Close Menu
    Son Eklenenler

    PORTRENİN ÇIĞLIĞI

    Ekim 1, 2026

    ÇÜRÜK KOKUSUNU PARFÜM SANAN İNSAN

    Ekim 1, 2026

    DEKADANS

    Ekim 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Perşembe, Ekim 1
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      KOPENHAG: GÜVENİN VE HAFİFLİĞİN KONFORU

      Eylül 1, 2026

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      2026 Emmy Ödülleri’nde Rekorlar Gecesi: Televizyonun Ezberleri Bozuldu

      Eylül 16, 2026

      ÇYDD’nin 2026-2027 burs başvuruları başladı

      Eylül 14, 2026

      2026 Nobel Edebiyat Ödülü için geri sayım: Bu yıl kimlerin adı konuşuluyor?

      Eylül 9, 2026

      ‘Mitolojiden anlamam’ diyenlerin kesin bildiği 10 mitolojik miras

      Eylül 8, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      George Saunders’ın Yeni Romanı “Nöbet” Türkçede: Ölüm döşeğinde bir petrol patronu

      Eylül 30, 2026

      “Suyun Tatlılığı” Türkçede: Nathan Harris’ten Amerikan Güneyi’ne kırılgan bir bakış

      Eylül 22, 2026

      Ahmet Birsen’le Şehrin Köpeklerine Müjdeler romanı üzerine

      Eylül 18, 2026

      “Şamanizm 101” Say Yayınları’ndan çıktı

      Eylül 18, 2026

      Tutu Aydınoğlu’ndan Mirzayev’e yeni bir yorum: “Hafızanın Kontrpuanı” albümü çıktı

      Eylül 29, 2026

      Klasik Müziğin çağdaş yorumcularından Janoska Ensemble Bodrum’da

      Ağustos 7, 2026

      AYIN ŞARKILARI: AĞUSTOS AYINDA NE DİNLEYELİM

      Ağustos 2, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      İsmi olmayan hikâyeler – VIII

      Ağustos 30, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – VII

      Temmuz 25, 2026

      AH BAVULUM VAH BAVULUM

      Temmuz 15, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Pera Müzesi’nde İki Yeni Sergi: Cumhuriyetin Kamera Arkası ve Frank Bowling

      Eylül 30, 2026

      ‘1914 Kuşağı: Tanıdığımız Ressamlar’ sergisi RHM’de

      Eylül 23, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      İki Dünyanın Prometheus’ları: Ateşin, Bilginin ve Isdırabın Sinematik Silsilesi

      Eylül 18, 2026

      37. Ankara Film Festivali’nin Onur Ödülleri açıklandı

      Eylül 16, 2026

      Muson Hayalleri: Güneydoğu Asya Sinemasının Yeni Hikâyeleri İstanbul Modern’de

      Eylül 16, 2026

      60 yıllık göç ve müzik hikâyesi “Aşk, Mark ve Ölüm” Arter’de

      Eylül 14, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      14 yıl sonra yeniden perde: Muammer Karaca Tiyatrosu bağımsız tiyatrolara açılıyor

      Eylül 27, 2026

      Tiyatroda “VR” deneyimi: “35 Mayıs” yeniden sahnede

      Eylül 22, 2026

      Sait Faik ile Orhan Kemal “Düş Payı”nda buluşuyor

      Eylül 1, 2026

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      BUZDOLABINA YAPIŞTIRILAN FİŞ…

      Ekim 1, 2026

      CRR yeni sezonunu açıyor

      Eylül 30, 2026

      Erdal Öz Edebiyat Ödülleri’nin 2026 yılı sahipleri açıklandı

      Eylül 30, 2026

      Beykoz Kundura’da ekim ayında hafıza, tasarım ve caz bir arada

      Eylül 30, 2026
    • KİTAPLIK
    • ATÖLYE
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Öykü
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Küçük bir kâğıtta koca bir hayat: Hasip Pektaş ve ekslibrisin hafızası

      Eylül 25, 2026

      ÖZLEM GÜLLER ÜNAL RÖPORTAJLARI

      Eylül 13, 2026

      ‘Yazmak ömür boyu sığınağım oldu’

      Ağustos 29, 2026

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Karanlığın değişen yüzü: Gotik edebiyatın tarihsel gelişimi

      Eylül 15, 2026

      Gotik Mimari: Gotik edebiyatın görkemli yapıları

      Ağustos 10, 2026

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      ÜST GEÇİT

      Ekim 1, 2026

      BİR REPLİKANTLA HAYATIN ANLAMINI ARAMAK

      Ekim 1, 2026

      14 yıl sonra yeniden perde: Muammer Karaca Tiyatrosu bağımsız tiyatrolara açılıyor

      Eylül 27, 2026

      Küçük bir kâğıtta koca bir hayat: Hasip Pektaş ve ekslibrisin hafızası

      Eylül 25, 2026
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » ÇÜRÜK KOKUSUNU PARFÜM SANAN İNSAN
    SUAREMAG

    ÇÜRÜK KOKUSUNU PARFÜM SANAN İNSAN

    Ekim 1, 2026Yorum yapılmamış5 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Tuba Ayşe Özgür

    Sıradan bir gündü aslında hayatın koşuşturması içinde sakince yürümeye çalıştığım, tek çizgide bir adım arkasından bir adım dikelmeye çalıştığım günlerden biri işte. Yolumdaydım hiç şaşmadan o sırada yanımdan geçen birini gördüm hafif bir ışıltı ardından parlayan bir kalp gördüm zümrüt gibi. Solumdakine baktım damarları ışıl ışıl altın rengi. Bir sonraki bir sonraki herkes cevher olmuş yürüyordu. Parıl parıl gözlerinizi alamayacağınız hale gelmeye başladıklarında kendime bakmak geldi aklıma.

    Doğru ya etrafımdakiler bu kadar ışıldarken her yerleri değerli taşlara bürünmüşken ben de neler vardı kim bilir? Sağdan eğildim, soldan olmadı. Ne bedenimi ne ayaklarımı göremiyordum. Durdum adımlarım üst üste tek çizginin üzerimdeyim ama bedenim nerede?

    Yanımdakine bir el uzattım, tepki yok, arkamdakine seslendim yok yollarında başlar dik yürüyorlar.

    Bir süre beni duymadıklarını sandım. Sonra duymamakla ilgilenmemek arasındaki ince yeri fark ettim. Sesim onlara ulaşıyor, üzerlerinden kayıp gidiyordu. Tıpkı yağmurun cilalı bir taşın yüzeyinden akması gibi. Hiçbirinde tutunacak bir çatlak yoktu belki de bu yüzden böylesine parlıyorlardı.

    Yakut omuzlu bir kadın geçti yanımdan. Saçlarının arasında küçük elmaslar kıpırdıyordu. Her adımında göğsünün içinden boğuk bir ses geliyordu. Önce mücevherlerin birbirine çarptığını düşündüm. Biraz daha yaklaşınca sesin daha derinden, kalbinin arkasında unutulmuş karanlık bir boşluktan geldiğini anladım.

    Kadın gülümserken ağzından ince, siyah bir sıvı sızdı. Çenesine ulaşamadan inciye dönüştü. Boynuna dizildi. Gerdanlığındaki öteki incilerin arasına karıştı.

    Yürümeye yeniden başladım. Tek çizgi ayaklarımın altında değil, içimden geçiyor gibiydi. Ben ilerledikçe uzuyor, dönüp arkama baktığımda kayboluyordu. Nereden geldiğimi göremiyordum. Gideceğim yeri ise herkes biliyormuş gibi yürüyordu.

    Önümüzdeki adamın sırtı saf altındandı. Işık vurdukça çevresindekilerin yüzünü sarıya boyuyordu. İnsanlar ona yaklaşmak için birbirlerini itiyor, omuzlarını onun omuzlarına değdirmeye çalışıyordu. Altın sırtının tam ortasında koyu bir leke vardı. Leke her adımda biraz daha genişliyor, kenarlarından küçük kurtlar çıkıyordu. Kurtlar ışığın içinde parladıkları için onları da altın sanıyorlardı. Bir çocuk elini uzatıp birini aldı cebine koydu.

    O an yolun kenarındaki çukurları gördüm. İçlerinde kırılmış aynalar, paslı anahtarlar, çürümüş meyveler, kesilmiş saçlar, yarım bırakılmış mektuplar vardı. Bir zamanlar birine ait olduğu belli olan ama artık kimsenin tanımak istemediği şeyler. Herkes yürürken üzerindeki fazlalıkları çukurlara atıyordu. Utancını, korkusunu, ihanetini, hatırlamak istemediği yüzleri.

    Fakat hiçbir şey çukurda kalmıyordu. Atılan her parça toprağın altından ilerliyor, sahibinin içine geri dönüyordu. Orada biçim değiştiriyor, damarlarına yerleşiyor, organlarının arkasında karanlık odalar açıyordu. İnsan kendi attığından kurtulamıyordu. Yalnızca onu göremeyeceği bir yere taşıyordu.

    Cevher dedikleri belki de buydu. İçeriye bakılmasın diye dışarıya yığılan parlaklık. İnsanların birbirlerinin gözünü kamaştırarak kendilerini karanlıkta tutma biçimi.

    Kalabalık sıklaştıkça havadaki koku değişti. Önce ağır bir parfüm kokusu geldi. Sonra beklemiş et, küflenmiş ekmek, yıllardır açılmamış odalar. Herkes birbirine ne kadar güzel koktuğunu söylüyor, geçtikleri yere kendi kokularını bırakıyordu. Kimse burnunu kapatmıyordu. Çürümeyi ilk fark eden olmak, çürüyenlerin arasında kusur sayılıyordu.

    İçlerinden biri dönüp bana baktı yüzü safirdendi. Taşın içinde bir yüz daha vardı. Küçük, buruşuk, korkmuş bir yüz. Dudakları kıpırdadı.

    “Beni görüyor musun?” dedi.

    “Evet.”

    “Görmemelisin.”

    Elini yüzüne götürdü. Parmaklarıyla taşın içindeki çocuğu örttü. Sonra yürüyüşünü hızlandırıp kalabalığa karıştı. Arkasından mavi taş parçaları döküldü. Yere düşen her parça kararıp kabuk bağladı.

    İşte o zaman görünmezliğimin yokluk olmadığını anladım. Ben cevhere bürünmemiştim. Üzerime beni başkalarının gözünden koruyacak bir değer geçirmemiştim. Onların gözünde bir insanı görünür kılan şey bedeni değil, üzerinde taşıdığı değerdi. Altının yoksa damarların sayılmıyordu. Zümrüdün yoksa kalbinin attığına inanılmıyordu. Elmasın yoksa yaran yalnızca yaraydı. Oysa yara, insanın kendinden geriye kalan en dürüst cevheriydi.

    Bunu söylemek istedim. Sesimi yükselttim. Kalabalık bir an durur gibi oldu. Başlar hafifçe bana çevrildi. Yüzlerindeki taşlarda kendi suretimi aradım. Hiçbirinde yoktum.

    “İçiniz çürüyor,” dedim.

    Önce sessizlik oldu. Sonra güldüler. Güldükçe ağızlarından değerli taşlar döküldü. Pırlantalar, inciler, opaller yola saçıldı. Arkadan gelenler eğilip onları topladı. Birinin kahkahasından düşen taşı bir başkası yüzük yaptı. Birinin yalanı, ötekinin boynunda kolye oldu. Birinin sakladığı suç, ötekinin alnında taç gibi parladı. Çürüme böyle böyle çoğalıyordu. Birinden düşüp diğerine takılarak. Adını değiştirerek sahibini unutturarak.

    Açgözlülüğe hırs, korkaklığa tedbir, itaate uyum, kayıtsızlığa huzur demiştik. Bir insanı ezip yükseldiğimizde buna başarı, bir başkasının sesini kestiğimizde buna düzen, kendimizi duymamak için çıkardığımız gürültüye hayat adını vermiştik. Kelimelerimiz en değerli taşlarımızdı. Çünkü en derin çukurları onlarla kapatıyorduk.

    Yol giderek aşağıya inmeye başladı. Kimse eğimi fark etmiyordu. Başları hâlâ dikti. Ayakları hızlanmış, bedenleri öne doğru kaymıştı. Yürümüyor, ağır ağır düşüyorlardı. Fakat düşüş topluca gerçekleştiğinde ona ilerlemek deniyordu.

    Uzaktan büyük bir aydınlık görünüyordu. Herkes ona doğru gidiyordu. Yeni bir şehir sandım. Yaklaştıkça ışığın gökyüzünden değil, üst üste yığılmış eşyalardan yayıldığını gördüm. Kırık avizeler, paslı arabalar, çürümüş masalar, kullanılmamış hediyeler, hiç okunmamış kitaplar, giyilmeden eskimiş elbiseler. Dağın içinde yüzükler, madalyalar, kupalar, mühürler. Bir ömür boyunca değerli sayılmış ne varsa oraya atılmıştı. Bu, onların çöplüğüydü.

    Yarım bırakılmış insanlar vardı orada. Unutulan çocuklar, kapısı çalınmayan yaşlılar, sevgisi işe yaramadığı için terk edilenler, adı anılınca sofradaki neşeyi kaçıran ölüler. Bir zamanlar sevilmiş, sonra ağırlık yaptığı için hayatın dışına bırakılmış herkes. Kalabalık kendi çöplüğüne doğru yürüyordu.

    Üzerlerindeki cevherler dağı büyütüyor, dağ onları kendine çekiyordu. Her taş ait olduğu karanlığa dönmek istiyordu.

    “Durun,” diye bağırdım.

    Kimse durmadı. Yakut kalpler daha hızlı attı. Altın damarlar kabardı. Elmas gözler ışığı çoğalttı. Ne kadar yaklaşırlarsa o kadar parlıyorlardı. Sanki son kez görülmek isteyen yıldızlardı. Sanki çürüme, yok olmadan önce kendine görkemli bir tören hazırlamıştı.

    O sırada görünmeyen elimin bir şeye değdiğini hissettim. Göğsümün ortasında sert bir çıkıntı vardı. Parmaklarımla yokladım. Küçük, pürüzlü bir taş. Çekip çıkardım. Avucumda karanlık bir cevher duruyordu. Işık vermiyor, ışığı içine çekiyordu.

    Taşın yüzeyinde unuttuğum yüzler belirdi. Sustuklarım, görmezden geldiklerim, haklı çıkmak uğruna incittiklerim. Başkalarında gördüğüm çürümenin küçük kökleri benim de içimdeydi. Taşı yere atmak istedim ama atmadım. İlk kez bir şeyi saklamadan taşıdım.

    Kalabalığın ortasında durdum. Onlar yanımdan geçerken cevherleri karanlık taşıma vuruyor, ışıkları bir anlığına sönüyordu. O kısacık karanlıkta içlerindeki yüzleri görüyorlardı. Bazıları çığlık attı. Bazıları gözlerini kapadı. Bazıları taşlarını daha sıkı tuttu.

    Çürüme düşman değildi bize içeride neyin öldüğünü söyleyen kokuydu. Ve kendimizi kurtarmak için önce o kokuyu duymamız gerekiyordu. Üzerimize daha çok parfüm sıkmadan, pencereleri kapatmadan, suçu havaya atmadan. Eğilip kendi içimize bakmamız, hangi yanımızın çoktan öldüğünü görmemiz gerekiyordu.

    Bedenim geri gelmedi ama gölgem önümde belirdi. Tek çizginin dışına doğru uzanıyordu. Ayağımı nereye basacağımı göremedim. Yine de ilk kez yolumdan çıktım.


    Tuba Ayşe Özgür, 1993’te İngiliz CAS Akademi’de yaratıcı yazarlık eğitimi, 1994-1998 yılları arasında Çisenti ve Postüla adlı tiyatro gruplarında oyunculuk ve oyun yazarlığı eğitimi aldı. Halen Amerikan ANU üniversitesinde Psikoloji ve Sosyoloji okumakta. Kurucusu olduğu Komite Reklam Ajansı’nın yanı sıra çeşitli ajanslarda reklam yazarlığı yaptı. Bu süreç boyunca çeşitli dergilerde de görev aldı. İçerik yazarlığı, yazı işleri müdürlüğü, yayın koordinatörlüğü gibi pozisyonlarda, yazıları yayınlandı. Kurucusu olduğu Atölye Bütünsel Edebiyat’ta koordinatörlük yapıyor. Büyü Bozumu, Benim Kalbim Dikdörtgen, Kedi Uykusu adlı roman, İçime Karga Uçuştu öykü Büyülü Gerçekçilik Kaleydoskop’tan Dünya adlı deneme kitaplarının yazarı.

    Yazarın diğer yazıları
    suaremag tuba Ayşe özgür yazar

    Related Posts

    PORTRENİN ÇIĞLIĞI

    Ekim 1, 2026 Nilgün Karataş - SuareMag

    DEKADANS

    Ekim 1, 2026 Arzu Kurt

    MIH

    Ekim 1, 2026 Benan Bilek

    ÜST GEÇİT

    Ekim 1, 2026 Betül Çakıroğlu
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    PORTRENİN ÇIĞLIĞI

    Ekim 1, 2026 Nilgün Karataş - SuareMag

    – Ölmüş Bir Adama Mektup – H. Nilgün Karataş Aramızdaki tuhaf ilişkiyi anlatmaya henüz hazır…

    ÇÜRÜK KOKUSUNU PARFÜM SANAN İNSAN

    Ekim 1, 2026

    DEKADANS

    Ekim 1, 2026

    MIH

    Ekim 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Kendi ‘araf’ının çıkmaz sokağındaki insan

    Haziran 30, 2026 BURAK SOYER

    “Türk Tarihinde İz Bırakan Kadınlar”,  VakıfBank Kültür Yayınları’ndan çıktı

    Mart 7, 2024 Kitap

    27 Mart Dünya Tiyatro Günü Ulusal Bildirisi: “Tiyatroya sahip çıkmak umuda, geleceğe, insana ve insanlığa sahip çıkmaktır”

    Mart 27, 2025 Tiyatro
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    PORTRENİN ÇIĞLIĞI

    Ekim 1, 2026

    ÇÜRÜK KOKUSUNU PARFÜM SANAN İNSAN

    Ekim 1, 2026

    DEKADANS

    Ekim 1, 2026

    Haber Bülteni

    Haber Bültenimize Abone Olun

    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.