Close Menu
    Son Eklenenler

    Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

    Ekim 11, 2026

    Arjantin sinemasından Lütfi Ö. Akad’a: Sinematek’in yeni sezonunda neler var?

    Ekim 9, 2026

    2026 Uluslararası Booker Ödülü’nün Kazananı “Tayvan Seyahatnamesi” Türkçede!

    Ekim 9, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Pazartesi, Ekim 12
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      KOPENHAG: GÜVENİN VE HAFİFLİĞİN KONFORU

      Eylül 1, 2026

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      2026 Nobel Edebiyat Ödülü Anne Carson’a verildi

      Ekim 8, 2026

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      2026 Emmy Ödülleri’nde Rekorlar Gecesi: Televizyonun Ezberleri Bozuldu

      Eylül 16, 2026

      ÇYDD’nin 2026-2027 burs başvuruları başladı

      Eylül 14, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      2026 Uluslararası Booker Ödülü’nün Kazananı “Tayvan Seyahatnamesi” Türkçede!

      Ekim 9, 2026

      Sıradan insanın bir “derbeder” olarak portresi

      Ekim 7, 2026

      Celal Kadri Kınoğlu’nun yeni romanı “Provalar” raflarda

      Ekim 3, 2026

      Kıraathane Kitap Şenliği 8. yaşında

      Ekim 2, 2026

      Tutu Aydınoğlu’ndan Mirzayev’e yeni bir yorum: “Hafızanın Kontrpuanı” albümü çıktı

      Eylül 29, 2026

      Klasik Müziğin çağdaş yorumcularından Janoska Ensemble Bodrum’da

      Ağustos 7, 2026

      AYIN ŞARKILARI: AĞUSTOS AYINDA NE DİNLEYELİM

      Ağustos 2, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      İsmi olmayan hikâyeler – VIII

      Ağustos 30, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – VII

      Temmuz 25, 2026

      AH BAVULUM VAH BAVULUM

      Temmuz 15, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      Pera Müzesi’nde İki Yeni Sergi: Cumhuriyetin Kamera Arkası ve Frank Bowling

      Eylül 30, 2026

      ‘1914 Kuşağı: Tanıdığımız Ressamlar’ sergisi RHM’de

      Eylül 23, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Arjantin sinemasından Lütfi Ö. Akad’a: Sinematek’in yeni sezonunda neler var?

      Ekim 9, 2026

      Cennete 9 Tapınak: İnanç, aile ve ölüm arasında 9 durak

      Ekim 5, 2026

      Yalnızlar Rıhtımı restore edilmiş kopyasıyla beyazperdede

      Ekim 2, 2026

      İki Dünyanın Prometheus’ları: Ateşin, Bilginin ve Isdırabın Sinematik Silsilesi

      Eylül 18, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kaş Tiyatro Günleri Likya’nın izinde beşinci kez perde açıyor

      Ekim 6, 2026

      14 yıl sonra yeniden perde: Muammer Karaca Tiyatrosu bağımsız tiyatrolara açılıyor

      Eylül 27, 2026

      Tiyatroda “VR” deneyimi: “35 Mayıs” yeniden sahnede

      Eylül 22, 2026

      Sait Faik ile Orhan Kemal “Düş Payı”nda buluşuyor

      Eylül 1, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

      Ekim 11, 2026

      Arjantin sinemasından Lütfi Ö. Akad’a: Sinematek’in yeni sezonunda neler var?

      Ekim 9, 2026

      2026 Uluslararası Booker Ödülü’nün Kazananı “Tayvan Seyahatnamesi” Türkçede!

      Ekim 9, 2026

      “Miras alanlarını rant projesine dönüştürmeden kentin ortak yaşamının parçası haline getirmek meselemiz”

      Ekim 7, 2026
    • KİTAPLIK
    • ATÖLYE
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Öykü
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Küçük bir kâğıtta koca bir hayat: Hasip Pektaş ve ekslibrisin hafızası

      Eylül 25, 2026

      ÖZLEM GÜLLER ÜNAL RÖPORTAJLARI

      Eylül 13, 2026

      ‘Yazmak ömür boyu sığınağım oldu’

      Ağustos 29, 2026

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Karanlığın değişen yüzü: Gotik edebiyatın tarihsel gelişimi

      Eylül 15, 2026

      Gotik Mimari: Gotik edebiyatın görkemli yapıları

      Ağustos 10, 2026

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      “Miras alanlarını rant projesine dönüştürmeden kentin ortak yaşamının parçası haline getirmek meselemiz”

      Ekim 7, 2026

      İoanna Kuçuradi: Bir ömrü insanın değerini düşünmeye adadı

      Ekim 3, 2026

      ÜST GEÇİT

      Ekim 1, 2026

      BİR REPLİKANTLA HAYATIN ANLAMINI ARAMAK

      Ekim 1, 2026
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » VAZOYU KIR, TOPRAĞINA DÖN
    Belgin Ulutay

    VAZOYU KIR, TOPRAĞINA DÖN

    Mart 8, 2026Yorum yapılmamış6 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Belgin Ulutay

    Tarla Sarmaşığı – Yabani Ruh Serisi ©Nihal GÜNDÜZ

    “Kadınlar çiçektir.”

    Bu cümle, yüzyıllardır süregelen en zarif hapishanedir. İlk bakışta bir estetik önerme, bir hayranlık ifadesi gibidir. Oysa bir iltifat değildir; hizaya sokmanın, şekle indirmenin ve zehirli eril dilin zihinlere sessizce yerleşme biçimidir. Bu cümle söylendiğinde, ardında saydam bir vazo imgesi taşır. İnce belli, camdan, kırılgan… İçine su konur, sergilenir, seyredilir.

    Kadını fanusa koymanın en zarif yoludur. Vazo, denetlemek için tasarlanmıştır. İçindeki su, hayat vermek için değil, ölümü nazikçe geciktirmek içindir.

    Çiçek denildiğinde akla güzelliğiyle ilk taç yaprak gelir. Görünür olmayan gelmez. Güzelliği kadar yaşamasına izin verilen bir varlık tahayyülü. Kokladıkça makbul, soldukça değiştirilebilir. Suyunu ölçülü vermenin, solunca yenilemenin, dekorla uyumlu olduğu müddetçe sevmenin dili. Seyredilebilir.

    Seyredilebilir olan ise denetlenebilir olandır. Denetlenebilir olan da zararsız sayılır. Oysa bugün, 8 Mart’ın şafağında, bu benzetmeyi ait olduğu yere, o saydam vazoların kırık camları arasına bırakıyoruz. Eğer bir benzetme yapılacaksa, kadın çiçek değil; tarla sarmaşığıdır.

    Her bahar İstanbul’un gri beton duvarlarının arasından tarla sarmaşıkları yükselir. Kimse toprağı onlar için eşelemez, emek vermez. Kimse “ne kadar zarif” diye övgüler de sıralamaz. Çatlağın hafızasını kullanıp, betonun sabrını aşındırarak, ışığın yönünü hesaplayarak davetsizce boy verirler. Bazıları onları narin çiçekleri yüzünden uysal sanır. Hatta “çadır çiçeği” dahi denir. Çiçeklerin aksine o, hayatta kalmak için bir bahçıvana veya ışığa muhtaç değildir. O, betonun içindeki zayıf alanları, kimsenin bakmadığı o karanlık çatlakları sever. Sabır, onun için bir boyun eğme değil, zemini parça parça edip, moleküllerine ayırana dek süren bir aşındırma eylemidir.

    Doğa, etkileyici göründüğü kadar dingin ve zararsız değildir. Aşındırır. Büyütürken yerinden eder. İzin beklemez. Boşluk bulmazsa kendi boşluğunu yaratır. İz bırakır. Ve bir kez kök salmışsa onu sökmek yalnızca bitkiyi değil, üzerine kurulu zemini de sarsar.

    Kök, görünmez olduğu için hafife alınır. Oysa asıl hafıza oradadır. Yerin altında karanlıkta birbirine dolanan bir ağ. Birbirini besleyen, bazen de boğan. Tarla sarmaşığının kökleri metrelerce derine inerken, yüzeyde sadece rüzgârın ritmiyle hafifçe salınan o narin çiçekleri görünür. Bu doğanın muhteşem mimarisinin, zekasının ürünü bir kamuflajdır: Toprağın üstü sanatsal bir gösteriyken aşağısı mutlak bir hakimiyet alanıdır. “Çiçek koparılınca ölür,” yanılsamasına karşılık sarmaşık, parçalandıkça çoğalanın hafızasına sahip eşsiz bir matematiğe sahiptir. Kökünün bir santimi bile toprakta kalsa, oradan yeni bir ordu çıkarabilir. Onu kesmek bir son değil, yeni bir doğum haritası. Mutlak bir başlangıçtır.

    Bellek de derinlerde bir yerde bu karanlıkta dolaşır. Nesiller boyunca aktarılan suskunluklar ve “idare et” diye öğretilmiş sabırlar, yer altında biriken bu sarmaşık kökleri gibidir. Bizden önce yürüyenlerin, o tozlu arşivlerde adı unutulmuş kadınların, cadı diye yakılan şifacıların, fabrikalarda ömrünü bırakan işçilerin susturulmuş çığlıkları da bugün bizim köklerimizdir. Çiçek görünür, kök direnir. Tarih, sadece kazananların yazdığı bir metin değildir; tarih, yerin altında birbirine dokunan o sessiz sarmaşık köklerinin toplamıdır.

    Doğa ile kadın arasında kurulan romantik akrabalık hep doğurganlık üzerinden anlatıldı. Bereket, ana figürü, toprak gibi kapsayan, su gibi arındıran bir imge. Bunlar anlatılırken kimse toprağın çürütme kapasitesinden bahsetmedi. Toprak yalnızca filiz vermez; gömer, dönüştürür, çözer bazen de yüzeye geri kusar. Nasıl çürümeyi dışlayan bir doğa anlatısı eksik kalacaksa, çürümeyi bilmeyen bir kadın anlatısı da öyle eksik kalacaktır.

    Kadınla doğa arasındaki bağ, yalnızca üretkenlik üzerinden değil, dönüşümün sessiz ve çoğu zaman sert doğası üzerinden okunmalıdır. Doğa, iyileştirirken, büyütürken yerinden eder. İyileştirmek bazen sarsmanın içinden doğar. Doğum sancılı, yıkım gürültülüdür ve yeniden inşa sessiz bir inat gerektirir.

    Kadın neden hep iyileştiren, hep şifacı olarak tahayyül edilir?

    Neden herkesin yarasını sarması beklenir de kendi yarasını nerede sakladığı sorulmaz?

    Şifa vermek çoğu zaman bir erdem gibi sunulsa da görünmez bir yükü de beraberinde getirebilir. İyileştiren olmak, sürekli güçlü olmak demektir. Sürekli güçlü olmaya çalışmak ise çatlağın üzerini boyamaktır. Ama çatlak, boyanın altında yaşamaya devam eder.

    Doğada şifa ile zehir aynı kökten çıkar. Doz belirler kaderi. Bir bitki hem panzehirdir hem ölümcül.

    Kadının şifası da böyledir. Bazen iyileştirir, bazen yakar, bazen de iyileştirmeyi reddeder. Ve o reddediş, özgürlüğün ilk hareketidir. Bir kadının “hayır” demesi, bir sarmaşığın betonun en sert yerini çatlatmasıyla eşdeğer bir güç barındırır içinde. Kadının kendi toprağına dönmesidir.  

    Sanat tarihi boyunca bahar kadın bedeniyle temsil edildi. İnce tüller, yarı şeffaf tenler, zarif jestler… Botticelli’nin La Primavera’da üç güzeller dans eder, Zephyrus’un üflediği rüzgârla hareketlenirler. Düz bir okumayla bereket, uyum ve hatta doğurganlığın, zarafetin, uyumun sanatla beden bulmuş halidir. Lakin o rüzgârın özgürlük değil, yön tayini olma ihtimali hiç konuşulmaz.

    Ah Chloris!

    Bahar alegorisi kurulurken toprağın karanlığı görünmez kılınır. Kökler resmedilmez. Dans eden bedenler vardır; toprağın içindeki o vahşi mücadele yoktur.

    Ben o görünmeyeni yazmak istiyorum.

    Zapt edilemez doğa gibi kadın da estetik bir kategori değildir. Domestik değildir. Bahçe düzenine uymaz. Çitlerin estetiğini bozabilir. Peyzaj mimarisini dahi rahatsız edebilir. Ön görülemezdir. Ve planlanmamış olan her şey, kontrol arzusunu tedirgin eder. “Kadınlar çiçektir,” cümlesi, kadını estetize ederek etkisizleştirir. Güzellik üzerinden yumuşatır. Kırılganlık atfederek korunmaya muhtaç gösterir. Oysa yabani bir sarmaşık korunmaz; kendi yolunu açar. Kesildiğinde geri gelir. Tutunması zayıflık değildir; stratejidir. En küçük çatlağı fark eder, sabırla genişletir. Onu bir saksıya hapsettiğinizi sanırsınız, oysa o saksının dibinden sızıp tüm balkonu ele geçirir.

    Kadın belleği de süreklidir. Beden yalnızca biyolojik bir alan değil; tarihsel bir arşivdir. Öğretilmiş suskunluklar kas hafızasına yerleşir. Korku omuzlara çöker. “Güzel ol” emri, omurgayı inceltir. “Nazik ol” beklentisi, sesi kısar. Ama bir yerde, yerin altında, başka bir ağ büyür. Gölge dediğimiz şey belki de tam buradadır. Bastırılmış olanın karanlıkta kök salması. Zapt edilemez doğa, gölgeyi inkâr etmez. Onu sahiplenir. Çünkü dönüşüm, yalnızca ışıkla olmaz. Karanlık, büyümenin mutfağıdır.

    Doğa ile kadını romantik bir aynada yüceltmek, ikisini de tüketmenin zarif yoludur. Toprağı “bereketli” diyerek sömürmek nasıl mümkünse, kadını “güçlü” diyerek yüklemek de öyle mümkündür. Yüceltme çoğu zaman yeni bir kafestir. Altın varaklı, ama yine de kafes. Çiçek, mevsimliktir. Kök ise kalıcıdır. Çiçek koparıldığında biter. Kök sökülmeye çalışıldıkça derine iner. Ve belki de asıl korkulan budur: Derinlik. Bir vazo çiçeği rüzgârda kırılırken, sarmaşık rüzgârı bir taşıma aracı olarak kullanır.

    Özgürlük belki de yönünü seçebilme kapasitesidir. Savrulmadan. Rüzgârın gücünü kullanarak yön belirleme kapasitesi…

    Biz yansıma değiliz, biz akıntıyız.

    Kadın ekosistemdir. İçinde çürüme de vardır, filiz de sakin su da sel de. Onu yalnızca estetik bir nesneye indirgemek, karmaşıklığını inkâr etmektir. Bu doğa, karmaşıklığı kabul eder. Ve bazen en büyük şifa, bir yapının yıkılmasıdır. Bir duvarın çatlaması. Bir vazodan taşmak. Bir tablonun içinden çıkıp rüzgârın yönünü değiştirmek.

    Bugün vazoların sessizce kırıldığı gündür. Bir kutlama değil, bir yayılma ilanıdır. Çitlerin dışına taşmanın, vazolardan taşmanın, tanımlardan firar etmenin günüdür. Bugün size çiçek diyenlere gülümseyin, ama onlara toprak altındaki kilometrelere yayılan ağınızdan bahsetmeyin. Bırakın onlar vazonun zarafetini konuşsun. Siz, betonun içindeki o görünmez çatlağı genişletmeye devam edin. Bugün, bir saksıya hapsedilemeyecek kadar büyük olduğumuzu, güzelliğimizin vazoda değil, o zapt edilemez yayılma arzumuzda olduğunu hatırlama günüdür.

    Ve unutmayın, sessiz olan her şey, bir gün zemini yerinden oynatır. Çünkü bahar, taç yaprakların açmasıyla değil; köklerin uyanışıyla başlar.

    Biz, koparıldığı vazoda kuruyanlar değiliz; biz, üzerine dökülen betonun içinden dünyayı yeniden yeşertecek olan o sökülemez tarla sarmaşıklarıyız.

    Yerin altındaki sessiz devrim, bugün yüzeye dokunuyor.


    Belgin Ulutay, 20 yılı aşkın süredir çeşitli sektörlerde orta düzey yönetici olarak görev yaptı. Yazmaya ve seslendirmeye şiir ile başladı, çeşitli eğitimlerin ardından edebiyat yolculuğunu öyküler ile devam ettiriyor. Tiyatro, seslendirme, kitaplar, seyahatler ve yazı ile kendine bir dünya kuran Ulutay’ın bir çok kollektif kitapta öyküleri yayımlanmıştır.

    LİSTEYİ GÖR
    belgin ulutay suaremag yazar

    Related Posts

    Ayın Filmleri: EKİM AYINDA NE İZLEYELİM?

    Ekim 1, 2026 Ayın Filmleri

    Ayın Şarkıları: EKİM AYINDA NE DİNLEYELİM?

    Ekim 1, 2026 Ayın Şarkıları

    Ayın Kitapları: EKİM AYINDA NE OKUYALIM?

    Ekim 1, 2026 Ayın Kitapları

    SuareMag Ekim 2026

    Ekim 1, 2026 Manşet
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

    Ekim 11, 2026 Edebiyat

    Yazar Tuba Ayşe Özgür’ün, fotoğraf sanatçısı Nihal Gündüz’ün fotoğraflarıyla yer aldığı yeni kitabı Kırık Yansımalar üzerine İstanbul…

    Arjantin sinemasından Lütfi Ö. Akad’a: Sinematek’in yeni sezonunda neler var?

    Ekim 9, 2026

    2026 Uluslararası Booker Ödülü’nün Kazananı “Tayvan Seyahatnamesi” Türkçede!

    Ekim 9, 2026

    2026 Nobel Edebiyat Ödülü Anne Carson’a verildi

    Ekim 8, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Rüzgar enerjisi sektöründe yerli üretimin payı yüzde 65’e ulaştı

    Aralık 15, 2021 Sürdürülebilir Yaşam

    Pulitzer 2026 Kurgu Ödülü, Daniel Kraus’un Angel Down adlı romanına verildi

    Mayıs 8, 2026 Manşet 2

    Miyazaki’nin reklamsız filmi Japonya’da rekor kırdı

    Temmuz 23, 2023 Film
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Kırık Yansımalar, İstanbul Concept’te edebiyat ve fotoğrafı buluşturdu

    Ekim 11, 2026

    Arjantin sinemasından Lütfi Ö. Akad’a: Sinematek’in yeni sezonunda neler var?

    Ekim 9, 2026

    2026 Uluslararası Booker Ödülü’nün Kazananı “Tayvan Seyahatnamesi” Türkçede!

    Ekim 9, 2026

    Haber Bülteni

    Haber Bültenimize Abone Olun

    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.