Close Menu
    Son Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Pazar, Temmuz 5
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Narcissus – Benlik, İmaj ve Modern Ego

      Ocak 7, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Suare Kitaplığı ve Suare Yazarları Sarıyer Edebiyat Günleri’nde Okurlarla Buluşuyor

      Haziran 15, 2026

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026

      Kendi ‘araf’ının çıkmaz sokağındaki insan

      Haziran 30, 2026

      Figen Ormancı’dan yeni roman: Hiç Kimsenin Gölgesi

      Haziran 29, 2026

      40 Dilde Yayımlanan Dünya Çapındaki Fenomen Roman “Theo” Türkiye’de!

      Haziran 26, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Mayıs 9, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İfşa Günü: Yeni Başlayanlar İçin ‘Yeni Gerçeklik’

      Haziran 13, 2026

      Altın Palmiye Cristian Mungiu’nun oldu

      Mayıs 26, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Bir Yansımanın İçinden Dünyaya Bakmak

      Haziran 22, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      SEANS VE SONRASI

      Temmuz 1, 2026

      IL TEMPO SOSPESO.            

      Temmuz 1, 2026

      GATTACA: SEÇİMLERİMİZ GERÇEKTEN BİZE Mİ AİT? 

      Temmuz 1, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » TÖVBE  
    Gönül Yasemin Ölmez

    TÖVBE  

    Kasım 1, 2025Yorum yapılmamış11 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Gönül Yasemin Ölmez

    Mutfak tezgahının tam ortasına gelecek şekilde terazilenmiş, çift kanatlı, ahşap çerçevesi yeşile dönük pencereye, arada bir başını kaldırıp bakıyordu. Geleni görebildiğimiz, gideni bahçe kapısına kadar uğurladığımız bu pencerenin perdesini hiç örtmezdik biz.

    Kalan yemeği tencereden küçük saklama kabına boşalttı. Lavabonun içine koyup, önce bir tur durulatıp, bolca deterjan döktüğü süngerin sert kısmıyla ovalamaya başladı. Kenarda duran krom telini de aldı süngerin içine. Sürttü, sürttü, sürttü… Kapının açılıvermesiyle sandalyeyi bitiştirip oturduğum masanın altından tutup, sandalyenin ön iki ayağını yerden çektirip, biraz da geriledim.                           

    “Düşersin bak, yapma öyle.”     

    Boşlukta hissettim kendimi duyamayınca bir an. Bakışlarımı annemden çekip, kapıya döndürdüm. Bir ayağıyla açılan kanadı tutarken, kapının koluna da tutunmuş, başını sağa sola sallıyor, dipsiz bir kuyunun içine düşmüşçesine kömür karası gözleriyle etrafı tarıyordu. “Hayırdır bu saatte!” söylemimle, koldan elini çekip, sigarasından derin bir nefes alırken, diğer eliyle kalçasına düşmüş siyah donunun belini çekiştirdi. Ayağı hala kapıdaydı.                                              

    “Goca paranın ölen ninesinin donları mı üzerindeki? Bir lastik geçiriverselermiş bari. Ne kadar acımasız şu insanlar,” deyiverişime bin pişman olsam da, söz ağızdan çıkmıştı bir kere. Deliydi deli olmasına da, sağır değildi.

    Yerden gözlerini kaldırıp, gözlerime dikip, ağzında tuttuğu dumanı üfledi uzun uzun Fadik. Annem havluyu fırının koluna astı. “Nazmiye yengeyi, getirdiler artık bugün hastaneden,” derken havluyu tekrar eline alıp, bulaşık selesinin içindeki tencereyi ovalamaya başladı. 

    Yanına gidip boynuna sarıldım. Acımız kimliklere daraltılmayacak kadar ortak, birinde benimki bir fazla, diğerinde onunki. Bir yıl olmuştu daha, hem annesini hem eşini on gün arayla kaybedeli. Tencerenin bir kulpu onda, diğerini ben tutum. 

    “Yeter anne ya. Bak; ayna gibi parlıyor,”  sözümü, tencerenin içine düşüveren bir çift damlayla kestim. Elinden alıp ocağın üzerine koyarken kapağını da örttüm. İlk kez görüyordum onu böyle.

    “Tamam kızım, tamam. Yok bir şey,” deyip çekmeceli konsolun önüne yürüdü.

    Elbette tamamdı. Çeliktendi bizim her şeyimiz. Eyvallah eder miydik Azrail’e. İndi onlar bir kez ölüler diyarına. Styx Nehrinin kayıkçısı Kharon’u, üç başlı köpek Cerberius’u ve ruhların üç yargıcının kalbini yumuşatmak için her günün gecesinde bakmıştık birlikte o pencereden gökyüzüne. Bir şans verilmişti aslında onlara da Orpheus ve sevgilisi gibi. O, uzun, karanlık yol boyunca yürürken ve son ana kadar direnmişken, ışığı gördüğü anda bakmasaydı ardına. Bu hata ile sevgilisini sonsuza dek yitirdi. Şimdi kim karanlıkta, kim aydınlıkta? Kim bilebilir!  

    Eğilip en alt çekmeceyi açıp rastgele bir yemeni çıkardı. Anlamıştım o an.  

    “Sakın geleyim deme ardımdan, hadi Fadik gidelim kızım,” derken terliklerini giymiş, peşinden giden Fadik, iki eliyle tutuyordu siyah eşofmanını belinden.                                                                                                     

    İki gündür yanmayan sokak lambasının önünden geçerlerken, annesinin el fenerini tuttu duvarın üzerinden gözüme. Peşleri sıra başları beyaz namaz örtülü kadınlar geliyordu. Kapının önünden içeri döndüm.

    Masanın üzerinde kalan ekmek kesme tahtasını lavabonun içine alıp selenin içindeki bıçakla kazıdım, üzerine yapışık ekmek kırıntılarını. Zamansızdı biliyorum. Kurdanıyı çevirdim yavaş yavaş. Su damlacıklar halinde döküldü. Kolumla yanağıma değen köpükleri sildirdim.

    Gittikçe yakınlaşan müziğin sesiyle başımı çevirdim yana. Diğerlerine göre, ışığı çok farklıydı bu dizinin görselleri gibi. Bugün izleyeceğimiz bölümün fragmanında Asmalı Konak yanıyordu.                                       

    Yanmayı izlemeyi beklemekle, ölmeyi bekleyeni izlemek arasında ne fark vardı ki?  İkisi de kül olup gidecekti, ruhlarını geride bırakıp. Tam da istediğim şey.                                                                      

    Anneannemi, gasilhaneye döndürdüğümüz evin alt katında yıkarlarken, (ben dışarıda duvarın köşesinde, ayağımın yanından geçen köpük köpük sulara dalmış, bildiğim tüm duaları okurken içimden)  tarladan ineğini sağmış, elinde süt bakırıyla geçmekte olan “Eee.., üzülme kızım. Düğünü bayramı artık onun bugün,” deyiveren kadından öğrenmiştim. Ondan önce giden tüm sevdikleri eşlikçilermiş o an, ona ve tüm musalla taşında yatanlara. 

    “Yalnız değil. Mahşere kadar birlikteler artık,” demişti. Açık duran kapıya bakıyorum. Nazmiye nineyi çok severdi babam.                              

    Sandalyeye oturup bitiştirdim yine masaya. Öznesini yitirmiş gözlerim, sürahinin yanındaki su dolu bardağa bakıp, dalıyor. Müzik yükseliyor, ışık çekiliyor, ekran kararıyor birden. Başımı eğdiğim beyaz naylon masa örtüsünün üzerinde bir karaltı, ben yaklaştıkça büyüyor.                        

    “Bu kadar uzun değildi ki boyun” deyişime homur homur, homurdanıyor.

    “İyi o zaman” deyi veriyorum. “Ben büyütmüşüm belli ki seni gözümde.”

    Su bardağını çekiyorum önüne. “İç” diyorum. “Uzun yoldan geldin, az biraz nefeslen.”

    Baktım ne su içiyor, ne de konuşmaya hevesli, başlıyorum sallanmaya. Daha hızlı, daha hızlı sallanıyorum salıncak misali. Ağlayan bir çocuk sesi geliyor kulaklarıma. Görüntüde diz kapakları kanıyor. Düştüğü yerden eline bulaşan toprak, sicim gibi dökülen, silmek istediği yaşlarla gözlerinin içine dolmuş, çamurlaşmış yanaklarında.                                                                      

    “Ağlama bakiyim, çocuklar düşe kalka büyür,” diyor boncuk boncuk bakan mavi gözleriyle gözlerine değip. Oturduğu yerden kalkıp ahşap tavanda, kancaya asılı hasır sepeti indiriyor yere. Bir avuç renkli leblebi getirip döküyor, toprak içindeki küçük avuç içine.                                   

    “Önce ellerini yıkamalısın,” demiyor. “Daha çok var,” diyor göz kırpıp.

    Sandalyenin ön ayakları, ortalamayı alır gibi duruyor bir an. Karaltı hızla küçülürken, arka ayaklar hızla geri gidiyor.

    Toprak rengi pantolon, çizgili polo yaka tişört üzerine aynı renkte ceket. Ayağında kahverengi deri ayakkabılar. Saçlar o biçim. Tıraş, sinek kaydı. Valizi yerde, sağ elinde sigarası, sol eli her zaman olduğu yerde. Tam kalbinin üzerinde. Onca işi yeni bitirmiş gibi yine hali, telaşla koşarak geliyor, elindeki gezmelik çantasını savura savura. Bildiğin hababam sınıfının Adile’si. Gülüş on numara. Bir çanı eksik elinde, bir de Şaban yoktu bizim evde. Büyük kardeşlerim; Gırgır zırt, fırt, okuyup gülerlerken ben de onlara bakıp gülerdim. Hayal etmek güzeldi, gülen yüzlere bakarken. 

    Koşarak gidiyorum yanlarına okulun tahta çitini itip. “İki günlüğüne kızım, döneceğiz hemen” derken annem, babam onaylarcasına başını sallayıp, ablamın üç makas darbesiyle yere döktüğü, (o bitler, hep Sevgi’den geçerdi aslında başıma) kabarık saçlarımı karıştırıyor avuç içleriyle. Güneş doluyor gözlerimizin içine. Işıklar, renkler, gökyüzünden alabildiğine yağıyor üzerimize. Önümüzde duruveren otobüse biniyorlar iki adımda. Ben kollarım yukarıda, ellerimi tüm gücümle sallarken, yanımda bitiveren sınıf arkadaşıma, “Biliyor musun ben onu çook seviyorum,” diyorum.

    “Kimi, ayy, aşık mı oldun sen? Kime, kime, hadi söyle. Çok iyi sır tutarım ben,” derken o, ellerim etek uçlarımda, ayağımda içi iplik dokulu çizmelerle zikzaklar çize çize dönüyorum tahta çitin içinden okula. Zil de çalıyor zaten. 

    Duymuştum daha sonra, bir sürü atıp tutmuş.  Ali, Veli derken, kırk dokuz, elli tane isim saymış da, bir onun adını tutturamamış. Komik kız, her gün birine aşık olurdu.

    Sandalyenin ön ayağı gidiyor ileri. Kavruk dudaklarını tırmalıyor tırnak uçlarıyla.

    Bardağa bakıp “İçsene,” diyorum. “Nemlensin de aç şu iki dudağını. Sana mı biriktirdim sanıyorsun içimdeki tüm güzel sözleri. Madem geldin elinde amel defteriyle Azrail gibi, sorgusuzca girdin içeri. Hadi oynayalım o zaman, o çok bildiğin, bir görünüp, bir kaybolma oyununu. Belki bu defa bulabilirsin arkanı döndüğün yerde beni.”                               

    O gün otobüse binip gittiği, ama geri döneceğini bildiğim gibi, git dedim ben ona.

    Nereden bilebilirdim?                              

    “Ben gidersem bir daha dönmem” deyişine mi kanacaktım, verdiği tüm sözleri sanki bir bir tutmuş gibi. Ah o ince kalem parmaklar, kaç kadehi tuttu yeşil kırma zeytin tabağına ekmeği banıp, yağlı yağlı. Hem o değil miydi? 

    “Dalında asma yaprağı büyümeden koparıp dolma yapılmaz, bırak kızarsın biraz daha domatesler, gök daha evladım,” diyen. Ne gerek vardı sanki bu kadar metafora. Dümdüz söyleyeni mi olmamış hiç ne! İnsanız yahu, insan. Ruhlarımız birleşiyor, elele geziyorlar şimdi. Ohh, miss.                                      

    Bak ben de biriktirmişim; korkmuşum, utanmışım, hırslanmışım, öfkelenmişim, yok sayılmış, yok saymış, hatta kaçmışım zaman zaman. Pencereden gözledim her gün, öfkeyle gelişini, umursamaz gidişlerini. Bir söz, öylesine istemeden söylenen, katil mi yaptı şimdi beni? 

    Asmalı konak yanıyor.  

    “Ağlama anne, ağlama” diyor çocuk. “Canı sağolsun.”                                                                                      

    Bırakıyorum tutunduğum masayı. Tak… Sandalye düşüyor dört ayağının üzerine sarsıntıyla. Homurtu kesiliyor birden. Bardağı tutuyorum. İçiyorum suyu kana kana. Yerimden hızla kalkıp, kapıya yürüyorum. 

    “Kapatmamıştım,” derken terlikleri geçiriyorum ayaklarıma. Sokak lambası hâlâ sönük. Yürüyorum karanlıkta duvar dibine kadar. Namaz örtülü kadınlar ellerini göğe açmış dua okuyorlar başında. 

    “Soluğu ağzından çıkarken gırtlağını yırttı adeta” diyor elinde Kur’an-ı Kerim tutan kadın yanında duran diğer kadının kulağına.                                           

    Namaz örtüsünün, boynunun altındaki düğümünü açmaya çalışan başka bir kadın da, “Öldü,” diyor dışarıda merdiven başında oturan kızına.

    “Ben korkarım, gelemem,” diyor o da kadına.

    Başka bir namaz örtülü kadın, “Çenesini bağladım, bıçağı da getirinde koyalım, bağırsakları şişmeye başladı,” diyor.                                                    

    Fadik kapı önüne hazır edilmiş iki büyük kıyafet poşetini, duvar dibine dikili bırakılmış bir çift ayakkabıyla alıyor ellerine. Yürümeye başlayınca ayağındaki don düşüyor aşağıya. 

    “Tövbe estağfurullah,” diyor başındaki örtünün ucuyla ağzını kapatıp, gülmesini örtmeye çalışan kadın. Fadik oracıkta eğilip, poşeti açıp içinden çıkardığı basma donla değiştiriyor üzerindekini.

    “Hahh oldu bu sana,” diyor gülmesi geçmeyen kadın. Sokak lambası cızırtılar çıkarıp yanıyor birden. Yürüyüp gidiyor Fadik ayaklarına sürtünen poşetlerle. Ne önünde ne de arkasında tek bir gölge.

    “Yaşamak için deli olmak lazım.”


    Gönül Yasemin Ölmez, Bodrum’da doğdu. Lise mezunu. Yirmi üç yıllık çalışma hayatında özel sektörde satış danışmanlığı ve mağaza müdürlüğü yaptı. Derin okuma ile başlayan kendini geliştirme eğitim yolculuğunu, mitoloji ve yaratıcı yazarlıkla halen devam ettiriyor. Bu süreçte iki kollektif kitapta öyküleri de yer alan Gönül Yasemin Ölmez, yazı yolculuğunu sürdüyor.

    YAZARIN DİĞER YAZILARI
    SuareMag – Arşiv
    gönül yasemin ölmez suaremag yazar

    Related Posts

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026 KÜLTÜR - SANAT

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026 Manşet

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026 Hakan Akdoğan
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Fotoğraf sanatçısı ve akademisyen Nihal Gündüz, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileriyle hazırladığı “Yüzleşme: Hayalet…

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Paradise ile dispotik bir dünyada etik sorgular

    Ağustos 8, 2023 Alperhan Benlioğlu

    Seçimler ruh halimizi nasıl etkiliyor?

    Mayıs 9, 2023 Uncategorized

    UNESCO mirası Sıra Dükkânlar, “İBB İstanbul Tasarım Müzesi” olarak açılıyor

    Ocak 30, 2024 KÜLTÜR - SANAT
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.