ALPERHAN BENLİOĞLU
Ryan Coogler’ın yönetmenliğinde, Michael B. Jordan’ın çift rol performansıyla hayat bulan Sinners, korku janrını kanlı klişelerin ötesine taşıyan, tarihsel ve politik bir yüzleşme anlatısı. 1930’ların Mississippi’sinde geçen film, vampir mitosunu ırkçılık, toplumsal hafıza ve müziğin birleştirici gücüyle iç içe geçiriyor. Jim Crow gölgesinde kurulan bir juke joint hayali, kadim bir kötülükle çatışmaya dönüşürken film şu soruyu ortaya bırakıyor: Gerçek canavar kim?

Ryan Coogler ve Michael B. Jordan ikilisi, Sinners ile korku janrına sadece kan değil, tarihsel bir ruh ve derinlik katıyor. 1930’ların Mississippi atmosferini vampir mitosuyla birleştiren film, 2025’in en çok konuşulan işlerinden biri olmayı başardı. Filmi anlatmaya başlamadan Sinners’ın, en iyi film, en iyi yönetmen ve en iyi erkek oyuncu dahil olmak üzere 16 dalda ödüle aday gösterildiğini de belirteyim.
Filmin kalbinde, Chicago’daki karanlık geçmişlerinden kaçıp memleketlerine dönen Smoke ve Stack adlı ikiz kardeşler yer alıyor. Ancak döndükleri yer, sadece Jim Crow yasalarının ırkçı gölgesinde bir kasaba değil; aynı zamanda kadim bir kötülüğün uyanışına sahne olan tekinsiz bir coğrafyadır. Kardeşler, bir “juke joint” (müzikli eğlence mekanı) açıp yeni bir hayat kurmayı hayal ederken, kendilerini hayatta kalma savaşının tam ortasında bulurlar.
Michael B. Jordan, ikiz kardeşleri canlandırdığı çift rolüyle kariyerinin en etkileyici performanslarından birini sergiliyor. Ona eşlik eden Hailee Steinfeld ve Delroy Lindo gibi isimler, hikâyenin dramatik ağırlığını başarıyla taşıyor. Coogler, vampir temasını toplumsal bir metafor olarak kullanıyor. Afro-Amerikan deneyimi, toplumsal hafıza ve müziğin birleştirici gücü, korku unsurlarıyla ustaca harmanlanıyor. Film, “gerçek canavar kim?” sorusunu sormaktan çekinmiyor.

Siyahi halk yıllardır ırkcılıkla mücadele ederken Martin Luther King Jr.’ın I have a dream sözü hepimizin hala kulaklarındadır. Filmde ise beyazlar (filmin deyimiyle soluk benizliler) vampir olarak bir metafor halinde siyahileri yok etmek için uğraşmaya devam ediyorlar. Bununla birlikte arka plandaki müziğin birleştirici gücü de filmin ana merkezine oturmuş durumda.
Sinners, sadece zıplatma odaklı (jump-scare) bir korku filmi arayanları hayal kırıklığına uğratabilir. Ancak;güçlü bir psikolojik doku arıyorsanız, tarihsel travmaların fantastik ögelerle nasıl işlendiğini merak ediyorsanız veya görsel ve işitsel bir şölen deneyimlemek istiyorsanız bu film tam size göre.
90’lı yılların başında çok popüler olan orta çağ vampir teması ve değişmeyen kurallar yıllar sonra da karşıma çıkınca bana nostaljik bir mutluluk da kattı. Sarımsak’tan kaçan, gün ışığına çıkamayan, davet edilmeden eve giremeyen, gümüş ve kalplerine çakılan kazığın öldürdüğü sevgili dostlarımız vampirler bu filmde herkese tekrar şu soruyu sorduruyor: “Gerçek vampir kim?” Cevabı hepimiz biliyoruz. İyi Seyirler 😊

Alperhan Benlioğlu
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Fizik Bölümü ve Anadolu Üniversitesi İktisat Bölümleri mezun olduktan sonra kariyerime Hacettepe Üniversitesi’nde MBA ile devam ettim. Aselsan’da 12 yıl Proje Yöneticisi olarak görev yaptıktan sonra, kariyerini Prowin Danışmanlık’ta Genel Müdür Yardımcısı olarak sürdürüyorum. Sinema ve edebiyat ile yakından ilgileniyorum. “Sihirli Maceralar Kitabı”, “Bal Porsuğu Uzaylılara Karşı” ve “Hindistan Cevizine Ne Oldu?” isimli üç çocuk kitabım bulunuyor. Bugüne kadar şiir ve hikayelerim 10’un üzerinde farklı kolektif kitapta yer alırken, yazmaya devam ediyorum.


