Close Menu
    Son Eklenenler

    Editörden: KIYIYA VURAN KELİMELER

    Ekim 15, 2026

    ÖMRÜMÜN MEVSİMLERİ

    Ekim 15, 2026

    DALGALAR

    Ekim 15, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Perşembe, Ekim 15
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      KOPENHAG: GÜVENİN VE HAFİFLİĞİN KONFORU

      Eylül 1, 2026

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      2026 Nobel Edebiyat Ödülü Anne Carson’a verildi

      Ekim 8, 2026

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      2026 Emmy Ödülleri’nde Rekorlar Gecesi: Televizyonun Ezberleri Bozuldu

      Eylül 16, 2026

      ÇYDD’nin 2026-2027 burs başvuruları başladı

      Eylül 14, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Polat Özlüoğlu ile “Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar” romanı üzerine

      Ekim 13, 2026

      2026 Uluslararası Booker Ödülü’nün Kazananı “Tayvan Seyahatnamesi” Türkçede!

      Ekim 9, 2026

      Sıradan insanın bir “derbeder” olarak portresi

      Ekim 7, 2026

      Celal Kadri Kınoğlu’nun yeni romanı “Provalar” raflarda

      Ekim 3, 2026

      Tutu Aydınoğlu’ndan Mirzayev’e yeni bir yorum: “Hafızanın Kontrpuanı” albümü çıktı

      Eylül 29, 2026

      Klasik Müziğin çağdaş yorumcularından Janoska Ensemble Bodrum’da

      Ağustos 7, 2026

      AYIN ŞARKILARI: AĞUSTOS AYINDA NE DİNLEYELİM

      Ağustos 2, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      ÖMRÜMÜN MEVSİMLERİ

      Ekim 15, 2026

      İsmi Olmayan Hikâyeler – IX

      Ekim 14, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      İsmi olmayan hikâyeler – VIII

      Ağustos 30, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      Pera Müzesi’nde İki Yeni Sergi: Cumhuriyetin Kamera Arkası ve Frank Bowling

      Eylül 30, 2026

      ‘1914 Kuşağı: Tanıdığımız Ressamlar’ sergisi RHM’de

      Eylül 23, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Bağdat Kavşağı: Savaş, Vicdan ve Kefaret

      Ekim 14, 2026

      37. Ankara Film Festivali’nde Ulusal Kısa Film Yarışması jürisi açıklandı

      Ekim 12, 2026

      Arjantin sinemasından Lütfi Ö. Akad’a: Sinematek’in yeni sezonunda neler var?

      Ekim 9, 2026

      Cennete 9 Tapınak: İnanç, aile ve ölüm arasında 9 durak

      Ekim 5, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kaş Tiyatro Günleri Likya’nın izinde beşinci kez perde açıyor

      Ekim 6, 2026

      14 yıl sonra yeniden perde: Muammer Karaca Tiyatrosu bağımsız tiyatrolara açılıyor

      Eylül 27, 2026

      Tiyatroda “VR” deneyimi: “35 Mayıs” yeniden sahnede

      Eylül 22, 2026

      Sait Faik ile Orhan Kemal “Düş Payı”nda buluşuyor

      Eylül 1, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Editörden: KIYIYA VURAN KELİMELER

      Ekim 15, 2026

      ÖMRÜMÜN MEVSİMLERİ

      Ekim 15, 2026

      İsmi Olmayan Hikâyeler – IX

      Ekim 14, 2026

      Bağdat Kavşağı: Savaş, Vicdan ve Kefaret

      Ekim 14, 2026
    • KİTAPLIK
    • ATÖLYE
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Öykü
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Küçük bir kâğıtta koca bir hayat: Hasip Pektaş ve ekslibrisin hafızası

      Eylül 25, 2026

      ÖZLEM GÜLLER ÜNAL RÖPORTAJLARI

      Eylül 13, 2026

      ‘Yazmak ömür boyu sığınağım oldu’

      Ağustos 29, 2026

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Karanlığın değişen yüzü: Gotik edebiyatın tarihsel gelişimi

      Eylül 15, 2026

      Gotik Mimari: Gotik edebiyatın görkemli yapıları

      Ağustos 10, 2026

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Polat Özlüoğlu ile “Kalbin Durduğu Bütün Zamanlar” romanı üzerine

      Ekim 13, 2026

      “Miras alanlarını rant projesine dönüştürmeden kentin ortak yaşamının parçası haline getirmek meselemiz”

      Ekim 7, 2026

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      ÜST GEÇİT

      Ekim 1, 2026
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » KIYIDA
    SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    KIYIDA

    Ekim 15, 2026Yorum yapılmamış8 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Aylin Graves

    “Denizin sesi, hem çok önce söylenmiş bir şeyin, hem de henüz oluşmamış, gelecekteki bir sesin yankısı.”
    Alberto Manguel

    Yarı karanlık kafeden dışarıyı seyrediyor. İçerisi sıcak, fonda Fransızca bir şarkı. Duvarda geçmiş yılbaşının yanıp sönen ışık zincirleri. Yağmur koca koca vuruyor cama, sürücüler frene bastıkça her bir damlada ışıklar bölünüp çoğalıyor. Rüya, başını eline yaslamış. Babasını aramalı. “Rüya’m,” diye açacak telefonu, bir süredir unuttuğu bir nimeti aniden hatırlamış birinin hayret dolu sesiyle. Konuşma biraz uzarsa arkadan mutlaka Elvan’ın pürüzlü, erkeksi sesi duyulacak. Pırasa saçlı, mini elbiseli Elvan.

    Aylardır yoktu İstanbul’da Rüya, kıyıdaki evdeydi. “Yazar mı olacakmış?” O pürüzlü sesi alaycı gülerken hayal ediyor. “Ne yazarı bu yaştan sonra hayatım? Daha iki satır yazmış mı? Kolaydı öyle yazar olmak! Bu bahaneyle yazlığa da yerleşecek desene. Biz nereye gideceğiz tatilde, yılbaşında?”

    Sonra babasının af dileyen sesi: “Özeniyor kızcağız. İşinden de ayrıldı, ne yapsın, İstanbul’da mı otursun?”

    “Ya, bir de o var. Millet iş diye yalvarıyor, seninkine beğendiremiyoruz. Şanslı valla. Onun yaşındakiler çoluk çocuk sahibi. Seninki nişanlıyı, işi bıraktı, sana güvenip yazar olmaya kalkıyor.”

    “Başka kime güvensin? Ben son nefesime kadar onun üzerine titremek zorundayım, biliyorsun.”

    “Yılbaşında gidemezsek bozuşuruz bak.”

    “Gideriz, ev hepimizin. O da memnun olur, beraber kutlarız.”

    Arabaya atladığında eylül bitmeye yaklaşmış, geçkin bir sarı ışık şehri sarmıştı. Yazlıkçılar anlaşmış gibi hep beraber şehre dönüyorlardı. O ise kalın kalın kazaklar atmıştı bagaja, yün çoraplar, paketi açılmamış bir yorgan, defter, bilgisayar. Herkesin aksine gidiyordu: Yalova, Bursa, Balıkesir, Bergama… Haritada kıvrıla kıvrıla ilerleyen, insanı geçmişe götüren bir fay hattı. Ana yoldan saptığında güneş epey alçalmıştı. O eski günlerde de hep bu saatlerde girerlerdi bu yola, denizin içindeki eve giden yola. Rüya arka koltukta Handan’a sarılmış, hem seviyor bu hantal bebeği hem de ifadesiz cam gözlerinden ürküyor. Direksiyonda babası, dilinde o günlere ait bir şarkı. Yan koltukta sessiz, kapkara gözlü bir kadın. Anne. Çoğunlukla başı pencereye dayalı, dışarıyı izliyor. Arada bir arkaya dönüyor, uzak bir yerlerde kaybolmuş gibi dalgın dalgın Rüya’ya bakıyor. Kara gözleri, Handan’ın cam gözlerinden. Küçük Rüya gözlerini kaçırıyor. Üzerine çullanan anılardan bunalan büyük Rüya ise kasaba girişinde küçük bir çay bahçesinin önünde duruyor.

    Yarım saat sonra eve çoktan varıp denize bakan büyük camların hepsini açmıştı. Yavaş yavaş eve yerleşti, günlerini alışkanlıklarla doldurdu. Öyle güzel bir sonbahardı ki eylül ve ekim yüzerek, yazarak, keyifle geçti. Yemek yapmakla uğraşmıyor, dışarıda bir şeyler atıştırıyordu. Akşam olunca tepeleme dolu şarap kadehiyle televizyonun başına geçiyor, uyuyakalana dek dizi izliyordu. “Oh be,” derken buluyordu kendini sık sık, “tüm bunları yapmak için neden bu kadar bekledim?” Hafta sonları İstanbul’dan arkadaşları geliyordu. Birlikte ışıl ışıl sonbahar denizinde yüzüyor, mangal yakıyor, öğlene dek uyuyorlardı. Ancak ekim geçip havada odun kokusu gezinmeye başlayınca arkadaşları gelmez oldu. Sahilde sadece soyulmuş boyalarıyla yazı bekleyen birkaç baş aşağı kayık, amaçsızca gezinen birkaç boz bulanık kedi kalmıştı. Sokaklar farklı mıydı sanki? Kahvede oturan birkaç yaşlı adam, el örgüsü bereleriyle iki yana sendeleyerek gezinen birkaç teyze, hepsi bu. O sessiz günlerde yürüyordu hep Rüya, kasabanın bir ucundan diğerine, sonra gerisin geriye, sonra arkadaki tepelere. Sokak köpekleri takılıyordu peşine, önce bir çoban köpeği… İyilik dolu bir ses duyunca hemen insanın ardına düşüveren koca köpeklerden… Derken iki oluyorlardı, yazlıkçılardan kalmış, tüyleri birbirine girmiş küçük bir köpek daha, sonra üç, beş. Onlarla konuşa konuşa yürüyordu. Biçareler yorulup peşini bırakıyorlardı bir yerlerde. Karanlık bastığında ay ışığı sokaklara zeytin dallarından, zakkum yapraklarından resimler çiziyor, Rüya kulağında uğuldayan poyrazla bu sefer eve yürüyordu. Plajın başında rüzgâra dalgaların uğultusu da ekleniyordu. Dalga sesi, rüzgâr sesi, dalga sesi, rüzgâr sesi… Ev buz gibiydi. İlk heves geçince şömine yakmak zor olmuştu. Çoğu zaman baca tepiyor, ev duman doluyordu. Bunun yerine bir UFO’nun turuncu ışığı altında oturuyordu artık geceleri. Yapacak bir şey kalmamıştı sanki şu uğursuz yerde. Bir sabah yine peşinde köpeklerle yürürken ayağı bir incir ağacının yeryüzüne yükselmiş köküne takıldı. Sendeledi, düşecek gibi oldu, dengesini sağladı. Geri dönüp ağaca yüksek sesle küfretti, o yetmedi, yerde uzanan köke esaslı bir tekme indirdi. Sonra bir tane daha. Kendini durduramayıp bir çığlık attı. Köpekler korkuyla dört yana kaçıştı. Ve bir tekme daha. Ayak parmakları sızlayana dek vurdu. Sonra çöküverdi oracığa. Can acısıyla, iç acısıyla döktüre döktüre ağladı. Yanından geçen iki yaşlı kadın hiç ses etmediler. Kendini yarım yamalak toparlayınca içeride soba yanan bir kahveye girdi. Kaynar çayı yudumlarken aklına kim bilir hangi terapistin sözleri geldi. Tek bir sebep aramayın. Kişi zaman içinde yavaş yavaş kırılganlaşır. Savunma mekanizmaları, direnci, başa çıkma kaynakları tükenir. Dışarıdan ufacık ve önemsiz görünen bir olay, tamamen dolmuş olan bardağı taşıran son damla olur… Demek böyle böyle taşıyordu insanın içindeki o bardak, yürürken sendeliyor, aniden bütün dünya yıkılıveriyordu insanın başına. Binbir özenle bir arada tutulan her şey, hayatın güçlükle işlenmiş bütün o ilmekleri, bir anda sökülüp gidiveriyordu.

    Günlerce çıkmadı evden. Odadan odaya gezdi durdu, elinde bir dolu, bir boş kadehlerle. Lanet olasıca ev, nasıl izin vermişti babası buraya tek başına gelmesine? Nasıl olmuş da satmamıştı evi bunca yıldır? Nasıl başka bir kadınla gelebiliyordu buraya? Sorular çoğaldıkça ev de gitgide dibi bucağı olmayan bir kuyuya benzemeye başladı. Onları alışverişe yollamıştı annesi, döndüklerinde yoktu, mutfakta bir not. Ona hiç gösterilmemişti, çocuktu ya. En merak ettiği oydu, en bilmek istediği, en soramadığı, en korktuğu. Sahilde sağa sola koşan insanlar… Denizde, denizde… Günler almıştı bulunması, üzerinde bir mavi tişört, kot şort.

    “Roman nasıl gidiyor Rüya’m? Yazıyorsun değil mi?”

    “Uğraşıyorum baba.”

    “Paran var mı?”

    “Yolluyorsun ya.”

    “Yetiyor mu yani?”

    “Yetiyor tabii. Burada neye harcayacağım zaten kış ortasında? Evden çıktığım yok.”

    Telefonun ucunda babası uzun bir nefes aldı. “İstediğin zaman dönebilirsin, biliyorsun değil mi? Kimseye bir şey kanıtlama mecburiyeti yok.”

    Üst dudağını ısırdı. “Biliyorum.”

    “Yılbaşında görüşeceğiz. O zaman konuşuruz.”

    “Konuşuruz.”

    Bir sessizlik. Aralarında hep bir tuhaf, gebe sessizlik.

    Artık yazı masasına oturmuyordu. Bilgisayar hep açık, imleç yanıp sönüyor, Rüya gidip gelip başlığa bakıyordu: Dalgalar. Yarattığı karakterler cansızlaşmış, yazmaya yemin ettiği o hikâye anlamsızlaşmıştı. Dosyayı silmeye ramak vardı. Bir ümit Virginia Woolf’a döndü. Annesini yazmak için başka kime dönecekti? Eski kitaplıktan Deniz Feneri’ni çekti. Sayfalar nemden kırış kırıştı. Okurken bazen içinde bir kıvılcım büyüyor ve aynı hızla sönüveriyordu. “Yok,” diyordu kendi kendine odada volta atarken, “yok, kurudum, çöle döndüm.” Her sabah aynı: önce bir kıpırtı, sonra yıkıntı. Bir akşam, yine hayal kırıklığı saatinde, raftaki bütün Virginia Woolf’ları çekti çekti, yere fırlattı. Lanet kadın! Annesini mahveden kadın! Ne diye tutuyorlardı bu uğursuz kitapları? Hepsini atmalı! Atmalı ki bir daha kimse okumasın! Koştu, mutfaktan çöp poşeti getirdi. Bayan Dalloway, at gitsin! Orlando, çöpe! Duvardaki İşaret, defol! Sizin yüzünüzden, sizin yüzünüzden! Kendine Ait Bir Oda’yı vurulmuş bir hayvanın feryadıyla duvara fırlattı. Kitabın içinden çıkan ufak, narin bir kâğıt parçası döne döne yere süzüldü. Rüya kalakaldı. Birkaç nefes alıp sakinleştikten sonra eğildi, yerdeki kâğıt parçasına uzandı. Annesinin zarif el yazısı: Rüyalardan yapılmışız ve uykuyla çevrilidir küçük hayatımız. Shakespeare. Rüya sözcüğünün altını iki kez çizmiş, üzerine de küçük bir kalp kondurmuş. Annesi, isminin yanına, kalp.

    Babasını aradığında yılbaşı yaklaşmıştı.

    “Geliyor musunuz?”

    “İstiyorduk ama Elvan bir tur buldu. Paris’e gideceğiz, iki gece üç gün.”

    Kendini tutamadı: “Baba, ben yoruldum, dönmek istiyorum.”

    “Yılbaşı için mi?”

    “Hayır, temelli.”

    “E, tamam.” Babası heyecanlı. “Kapat evi, çık gel. En doğrusu bu.”

    Arkadan o pürüzlü ses, madalya kazanmışçasına: “Ben dememiş miydim!”

    “Yazmaktan vazgeçmiyorum, sadece kıyı iyi gelmedi bana. Soğuktan elim kalem tutmuyor. Sokaklar bomboş, kimse yok, neredeyse konuşmayı unutacağım. Deniz de kudurmuş gibi hiç durmuyor. Sabaha kadar dalgaların sesinden uyuyamıyorum.” Der demez pişman oldu. Dalgaların kitabını yazacak o cesur kadın neredeydi?

    “Rüya’m, baştan belliydi ama olsun, denedin, gördün. Dön artık. Boş vakitlerinde yine yazarsın. Fakat yazar olacağım diye her şeyi bırakmak olacak iş değil güzel kızım, düş görmek gibi bir şey. Niye şu biricik ömrün düş görerek geçsin?”

    Düşlere meraklı olan babası değildi tabii. O, kızının adını Sevda koymak istemiş, annesi tutturmuş Rüya olacak diye.

    “Peki, herkese ne diyeceğim?”

    “Bırak herkesi yavrum. Başkalarının ne önemi var? İstediklerini düşünsünler, bize ne.”

    Valizini topladı. Kalpli notu dikkatle katladı, cüzdanına, annesinin resminin arkasına sıkıştırdı. Perdeleri çekti, ev karardı. Yol onu boş tarlaların, zeytinliklerin, devasa kollarını gökyüzüne uzatmış rüzgâr güllerinin arasından geçirdi. Sağlı sollu elektrik direkleri, önde bir iki araba, bazen bir kamyon. Terk edilmiş gibi duran mola yerleri. Şehre yaklaşınca yolun iki yanı, içinde ışıklar yanan, insanlar yaşayan sıra sıra apartmanlarla çevrelenmeye başladı. İstanbul’a vardı.

    Valizi eve çıkarıp bir solukta kafeye geldi. Tabii o da biliyor, giderken büyük büyük konuştuğu bütün o insanlarla yüzleşmesi kolay olmayacak ama bir şekilde yapacak. Babası yakında bir iş de ayarlar ona. “Bizim kız biraz hayalperesttir,” der eşine dostuna, “annesinden sonra böyle oldu. Hoşgörüyoruz, hiç olmayacak bir travma yaşadı parmak kadar çocukken. Ama okulda başarılı oldu, yüksek lisans da yaptı. Yazarlık bir düştü, geldi geçti.” Babasının çevresi geniştir, sevilen insandır, yakında iyi bir işi olur. Sabah erkenden kalkar, saçlarını yaptırır, ofise gider. Yine sokaklarda kalabalığın içinde yürür, mağazalara girer çıkar, üst baş dener, pahalı yemekler yer. Arada cilt bakımı, botoks. Terapiye de yeniden başlamalı. Bu arada belki hoşlanacağı biri de çıkar karşısına, belli mi olur. Hayat ne de olsa şehirde gürül gürül akıyor. İnsan dediğin böyle yaşamalı, değil mi? Ama işte şimdi yarı karanlık kafede öylece dışarıya bakıyor. İçerisi sıcak, fonda Fransızca şarkılar, duvarda yanıp sönen ışık zincirleri. Yağmur koca koca damlalarla vuruyor cama, sürücüler frene bastıkça ışıklar bölünüp çoğalıyor. Rüya başını eline yaslamış. İçinde kurşunî dalgalar, ıssız bir kıyıya vuruyor, vuruyor.


    Aylin Graves öykü suare öykü

    Related Posts

    Editörden: KIYIYA VURAN KELİMELER

    Ekim 15, 2026 H. Nilgün Karataş - Suare

    ELLERİNDEN AKAN NEHİR

    Ekim 15, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    KİMYON ÇİÇEĞİ

    Ekim 15, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    ŞAKA ŞAKA!

    Ekim 15, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Editörden: KIYIYA VURAN KELİMELER

    Ekim 15, 2026 H. Nilgün Karataş - Suare

    H. Nilgün Karataş Yüzeyde başlayan küçük bir titreşim, hafif bir esintiyle. Kilometrelerce ötede gerçekleşen bir…

    ÖMRÜMÜN MEVSİMLERİ

    Ekim 15, 2026

    DALGALAR

    Ekim 15, 2026

    BENİM DALGALARIM

    Ekim 15, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Yolda Olmak, Var Olmaktır

    Ağustos 9, 2025 KÜLTÜR - SANAT

    YANLIŞ BAVUL

    Temmuz 15, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    SAYIM ÇINAR İLE KÜLTÜR SANAT TURU

    Temmuz 1, 2025 KÜLTÜR - SANAT
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Editörden: KIYIYA VURAN KELİMELER

    Ekim 15, 2026

    ÖMRÜMÜN MEVSİMLERİ

    Ekim 15, 2026

    DALGALAR

    Ekim 15, 2026

    Haber Bülteni

    Haber Bültenimize Abone Olun

    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.