Close Menu
    Son Eklenenler

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Perşembe, Nisan 30
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      1 KAVRAM 10 DÜŞÜNÜR: Varoluşun On Yüzü

      Ağustos 2, 2025

      Ulus Baker: Kısacık hayatına çağları sığdıran ‘birisi’

      Temmuz 12, 2025

      Institut français, Fransız yazar, felsefeci ve filolog Barbara Cassin’i ağırlıyor

      Şubat 25, 2025

      Sade Yaşamın Gücü: Epikür ve Tao’nun izinde sadeleşmek

      Aralık 7, 2024

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Yeni Eril: Dr. Nil Keskin’den kapsamlı bir dönüşüm rehberi

      Mart 4, 2025

      Cansel Oruç’un ‘Başarmaktan Korkma’ kitabı okuyucuyla buluştu

      Aralık 26, 2024

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      “Bir ‘teselli’ ver…”

      Nisan 20, 2026

      Sandviç Kuşağı: Arada Kalmışlık

      Nisan 19, 2026

      Var ol! Kelime büyücüsü çok yaşa!

      Nisan 15, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026

      Filiz Çiçek’ten adalet ve intikam romanı: Kayıp Ada ve Şeytanları

      Nisan 22, 2026

      Adını Sen Koy: İki farklı zaman, iki farklı kadın ve benzer bir hikaye

      Nisan 21, 2026

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Ayın Şarkıları: MART AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mart 8, 2026

      İş Sanat’ın Parlayan Yıldızlar konserleri devam ediyor

      Ocak 15, 2026

      AYIN ŞARKILARI: OCAK AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Ocak 1, 2026

      Sanatın özgür ruhlu bilgesi Patti Smith İstanbul’a geliyor

      Aralık 14, 2025

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Sibel Kırcadere Uslu ile İsmi Olmayan Hikayeler

      Mart 16, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lll

      Mart 16, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Río Sur, Pera Müzesi’nde

      Ekim 16, 2025

      Dalí’nin Tavşan Deliği: Bir romanın resme dönüşen rüyası

      Haziran 12, 2025

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nden ücretsiz sergi turları

      Şubat 20, 2026

      Isabel Muñoz’un Göbeklitepe fotoğrafları Berlin’de

      Şubat 10, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Palu Ailesi skandalı belgesel oldu

      Nisan 10, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      İstanbul Film Festivali 9-19 Nisan’da sinemaseverlerle buluşuyor

      Mart 24, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Sahnede paranormal bir deneyim: “Geceyarısı Hayaleti” başlıyor

      Mart 19, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

      Nisan 29, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

      Nisan 27, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      Ebru Karaayvaz’dan ağlarken güldüren kitap: Reçeteye Mizah Ekledim

      Mart 9, 2026

      Bozkurt: Yeni nesil yayıncı Toros, kitabı sadece basılı ürün gibi görmüyor!

      Mart 2, 2026

      “Gençler Nereye?” kitabının yazarı Tuğçe Tatari: Türkiye gençlerini duymuyor ve görmüyor

      Şubat 27, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Pablo Neruda: Aşkın, kavganın ve sessiz coğrafyaların şairi

      Temmuz 12, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Duygularımı Tanıyorum Serisi

      Nisan 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      Vildan Külahlı Tanış: Kelimeler efsunlu nesneler gibidir

      Nisan 11, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » Demet Cengiz: Budalaca sevgiye inanırım
    Kitap

    Demet Cengiz: Budalaca sevgiye inanırım

    YAZARLA RÖPORTAJ
    Mart 29, 2024Yorum yapılmamış6 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Kısa bir süre önce yeni romanı ‘İçimde Yanan Nehir’ ile okurlarla buluşan yazar Demet Cengiz, “Budalaca sevgiye inanırım” derken, bu inancını kitaplarına da yansıttığını belirtiyor. Eda Köprü Yılmayan’la yaptığı röportajda son romanı üzerine konuşan Demet Cengiz, bu duygusunu “Öyle çok öyle çok inanırım ki sevgiye, sevgisizliğin haksızlık olduğunu düşünürüm. Ailesinden sevgi alacaklılar için hesap sormak istedim belki de” diye aktarıyor.

    EDA KÖPRÜ YILMAYAN

    Demet Cengiz

    Ayazağa’daki yoksul bir semtte var olmaya çalışan bir aile, sevilmeden büyüyen çocuklar, isyanlar ve kopuşlar… Demet Cengiz’le romanlarına konu ettiği zor sınavlar verenlerin öyküsünü konuştuk. Birgün Gazetesi’nde yayımlanan bu röportajda Demet Cengiz sorularıma şu yanıtları verdi.

    • Kitabınızı sevilmemiş, acı çekmiş ve bunu anlatmamış, anlatamamış çocuklara adıyorsunuz. Kitabın adı ‘İçimde Yanan Nehir’ sizin duygularınızı mı ifade ediyor?

    – “Ben sadece sevmeye inanan bir budalayım/Beni kimse sevgisizliğe inandıramaz” diyor en sevdiğim şairlerden Şükrü Erbaş. Budalaca sevgiye inanırım. Öyle çok öyle çok inanırım ki sevgiye, sevgisizliğin haksızlık olduğunu düşünürüm. Bir çocuğa anasının ak sütü nasıl helalse sevgisi de helal. Hak! O memelerin varlığının nedeni bile doğacak çocuklar. Nasıl biyolojik olarak kendimizden doğurduğumuz nesillere borçluysak duygusal olarak da borçluyuz. Sevgi alacağıyla ölen herkes bu dünyadan gözü açık gitti. Ben… Ben onların adına hesap sormak istedim belki de.

    ÜÇLEME AMA BAĞIMSIZ ROMANLAR

    • ‘Adımı Deniz Koydular’ kitabınızda da aile içi şiddet ve cinsel istismarı, yoksulluğu anlatmıştınız. İçimde Yanan Nehir’de o kitabınızdan gelen karakterler var fakat bu sefer onların iç dünyalarını, isyanlarını, yaşadıklarını anlatıyorsunuz. “Bu öykünün eksiği vardır fazlası yoktur” diye yazıyorsunuz. Anlattığınız öykü sizinle paylaşılan, gerçekliğe dayanan bir aile dramı mı?

    – Bu bir Su Üçlemesi… Adımı Deniz Koydular üçlemenin ilk romanı ve gerçek bir öyküden esinlenerek yazdım. Bu bir üçleme olmasına rağmen her bir roman müstakil olarak okunabilir. Devam romanları değil ancak bazı olaylara farklı bakış açıları ele alınıyor. Öyküyü anlatanın, anlatmayana haksızlık yapması hep bâkidir. İlk roman Deniz ve James üzerinden -bir Doğu, bir Batı örneğiyle- fiziksel ve psikolojik şiddet, ağır yoksulluk, ihmal, cinsel istismar ve ensest konularını işliyor. Ben çatı temasını ‘aile içi sevgisizlik’ olarak gördüm. İkinci romanda da Yeter ve Nile üzerinden -yine bir Doğu, bir Batı örneğiyle- aynı temaları işledim. Bu üçleme hırpalanan çocuklara, parçalanan kadınlara odaklanıyor. 

    • Onların hikayesini anlatınca üzerinden biraz yük kalktığını söyleyebilir miyiz? Şimdi nasıl hissediyorsunuz?

    – Okurlarım romanlarımı bitirdiğinde bana acıyor. Amacım hiç o olmadığı halde can acıtan romanlar… Bana diyorlar ki; ben okurken dayanamadım, siz yazarken nasıl dayandınız. Dayanamıyorum. Yazma süreçleri çok sancılı geçiyor. Ama hep diyorum ki bizim okurken veya yazarken dayanamadığımız bu acı, bu şiddet, bu ağır yoksulluk, bu bedenlerin hoyratça işgali birileri için edebiyat değil, hayat. Onlar bunları yaşıyor. Yük diyorsunuz ya… Öykünün hamalıyım ben. Avlıyorum, taşıyorum ve birilerinin gözüne sokuyorum ya işte orada yevmiyemi alıyorum ben. Yevmiyem de yükü bırakmak, gerisi teferruat…

    ÖLÜM BİLE SINIFSAL

    • Kitap İstanbul’un varoşlarında geçen bir hikâye. Mahalleliyi, önyargıları, o mahallenin kadınlarını anlatıyorsunuz. Bir yandan da patronların olduğu farklı bir sınıf var. Ölümlerin bile sınıfsal olduğunu görüyoruz. Örneğin bir otoyol çukuruna düşen ailenin en küçük çocuğu var. Siz uzun yıllar ekonomi gazeteciliği yaptınız, iş dünyasından pek çok isimle bir araya geldiniz. Bu sınıfsallığı bugün nasıl değerlendiriyorsunuz?  

    – İçimde Yanan Nehir romanında “Şahsi değildi bunalımı, sınıfsaldı ama o bunu bile anlayamayacak kadar güncel yaşam kuramlarına yabancıydı” cümlesi var.  Ölümün herkesi eşitlediği söylenir ama ben buna katılmam. Ölümümüz bile eşit değil. Ölüm şeklimiz, gömüldüğümüz mezarlık, mezarımızın süsü… Şimdi bütün bunlar eşit mi?  “Lüks içinde yaşıyordu kimileri. Hastalandıklarında lüks içinde tedavi oluyorlardı. Hatta ölürken son nefeslerini lüks içinde veriyorlardı.” Bu cümleler de romandan. Ben kendini parantez içine almış biriyim. Parantezin içinde yaşıyorum. Havada ve asılı… Kimi zaman zorlansam da inanç ve ideoloji aidiyeti kurmuyorum. Aile içinde, toplumda veya tüm dünyadaki birinci sorun insanın bölüşmeyi bilmemesi. Bu bilgisizlik bütün sınıfsal sorunların kaynağı. Ama açıkçası ben yoksulların bile eşit olmak istediklerini düşünmüyorum. Şimdi diyebilirsiniz ki: “Ne yani yoksullar yoksul olmayı mı istiyor?” Hayır yoksul olmayı istemiyorlar ama zenginlerle aralarında oluşmuş uçurumları da istemiyor değiller. Sınıf bilinci dedikleri… 

    BÜTÜN BÜYÜK SAVAŞÇILAR YETİM

    • Karakterlerin yaşamlarının, öfkelerinin yanı sıra bulundukları toplumsal çevreyi de anlatıyorsunuz. Önyargılarla karşılaşıyoruz. Ancak insanın yaşamını belirleyen yerin bir kez daha aile olduğunu görüyoruz. Tüm travmaların ailede başladığını söyleyebilir miyiz?

    – Kesinlikle! Bütün derdim insanı anlamak ve anlaşılmak. İnsanı anlamak için doğaya bakıyorum, hayvanlara bakıyorum, yavru insanlara bakıyorum. Yavru insan çok aptal. Bir bebek dünyaya geldiğinde hiçbir şey bilmiyor. Bilgi yok, düşünce yok, kavram yok. Ne var? His. Eğer bir yazgımız varsa bize ilk hissettirilenlerle yazılıyor. “Bütün büyük savaşçılar yetimdir. Bağımsızlık savaşı verip Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Atatürk, girdiği hiçbir savaşı kaybetmeyen Cengiz Han, doğduğunda avucunun içinde bir parça kan tutan Timur, hiçbir muharebede yenilmeyen Büyük İskender yetimdi. İslâm’ın peygamberi Muhammed yetimdi. Mete, babası Teoman’ı öldürüp kendini yetim bırakmıştı.” Romanda anlattığım gibi bütün büyük savaşçıların yetim olması da daha küçücük bir çocukken dünyayla kurdukları ilişkiden kaynaklanıyor olabilir mi?

    BİR YETER OLMAK KOLAY DEĞİL

    • Yeter sırtında ejderhayla yaşayan, yıkıcı, öfkesi dolup taşan bir karakter. Bu öfkeyi yazmak kolay oldu mu?

    – “Yeter analı-babalıydı ama herkesten daha yetimdi. Herkesten daha öksüz…” Ne Cengiz’in orduları ne İskender’in ne Selahaddin’in ne Jül Sezar’ın ne Timur’un ne Napolyon’un ne de Atilla’nın orduları… Kimsenin ordusu, Yeter’in içindeki ordulardan daha büyük değildi. Böyle birini yazmak hiç kolay olmadı çünkü bana çok yabancı ve çok zıt bir karakter. Ama romancılığın marifeti de zaten ‘sen olmayan’ı yazmak değil mi? Yoksa herkes kendini yazar dururdu. 

    • “Bir Yeter olmak hiç kolay değildi. Ailesinin böylesine sevgisizlikle karşıladığı bir kızı kimseler bağrına basmazdı”diyorsunuz. Aileyi bir arada tutan en temel duygunun sevgi olduğunu söyleyebilir miyiz? 

    – Bir Yeter olmak hiç kolay değil. Kesinlikle değil. İsminiz bile ne kadar istenmediğinizin nişanı.. Ömür boyu taşıyorsunuz. Biriyle tanışırken adınızın ‘Yeter’ olduğunu söylediğinizde bir öykü anlatıyorsunuz.  Öykü şu: “Beni ailem istemedi. Öyle istemediler ki beni adımı Yeter koydular. O çok inandıkları Tanrı’ya bir isyandır benim adım. O Tanrı’ya bir yakarıştır. Yeter daha fazla kız çocuk istemiyoruz. Ey Tanrı lütfen bizi anla ve bize çocuk göndermeyi bırak.” Adı Yeter konmuş bir çocuk, bir kadın sevildiğine ikna olabilir mi? Bir ailede sevgi yoksa orada büyük bir biyolojik bozukluk var. Sevgi sayesinde yavrularımıza bağlanıyoruz ve neslin devamını sağlıyoruz. Sevgisizlik evrime de aykırı. 

    GAZETECİLİK BİR TASARRUF İŞİ

    • Gazeteciliğinizin anlattığınız hikayelere katkısı oldu mu?

    – Olmaz olur mu? Gazetecilik kişiye neyi, nasıl, nereden ve kimden öğreneceğini öğretir. Araştırmayı öğretir. Bilgiyi işlemeyi öğretir. Ancak neredeyse evrende var olan her şeyde olduğu gibi zararı da oluyor. Gazetecilik bir tasarruf işidir. Anlaşılmak, direkt olmak, hemen ifşa etmek gerekir ki bu nedenle pek çok yazım kalıbı ve klişe vardır. Romancılıkta ise daha detaylı, daha dolaylı ve özgün olmak gerekiyor. Gazetecilik biraz “Güzel kadın” demekse romancılık “Kadın içeri girdiğinde tüm bakışlar hayranlıkla ona döndü” demek. Gazetecilik “Gözyaşları sel oldu” demekse romancılık “Kederine direnemeyen gözyaşları bir yıldız gibi yanağında kaydı” demek. Gerçi bu da kulağımı çok rahatsız etti. Fazla havalı benzetmeler… 


    Demet Cengiz’in yeni romanı: “İçimde Yanan Nehir”

    Yazarın ilk romanı “Adımı Deniz Koydular” ile tanıştığımız karakterlerin çarpıcı ve iç parçalayan öyküleri “İçimde Yanan Nehir” romanında da ruhunuzu sarsmaya devam ediyor. İnkilap Kitapevi tarafından yayınlanan ve biyografik roman niteliği ile ön plana çıkan roman, bu sefer Deniz’in ikizi Yeter’in ve ilk aşkı Nile’ın yaşam öykülerini merkezine alırken, gündeme getirilmekten korkulan evrensel birçok insanlık problemine ve özellikle de Türkiye’de görmezden gelinen aile içi şiddet, cinsel istismar, ağır yoksulluk gibi konulara başarıyla değiniyor. 

    HABERİ OKU

    Related Posts

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026 Sanat

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026 Fotoğraf

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026 Sinema

    Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

    Nisan 27, 2026 Edebiyat
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026 Sanat

    Dolunay Kocabağ, New York’taki oyunculuk kariyerine yeni başarılar eklemeye devam ediyor. Sahne adıyla Luna Vintner…

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026

    Mayın Tarlası: Sessiz gerilimlerin izinde bir ilk kitap

    Nisan 27, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    REDDEDİLENLER KULÜBÜ: ONLAR ASLA PES ETMEDİLER

    Ağustos 8, 2025 Edebiyat

    DERTLERİ DERT ETMEYECEKSİN

    Mart 8, 2026 Şebnem Özbay

    Pera Film, Bosnalı ödüllü sinemacı Žalica’yı ağırlıyor ‘Zamanın İzleri: Pjer Žalica’ 

    Kasım 2, 2023 Etkinlik
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

    Nisan 29, 2026

    NİHAL GÜNDÜZ ile GÖRÜNTÜNÜN SESSİZ İZLERİ

    Nisan 29, 2026

    Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

    Nisan 27, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.