Yusuf Ziya Beyzadeoğlu
Bütün gücümü topladım. Karın kaslarımı iyice sıkarak, iyice bağırdım. Bir saat daha dayanabilirim. Sonrasında öleceğim.
İki haftadır yalvara yalvara bağırıyorum.
Kadın arayışı, anne arayışı, anneden ayrılış, kadına olan arzu, kadına olan özlem, kadına olan ihtiyaç, kadının varlığı, kadına muhtaçlığım.
Kadına ulaşmak için son bir saatim. Daha fazla dayanabileceğimi sanmıyorum. Bacaklarım tutunduğum ağacı daha fazla tutamayacak ve düşeceğim. İçinden çıkmak için on üç yıl beklediğim toprağa ölü bir beden olarak düşüp içine gömüleceğim.
On üç yıldır toprağın altındayım. Annemi hiç görmedim. On üç yıldır ağaç köklerinden topraktan emdim annemi. Beni doğa besledi. Sert kabuğumu bana toprak altında doğa oluşturttu. Ne gecesi var ne gündüzü, sürekli bir yaşamak ve yaşamamak arasında sabrettim. Kalışımı sabrettim. Çıkışımı resmettim ağaç köklerine. Tam zamanı geldiğinde hazır olmak için kadına. Tam zamanında layık olmak için. Benim gibi nicesine hayat vermek için sabrettim.
Gün yüzü görmedim. Ağustosu bilmedim. Sürekli gücümü tasarruf ederek bekledim. Gözümü açmadım. Gözümü açarsam sabredemezdim. Kabuğumdan çıkmadım. Kabuğumdan çıkarsam toprağın altında yaşayamazdım. Beni ölüden farklı yapan tek şey umudumdu. Oradan çıkma umudum. Bir gün kadına ulaşma umudum.
Bağırıyorum. On üç yılımı bağırıyorum. Ait olmadığım o yere nasıl sabrettiğimi, ne kadar güçlü olduğumu bağırıyorum. Karın kaslarımı birbirine bağlıyorum.
Benim yaşadıklarımı yaşamayan kimsenin beni anlamasını beklemedim. Benimle müzik yapıp tembellik ediyor diye dalga geçmişler. Hiç müzik yapmayanların beni anlamasını beklemedim. Müziğin acıdan çıktığını kimse size anlatmadı mı? Bu bağırışımdaki acıyı duymayacak kadar mı sağır oldunuz? Neden karınca çalışkan ben tembel oldum. Neden o sabırsız ben sabırlı olmadım? O hep kadınla, ben hiç anneye doymadım. Onun aferin alacağı bir kraliçesi var, ben hiç güzel bir söz duymadım. Onlar gökyüzünde sevişti, ben kabuğumdan çıkmadım. Onlar ait oldukları yerde doğdu, ben mezarıma bile sığmadım. Birazdan toprağa düştüğümde onlar beni yiyecek, ben henüz bir kadına dokunmadım.
On üç yılın sonunda ait olmadığıma karar verdiğimde toprağıma, yeryüzüne çıktım. Yeraltında beni koruyan kabuğumun ne kadar ağır olduğunu o zaman farkettim. Kabuğumdan çıktım. Hemen çıktım. On üç yıllık topraktan çıkışım gibi. Korkmadan çıktım. Ağladım kanatlarımı görünce. Ben bile beni tanımıyormuşum. Şimdi beni beğenirler. Beni hiç kanatlı görmediler dedim. Bekledim. Beni görmelerini bekledim.
Zaman geçtikçe beni görmediklerini farkettim. Bağırmaya başladım. İçimden, tam karnımdan, bütün ihtiyaçlarımın merkezinden bağırdım. Kanatlarımı, sabrımı, çabamı, bana atılan iftiraları, çocukluğumu, kabuğumu… Sonra biraz zaman geçince özlemimi, çaresizliğimi, açlığımı bağırdım. Kadınsız ölmek istemiyorum diye bağırdım.
Ben aylaklık etmek için şarkı söylemedim. Şarkı söylemezsem öleceğim için söyledim. Şarkı söylemediğimde öleceğimi kimse görmedi. Şarkının beni besleyen sütüm olduğunu, o olmazsa benim olmayacağımı kimse görmedi. On üç yılımı kimse görmedi.
Şimdi ölümün kıyısında son reddedilişimin kırgınlığını yaşıyorum.
Öldüğümde beni yuvasına hızlıca taşıyan karıncaya, bir aferine vesile olacağım kraliçesinden. Benim şarkılarımı kimse bilmeyecek. Varlığı bir anlam yaratamadı, yokluğu da bir yokluk yaratmayacak. Yokluk bile yaratamayan varlığım, yokluğun bile varolmayacak.
On üç yıl.
Kanatlarımın olduğunu bilmiyordum.
Şarkı değildi benimkiler, bir ihtiyaçtan bahsediyordum.
On üç yıldır sabrın sembolü kökle besleniyordum,
Beni beklemek değil, gelmeyeceğini anlamak öldürdü,
Toprağın altında doğdum, gökyüzü mezarım oldu,
Şarkı söylediğim için tembel oldum,
Açlıktan değil yalnızlıktan öldüm.

Yusuf Ziya Beyzadeoğlu, 2013 yılında Uludağ Üniversitesi Makine Mühendisliği’nden mezun oldu. 12 yıldır Türkiye’de otomotiv sektöründe Ar-Ge çatıları altında çalışmaktadır. Son iki yıldır yöneticilik başlığı altında insana dokunmanın mutluluğu içindedir. 2022 yılında evde yaptığı müziğini dijital müzik platformları aracılığıyla paylaşmaya başlamıştır. Halen şarkı sözü yazar, besteler. Tiyatro ile ilgilenir. Kapadokya Edebiyat Buluşmaları’nda yaptığı denemelerin ardından yazmaya niyetlenmiştir.

