Hazırlayan: Sevin Bayrı
Edebiyat, kadınlar için sadece bir anlatı aracı değil; aslında o çok uzun süren sessizliği yırtıp attıkları bir nefes alanı oldu hep. Erkek dünyasında kadın kalem olmak cesaret işiydi. Bu Mart, dergimizin sayfalarında dünyanın farklı köşelerinden sınırları ve engelleri hiçe sayan o sarsılmaz kalemlerin sahiplerini; kadın yazarları misafir ediyoruz. Okuyacağınız her satırda sadece bir kurgu değil; bir kadının inadını, emeğini ve dünyayı kendi kelimeleriyle yeniden kurma arzusunu bulacaksınız. Sizi, bu coğrafyalar üstü dert ortaklığına, kalemle yazılmış bu büyük anlatılara ortak olmaya çağırıyoruz. Keyifli okumalar.
Margaret Atwood – Damızlık Kızın Öyküsü (1985)
Kadın bedeninin bir devlet enstrümanına dönüştürüldüğü karanlık bir gelecekte, hayatta kalmanın ve sessiz direnişin sarsıcı hikayesi.
Elena Ferrante – Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım (2011)
Napoli’nin tozlu sokaklarından yükselen, yoksulluk ve şiddet çemberinde eğitimi ve dostluğu bir kurtuluş haritası yapan iki kadının destansı bağı.
Chimamanda Ngozi Adichie – Mor Amber (2003)
Baskıcı bir baba figürünün gölgesinde, Nijerya’nın siyasi çalkantılarıyla iç içe geçen bir büyüme ve kendi sesini bulma yolculuğu.
Nawal El Saadawi – Sıfır Noktasındaki Kadın (1975)
Ölüme mahkûm edilmiş bir kadının, ataerkil sistemin tüm katmanlarına karşı yükselttiği, hiçlik noktasında bile teslim olmayan gururlu çığlığı.
Han Kang – Vejetaryen (2007)
Toplumsal rollere ve etten kemikten şiddete karşı bir kadının kendi bedenini nihai bir direniş alanına dönüştürmesini anlatan lirik bir başkaldırı.
Aslı Erdoğan – Kırmızı Pelerinli Kent (1998)
Rio’nun tekinsiz sokaklarında bir kadının yalnızlığını, yabancılığını ve yazı yoluyla kendini yeniden inşa etme çabasını işleyen çarpıcı bir anlatı.
Suat Derviş – Fosforlu Cevriye (1944)
İstanbul’un arka sokaklarında hayata tutunmaya çalışan bir kadının, toplumsal dışlanmışlığa rağmen koruduğu saf sevgisini ve sarsılmaz gururunu anlatan epik bir eserdir.
Arundhati Roy – Küçük Şeylerin Tanrısı (1997)
Hindistan’ın kast sistemi ve katı yasaları arasında, parçalanmış bir ailenin ve yasak bir aşkın “küçük şeylerde” gizli olan devasa trajedisi.
Sigrid Undset – Kristin Lavransdatter (1920-1922)
Ortaçağ İskandinavya’sında bir kadının aşkı, inancı ve anneliğiyle verdiği yaşam boyu mücadelenin sabırla dokunmuş görkemli portresi.
Furuğ Ferruhzad – Sonsuz Günbatımı (1964)
İran’ın en cesur kaleminden; tutkuyu, acıyı ve özgürlük arzusunu her mısrasıyla haykıran, sınırları aşan zamansız bir şiir mirası.


