Kategori: gökbanu sezi Coşkuner

Gökbanu Sezi Coşkuner İlk karşılaştığımızda üzerinde çok şık füme rengi bir takım elbise vardı. Parlak mor kravatı ve ceket cebindeki…

Gökbanu Sezi Coşkuner Hüsne, her sabah uyandığında yaptığı gibi önce birkaç dakika sıvaları rutubetten sararmış tavanı seyretti. Annem üst kattakilerle…

Gökbanu Sezi Coşkuner Kapıyı kapatınca içerideki hava hafifçe yer değiştiriyor ve göğsüm bir vuruş geri çekiliyor. Eşikte takılı kalıyor gözüm.…

Gökbanu Sezi Coşkuner Konuşulanlara bir türlü konsantre olamıyor, kafasını toplayıp dinleyemiyordu. Arada bir kulağına çalınan bir iki cümle o kadar…

Gökbanu Sezi Coşkuner Yağmur, pencere camına ince bir perde gibi yayılıyor, dışarıdaki sokak lambasının ışığını bulanık huzmeler halinde içeri taşıyordu.…

Gökbanu Sezi Coşkuner Acil bekleme alanındaki ışık, derisini ince bir buz kabuğu gibi kaplıyor. Plastik sandalyeye oturmuş, gözleri bir noktaya…

Gökbanu Sezi Coşkuner Sabahın ilk ışıklarında, tuz kokusuyla kaplı merdivenleri çıkarken, eski paslı anahtarı kim bilir kaçıncı kez avuçlarımda hissettim.…

Gökbanu Sezi Coşkuner Kendi kendini kurtaramayanıhiç kimse kurtaramaz.CESARE PAVESE “Selamın Hellooo!” Ahaa ses yok…“Huuu? Selamın Aleyküm gençlik! Kimse yok mu?”…

Gökbanu Sezi Coşkuner Trene bindiğinde pencere camına yaslanan alnında toz ve ter karışımı bir tabaka oluşmuştu. İnsan iyi olup olmadığını…