Close Menu
    Son Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Pazar, Temmuz 5
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Narcissus – Benlik, İmaj ve Modern Ego

      Ocak 7, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Suare Kitaplığı ve Suare Yazarları Sarıyer Edebiyat Günleri’nde Okurlarla Buluşuyor

      Haziran 15, 2026

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026

      Kendi ‘araf’ının çıkmaz sokağındaki insan

      Haziran 30, 2026

      Figen Ormancı’dan yeni roman: Hiç Kimsenin Gölgesi

      Haziran 29, 2026

      40 Dilde Yayımlanan Dünya Çapındaki Fenomen Roman “Theo” Türkiye’de!

      Haziran 26, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Mayıs 9, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İfşa Günü: Yeni Başlayanlar İçin ‘Yeni Gerçeklik’

      Haziran 13, 2026

      Altın Palmiye Cristian Mungiu’nun oldu

      Mayıs 26, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Bir Yansımanın İçinden Dünyaya Bakmak

      Haziran 22, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      SEANS VE SONRASI

      Temmuz 1, 2026

      IL TEMPO SOSPESO.            

      Temmuz 1, 2026

      GATTACA: SEÇİMLERİMİZ GERÇEKTEN BİZE Mİ AİT? 

      Temmuz 1, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » GEDİK
    Gönül Yasemin Ölmez

    GEDİK

    Aralık 1, 2025Yorum yapılmamış8 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Gönül Yasemin Ölmez

    Çukura denk gelen lastiğin sarsıntısıyla, açılmamakta direnen göz kapaklarımla birlikte başımı da kaldırdığımda, büyük kayrak taşlarla örülmüş duvar dibinde kalan iki ılgın ağacı, içimdeki yabancılaşma duygusunu durdurdu.

    “Kaktüslere ne olmuş?” diye içimden söylenirken, Yusuf’un gözleri tanıdık birini arıyormuşçasına tarıyordu etrafı.

    “Hangi köşeden dönüyoruz?” sorusu, aynı soruyu içeriyormuşçasına bakan gözlerimle buluştu.

    “Sanki biraz gerilerde kaldı,” söylemim sadece onu rahatlatmış gibi dikiz aynasına baktı. İkimiz de buralıydık sonuçta. Ama ben, biraz daha bu taraflı, o, biraz daha öbür taraflıydık. Icığını, cıcığını bilmek gerekiyordu işte o zaman. Taraflı olmanın kanıtlarını sunmak…

    Doğa ananın gazabına uğramış mirasçıların, iki büyük sitenin ortasında kalmış, yolun bitişiğindeki yamaçtan yukarıya doğru uzanan çeti tarlasında otlayan iki ineğe takılıyor gözüm. O zamanlar, o ineklerin kimin olduğuna kadar tanır, bilirdi buralarda herkes birbirini.

    Tarlanın duvarını mı aşmış inek! Boynuna ip geçirildiği gibi, hop teşdamat damına. Adalet o biçim. Sınırlar en baştan belli. Kilitsiz diye kapıdan, bahçe duvarı yıkık diye üstünden atlayıp girilmezdi hemen içeri.

    Bizim bir Tevfik amcamız vardı köyde. İki ineğinin mahsulü, hepi topu dört kilo çökelek peyniri, iki kilo tereyağı elinde, her cuma Yusuf’un tarafındaki pazar yerinde tezgâh kurardı. Nasıl çıkarsın kazandığı parayla teşdemada düşmüş ineğini? Bekçinin işi gücü yok, tüm gece inek mi bekleyecek! Tevfik amca gece saat on ikiyi vurduğunda, iki telle boğulmuş tahta gediği açıp, ne kadar inek varsa hepsini dışarı salmış elindeki körek sopasıyla, kıçlarını dürte dürte. Bir tek, Canavarın Salih’in ineğini bırakmış.

    “Zengin pezevenk. Ödesin,” deyiverince kopmuştu herkes gülmekten. Bu ayrım başa takılan bir kaskete bakıyordu o zamanlar. Bağ, bahçe sömürmeye gelenlerin ilk uğrak yeri onun yanı.

    “Kim bilir kaç kasket biriktirdi!” deyip, elinde tuttuğu, anasından kalma güve yeniği yün beresini başına geçirip anlatmaya devam etmişti.

    “Terbiyesiz sarı karı. Utanmadan laf etti peynirime. Tadına bak ablacığım, tuz atmam ben içine, tazedir peynirim, dedim. Başladı koklamaya. Kokmuş bu yahu, demez mi bir de! Peynir değil kokan, senin… deyince de bağırmaz mı edepsiz! Zabıtalar, koşun gelin, sapık var…”

    Peynirler tezgahta kalmış, Tevfik amca soluğu evde almış. Duymuştum. O öldükten sonra, ninesinden annesine, annesinden kendine; evlatsız olduğundan kardeşlerinin çocuklarına kalmış çeti örtük bu dağda, siteler kondurulmuş. Yağma Hasan’ın böreği gibi yiyormuş mirasçılar kiraları. Canavarın Salih, yeni kasketler almış. Öyle böyle kasketler değilmiş.

    “Ekosenin dibi bu ağam, ‘Burberry,’ derken gençler, o da ‘Hayır yahu, Böörberi,’ diyormuş kasıla kasıla.

    Onca ineğin yakarışını bir kere de çıkarıyormuş. Ne diyelim? Düz dünyacı arkadaş. Hesaplar mahşere kalsın, diyenlerden. Ruhlardan ninesi korkuttuğundan, adını almazmış ağzına.

    Yusuf’un saatine baktığını fark etmem ile arabanın ön camına gitgide yaklaşan iki büyük kaktüsü de görünce, “Geldik, burada indirebilirsin bizi,” diyorum. Birinci tekil şahıs güvenilmez anlatıcı. Tereddütle baktığını görüyorum gözlerimin içine. Arka kapıyı açtığımda çocuklar kulaklarında kulaklık, telefona bakarak bekliyorlardı. Birer birer indiler aşağı. Gidip de dönmemek, dönüp de görmemek varmış misali bir kaç saatlik deniz kenarı keyfi için hazırladığım; içinde bir çadırı eksik, göçebe çantamı da koluma takıp, kapıyı kapatıp, “Görüşürüz,” der gibi zar zor kaldırıyorum elimi. Güvenilmez anlatıcı kimliğinden bir an evvel sıyrılmak gerek, her ne kadar bu onun bakış açısı olsa da.

    Yürüyoruz hep birlikte bilinmeyene doğru. Küçüğüm telefonu kapatmış, “Neredeyiz anne?” derken, büyüğüm, soruyor.

    “Nerede olduğumuz hakkında bir bilgin var mı?”

     “Az kaldı,” diyorum.

    İleride duran elektronik kapıyı, tanıdığım kaktüslerle bağdaştıramasam da bu yerin, o yer olduğuna dair hiç şüphe yok içimde. O dökülen dikenleri, az batmamıştı ayak tabanlarımın cesur parmak uçlarının en ince yerlerine. Benim gibi üç beş kişi daha olmuştur elbet bu dikenli yolu kullanan; kimisi dağa dönmüştür başını gökyüzüne dikip, kimisi de denizle kum arasında dalgaların habire sürüklediği deniz yıldızlarına hayat vermek için geçmiştir.

    Duruyoruz elektronik kapının önünde.

    “Rezervasyonunuz var mıydı?”

    “Yok.” 

    “Giriş ücretli,” diyor. Sorgusuz kartı uzatırken soruyorum: “El mi değiştirdi burası?” 

    Soruma, soruyla dönüyor. “Kimin yerini aramıştınız?” 

    “Kendi yerimi arıyorum,” demek gelse de içimden, “Boş ver,” der gibi elimi sallayıp yürümeye devam ediyorum çocukları yanıma alıp.

    Adamlar sınırlarını çizmek için ecrimisil adı altında, konu komşunun yürüyeceği yolu bile kiralamış. Benim cebimde dostluklar var. Emin adımlarla ilerliyorum. Denizi de gördüm yolun sonunda. İçim ferah.

    Daha on adım atmışken, duvarla ikiye ayrılmış ikinci bir kapı önünden, naylonumsu mavi polo yaka tişörtün göğüs kısmında isminin olduğu yaka kartıyla bir genç atlıyor önümüze.

    “Rezervasyonunuz var mıydı hanımefendi?”

    Yarısı henüz belirmemiş “Yok” cevabıma, adisyonu açıyor hemen.

    “Kişi başı iki bin lira şezlonglar. Çocuk diyemeyiz artık sizinkilere, onlar da aynı. Ön taraflar soft loft dairelerimizde kalanlar içindir. İkinci sıralarda dünden rezervasyonlu, bunun dışında istediğiniz yere oturabilirsiniz,” diyor.

    “Hadi anne ya, oturalım işte şurada bir yere,” demesiyle büyüğüm -haklı çocuk, zamanımız dar- çantayı bırakıyorum önüme göre ilk, denize göre son taraftaki şezlonga. Çocuklar hemen soyunup koşarlarken denize, şöyle bir etrafa bakmamdan mütevellit, koşup gelen başka bir yaka rozetli beliriyor yanımda.

     “Buyurun, bir şey mi isteyeceksiniz?” Sorusunu hızlıca, “Sade bir Türk kahvesi lütfen,” diye yanıtlarken, bir soru daha soruyor. “Su da ister misiniz yanına?” Başımı sallıyorum onay verircesine.

    Denize çeviriyorum bakışlarımı. Çocuklar kulaç atıp atıp vardıkları yere gülüyorlar. Burada deniz, kara adaya elli kulaç kalıncaya kadar daima göbek boyu. Ama bir giz var, tam ortasında durdukları yerin az sağında, iki adım gerisinde. Yüzmeyi iyi biliyor oluşlarından içim rahat. Kendileri keşfetsin düşüncemi, yerimde kalarak koruyorum. Babam gibi bakıyorum, gözbebeklerimdeki endişeyi görmeleri için mesafe zaten bir hayli uzak.

    Aklımı kurcalayıp duran loft kelimesi için çantadan telefonu çıkarıp arama motoruna giriyorum. Türkçe çevirisi; çatı katı imiş. Parmağımı kaydırıyorum aşağıya. Başka bir çeviri cümlesinde; pratik yaparak, topu yükseğe daha iyi atar hâle geldi, yazıyor.

    Başımı kaldırdığımda çocuk, denizin içinde tüm gücüyle topu yukarı fırlatıyor. Yanındakiyle yarışıyor topa yeniden ulaşmak için. Gelen dalga kulaçlarını güçsüzleştiriyor. Bir nefeslik durmak ister gibi dikleşiyor. Başı görünmüyor suyun içinde. Tam yüzeye doğru çıkacakken görünmez bir el kuvvetle itiyor aşağı. Su gitgide bulanıklaşıyor ince kum taneleriyle karışıp. Nefesini kontrol etmeye çabaladığı, yüzeye düşen kabarcıklardan anlaşılıyor. Tam ayağa kalkmış, ona doğru koşacakken, başı suyun yüzeyinde avaz avaz bağırıyor: “Çok karanlık ve derindi.”

    Elinde tuttuğu deniz yıldızını tekrar bırakıyor suyun içine.

    Boğazımda yanık bir tuzlu su tadı. “Aferin sana,” diyorum. Tıpkı babam gibi.

    Kahveyi yanıma getirip, bırakıyor mavi yakalı garson. Küçük pet şişedeki suyu da yanına bırakıyor, zemzem suyu edasında. Usulca aldığım bir yudum kahve, ağzımdaki tadı hiç değiştirmiyor. Kirpiklerimin arasından süzülen birkaç damla, dudaklarımı kavuruyor. Güneş en dik hâliyle vuruyor yüzüme.

    Kızlarım koşarak gelip saçlarındaki suyu saçıyorlar üzerime. “Acıktık ama çok değil,” derlerken, büyük tek ayağının üzerinde zıplayarak kulağına kaçmış suyu attırmaya çabalıyor, küçük; kesik kesik öksürüp başucumdaki su şişesinden bir yudum alıp ağzını çalkalayıp tükürüyor. Birileri bizi dinliyormuş gibi garson koşarak geliyor. Duble bir adet patates kızartma, iki su da karar kılıyorlar. Az önce önümden geçen midyecide aklım kaldığından kendime bir şey söylemiyorum.

    Patateslerin hızla önümüze bırakılması çocukları şaşırtsa da -hemen yanımızdan alınan yanlış siparişin, sistemdeki aksaklığı işletme kendi açısından giderilmiş gibi değerlendirirken- soğumuş bir patatese gönlüm razı gelmiyor. Üstelik içinden bir iki tane ağza atıldığına da şahit olmuşken.

    “Soğumuş bunlar.”

    Şaşkınlıkla bakıyor kızım “Uzatma istersen,” der gibi. Garson elinde tabakla bekliyor. Ben tekrarlıyorum: “Soğumuş bunlar.”

    Garson, parmak arası terlikleriyle kumun içine bata çıka elinde tabak geri dönerken, kulaklığını çıkarmasını işaret ediyorum kızıma. Kısaca konuyu özetleyip işaret ve orta parmağımı gözlerime değdiriyorum. Elindeki telefonu işaret edip parmağımla bir daire çiziyorum kuma. Patatesin yenisi, sularıyla birlikte geliyor. “Ketçabı yana bırak, ortaya sık,” faslı da tamamlanınca yemeğe başlıyorlar. Bir sigara yakıp, soğumuş kahvemden bir yudum alırken aklım hâlâ midyecide, üç tur atan süt mısırcıya rağmen.

    Tok gelini de acıktırır ya bu deniz, bilen bilir. Babanın, soğuk dursun diye denizin içine bıraktığı karpuz, annenin “keçi sütünden,” diye eline tutuşturduğu dondurma, aralıksız her yaz ailesiyle gelip kamp kuran Hollandalı ailenin oğlu Leo ile yenen ilk pizza, Sarsılmaz amcanın eşinin yaptığı sıcacık, fırından yeni çıkmış köy ekmeği.

    “Midyeciiii!” sesiyle cüzdanı elime alıp kalkıyorum.

    “Yirmi tane vereyim, hesap düz olsun abla.”

    “On tane kâfi,” deyince yüzü düşüyor. “Hadi, beş daha ver,” deyince limonu daha düzgün sıkmaya başlıyor. Elinde bira şişesi, apak, kıvır kıvır, bir o kadar gür saçlı adama takılıyor gözüm. Yanına yürüyorum sorgusuzca.

    “Sarsılmaz amca!”

    Hatırlayamamışlıktan öte bir durum seziyorum göz bebeklerinde. Daha uzun bakıp başını sallıyor. “Bildim kızım, bildim.”

    Bozmuyorum hiç. Uzaklardan geçip giden bir teknenin kıyıya bıraktığı dalgaları sorgulayan çocuğun sorusunu soruyorum: “Neden böyle oluyor?” diyorum, daha güçlü gelen dalgaya bakıp. “Dünya bu kadar. Gelir… geçer,” derken aynı cevabı duymak kalbime, onun elleri omzuma dokunuyor.

    Geriye döndüğümde patatesler bitmiş, çocuklar denize koşuyor. Hesabı ödemek için kasaya yöneliyorum. Beni görmüş olmasını fark etmeme rağmen önce; duble patates, üç su, bir acı kahvenin bedeli olan altı bin liralık hesabı ödeyip sonra yanına yürüyorum.

    “Hesaplar düzgün tutulunca dostluklar devam edermiş!”

    Baba sözüm aklımda, onca yıl biriktirdiğim dostluklar cebimde, yanına gidip sarılıp, hâlini hatırını sorup Cemil efemin, “Yine gelirim,” sözümle uzaklaşıyorum.

    Telefon çalıyor. Kumda yanan ayaklarımla zıplaya zıplaya yürürken, elimle kızlara “Gelin,” komutu verip telefonu açtığımda konuşmaya başlıyor Yusuf.

    “Bıraktığım yere mi geliyorum, hani o büyük iki kaktüsün olduğu yere?”

    “Yok, yok; biraz daha ilerisinde ılgın ağaçlarının olduğu bir köşe vardı, orada bekleriz,” diyorum.

    Bir kolumda çanta, diğer elimde midye torbası, aklımda soğuk bir bira, yanımda çocuklar. Yürüyoruz ileri doğru.

    “Var mıydı orada ılgın ağaçları?” Sorgulardan azade tutmak için kendimi sessiz kalıyorum. İçimde yön bulmaya çalışıyorum.


    Gönül Yasemin Ölmez, Bodrum’da doğdu. Lise mezunu. Yirmi üç yıllık çalışma hayatında özel sektörde satış danışmanlığı ve mağaza müdürlüğü yaptı. Derin okuma ile başlayan kendini geliştirme eğitim yolculuğunu, mitoloji ve yaratıcı yazarlıkla halen devam ettiriyor. Bu süreçte iki kollektif kitapta öyküleri de yer alan Gönül Yasemin Ölmez, yazı yolculuğunu sürdüyor.

    YAZARIN DİĞER YAZILARI

    gönül yasemin ölmez suaremag yazar

    Related Posts

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026 KÜLTÜR - SANAT

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026 Manşet

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026 Hakan Akdoğan
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Fotoğraf sanatçısı ve akademisyen Nihal Gündüz, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileriyle hazırladığı “Yüzleşme: Hayalet…

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Wonder: Görünmenin ve kabullenmenin inceliği

    Ocak 22, 2025 Film

    Gelin, Salon İKSV’de Türkiye prömiyerini yapıyor

    Mart 12, 2026 KÜLTÜR - SANAT

    GECE ÇÖKMÜŞ ÜZERİMİZE

    Ekim 1, 2025 SUAREMAG
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.