Mitoloji yalnızca tanrıların, tanrıçaların ve kahramanların başından geçen eski hikâyelerden ibaret değil. Binlerce yıl önce anlatılan mitler bugün hâlâ dilimizde, psikolojide, sanatta, edebiyatta ve gündelik hayatın içinde yaşamaya devam ediyor. Zeus’tan Narkissos’a, Pandora’dan Pan’a, Eros’tan Amazonlara; bazen kullandığımız bir kelimede, bazen bir kavramda, bazen de hiç fark etmeden tekrarladığımız bir hikâyede karşımıza çıkıyorlar.
“Mitolojiden anlamam” diyenlerin bile aslında çok iyi bildiği 10 mitolojik mirasın izini sürdük. İşte ilk aklımıza ilk gelenler:
1. ZEUS

İktidarın yüzü değişir, hikâyesi pek değişmez. Elinde şimşek taşımasa da Zeus her zaman iktidarda.
Olympos’un tahtındaki Zeus; edebiyatta, sinemada ve dizilerde güçlü baba, aile reisi ve iktidarı bırakmak istemeyen hükümdar figürlerinde yeniden karşımıza çıkar. Tanrılar gider, arketipler kalır.
2. TRUVA ATI

Üç bin yıllık bir savaş hilesinden dijital dünyanın “Trojan”ına…
Truva Atı’nın mantığı şaşırtıcı biçimde değişmedi: Tehlike kendisini tehlike olarak göstermeden içeri girer. Mitolojik bir hikâye bugün bilgisayar güvenliğinin sözlüğünde yaşamaya devam ediyor.
3. NIKE

Zaferin bir adı vardı: Nike.
Kanatlı zafer tanrıçası Nike, Antik Yunan dünyasında savaşlardan atletik yarışmalara kadar başarının simgesiydi. Bugün “zafer” fikrini temsil eden kanatlar, defne çelenkleri ve zafer figürlerinde onun çok eski ikonografisinin izlerini görmek mümkün.
4. NARKİSSOS

Bir su birikintisine bakarak başlayan hikâye, psikolojinin diline kadar ulaştı.
Kendi yansımasından kopamayan Narkissos, adını narsisizm kavramına bıraktı. Mit böylece yalnızca bir karakteri değil, insanın kendisiyle kurduğu ilişkinin karanlık ihtimallerinden birini anlatmayı sürdürdü.
5. PANDORA

Bazı şeyler açıldıktan sonra eskisi gibi kapanmaz.
“Pandora’nın kutusunu açmak” bugün geri döndürülemeyecek sonuçları başlatmak anlamında kullandığımız güçlü bir metafor. Küçük bir ayrıntı: Antik anlatıdaki nesne aslında bir kutudan çok büyük bir küp, yani pithostu; “kutu” sonraki aktarım geleneğinin mirasıdır.
6. PAN

Tanrıyı unuttuk, korkusunu unutmadık.
Issız doğada ansızın beliren Pan’ın insanlarda yarattığı açıklanamaz dehşet, Yunanca panikos üzerinden “panik” sözcüğünün tarihine uzanır. Binlerce yıl sonra Pan’ın adı hâlâ ani ve yoğun korkunun içinde saklı.
7. EROS

Aşkın oku hâlâ hedefini şaşırmıyor.
Eros yalnızca romantik aşkın sevimli kanatlı çocuğu değildi; Yunan düşüncesinde arzu, çekim ve bir varlığın diğerine yönelmesiyle ilişkili çok daha güçlü bir figürdü. Onun Roma’daki karşılığı Cupid’in popüler kültürde öne çıkması, Eros’un zamanla çocuklaştırılan imgesini de yaygınlaştırdı.
8. AMAZONLAR

Savaşçı kadınların hikâyesi Antik Çağ’dan çok daha uzağa gitti.
Yunan mitlerinde Amazonlar, erkek egemen savaş dünyasının karşısına çıkan bağımsız ve savaşçı kadınlar olarak anlatıldı. Hippolyta ve Penthesileia gibi Amazon kraliçeleri ise bu imgenin edebiyat ve sanatta yüzyıllarca yeniden kurulmasını sağladı.
9. MÜZLER

İlhamın bir değil, dokuz yüzü vardı.
Şiirden tarihe, müzikten tragedyaya uzanan alanların koruyucusu sayılan dokuz Müz, yaratmanın ilahi kaynağını temsil ediyordu. Bugün bir sanatçı “müzünden” söz ettiğinde, farkında olsun ya da olmasın, çok eski bir mitolojik düşünceyi çağırıyor.
10. MENTOR

Bir karakter adı, zamanla bir kavrama dönüştü.
Homeros’un Odysseia’sındaki Mentor, Odysseus’un güvendiği dostudur; Athena da zaman zaman onun kılığına girerek Telemakhos’a yol gösterir. Yüzyıllar içinde özel isim unutulmadı, tersine büyüdü: Bugün deneyimiyle bir başkasına rehberlik eden kişiye “mentor” diyoruz.
BONUS: AŞİL

En güçlü kahramanın bile bir zayıf noktası vardır.
“Aşil topuğu” bugün bir insanın, kurumun hatta sistemin en savunmasız noktasını anlatan evrensel bir metafora dönüştü. Üstelik mit anatomide de iz bıraktı: Baldır kaslarını topuk kemiğine bağlayan tendonun adı Aşil tendonu.
Ve belki bütün bu örneklerin söylediği tek bir şey var: Mitoloji sandığımızdan çok daha yakınımızda. Bazen kullandığımız bir kelimede, bazen psikolojinin bir kavramında, bazen bir romandaki karakterde, bazen de bedenimizin bir parçasının adında karşımıza çıkıyor. Mitler kaybolmuyor; yeni zamanların dilini öğreniyor.
Nilgün Karataş ile Mitolojiden Edebiyata Yazı Atölyesi’nde tam da bu izlerin peşine düşüyoruz. Mitleri yalnızca öğrenmek için değil; çağdaş edebiyatta nasıl dönüştüklerini görmek, karakterlerin ve hikâyelerin altında çalışan mitolojik yapıları keşfetmek ve bütün bu kadim anlatı mirasını kendi kurmacamızın malzemesine dönüştürmek için.
Çünkü mitoloji geçmişte kalmadı.
Biz hâlâ onunla düşünüyor, onunla anlatıyor ve onunla yeni hikâyeler yazıyoruz.
Daha fazlası Mitolojiden Edebiyata Yazı Atölyesi’nde.


