GLENDA SLUGA’NIN ‘NAPOLYON SONRASI DÜNYA NASIL KURTULDU?’ KİTABI ÜZERİNE
Burak Soyer
Uluslararası ilişkiler ve küresel tarihle ilgili yaptığı çalışmalarla tanınan Avustralyalı tarihçi Glenda Sluga’nın yazdığı, Ketebe Yayınları’ndan S. Erdem Türközü çevirisiyle yayımlanan “Napolyon Sonrası Dünya Nasıl Kuruldu?”, Viyana Kongresi’nde Napolyon Savaşları’nın ertesindeki yeni düzenin sadece resmi yetkililerin çizdiği sınırları değil, uluslararası politik ortamın doğumunda yer alan aristokratların, büyük şirketlerin, parayı yönetenlerin şekillendirdiği kültürel ve sosyal ağları ele alan kapsamlı bir çalışma.

Fransız Devrimi’nden sonra özgürlükler, insan haklarıyla birlikte öne çıkan en önemli kavram “ulus-devlet”lerdi. Halkın egemenliğini, ulus bilincinin ve milliyetçilikle sentezlenen “ulus-devlet” kavramıi Napolyon Bonapart’ın1815’te Waterloo’da mağlup olmasıyla yeni bir yöne evrildi. Yeni Kıta’da siyasi ve askeri olarak bir dönem kapandı. Napolyon Savaşları’nın sonucunda Avrupa, toprakların nasıl paylaşılacağını değil, 25 yılın ardından oluşan yeni düzenin nasıl kurulacağını konuşmaya başladı. Uluslararası ilişkiler ve küresel tarihle ilgili yaptığı çalışmalarla tanınan Avustralyalı tarihçi Glenda Sluga’nınyazdığı, Ketebe Yayınları’ndan S. Erdem Türközü çevirisiyle yayımlanan “Napolyon Sonrası Dünya Nasıl Kuruldu?”, Viyana Kongresi’nde Napolyon Savaşları’nın ertesindeki yeni düzenin sadece resmi yetkililerin çizdiği sınırları değil, uluslararası politik ortamın doğumunda yer alan aristokratların, büyük şirketlerin, parayı yönetenlerin şekillendirdiği kültürel ve sosyal ağları ele alan kapsamlı bir çalışma.

1789 Fransız Devrimi’yle başlayıp ve Napolyon Savaşları’yla Avrupa topraklarının tümünde baş göstermeye başlayan değişim, monarşiyi, krallıkları yıkıp, devrimci, milliyetçi düşünceleri ortaya çıkararak insanlar üzerinde yeni bir bilinç inşa etmişti. Ancak Napolyon, girdiği savaşları kaybedinceAvrupa’nın elinde iki seçenek kaldı. Yasavaşlar öncesinde var olan düzeni ellerinden geldiği kadar geri getireceklerdi ya da yeni bunun mümkün olmadığını kabullenip uluslararası bir düzende yeni bir düzene geçecekleri. Viyana Kongresi’nde iki seçeneğe de göz kırpan bir sonuç çıktı. Avusturya, Britanya, Rusya, Prusya Avrupa’da olası savaşların önüne geçmeye çalışırken diğer yandan da bu yeni düzeni kurmanın derdine düştüler.
Öncesinde savaşlar, devletler arasındaki bir ilişki biçimiyken, savaşlardan sonra Avrupa’daki devletler bu kargaşadan çıkışın yalnızca kendi menfaatleriyle olmayacağını anladı ve kıtanın genel olarak bütünlüğü ön plana çıkarak “Avrupa Uyumu”nun temelleri atıldı. Böylece krizlerin savaşarak değil, konuşarak önleneceği bir atmosfer oluştu. Fakat bu yeni sistemde diplomatların yanı sıra paraya ve kültürel sisteme yön veren toplumun farklı çevrelerden inşalar da bu sistemde rol oynadı. Sluga işte tam burada meseleyi devralarak, uluslararası siyasetin insanlar arasındaki ilişkileri, toplumsal bağları, parayı, düşünceyi ve toplumun da siyasal kararların şekillenmesinde oynadığı role değinir. Sluga’ya göre yeni Avrupa sadece “devlet aklıyla” değil, sosyokültürel, ekonomik ve tarihi yönden yeniden yazılmaya başlanır.
“Napolyon Sonrası Dünya Nasıl Kuruldu?”nun güncel bir kitap olması da tam olarak burada yatar. Bugün Birleşmiş Milletler’den,uluslararası zirvelerden, çok uluslu şirketlerden, uluslararası güvenlik ittifaklarından söz edebiliyorsak eğer, bunun kökeni Napolyon Savaşları’ndan sonra 1814-1815 yıllarında düzenlenen Viyana Kongresi’nde alınan kararlar vesilesiyledir. O kongrede bir araya gelen devlet adamlarının hepsi devrime karşıydı ve Avrupa’nın devletlerin kendi çıkarlarını koruması gerektiğini savunuyordu. Ancak o eski düzeni tekrar ayaklandırmaya çalışırken, diğer yandan yeni düzenin de temellerini de attıklarının farkında değillerdi. Çünkü aktörler değişmişti. Krallıklar, imparatorluklar çökmüş, sermaya el değiştirmiş ve yeni bir sınıf ortaya çıkmıştı. Bu yüzden de Napolyon’un yenilmesi yeni bir çağın başlangıcının görünmeyen adımlarıydı. Dolayısıyla artık savaş, sözünü barıştan doğanbir ortama bırakmıştı ve geriye de bugün de sürekli müşahede altında tutulması gereken bir sistem kaldı.

Burak Soyer
Gazeteciliğe 2005 yılında Radikal Gazetesi Kültür Sanat Servisi ve Kitap Eki’nde başladı. Şimdiye kadar Milliyet, Hürriyet, Hürriyet Kitap Sanat, BirGün, BirGün Pazar, BirGünKitap, Taraf, Cumhuriyet Pazar, T24, Gazete Duvar, sendika.org, solhaber.org’a, siyaset, edebiyat, müzik, sinema, tiyatro yazıları yazdı. Halen Gazete Pencere, Bianet, Gazete İkinci Yüzyıl ve OT dergisine kültür sanat, K24, Edebiyathaber.net, Oggito, Ne Okuyorum?, Ajandakolik, Mahal Dergi, Romanoku internet sitelerine de edebiyat yazıları yazıyor. 2017 yılında ilk kitabı Zıvana Doğan Kitap etiketiyle yayımlandı. Zıvana’nın devamı olanBuji de 2019 yılında aynı yayınevinden çıktı. Son romanı Ring ise, geçtiğimiz Eylül ayında Karakarga Yayınları etiketiyle okuyucuyla buluştu. 2015 yılında Anadolu Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun olan Burak Soyer, halen Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Sanat Tarihi bölümündeki eğitimine devam etmektedir.


