Yusuf Ziya Beyzadeoğlu
Durabildiğim için seçtin beni. Sessiz kalacağımı bildiğin için.
Bir gün yorulacağını bildiğin için. Yorulduğunda asla kabul etmeyeceğin için. Durmak sana zayıflık gibi geldiği için.
Nice serüvende seni ayakta tutan vazgeçmeyişinin seni bir yere kadar götüreceğini bildiğin için.
Hüznüyle kaybının, ne yapacağını bilmediğin gençliğinin, gün gelince dönüşeceğini, eski gücünün olmayacağını bildiğin, ne olursa olsun biraz da beni bir bahane olarak kullanmak için seçtin.
Boynumda bir ip. Kendini bana bağladığın. Her gitmek için çırpınışında daha da boğduğun beni. Kimi zaman ölmemi istediğin. Ölmediğim için bana kızdığın. Ölmemek için çabalamayışım, yine de ölmeyişim, seni her gün daha öfkelendirdi bana.
Ama biliyordun, beni sen seçtin. Bana bunun için bile kızgınsındır belki içinde. Seni dalgaların arasından alıp getirmediğim için. Yine sadece durarak seçildiğim için.
Kabullenirsen beni senin seçtiğini, bu durağan, bu sabit, betonlara saplanmış hareketsiz gövdeme senin kendi isteğinle bağlandığını, sanki herkes sana güçsüz diyecek. Senin durduğundan, durmak istediğinden bahsedecekler. Halbuki kendine bundan bahsetsen, artık hiçbir şeyin düşüncesi ve sesi etkilemezdi seni.
Üstelik bunları da benden daha iyi bilirsin. Ama işte, durabildiğim için seçtin beni. Sessiz kalacağımı bildiğin için.
Bana bağlanmanın bedelini test etmek için beni zorladığın nice gecede, dalgalara binip, halatın en son noktalarının oluşturduğu o dairede beni boğma pahasına gezerken, hem yeni sınırlarını hem benim sınırlarımı test ettin. Kendinden geçercesine dalgalarla boğuşup, yorulup sızdığında, sabah ilk bana baktın. Halatının bana bağlı olduğunu görünce, içten içe mutluluk yaşarken, bana hep kızdın. Ben sana senin şımarıklıklarının, aşırılıklarının, sınırları zorlamanın katlanılabilir olduğunu kanıtladığım için bana böyle kızgınsın. Seni bırakmam için gözlerime bakıyorsun. Bana seni bırakmam için gece dalgalarla, gündüz akıntılarla yalvarıyorsun.
Ama halatın sana ait olduğunu herkesten saklıyorsun.
Gözüne siyah ve yamuk görünüyorum. Çünkü beni güzel görsen, yine suçlu olurdun. Yine herkes, bu içinde sana sürekli bir şeyler söyleyen o meşhur herkes, “Bu güzel şeye bunu neden yapıyorsun?” derdi. Beni böyle görmek, senin kendine her gün vurduğun uyuşturucun.
Sormanı isterdim kendine, ben güzel olsam ne oluyor?
Bir kördüğümden bahsediyorsun. O düğüm olmasa çoktan gitmekten… Yine o düğümün faturası da benim boynumda. Düğümün bana yakın olduğunu gösteriyorsun herkese. Yaklaşman lazım çözmek için, ama yaklaşmıyorsun. Kopsun istiyorsun. Düğümü attığını iddia ettiğin o gücün ipi koparmasını istiyorsun. Böylece kurban olacaksın. Savrulmalarının sebebi kopan ip olacak. Bana merhamet gösterdiğin tek nokta, ip koparsa boynumda kalacak olan düğümün dar ağacını andırması sana. Yine suçlu oluyorsun.
Kördüğümün adının suçluluk olduğunu, bunun senin içinde olduğunu biliyorsun. Ama onlar bilmiyor. Buna tutunuyorsun.
Sana kızmıyorum. Buna bile kızıyorsun.
Beraber gidelim diyorsun. Ama o zaman da ben bir başkası oluyorum. Çapalara özeniyorsun. Bir çapaya sahip olsan, onun da çabasız olduğunu görecektin. Senin ihtiyacın olan şey çabasızlık. Bu ihtiyacın olana kızgınlık ne büyük lanet. Kördüğüm.
Benim de isteklerim var, sana hiç söylemedim.
Kim bilir, belki de bana bunu yaşatmanı istiyorum. Ben istediğim için seçtin beni. Çabalamamanın da bir bedeli var. Sen de ta kendisisin. Durabildiğimin en büyük göstergesi sen olacağın için. Eskiden sessiz kalmam suçluluktu. Şimdi içimdeki herkes sessizliğimi alkışladığı için. En çok kınanan özelliğim, senin yanında en büyük güç olduğu için.
Ne kadar hareketli görmüyor musunuz ey içimdeki herkes. Ben de hareket edersem asla duramayız. O durursa anlamsızlaşır, ben hareket edersem anlamsızlaşırım.
İkimizden biri ölene kadar.
Geriye sonsuzluğa kadar taşınacak kopmuş bir ip kalacak.

Yusuf Ziya Beyzadeoğlu, 2013 yılında Uludağ Üniversitesi Makine Mühendisliği’nden mezun oldu. 12 yıldır Türkiye’de otomotiv sektöründe Ar-Ge çatıları altında çalışmaktadır. Son iki yıldır yöneticilik başlığı altında insana dokunmanın mutluluğu içindedir. 2022 yılında evde yaptığı müziğini dijital müzik platformları aracılığıyla paylaşmaya başlamıştır. Halen şarkı sözü yazar, besteler. Tiyatro ile ilgilenir. Kapadokya Edebiyat Buluşmaları’nda yaptığı denemelerin ardından yazmaya niyetlenmiştir.

