FELSEFEYİ, EDEBİYATI VE MODERN DÜŞÜNCEYİ ETKİLEYEN MİTOLOJİK FİGÜRLER – 1
H. Nilgün Karataş
Başlarken;
Mitoloji oldum olası zihnimi kurcalayan, beni uzun yıllardır bitmeyen okumalara sürükleyen bir alan. Ancak bu kadim anlatılarla olan ilişkim, edebiyat yolculuğumda köklü bir kırılma yaşadı. İlk romanım Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar’ı kaleme alırken, mitolojinin iki trajik ve sarsıcı figürü olan Medusa ve Daphne üzerine yaptığım derinlemesine okumalar, bana tamamen yeni bir bakış açısı kazandırdı. Ardından, şu an yayımlanma aşamasında olan yeni öykü kitabımın dünyasını kurarken yaptığım yoğun mitolojik araştırmalar, bu yeni bakış açısını zihnimde iyice pekiştirdi. Şüphesiz ki, bir felsefe öğrencisi olarak edindiğim akademik disiplinin ve teorik bilginin de bu düşünsel dönüşümde payı büyük.
Benim için mitoloji artık; sadece geçmiş zaman masallarından, anlaşılması güç tozlu metinlerden ya da kudretli, zalim tanrıların o tuhaf ilişkiler ağından ibaret değil. Mitoloji, aslında bugünkü dünyanın, insanlığın değişmeyen çıplak gerçeğinin biraz abartılı ve görkemli bir anlatımı. İnsanın kendi gerçeğiyle, ham ve yalın haliyle yüzleşmesi zordur; belki de bu yüzden binlerce yıldır gerçeklerimizi mitlerin arkasına gizleyerek kabul edilebilir kılıyoruz.
Mitolojik figürlerin bugünkü sokaklarda, plazalarda, evlerde süregelen izdüşümleri üzerine düşünürken doğdu bu yazı dizisi. Suare Dergi’de her ay bir mitolojik figürü masaya yatıracak, ona bugünün aynasından bakarak yeniden yorumlayacağız. Sınırları, cezaları, arzuları ve başkaldırıları deşifre ederken, aslında hepimizin, yani modern insanın hikayesini yeniden yazacağız.
Keyifli okumalar…

Biliyoruz ki mitler; yalnızca bir dönemin hayal gücünü değil, insanlığın değişmeyen sancılarını taşır içinde. Aradan binlerce yıl geçer, şehirler değişir, inançlar dönüşür, çalışma biçimleri farklılaşır ama o figür bir şekilde yaşamaya devam eder. Çünkü artık bir mit olmaktan çıkmış, insanın kendisine dönüşmüştür. Sisifos tam da böyle bir figürdür.
Yunan mitolojisinde Sisifos (Sisyphos)
tanrıları kandırdığı için cezalandırılan bir kraldır. Ona verilen ceza ise ilk bakışta oldukça basit görünür: Devasa bir kayayı dağın zirvesine kadar taşımak. Fakat tam zirveye ulaştığında kaya yeniden aşağı yuvarlanır. Sisifos tekrar iner. Yeniden iter. Kaya yeniden düşer. Bu döngü sonsuza kadar sürer.
Mitin asıl ağırlığı burada başlar. Çünkü Sisifos’un cezası fiziksel yorgunluk değildir yalnızca. Asıl mesele, yaptığı şeyin hiçbir zaman tamamlanmayacağını bilmesidir. Bir sonuca ulaşamayacağını, bütün çabasının tekrar başa döneceğini bilerek yaşamaya devam etmek zorunda kalmasıdır. Bu nedenle Sisifos miti, modern insanın ruh hâline belki de antik çağlardan daha yakındır bugün.
Uyumsuzluk: Sessiz Bir Dünyada Anlam Aramak
Albert Camus’nün Sisifos’a yeniden dönmesinin nedeni de budur. Camus, Sisifos Söyleni adlı eserinde bu figürü yalnızca mitolojik bir karakter olarak ele almaz; onu modern çağın insanına dönüştürür. Çünkü Camus’ye göre insanın asıl trajedisi, anlam arayan bir bilinçle, bu arayışa cevap vermeyen dünya arasında sıkışıp kalmasıdır.
“Uyumsuz (absürd), temelde bir kopuştur. Ne karşı karşıya duran elemanların birindedir ne de ötekinde. Onların karşı karşıya gelişinden doğar” diye özetler Camus bu durumu.
İnsan sürekli bir anlam ister; neden yaşadığını, neden çalıştığını, neden acı çektiğini bilmek ister. Fakat dünya çoğu zaman sessizdir. İşte Camus’nün “absürd” dediği şey tam olarak bu karşılaşmada ortaya çıkar.
Plazanın Sisifosları: Performans Kültürü ve Yeni Kayalar
Bugün Sisifos’a baktığımızda yalnızca mitolojik bir kral görmüyoruz artık. Sabah aynı saatte uyanan, aynı yolları yürüyen, aynı toplantılara giren, aynı performans baskısıyla yaşayan milyonlarca insanı görüyoruz. Modern çalışma düzeni insanı yalnızca yorulan bir bedene dönüştürmüyor; aynı zamanda sürekli kendisini yeniden üretmek ve optimize etmek zorunda kalan bir varlığa dönüştürüyor.
Çağdaş düşünür Byung-Chul Han’ın Yorgunluk Toplumu’nda işaret ettiği gibi; modern insan artık dışsal bir baskıyla değil, içselleştirilmiş bir başarı zorunluluğuyla tükeniyor. Han, modern öznenin kendi kendinin sömürücüsü haline gelişini anlatırken adeta günümüz Sisifos’unu tarif eder. Artık yalnızca çalışmak yetmiyor. Daha verimli olmak, daha görünür olmak, daha başarılı olmak, daha motive görünmek gerekiyor. İnsan yalnızca emeğini değil, kişiliğini de sisteme sunmaya başlıyor. Mark Fisher’ın Kapitalist Gerçekçilik kavramında vurguladığı “başka bir alternatif yok” hissi, taşın altındaki modern insanın zihinsel sınırlarını çiziyor.
Bu nedenle Sisifos’un kayası bugün yalnızca bir taş değildir. Bazen bir plaza hayatıdır. Bazen bitmeyen borçlardır. Bazen sürekli güçlü görünmek zorunda bırakılan bir insanın taşıdığı duygusal yüktür. Bazen de insanın kendisini kaybetmemek için sürdürdüğü görünmez mücadeledir.
Modern insanı bekleyen en büyük tehlike kayanın dağın zirvesinden aşağı düşmesi değil; bir gün onu neden taşıdığını tamamen unutması olabilir. Bu nedenle önce kayanın anlamı geri kazanılmalıdır.
Zirve İllüzyonu ve Devam Etme İnadı
Modern çağın en büyük yanılsamalarından biri de sürekli bir “zirve” fikri üretmesidir. Eğer yeterince çalışırsak, yeterince gelişirsek, yeterince doğru seçimler yaparsak sonunda tamamlanmış hissedeceğimiz söylenir bize. Oysa Sisifos miti tam tersini anlatır. Hayatın kendisi çoğu zaman tamamlanan değil, sürdürülen bir şeydir. İnsan bazen tam ulaştığını düşündüğü anda kayanın yeniden aşağı düştüğünü görür.
Belki de bu yüzden Sisifos bugün yalnızca felsefenin değil, psikolojinin, sosyolojinin ve modern yaşam eleştirilerinin de merkezinde duran figürlerden biri hâline gelmiştir. Çünkü o, insanın tükenmişliğini olduğu kadar devam etme inadını da temsil eder.
Camus’nün metnindeki en çarpıcı nokta ise burada ortaya çıkar. Camus, bütün bu anlamsızlık duygusuna rağmen Sisifos’un yenilmiş biri olduğunu söylemez. Tam tersine, metni o sarsıcı cümleyle bitirir:
“Zirvelere doğru tek başına didinmek bile bir insan yüreğini doldurmaya yeter. Sisifos’u mutlu olarak tasavvur etmek gerekir.”
Bu cümle ilk bakışta çelişkili görünür. Fakat Camus’nün kastettiği mutluluk, neşe ya da huzur değildir. Buradaki mesele, insanın hayatın mutlak anlamını bulması değil; anlamsızlığı görmesine, sistemin tüm dayatmalarına rağmen kayayı kavraması ve yaşamayı sürdürmesidir. Bu, boyun eğmek değil; döngünün bilincinde olarak sisteme karşı bir başkaldırıdır.
Çoğu zaman insanı ayakta tutan şey büyük, göksel cevaplar olmaz. Küçük ama gerçek nedenler olur. Bir dostluk. Bir cümle. Bir kitap. Bir aşk. Bir direniş biçimi. İnsan yalnızca kendi anlamını kurabildiği ölçüde hayatta kalır. Sisifos miti bu yüzden yalnızca umutsuzluğu anlatmaz. Aynı zamanda insanın düşe kalka sürdürdüğü var olma çabasını anlatır. Kayayı yeniden taşımak zorunda olduğunu bilmesine rağmen yürümeye devam eden insanı.
Ve belki de tam da bu yüzden Sisifos hâlâ bizimle yaşıyordur.
SİSİFOS OKUMA LİSTESİ
I. TEMEL OKUMA
- Albert Camus – Sisifos Söyleni Türkçede Sisifos üzerine en temel metin hâlâ budur. Camus burada yalnızca miti anlatmaz; insanın anlamsızlık karşısındaki durumunu sorgular. “Gerçekten önemli tek felsefe sorunu intihardır” cümlesiyle başlayan kitap, absürd düşüncenin temel taşlarından biridir. Özellikle “uyumsuz insan”, “başkaldırı” ve “anlamsızlığa rağmen yaşamak” meseleleri açısından merkezîdir.
- Albert Camus – Yabancı – Bu romanı Sisifos Söyleni’nin kurmaca karşılığı gibidir. Meursault karakteri, Camus’nün absürd insan fikrini günlük yaşam içinde görünür hâle verir.
- Albert Camus – Başkaldıran İnsan – Sisifos’un bireysel direnişinin toplumsal ve politik boyutunu görmek için önemlidir. Camus burada insanın neden isyan ettiğini sorgular.
II. FELSEFİ DERİNLEŞME
- Søren Kierkegaard – Kaygı Kavramı – Camus’nün karşı çıktığı ama aynı zamanda beslendiği düşünsel damarlardan biridir. İnsan neden boşluk hisseder? Kaygı neden özgürlüğün bedelidir? Sisifos’un psikolojik tarafı burada derinleşir.
- Friedrich Nietzsche – Böyle Buyurdu Zerdüşt – Özellikle “ebedi dönüş” fikri açısından önemlidir. Hayatı tekrar tekrar yaşamaya razı olmak düşüncesi, Sisifos’un sonsuz döngüsüyle güçlü biçimde ilişkilidir.
- Jean-Paul Sartre – Bulantı – Modern insanın dünyaya yabancılaşmasının edebî ve felsefi karşılığıdır. Sisifos’un modern şehirdeki hâli gibi okunabilir.
- Viktor Frankl – İnsanın Anlam Arayışı – Camus’nün absürdüne başka bir cevap verir. Anlamsızlık içinde bile anlam üretmenin mümkün olup olmadığını sorgular.
III. MODERN DÜNYADA SİSİFOS
- Byung-Chul Han – Yorgunluk Toplumu – Modern Sisifos’u anlamak için en önemli çağdaş metinlerden biri. Han’a göre modern insan artık dışsal bir baskıyla değil, içselleştirilmiş performans zorunluluğuyla tükeniyor. İnsan kendi kayasını kendi üretmeye başlıyor.
- Byung-Chul Han – Psikopolitika – Modern sistemin insanı nasıl sürekli üretmeye, görünür olmaya ve kendisini optimize etmeye zorladığını anlatır.
- Zygmunt Bauman – Akışkan Modernite – Modern insanın neden sürekli bir “tamamlanamama” hissi yaşadığını anlamak için güçlü bir kaynak.
- Mark Fisher – Kapitalist Gerçekçilik – “Başka bir dünya mümkün değil” hissinin insan psikolojisini nasıl kuşattığını anlatır. Sisifos’un sistemsel tarafını okumak için önemli.
IV. MİTOLOJİK ARKA PLAN
- Azra Erhat – Mitoloji Sözlüğü – Türçedeki en temel mitoloji kaynaklarından biri. Sisifos’un klasik mitolojik anlatısını anlamak için başlangıç noktası olabilir.
- Robert Graves -Yunan Mitleri – Mitlerin farklı versiyonlarını ve sembolik anlamlarını görmek açısından önemli.
- Edith Hamilton – Mitologya – Daha anlatı odaklı ve akıcı bir giriş kitabı.
Mitolojinin kudretli figürlerini bugünden okumak ve aslında bizim hikayemizi yeniden yazmak için… Her ay yeni bir izdüşümde buluşmak üzere.

Henize Nilgün Karataş
Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar romanının yazarı, gazeteci, editör ve felsefe öğrencisidir. İlk romanı için Medusa ile Daphne eksenli mitolojik okumalar yaparken, araştırmalarını yoğunlaştıran yazar, bu anlatıları felsefi bir disiplin ve yeni bir bakış açısıyla harmanlıyor. Üretimlerinde mitolojiden beslenmeye devam eden Karataş, Suare Dergi için hazırladığı bu yazı dizisinde ise her ay bir mitolojik figürün günümüzdeki izdüşümlerini inceleyerek modern insanın hikayesini yeniden yorumluyor.


