026 Hakan Akdoğan

    ADALARDAN BİR YAR GELİR BİZLERE 

    Nisan 1, 2026 Gönül Yasemin Ölmez

    SON DANS

    Nisan 1, 2026 SUAREMAG
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026 Sanat

    Dolunay Kocabağ, New York’taki oyunculuk kariyerine yeni başarılar eklemeye devam ediyor. Sahne adıyla Luna Vintner…

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026

    Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

    Nisan 27, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Nisan ayında izlenesi filmler

    Nisan 1, 2025 Ayın Filmleri

    BİR BABA, BİR OĞUL BÜYÜTÜRKEN…

    Nisan 1, 2025 Alperhan Benlioğlu

    Küçürek ödülü ‘Karınca İçin İmar ve İskân İzni’nin olduküçür

    Nisan 15, 2026 Kitap
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.