Close Menu
    Son Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Pazartesi, Temmuz 6
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Narcissus – Benlik, İmaj ve Modern Ego

      Ocak 7, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      ORTAÇAĞ’IN ORTASINDA BİR ŞEHİR: MDINA

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Suare Kitaplığı ve Suare Yazarları Sarıyer Edebiyat Günleri’nde Okurlarla Buluşuyor

      Haziran 15, 2026

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026

      Kendi ‘araf’ının çıkmaz sokağındaki insan

      Haziran 30, 2026

      Figen Ormancı’dan yeni roman: Hiç Kimsenin Gölgesi

      Haziran 29, 2026

      40 Dilde Yayımlanan Dünya Çapındaki Fenomen Roman “Theo” Türkiye’de!

      Haziran 26, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Şarkıları: HAZİRAN AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Haziran 2, 2026

      Ayın Filmleri: MAYIS AYINDA NE İZLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      Ayın Şarkıları: MAYIS AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Mayıs 1, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Mayıs 9, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – lV

      Nisan 12, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      Peaky Blinders’ın klasik otomobilleri Rahmi M. Koç Müzesi’nde

      Mart 23, 2026

      Meşher’den Çevrimiçi Rehberli Turlar Başlıyor: İstanbul Temalı Sergiler

      Mart 23, 2026

      İfşa Günü: Yeni Başlayanlar İçin ‘Yeni Gerçeklik’

      Haziran 13, 2026

      Altın Palmiye Cristian Mungiu’nun oldu

      Mayıs 26, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Kadıköy Sinematek’te Louis Malle Retrospektifi ve dünya sinemasından özel seçki

      Nisan 27, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Moda Sahnesi’nde sıkışan zaman: blueScat prömiyere hazır

      Nisan 8, 2026

      Listeler, Hisler ve Kadınlar

      Nisan 6, 2026

      27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde ‘Bir Sahne Şövalyesinin’ mirasına bakmak

      Mart 27, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Ayın Kitapları: TEMMUZ AYINDA NE OKUYALIM?

      Temmuz 1, 2026
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      ‘Hikâye Hepimiz İçin Temel İhtiyaç’

      Haziran 23, 2026

      Bir Yansımanın İçinden Dünyaya Bakmak

      Haziran 22, 2026

      Baran Gündüzalp ile ödüllü filmi Rosinante ve ötesi üzerine

      Mayıs 20, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      Bir gölün kıyısındaki Leylâ: Epstein ve depremin kayıp çocukları

      Şubat 17, 2026

      Don Quixote’un zırhı: Dünyaya karşı giyinmek

      Ocak 10, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      SEANS VE SONRASI

      Temmuz 1, 2026

      IL TEMPO SOSPESO.            

      Temmuz 1, 2026

      GATTACA: SEÇİMLERİMİZ GERÇEKTEN BİZE Mİ AİT? 

      Temmuz 1, 2026
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Suare Öykü
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » DALGALAR VE DUVARLAR
    Gökbanu Sezi Çoskuner

    DALGALAR VE DUVARLAR

    Aralık 1, 2025Yorum yapılmamış6 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Gökbanu Sezi Coşkuner

    Sabahın ilk ışıklarında, tuz kokusuyla kaplı merdivenleri çıkarken, eski paslı anahtarı kim bilir kaçıncı kez avuçlarımda hissettim. Soğukluğu bedenime işledi. Mercan kırıkları gibi battı avuçlarıma. Kapının eşiğinde, yer yer dökülmüş paspasın üzerinde sararmış bir zarf. Üstünde adım. Eğilip aldım.

    Kapıyı açıp içeri girdim. Körelmiş penceredeki kurumuş tuz lekelerinin arasından sızmaya çalışan ışık gözlerimden çok ruhumu yaktı. Yosun tutmuş taş duvarların arasından sızan ıslak sabah ayazı iliklerime işledi. Denizin kokusu bugün acıydı. Odamın içinde gölgeli bir huzursuzluk…

    Oda dar. Tozlu raflar dolu. Örümcek ağlarıyla sarmalanmış kasetler üst üste. Bir rafta kocaman bir deniz kabuğu. Tavan arasında çürümüş sandal. Masa ağır. Üstünde yıllardır duran bantlar, tornavidalar, boş fincanlar. Elektrik düğmesine basmadım. Işığı açmadım. Körelmiş penceredeki kurumuş tuz lekelerinin arasından sızmaya çalışan ışık yeterdi. Radyoyu açtım. Cızırtılı. Dalgalar gibi.

    Masamda ters çevrilmiş bir kum saati duruyor. Kum aşağıdan yukarıya akıyormuş gibi görünüyor. Duvarlar beni ne kadar koruyabilir? Dışarıda, deniz kabarmaya devam ediyor. Biliyorum. Her dalga, duvarlarımın sınırına çarpıp geri çekiliyor. Geri çekilirken küçük parçalar bırakıyor: kum, yosun, tuz, mercan kırıkları, çürümüş sandaldan geriye kalan ahşap parçaları, avuçlarımda ıslak halatın kesikleri. Duvarın ardında biriken bu izler, dalgaların içeri sızdığının kanıtı.

    Sandalyeye oturdum. Elimdeki sararmış zarfı kum saatinin yanına koydum. Şimdi ellerim dizlerimde, dünden kalan kaset masanın üstündeydi. Ben, kum saati, kaset, zarf. Bir de üstü kapkalın toz tabakasıyla kaplı mavi ahizeli telefon. Kopmuş kordonu düğüm düğüm. Elim kasete gitti. Etiketi solmuştu. Tarihi kayıptı. Kaseti yadigâr teybe taktım. Bant dönmüyordu. Teybe dokundum. Hafifçe tepesine vurdum. Çatlak bir ses çıktı. Duvarlara çarpan dalgaların kırık sesleri kulaklarıma doldu. Hışırtılı, hüzünlü ama tehditkâr…

    Duvarlar beyazdı. Boyaları yer yer dökülmüştü. Kimi yerlerinde lekeler vardı. Kolum masaya çarptı. Bardak devrilince su iplik iplik masadan dizlerimin üstüne aktı. Masanın başındaki adam grileşmiş doktor önlüğünün yakasını gergince düzeltip, “Sorun yok. Şurdaki dispenserden birkaç kâğıt havlu alıp kurulayıverin,” dedi. Baktım. Hatırlamaya çalıştım. Dışarıdaki hoparlörden gelen sesle irkildim.

    Duvardaki saatin tik takları kum saatimden akan kumların çıkardığı hışırtılı sese karıştı. Gözlerimi kapadım. Dalga sesi yükseldi. Bir anı geldi. Bir sandal. Denizin tam ortasında. Sonra kayboldu.

    Odam sessizdi. Masamın üstündeki raftan deniz kabuğunu aldım. Kocaman. Birlikte bulduğumuz. Kulağıma dayadım. İçinden dalga sesi geldi. Dalgaların ardındaki kahkahalarımız denize karıştı. Bir anı geldi. Sen. Deniz kıyısında, sandalın yanında. Sonra kayboldu.

    Kasetin bandı dönmeye başladı. Bugün kasabamızın ilk radyo yayınını…

    Oda dar. Raflarda kasetler. Tertemiz. Yepyeni. Düğmeye bastım. Işık yandı.

    Hazırlıklarımı yaptım. Masanın başına oturdum. Mikrofonu açtım. Kapattım. Dışardaki heyecanlı kalabalığın seslerine dalga sesleri karıştı. Sürahiden kendime bir bardak su doldurup bir koca yudum aldım. Titreyen ellerime bakıp gülümseyerek bardağı masaya koyarken devirdim. Su iplik iplik masadan dizlerimin üstüne aktı. Bulduğum lekeli bir bezle kuruladım.

    Dışarıdan gelen “Hadi! Hadi! Hadi!” seslerini duymamaya çalışarak mikrofonu açtım. Mikrofondan gelen dalgalı cızırtı hoparlöre yansıdı. İçimdeki yansımalar mikrofondan dışarı çıktı. Bugün kasabamızın ilk radyo yayınını… Dışardaki alkışlar ve ıslıklar gözlerimi yaşarttı.

    Senin gurur dolu sesini ayrımsadım. Yaşlar iplik iplik aktı.

    Oda dar. Raflarda eski yeni kasetler. Masa ağır. Üstünde bantlar, tornavidalar, bir su sürahisi. Sağ köşesinde ahizeli mavi telefon. Çaldı. Elimi uzattım. Açtım.

    “Hadi bakalım. Kutlamaya! Sandal kıyıda. Bekler bizi. Şaraplar benden. Kuruyemiş al gelirken.”

    Odam genişledi. Gri taş duvarlar geriledi güneşin ılıklığını içeri taşıyarak. Pencereden giren hava sımsıcak. Gülümseyerek kalktım. Ceketimi alıp dışarı çıktım.

    Kaset döndü. Ses kırık ama tanıdıktı. Onun sesi. Sonsuza kadar taze, sonsuza kadar genç.

    Bırak uyusun şu deniz kanatlarımın altında

    Gel gezmelere gidelim biz bulutların asfaltında

    Hiç yaşamamışız gibi olacak sonunda

    Ben kendi yoluma gideceğim, güneş kendi yoluna

    Sonra ses çatladı. Odamı dalgalar bastı. Durdum. Kaseti teypten çıkardım. Elimde tutup baktım. Kaseti tozlanmış mavi ahizenin yanına bırakıp deniz kabuğunu aldım ellerime. Sımsıkı bastırdım göğsüme. Kulağıma götüremedim. Oda daraldı. Duvarlarını görünmez duvarlar kapladı. Beyaz sıvalarla kaplandı. Yer yer dökülmüş, lekeli. Bir masada grileşmiş önlüğüyle bir adam Doktor dedikleri. “İlaçlarınızı düzenli alın bu sefer Cevdet Bey, lütfen. Yoksa..”

    Duvarlar grileşti. Yosun yosun. Rutubetli. Sararmış zarfın üzerindeki yazının mürekkebi bir kez daha ıslandı. Her harf bir diğerine karıştı. Gözlerimi kapadım. Deniz kabuğu hâlâ göğsümde. Dalga sesi odanın içinde büyüdü.

    Tavan arasındaki sandal daha da çürüdü. Tahtaları rutubetten lif lif ayrıldı. Demir aksamı paslanıp dağıldı. Çürüyen sandal, çürüyen belleğim. Kabuktan gelen dalga sesi uğultulu, sandalın çürümesi sessizdi.

    Duvar saatinin tik takları kum saatinin hışırtılarına karıştı. Kumlar yukarı aktı. Dalga sesine dışarıdan gelen hoparlörün sesi karıştı. “Cevdet Karaca! Cevdet Karaca! 2 nolu muayene odasına lütfen!” Dalga sesi sürdü. Sandal çürüdü. Duvar durdu. Bellek kayboldu.

    Kasetin sesi bozuk. Uzak, kırık. Çekmeye çalıştığım sandalın ıslak kalın halatı ellerimi acıtıyor. Mercan kesiği ellerim. Kırmızı. Islak tahta kokusu, denizin kokusuna karışıyor. Denizin kokusu yosunla doluyor. Gri taş duvarlarımın beyaz sıvaları dökülüyor. Beyaz duvarların dökülmüş sıvalarının içinde gri taş duvarlarım beliriyor. Yosunlu. Islak. Rutubet kokulu. Yalnız…

    Kaset döndü. Ses çatladı. Dalga girdi. Başımı eğdim. Elime aldığım kabuğu kulağıma dayadım. İçinde deniz vardı. Bir anı geldi. Denizde bir sandal. Sandalın içinde sen. Sonra kayboldu. Gözlerim kapandı. Ellerim titredi. Tavan arasındaki sandalın çürümüş tahtaları ayrıldı. Denizin ortasına dağıldı. Elimde ıslak halatın mercan kesikleri öylece kalakaldım. Nefes aldım. Ağır. Duvarlar sessizdi. Sıvalar döküldü. Saat tik tak etti. Kum saatinin içindeki kumlar yukarı aktı.

    Oda dar. Raflarda yavaş yavaş tozlanmaya başlamış kasetler. Masa ağır. Üstünde kasetler, koparılmış bantlar, tornavidalar, boş kadehler, şişeler. Telefon çaldı. Üzerinde az biraz toz. Elimi uzattım. Açmadım. Telefon çaldı. Elim üstünde bekledim. Telefon çaldı. Dinledim. Telefon sustu. Elim ahizenin üstünde kaldı. Çekemedim.

    Kaset teybin içinde. Bandı döndü. İçinden dalgalar yükseldi. Ses çatladı. Dalgalar odayı bastı. Oda daraldı. Sandal çürüdü. Islak halatın mercan kesikleri elimde kaldı. Kaset sustu. Dalgalar odada kaldı. Yosunlu gri taş duvarlar ıslandı. Taşların arasından iplik iplik sular önce sızdı sonra gürleyerek aktı. Boğuldu. Boğuldum. Boğulduk.

    Masa küçük. Üstünde iki su bardağı. Biri boş. Diğeri yarım. Kırmızı. Şarap. Her yerde kuruyemiş kabukları. Kül tablasında izmaritler. Kimisi yarısında söndürülmüş. Yarım kalmış. Benim gibi. Baktım. Elimi uzatmadım. Pencere açıktı. Dalga sesi içeri girdi. Deniz kabuğunu kulağıma dayadım. İçinde aynı ses vardı. Onun sesi. Senin.

    Sandal kıyıdaydı. Sağlamdı. O, sandalın içinden bana el salladı. Koştum. Elimde kuruyemiş dolu kesekağıdı. Deniz düz, hava açıktı.

    Boş sandalı kıyıya çektim. Islak halat kesti ellerimi. Ellerimde mercan kırıklarının kesikleri. İçim boş. Bedenim bir kabuk. O gitti.

    Odam soğuk. Boş. Son kez açtım mikrofonu. Tüm nefesimle haykırdım:

    “O yok artık! Gitti!”

    Odam dar. Tozlu raflar dolu. Örümcek ağlarıyla sarmalanmış kasetler üst üste. Bir rafta kocaman bir deniz kabuğu. Masa ağır. Üstünde yıllardır duran bantlar, tornavidalar, boş fincanlar. Elektrik düğmesine basmadım. Işığı açmadım. Körelmiş penceredeki kurumuş tuz lekelerinin arasından sızmaya çalışan ışık yeterdi. Sandalyeye oturdum. Elimdeki sararmış zarfı kum saatinin yanına bıraktım. Şimdi ellerim dizlerimde, dünden kalan kaset masanın üstündeydi. Ben, kum saati, kaset, zarf, çürümüş sandal. Bir de artık masada duran deniz kabuğu. Kocaman. Üstü kapkalın toz tabakasıyla kaplı mavi ahizeli telefonun yanında.

    Zarfı açtım. Tarih o günden bir gün önce. İçindeki kâğıtta onun el yazısı.

    Canım dostum Cevdet,

    Çocukluğumun en güzel yadigârı. Beni bir tek sen anlarsın…

    Gerisini okuyamadım. Sararmış kağıttaki mürekkep gözyaşlarımla dağıldı. Mektubu özenle katlayarak deniz kabuğunun içine sıkıştırdım. Göğsüme bastırdım.

    Sandaldan geriye kalan ıslak tahtaların ağır rutubetli kokusu. Deniz kabuğundan arta kalan dalgaların sesine karışmış onun sesi. Ondan arta kalan ben. Ellerimde mercan kırıkları, ıslak halatın kesikleri… Gri, yosunlu taş duvarlar, lekeli beyaz duvardan dökülen sıvalar…

    “Cevdet Bey! Cevdet Bey! Lütfen sakin olun! Cevdet Bey! Durun lütfen! Hemşiranımmm! Çabuk bir sakinleştirici yapalım hastaya!”


    Gökbanu Sezi Coşkuner, Ankara’da doğmuş, ilkokul 5. sınıfta İngilizce öğretmeni olmaya karar vermiştir. 1998’de ODTÜ İngilizce Öğretmenliği Bölümü’nden mezun olmuş, öğrencilik yıllarından itibaren çeşitli kurum ve kuruluşlarda öğretmenlik yapmıştır. 2001 yılından bu yana ODTÜ Temel İngilizce Bölümü Hazırlık Okulu’nda öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır. Evlidir, Tılsım ve Alkım’ın annesidir. Çok küçük yaşlarından bu yana kitap, film ve yazma ile dolu bir hayatı yaşamaktadır. Birçok kolektif eserde, dijital ve matbu dergilerde öykü ve yazıları yayımlanmıştır. Ömrünü okuyarak ve yazarak geçirmekte kararlıdır.

    YAZARIN DİĞER YAZILARI
    gökbanu sezi Coşkuner suaremag yazar

    Related Posts

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026 KÜLTÜR - SANAT

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026 Manşet

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026 Hakan Akdoğan
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf

    Fotoğraf sanatçısı ve akademisyen Nihal Gündüz, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileriyle hazırladığı “Yüzleşme: Hayalet…

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026

    BIRAKIN ÇELİŞEYİM

    Temmuz 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    ALAZ

    Ocak 1, 2026 Ebru Eren

    Ayın Filmleri: Kasım ayında ne izleyelim?

    Kasım 1, 2025 Ayın Filmleri

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026 Fotoğraf
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

    Temmuz 5, 2026

    Golconda: Gerçekten Seçiyor muyuz?

    Temmuz 5, 2026

    SuareMag Temmuz 2026

    Temmuz 1, 2026
    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.