Close Menu
    Son Eklenenler

    The Bad Plus veda turnesi için 16 yıl sonra Salon’da

    Ağustos 24, 2026

    Eskişehir’de festival zamanı: Porsuk kıyısında beş gün

    Ağustos 24, 2026

    Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci yaşını dünyanın öne çıkan filmleriyle kutluyor

    Ağustos 17, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Salı, Ağustos 25
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Nilgün Karataş: ‘Tanrıçalar ölmedi, sadece kostüm değiştirdi’

      Ağustos 5, 2026

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      MİTOLOJİDEN EDEBİYATA YAZI ATÖLYESİ – 2. MODÜL

      Ağustos 2, 2026

      MİTOLOJİDEN EDEBİYATA YAZI ATÖLYESİ – 1. MODÜL

      Ağustos 2, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Canavar’ın ‘saf’ değişimi ve dönüşümü

      Ağustos 12, 2026

      Elsa Morante’nin iki eseri aynı anda Türkçede

      Ağustos 5, 2026

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      Bir yasın izinde: Tanrıların Tahtında

      Temmuz 31, 2026

      Klasik Müziğin çağdaş yorumcularından Janoska Ensemble Bodrum’da

      Ağustos 7, 2026

      AYIN ŞARKILARI: AĞUSTOS AYINDA NE DİNLEYELİM

      Ağustos 2, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – VII

      Temmuz 25, 2026

      AH BAVULUM VAH BAVULUM

      Temmuz 15, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – V

      Mayıs 9, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci yaşını dünyanın öne çıkan filmleriyle kutluyor

      Ağustos 17, 2026

      İBB Beyoğlu Sineması’nda Ağustos Boyunca Ücretsiz Film Şöleni

      Ağustos 4, 2026

      Obsession: Bir Dileğin Etik Bedeli

      Temmuz 27, 2026

      THE ODYSSEY ÜZERİNE DÜŞÜNCELER: EN FAZLA TANRILAR KADAR KUSURLU

      Temmuz 26, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      The Bad Plus veda turnesi için 16 yıl sonra Salon’da

      Ağustos 24, 2026

      Eskişehir’de festival zamanı: Porsuk kıyısında beş gün

      Ağustos 24, 2026

      Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci yaşını dünyanın öne çıkan filmleriyle kutluyor

      Ağustos 17, 2026

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026
    • KİTAPLIK
    • ATÖLYE
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Öykü
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026

      Nilgün Karataş: ‘Tanrıçalar ölmedi, sadece kostüm değiştirdi’

      Ağustos 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gotik Mimari: Gotik edebiyatın görkemli yapıları

      Ağustos 10, 2026

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026

      Gotik Mimari: Gotik edebiyatın görkemli yapıları

      Ağustos 10, 2026

      Nilgün Karataş: ‘Tanrıçalar ölmedi, sadece kostüm değiştirdi’

      Ağustos 5, 2026

      TUZ DENİZİ

      Ağustos 1, 2026
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » Dar Zamanlar: Kendi cennetinden kendini kovanların hikayesi
    Edebiyat

    Dar Zamanlar: Kendi cennetinden kendini kovanların hikayesi

    Ekim 28, 2024Yorum yapılmamış8 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    İlk romanı Dar Zamanlar ile okurla buluşan Çiğdem Çiftçi İplik, insanın bir yere ait olma duygusunu inanç, varoluş, arayışlar, kayboluşlar, buluşlar gibi temalarla ele alıyor. Oldukça sade bir dille Bahar ile Okan’ın etrafında akan Dar Zamanlar, yazarının deyimiyle; kendi cennetinden kendini kovanların hikayesi… Çiğdem Çiftçi İplik, bu romanda karakterlerin kendi “ihtilallerini” yapmalarını anlattığını söylüyor.

    NİLGÜN KARATAŞ

    İlk romanları okumaktan siz de benim gibi ayrı bir keyif alıyor musunuz? Elbette her romanda yepyeni karakterler üzerinden insanlık hallerimizle yüzleşiyoruz ama ilk romanlar bana yepyeni duygularla ilk kez tanışıyormuşum hissi veriyor ve ayrı bir keyif alıyorum. Hele de bu ilk roman bir arkadaşımın kaleminden çıkmışsa istiyorum ki, herkes okusun ve hayata açılan bu yeni pencereden dünyaya başka bir gözle baksın…

    “Yazarıyla Kitabı Üzerine Sohbetler” serimizin bu bölümünde yine bir arkadaşım var: Çiğdem Çiftçi İplik. Edebiyat yolculuğunda birlikte yol aldığım arkadaşlarımdan biri olarak, kalemini, bakış açısını, duygu aktarımını çok sevdiğim Çiğdem Çiftçi İplik, eminim yeni öykülerle, romanlarla okuruyla güçlü bir bağ kuracak. Çiçeği burnunda bir yazar olarak karşınıza çıksa da çocukluğundan bu yana hep yazan biri olan Çiğdem Çiftçi İplik, bir eğitimci. Bir eğitimci olarak uzun süredir edebiyatla ilgilenen Çiğdem Çiftçi İplik’in ilk romanı Dar Zamanlar, birçok duyguyu barındıran bir kitap. Ait olduğunu yeri aramak, bunu yaparken inanç, varoluş gibi kavramları sorgulamak romanın ana temaları diyebiliriz. Banliyö Kitap etiketi ile yayımlanan Dar Zamanlar,  aynı zamanda sevginin dönüştürücü gücünü de okuruna hissettiriyor. İnsanın bulunduğu noktadan sevginin dönüştürücü gücüyle başka bir noktaya nasıl evrilebileceğini de gösteriyor. 

    Çiğdem Çiftçi İplik, “kendi cennetinden kendini kovanların hikayesi” dediği Dar Zamanlar’ı ve yazma serüvenini konuştuk. Yeni bir yazar, yeni bir roman ve yeni bir söyleşiye hazırsanız başlayalım.

    • Sevgili Çiğdem, okurlarımız için kendini tanıtır mısın?  Yazı ile ilişkin nasıl başladı, nasıl devam ediyor? 

    Merhaba, ben Çiğdem. Marmara Üniversitesi Tekstil Terbiye Öğretmenliği mezunuyum. Öğretmenlik mesleğini aktif olarak devam ettirmekteyim. Evli ve iki çocuk annesiyim. Kendimi hatırladığım zamanlardan beri kâğıt kaleme düşkünlüğüm vardı. İlkokulda okuma bayramında kendi yazdığım şiiri okuduğumu hatırlıyorum. Sonra bu yazma serüveni hep benimle yaşadı. On üç yaşında günlük tutmaya başladım. ondan sonra da yazmak benim için hayat ile mücadele etme yöntemi haline geldi. 

    Yazmak ve okumak benim mabedim, yeniden doğmak üzere kendimi kapattığım bir mağara. 

    • Dar Zamanlar nasıl ortaya çıktı, nasıl kitaba dönüştü? Ve neden “Dar Zamanlar”, burada zamanla ilgili derdimiz nedir?

    Aslında kitabı yazmaya başladığımda ilk ismi Dar Zamanlar değildi. Normalde yazdığım öykülerde, öykünün ismini koymayı en sona bırakırım. Öykü kendi ismini bulur, diye düşünürüm. Bu kitabı yazmaya başlarken ise ilk yaptığım, beyaz bir sayfaya ismini yazmak oldu. Çünkü kitabı yazma nedenim ve varacağı yer çok netti. Anlatacaklarım, haklı olduğum konular, hayata dair söyleyeceklerim vardı. Bu nedenle yazmaya başladım. Sonra bir şey oldu ve roman beni yazmaya başladı. 

    Hani derler ya, sen plan yaparsın kader sana güler! İşte bu süreçte o kader bana çok güldü, ben öngörmediğim bir romanı yazdım. 

    Romanın taslağını “Dar Zamanlar” diye kaydetmiştim. Çünkü o kadar dar zamanlarda yazıyordum ki, gece yarıları yanıp sönen bir imlece baka baka ilham ile karşılaşmayı bekliyordum. Zamanla hep mücadele halindeydim. Hep az zamanım vardı. O ilham hayali bir şekilde hep saatine bakıp durdu. İlhamdan insanmış gibi bahsettiğimin farkındayım ama bir süre sonra insan gibi geliyordu yanıma, delirmeye az kalmıştı ki romanı bitirdim:) Editörüm sevgili Duygu Değirmenci o taslağı “Dar Zamanlar” ismi ile okumuştu. Bu isimle kalmasını önerdi. Ben de zaten içten içe bunu birinin söylemesini bekliyordum. Böylece roman kendi ismini bulmuş oldu.  

    • Romanı okuyacaklar için konusuna çok fazla girmek istemiyorum, ancak ana karakterlerinden söz etmezsek olmaz: Bahar ve Okan. Hem benzer yanları olan hem de birbirine benzemeyen iki karakter. Yazarları olarak; Bahar ve Okan’ı bize nasıl tanıtırsın?

    Bahar, içindeki çocuğu büyütmeden büyümek zorunda kalmış bir kadın. Güçlüyüm maskesi altında bolca yorgan altında gözyaşı döküyor. Yorgan altında gözyaşı döküyor çünkü o hali ile karşılaşmayı istemiyor. Oysa ağlamak, sevmek insanca davranışlar. Ama o tüm bu hissettiklerinden kaçmak için okuyor, okuyor. Kendine yollar arıyor. 

    Okan ise içinde açık etmediği gizli bir dünyası var. Duygularını çok iyi saklıyor. Aslında sevilmek istiyor fakat o sevgiyle karşılaştığında ne yapacağını bilmediği için ilk yaptığı kaçma eğilimi göstermek oluyor. Bu nedenle sıklıkla yola çıkıyor. 

    • Dar Zamanlar’ı 3 kelimeyle anlatmam gerekse kelimelerim şunlar olur: Arayış, kayboluş, buluş. Ne dersin bu konuda?

    Gerçekten çok güzel tespit emişsin. İnsan önce bir kaybolacak, o kaybettiklerini ararken başka şeyler bulacak. Sonra yeniden kaybolacak. Çünkü insan olmak süregelen bir ilerleyiş değil mi? Durduğumuz anda bitecek yaşam dediğimiz… 

    • Dar Zamanlar aslında inanç gibi çok hassas bir konu üzerinden ilerliyor, bunu yaparken öyle samimi bir dille ilerliyor ki kimseyi incitmiyor ancak okurunu karakterlerle birlikte bir sorgulama sürecine de sokuyor. Bu romanda asıl dikkat etmemiz gereken bireysel inanç meselesi mi, toplumsal dayatmalar mı? 

    Toplumsal dayatmalardan oluşturduğumuz bireysel inançlarımız, demeyi daha uygun buluyorum. Bahar’ın “içimin parmak sallayan kadınları” dediği ile Okan’ın “çocukluğuma yer etmiş koca adamlar” diye tanımladığı iç sesleri tam olarak buradan geliyor. Onlar belli bir normları olan toplumlara doğmuşlar. Onlara biçilen o kimliği alıp kabul etmişler. Ama artık kendi yolculuklarına çıkma vakti geldiğinden bir bakıyorlar ki o inançlar aslında onlara ait değil.

    Kendilerini tüm inançlarını yeniden inşa etmeleri gereken bir yerde buluyorlar.  

    • Bahar ile Okan, kendi hikâyeleriyle birlikte pek çok kadının ve erkeğin de hikâyesini anlatmış oluyor bize. Dar Zamanlar üzerinden sosyolojik ve toplumsal bir okuma da yapılabilir mi? 

    Bahar ve Okan çok gerçekler. Çok içimizdeler. Her şey yolunda giderken sahip olduğumuz inançları, toplumun bize öğrettiklerini yaşamak ve savunmak çok kolay. Ama işte bir an tepetaklak olunca, derinden sarsılınca bir bakıyorsun elindekiler hiçbir işe yaramıyor. Hatta daha kötüsü en çok sen kendin kendini yargılamaya başlıyorsun. Çünkü ait olduğun toplumun kurallarının dışına çıkmışsın. Kendi cennetinden kendini kovmuşsun.

    Bu aşamadan sonra artık dışarıda kalan olarak bakıyorsun tüm yaşananlara, geçmişine ait olduğun topluma. Artık anlam arayışı dediğin o sarmalın içindesindir. 

    • Romanda, kalbimde kocaman yer edinen Gönül ile Ramazan adlı iki karakter daha var,  kendi zamanlarında, kendi kaderlerini yazmaya çalışan… Gönül mücadeleci bir kadın, Ramazan sevgiye ihtiyacı olan bir çocuk. Bu iki karakter üzerinden okuyucuya aktardığın farklı duygular, düşünceler var gibi geliyor bana… Okurlar için bu iki karakterini anlatır mısın?

    Gönül, benim de gönlümde yer etti. O bu romanda cesaret ve asiliğin temsil ettiği bir karakter oldu. Boyun eğmez, kural dışı, sempatik ve gözü kara. Başka bir dünyadan, yüksek ihtimal o dağ başında olmasaydı. Bir şehirde anlatılsaydı Gönül, dönüp kimse onu tanımaya çalışmayacaktı. Ama onun ruhu o dağda can buldu. O karaktere o mekân yakıştı. Ve ortaya çok gerçek bir kadın çıktı. 

    Ramazan, sevilmeyi bekleyen çocuk yanımız. Bu nedenle Dar Zaman’ları okuyan birçok kişi onunla bağ kurdu. Sevdiğini ve sevilmek istediğini söylüyor. Korunmaya muhtaç, korktuğunda “elimi tut” diyebiliyor. Ben yazarken Ramazan için çok gözyaşı döktüm. Oysa onu yazmayı hiç planlamamıştım. 

    • Bu arada Gönül karakteri beni çok derinden etkiledi ve onun hayatının bilinmeyen kısımlarını, detaylarını çok merak ediyorum. Gönül başka bir romanda ya da öyküde kendi hikâyesinin kahramanı olarak karşımız çıkabilir mi?

    Gönül, bilge bir öğretmen. Bilge öğretmenler hayatımıza girer bize rehberlik eder, kendi derslerini verir ve onlara bağlı kalmayalım diye hızla dünyamızdan çıkarlar. Romanda, başka bir yerden gelen dünyası en farklı olan, en fazla fikir çarpışmasını yaşatan karakterdi Gönül. Gönül çok güçlüydü, kim bilir belki tekrar kendini bir yerlerde var edebilir. 

    KUM SAATİ VE KÖSTEKLİ SAAT

    • Dar zamanlar aslında bir aydınlanma sürecini anlatıyor. Bunu iki anlatıcı üzerinden yapıyor ve her bölüm başında biri iki farklı saat var. Kum saati Bahar, köstekli saat Okan. Bu saatler zamanın dışında başka şeyleri de simgeliyor gibi. Bu konuda okurlar için minik ipuçları verir misin?

    Aydınlanma demek için önce karanlık gerekir. Burada karakterler başta kendi aydınlıklarından çok eminler. Ben daha çok dünyalarını yıkıp yeniden inşa etme süreci olarak tanımlıyorum. Kendi “ihtilallerini” yapmaları anlatılıyor. 

    Bölümlerde farklı zaman akışları var. Editörüm Duygu ile kitabın ilk bölümlerinde bunun fark edilmemesi gibi bir endişeye kapıldık. Roman ilerledikçe oturacaktı ancak romanların ilk elli sayfası okuyucuyu bağlama açısından önemlidir. Bu nedenle iki farklı anlatıcıya iki farklı simge koymayı düşündük. Zaten kitabın derdi de zamanla olduğu için, kadın vücudunu simgeleyen kum saati ile hem erkeği hem de geçmiş zamanı simgeleyen köstekli saati koymak birden aklımıza geldi. Çok güzel bir andı. İyi ki de öyle olmuş, çok yakıştı.  

    • Çiğdem Çiftçi İplik’in yazı yolculuğu nasıl devam edecek? Hayaller, planlar, hedefler vardır mutlaka. Suare Dergi okurlarıyla paylaşmak ister misin?

    Ah tabi ki devam edecek. Herkesin görmekten hoşlandığı bir hali vardır, benimki de yazma hali. Ben yazarken başka bir evrene doğru yola çıkıyorum.

    Ardı sıra dökülen kelimeleri bir sıraya dizerken hayali bir kız çocuğu dans ediyor onlarla, öyle bir rüya hali, varım ama yokum. Ben bir kere o kimliği var ettim, bırakamam artık. 

    İkinci kitabımın karakterleri, sonu, hepsi aklımda yazılı. Bununla ilgili biraz araştırmalarım var. O süreci tamamlayınca artık kendi kendisini var edecekler. Bakalım bu süreçte neler olacak, nerelere varacağım, şimdiden çok heyecanlıyım. 

    NİLGÜN KARATAŞ’IN DİĞER RÖPORTAJLARI
    Leyla Navaro: Sorun duygularda değil, davranışlarda
    ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!
    Kar Fırtınası: İki ayrı hikayenin 20 yıl arayla bir romanda buluşması
    Delikli ilişkiler ve çare olma çabamız üzerine bir arayış romanı
    edebiyat kitap yazar

    Related Posts

    The Bad Plus veda turnesi için 16 yıl sonra Salon’da

    Ağustos 24, 2026 KÜLTÜR - SANAT

    Eskişehir’de festival zamanı: Porsuk kıyısında beş gün

    Ağustos 24, 2026 KÜLTÜR - SANAT

    Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci yaşını dünyanın öne çıkan filmleriyle kutluyor

    Ağustos 17, 2026 Manşet 2

    Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

    Ağustos 13, 2026 KÜLTÜR - SANAT
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    The Bad Plus veda turnesi için 16 yıl sonra Salon’da

    Ağustos 24, 2026 KÜLTÜR - SANAT

    Çağdaş cazın özgün topluluklarından The Bad Plus, 12 Eylül’de Fiba Salon İKSV sahnesine konuk oluyor.…

    Eskişehir’de festival zamanı: Porsuk kıyısında beş gün

    Ağustos 24, 2026

    Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci yaşını dünyanın öne çıkan filmleriyle kutluyor

    Ağustos 17, 2026

    Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

    Ağustos 13, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    EKİLMEDEN VAR OLAN

    Mart 8, 2026 Pelin Süalp

    Caz’ın büyüleyici ritimleri Kaş’ın ılık rüzgarlarına karışıyor

    Ağustos 20, 2024 Konser

    Adına yapılmış filmlerle Atatürk’ü anmak…

    Kasım 9, 2023 Film
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    The Bad Plus veda turnesi için 16 yıl sonra Salon’da

    Ağustos 24, 2026

    Eskişehir’de festival zamanı: Porsuk kıyısında beş gün

    Ağustos 24, 2026

    Ayvalık Uluslararası Film Festivali beşinci yaşını dünyanın öne çıkan filmleriyle kutluyor

    Ağustos 17, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.