Close Menu
    Son Eklenenler

    Ayın Filmleri: EKİM AYINDA NE İZLEYELİM?

    Ekim 1, 2026

    Ayın Şarkıları: EKİM AYINDA NE DİNLEYELİM?

    Ekim 1, 2026

    Ayın Kitapları: EKİM AYINDA NE OKUYALIM?

    Ekim 1, 2026
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Cuma, Ekim 2
    X (Twitter) Instagram Facebook
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    • YAŞAM
      1. Aktüel
      2. Beslenme
      3. Felsefe
      4. Fitness
      5. İlişkiler
      6. Kişisel Bakım
      7. Kişisel Gelişim
      8. Psikoloji
      9. Sağlık
      10. Seyahat
      11. Sürdürülebilir Yaşam
      12. Teknoloji
      13. View All

      Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği: “Türk Gençliğine Atasını Unutturamazsınız”

      Ocak 16, 2026

      Apaçık Radyo’dan gençlere açık çağrı: “Açık Alan” başvuruları başladı

      Ocak 15, 2026

      Nazlı Eray’a “Yaşayan Efsane” Onuru

      Temmuz 5, 2025

      Yüzüncüyıl Gazeteciler Derneği’nden anlamlı seminer

      Temmuz 3, 2025

      İnovatif makarnacı Pastavilla 32. yaşını ödülle kutluyor

      Nisan 22, 2024

      Buğday Derneği ‘zehirsiz kentler’ için harekete geçti

      Aralık 23, 2021

      Anlama giden yol: Sembolizm

      Ağustos 3, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      İkarus -Yükselme Arzusu, Protez Kanatlar ve Çöküş

      Mart 8, 2026

      Medusa – Kadın Öfkesi ve Öteki’nin Bakışı 

      Şubat 24, 2026

      Ailemizin ‘Sessiz Odası’

      Mart 23, 2026

      Ergen ebeveynleri için kılavuz

      Eylül 23, 2024

      Aşkın Lotus Hali… 

      Temmuz 4, 2024

      “Doktordan Az Kullanılmış” bu defa bir kitap adı oldu

      Ağustos 29, 2023

      Parfümde şişe tasarımı kokudan önemli olabilir mi?

      Mart 28, 2023

      Saç bakımına ilişkin merak edilen 6 soru ve 6 yanıt

      Nisan 17, 2022

      Melda Kamhi Kosif’in yeni kitabı ‘Ruhun Fısıltısı’ okurla buluştu

      Haziran 8, 2026

      Pandora – Yasak Bilgi ve Merak, Felaket ya da Umut

      Nisan 5, 2026

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Stresten Huzura: Deneyimlenmiş bir dönüşüm süreci

      Mart 6, 2025

      Beynini Resetle: Zihinsel rahatsızlıklar ve metabolizmayla ilişkisi

      Eylül 30, 2025

      Kimdir bu “Narsist Sapkınlar?”

      Mayıs 29, 2025

      Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi

      Mayıs 6, 2025

      Dementor – Ruh Emici: Narsisizmin gölgesinde bir yok oluş ya da yeniden doğuş hikâyesi

      Şubat 17, 2025

      Prof. Dr. Ahmet Karacalar’dan Lipödem Sendromu: Evrimsel Bir Uyumsuzluk

      Haziran 14, 2026

      ‘Bağımlılık’ bir hastalık olmayabilir (mi?)

      Şubat 18, 2026

      Longevity: Daha uzun ve daha iyi bir hayat mümkün mü?

      Şubat 4, 2026

      ‘Hepimiz Narsistiz’ kitabının yazarı Şule Öncü: Sanıldığından yaygın!

      Mayıs 17, 2024

      KOPENHAG: GÜVENİN VE HAFİFLİĞİN KONFORU

      Eylül 1, 2026

      Sayım Çınar’dan Graz Notları: Sakinliğin, sanatın ve lezzetin şehri

      Şubat 6, 2026

      Melis Melek ile Yeryüzü Günlükleri

      Aralık 21, 2025

      IŞIĞIN İZİNDE, GÖLGENİN PEŞİNDE: PARİS

      Kasım 1, 2025

      Nihal Gündüz’den ‘makarna’ ile ‘Çevre Krizi’ fotoğrafları

      Ağustos 15, 2025

      ‘Baumit ile Olasılıklar’ kitabı ile geleceği yeniden düşünüyor

      Eylül 20, 2023

      Heykeltıraş Varol Topaç’ın çelik üretim atıklarından yarattığı eser Contemporary İstanbul’da

      Eylül 17, 2023

      Jeotermal enerjiyi çocuklara anlatan kitap: Damla Adamlar

      Ağustos 31, 2023

      Kim Korkar Yapay Zekadan

      Haziran 8, 2025

      Türkiye’nin mutfak ve kültür mirasından seçkiler dijital erişime açılıyor

      Ekim 20, 2023

      Mevzular Açık Mikrofon, artık GAİN’de

      Eylül 1, 2023

      Akıllı makineler ve robotlar denilince akla gelen filmler

      Ağustos 31, 2023

      2026 Emmy Ödülleri’nde Rekorlar Gecesi: Televizyonun Ezberleri Bozuldu

      Eylül 16, 2026

      ÇYDD’nin 2026-2027 burs başvuruları başladı

      Eylül 14, 2026

      2026 Nobel Edebiyat Ödülü için geri sayım: Bu yıl kimlerin adı konuşuluyor?

      Eylül 9, 2026

      ‘Mitolojiden anlamam’ diyenlerin kesin bildiği 10 mitolojik miras

      Eylül 8, 2026
    • KÜLTÜR – SANAT
      1. Kitap
      2. Müzik
      3. Öykü
      4. Sanat
      5. Sergi
      6. Sinema
      7. Şiir
      8. Tiyatro
      9. Video
      10. View All

      George Saunders’ın Yeni Romanı “Nöbet” Türkçede: Ölüm döşeğinde bir petrol patronu

      Eylül 30, 2026

      “Suyun Tatlılığı” Türkçede: Nathan Harris’ten Amerikan Güneyi’ne kırılgan bir bakış

      Eylül 22, 2026

      Ahmet Birsen’le Şehrin Köpeklerine Müjdeler romanı üzerine

      Eylül 18, 2026

      “Şamanizm 101” Say Yayınları’ndan çıktı

      Eylül 18, 2026

      Tutu Aydınoğlu’ndan Mirzayev’e yeni bir yorum: “Hafızanın Kontrpuanı” albümü çıktı

      Eylül 29, 2026

      Klasik Müziğin çağdaş yorumcularından Janoska Ensemble Bodrum’da

      Ağustos 7, 2026

      AYIN ŞARKILARI: AĞUSTOS AYINDA NE DİNLEYELİM

      Ağustos 2, 2026

      Ayın Şarkıları: TEMMUZ AYINDA NE DİNLEYELİM?

      Temmuz 1, 2026

      İsmi olmayan hikâyeler – VIII

      Ağustos 30, 2026

      İsmi olmayan hikayeler – VII

      Temmuz 25, 2026

      AH BAVULUM VAH BAVULUM

      Temmuz 15, 2026

      İsmi Olmayan Hikayeler – VI

      Haziran 19, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Kapı tokmaklarından kuş evlerine izleri görünür kılan bir sanatçı: Ayşen Erte

      Temmuz 1, 2026

      Görüş alanını aşan bir başarı: Dolunay Kocabağ’ın New York’a uzanan yolculuğu

      Nisan 29, 2026

      Gustav Klimt – Danaë: Altının içinden gelen sessiz uyanış

      Aralık 6, 2025

      Pera Müzesi’nde İki Yeni Sergi: Cumhuriyetin Kamera Arkası ve Frank Bowling

      Eylül 30, 2026

      ‘1914 Kuşağı: Tanıdığımız Ressamlar’ sergisi RHM’de

      Eylül 23, 2026

      Fotoğraf Sanatçısı Nihal Gündüz’ün Küratörlüğünü yaptığı “Yüzleşme: Hayalet Ağlar” Projesine Prestijli Ödül!

      Temmuz 5, 2026

      Serçe Limanı batığının 1000. yılına sanatsal bir selam: Marmaris’te Cam Sanatı Sergisi

      Mayıs 2, 2026

      İki Dünyanın Prometheus’ları: Ateşin, Bilginin ve Isdırabın Sinematik Silsilesi

      Eylül 18, 2026

      37. Ankara Film Festivali’nin Onur Ödülleri açıklandı

      Eylül 16, 2026

      Muson Hayalleri: Güneydoğu Asya Sinemasının Yeni Hikâyeleri İstanbul Modern’de

      Eylül 16, 2026

      60 yıllık göç ve müzik hikâyesi “Aşk, Mark ve Ölüm” Arter’de

      Eylül 14, 2026

      Bahar Geldi

      Nisan 26, 2026

      ŞİİR – KADİR HORZUM

      Ocak 12, 2026

      Şiir: Kapandık kaldık içimize 

      Temmuz 18, 2025

      Şiir: Huy İşte

      Temmuz 7, 2025

      14 yıl sonra yeniden perde: Muammer Karaca Tiyatrosu bağımsız tiyatrolara açılıyor

      Eylül 27, 2026

      Tiyatroda “VR” deneyimi: “35 Mayıs” yeniden sahnede

      Eylül 22, 2026

      Sait Faik ile Orhan Kemal “Düş Payı”nda buluşuyor

      Eylül 1, 2026

      Kültürler Mut! Tiyatrosu’nda buluşuyor

      Mayıs 5, 2026

      Parazit – Sınıfsal uçurumların sarsıcı anlatımı

      Haziran 30, 2025

      Garfield’in resmi posteri yayınlandı

      Aralık 19, 2023

      Napolyon bu kez Jaquin Phoenix’in yorumuyla sinemada

      Kasım 23, 2023

      Freud’s Last Session filminden fragman

      Ekim 27, 2023

      Ayın Filmleri: EKİM AYINDA NE İZLEYELİM?

      Ekim 1, 2026

      Afife’nin hikâyesi modern bale ile hayat buluyor

      Ekim 1, 2026

      La Casa de Papel’in sesi Cecilia Krull İzmir’de

      Ekim 1, 2026

      BUZDOLABINA YAPIŞTIRILAN FİŞ…

      Ekim 1, 2026
    • KİTAPLIK
    • ATÖLYE
    • PODCAST

      Podcast: Hayati Tavsiyeler ‘Bahar ve Mitoloji’ ile yayında

      Mayıs 5, 2023

      Denenmiş, test edilmiş, onaylanmış: Hayati Tavsiyeler

      Mayıs 5, 2023

      Meraklı bünyeler için podcast kanalı: Suare Online

      Mayıs 1, 2023

      Akla takılan sorulara yanıt arayan podcast: Neymiş?

      Nisan 9, 2023

      Hayati Tavsiyeler: Kendine yatırım yapanlara özel podcast

      Nisan 9, 2023
    • YAZARLARIMIZ
    • SuareMag
    • Öykü
    • SD+
      1. Röportaj
      2. Haber
      3. Makale
      4. Portre
      5. Diğer
      6. View All

      Küçük bir kâğıtta koca bir hayat: Hasip Pektaş ve ekslibrisin hafızası

      Eylül 25, 2026

      ÖZLEM GÜLLER ÜNAL RÖPORTAJLARI

      Eylül 13, 2026

      ‘Yazmak ömür boyu sığınağım oldu’

      Ağustos 29, 2026

      Nebahat Kavak ile ‘Medeniyet Hamuru’: Kültürel bir mirası görünür kılmak

      Ağustos 13, 2026

      Feriköy Antika Pazarı kapanıyor mu?

      Nisan 13, 2026

      79. Cannes Film Festivali seçkisi duyuruldu

      Nisan 10, 2026

      Yeşilçam’ın köklü şirketi Erman Film’de yollar ayrıldı

      Şubat 6, 2025

      Defne ya da Bazı Tuhaf Hayatlar: Herkes kendi hikayesine sahip çıksın!

      Kasım 16, 2024

      Karanlığın değişen yüzü: Gotik edebiyatın tarihsel gelişimi

      Eylül 15, 2026

      Gotik Mimari: Gotik edebiyatın görkemli yapıları

      Ağustos 10, 2026

      Gerçekler Sizi Özgürleştirir Ama Önce Öfkelendirir: 8 Mart’ta Gloria Steinem’i yeniden okumak

      Mart 8, 2026

      Tahakküme Meydan Okuyan Küçük Harfler: bell hooks ve Duygu Yoldaşlığı

      Mart 8, 2026

      100 Yıllık Bir Ses: David Attenborough

      Mayıs 8, 2026

      Sinemanın Şairi Béla Tarr’ın Ardından

      Ocak 7, 2026

      Yolda Olmak, Var Olmaktır

      Ağustos 9, 2025

      Maria Anna Mozart

      Temmuz 20, 2025

      Gülhane Parkında sarnıç olduğunu biliyor muydunuz?

      Nisan 2, 2023

      Klasik mobilyada en çok tercih edilen ağaç türlerini biliyor musunuz?

      Nisan 1, 2023

      Mart ayında Türkiye’nin en çok konuştuğu başlıklar

      Nisan 1, 2023

      ÜST GEÇİT

      Ekim 1, 2026

      BİR REPLİKANTLA HAYATIN ANLAMINI ARAMAK

      Ekim 1, 2026

      14 yıl sonra yeniden perde: Muammer Karaca Tiyatrosu bağımsız tiyatrolara açılıyor

      Eylül 27, 2026

      Küçük bir kâğıtta koca bir hayat: Hasip Pektaş ve ekslibrisin hafızası

      Eylül 25, 2026
    Suare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve DahasıSuare Dergi – Film – Kitap – Sanat – Hayat ve Dahası
    Buradasınız:Anasayfa » EVREKA
    Hediye Gülden Özgür

    EVREKA

    Ekim 1, 2026Yorum yapılmamış7 dk Okuma Süresi
    Facebook Twitter Pinterest LinkedIn WhatsApp Email
    Paylaş
    Facebook Twitter Pinterest WhatsApp Email

    Hediye Gülden Özgür

    Bugün biraz daha iyiyim. Ayakta durmak artık çok yoruyor ama kalçamdaki o minik çatlaklar oturmama hiç izin vermiyor. En temizi dayanabildiğim kadar ayakta kalmak. Ağrım hâlâ var mı? Var. Geçecek mi? Bilmiyorum. O zaman yapabileceğim basit şeylerle oyalanmam lazım.

    Ne zamandır gözüme batan buzdolabını temizlemeye karar veriyorum. Gerçi artık buna karar denirse. Bir süredir yaptığım şeylerin çoğu böyle zaten. Önümde duran ve yapılması gerektiği için yapılan küçük işler. Çamaşırları topla, bulaşığı yıka, çöpü çıkar. Büyük kararlar düşünce ister. Küçük işler yalnızca beden.

    Mutfak karanlık. Buzdolabının kapağını açınca yüzüme soğuk, beyaz bir ışık vuruyor. İki limon, bir elma, yarım kavanoz hardal. Ne zaman aldığımı hatırlamadığım bir peynir. Ellerimi sirkeli suya sokuyorum. Önce bozulanları ayıklamam lazım. Küflenmiş limon, çöpe. Tarihi geçmiş ayran, çöpe. Bunu seviyorum. Kalacakla gidecek arasındaki o küçük hüküm anını. Karar verebilmek için bütün açıları hesaplaman, tüm hikâyeyi bilmen gerekmiyor. Limon küflenmiş. Bitti.

    Rafı silerken en arkada cam bir kap buluyorum. Buzdolabının duvarına yapışmış, bir tarafı buz tutmuş. İçi görünmüyor. Sıcak suyun altına tutunca buzu çözülüyor.

    Boş. Tekrar bakıyorum. Bomboş.

    Bunu buraya neden koydum? Hiç hatırlamıyorum. İnsan boş bir şeyi neden buzdolabında saklar? Saçma mı? Evet. Ama uzun zamandır aklıma gelen ilk gerçek soru. Kap elimde kalıyor. Bir türlü bırakamıyorum. Buzlar çözülünce motorun ince uğultusu birden kesiliyor. Bir ses birden kesilirse hemen anlarsın; o anda sessizliğin keskin kenarları vardır. Ama ya yavaş yavaş susarsan?

    Kafam arada bir sussa, diye düşünürdüm bir zamanlar. Susmuş. Nasıl olduysa, ne zaman olduysa… İnsan onu fark etmiyor işte. Bugün bir soru gelmez, yarın bir ihtimal doğmaz. Sonra başka bir şey. İçinde yavaş yavaş azalanı öyle hemen fark edemiyorsun.

    Soğutucuda annemin köfteleri. Kaskatı, biçimleri hâlâ yerinde. Burnuma yaklaştırıyorum, yalnızca buz kokuyor. Bir şey kokusunu kaybedip biçimini koruyabiliyor demek. Paketi açmıyorum. Elin yandı, buz koy. Ayağın burkuldu, buz koy. Gözün şişti, buz koy. Duruyorum. Ya kalbine? Ona da buz koymuşum galiba. Biraz melodramatik ama fena değil. İşte geri geliyor. Kendi söylediğimin arkasından gidip ensesinden yakaladım yine. Ne zamandır yapmıyordum bunu? Bir soru daha geliyor, sonra bir tane daha. Garip.

    Maydanozların sararmış yapraklarını ayırıyorum. İyiyi kötüden ayırmak ne kadar kolay bazı yerlerde. Bu işe yaramaz, bu yarar. Pek de zeki olmaya gerek yok böyle basit işlerde. Gerçi bunca şeyden sonra ne kadar zeki olduğumuz da tartışılır ya, neyse. Zekânın bir ölçüsü de kendi gerçekliğine doğru yerden bakabilmek değil miydi? Baktık mı? Her açıdan. Hem de defalarca.

    Peki sonuç? Üzgünüm, sonuç ortada. Dur bir dakika. Ben üzgün değilim…

    Hayır, burada başka bir şey var. “Ben üzgünüm.” Ben. Üzgünüm. Elim havada kalıyor bir an. İki kelimenin arasında küçücük bir mesafe var. Söyleyince fark ediyorum: Üzüntünün kendisi değilim; onu yaşayan kişiyim. Demek dil bazen insanın yaşadığı şeyle arasına küçücük bir mesafe koyabiliyor. Duygunun içinden bir adım dışarı çıkmak gibi.

    Ya da değil. Bilmiyorum, çok mu basitleştirdim?

    Peki başka? Heh, başladık yine. Bunu tanıyorum. Eski belam. Tekkemin kapısı bir açıldı mı Tanrı misafiri eksik olmaz. Buyurun, divan kuruldu. Herkes çeksin bir sandalye. Konumuz basit: yara.

    Ne yarası? Adı sanı olmasın. Sadece yara. Daha sandalyeme tam yerleşemeden içerisi kalabalıklaşıyor.

    Biri “Kim yaptı bunu?” diye yerinden fırlıyor. Yaraya bakmadan önce kendini savunacak. Diğeri kanı görmek istiyor. Ne kadar kaybettiğini hesaplamadan kıpırdayamıyor. Öteki detayların içinde kaybolup yaranın kendisini gözden kaçırıyor. Bir başkası bugünün cebinden dünü çıkarıyor. Acının ne kadarı bugüne ait, o da artık bilmiyor. “Bunu bana nasıl yapar?” diyen yarayı alıp doğrudan benliğine saplıyor. En titizi neşteri çoktan eline almış, kusuru arıyor. Bulursa çıkaracak; bulamazsa narkozla deşmeye devam.

    Biri çoktan karşı tarafın bakış açısına geçmiş. Anlamaya mı çalışıyor, yoksa kendi itirazını mı erteliyor, belli değil. Öteki görünene inanmıyor. Daha derine inmesi lazım ya. Kazdıkça kazıyor. Az daha kazsa dibinde kendi şüphesinden başka bir şey bulamayacak. Biri yaranın kanı kurumadan anlamını bulmaya çalışıyor. Bir anlam bulsun, oradan hemen çıkacak. Biri “Ben bunu tanıyorum,” deyip duvarlarını örmeye başlamış bile. Acı geçmeden yeni istikrar kuralları yürürlükte. Bir diğeri sandalyesini hemen uzağa çekmiş. “Olguyu anlarsam belki hissetmek zorunda kalmam,” diyor. Öbürü ise uzun uzun yaraya bakıyor. Gördüğüyle hissettiği çoktan birbirine karışmış. Kimin hikâyesi gerçek, artık o da bilmiyor.

    Sandalyede otururken kalçam yine sızlıyor. Düşüncemi bölecek kadar değil, orada olduğunu hatırlatacak kadar. Hangisi doğru? İşte eski refleks. Karşılaştır. İstisnaları düşün. Kör noktaları bul. Üç yüz altmış derece dön, başladığın yere gel.

    Sonuç? Belki soru yanlış.

    Yara aynı. Hepsi başka bir yerden bakıyor. Yok, bakmak da değil. Belki esas mesele neyi görmekten kaçtıkları. Bu başka. Bir düşünce geldi. İkincisi itiraz etti. Sonra soru değişti.

    Gülümsüyorum.

    Kimse duymadı. Kimse cevap vermedi. Ben kendime cevap verdim. İyi. Burada bırak. Her şeyi çözmek zorunda değiliz. Bu cümleyi bu kadar erken kurduğuma şaşırıyorum. Tezgâhtaki boş kaba bakarken babaannemin sesi geliyor kulağıma. Oysa hiç çağırmadım. Son zamanlarında sık sık arardı: “Biliyorum yoğunsun kızım, bir şey deyip kapatacağım.” Sonra hep aynı cümle:

    “Hayat çok boş. Kendini üzme sakın.”

    Hayat çok boş.

    Sesini hatırlıyorum. Çok özledim. Yüzünü gözümün önüne getirmeye çalışıyorum, tam gelmiyor. Gözleri geliyor mesela, sonra gidiyor. Ya da ben öyle hatırlıyorum.

    Elimde boş kap. Kap burada. Boşluk da burada. Belki boş olanla kaybolmuş olan aynı şey değil. Bu kadar basit mi? Muhtemelen değil.

    Bir zamanlar zihnimin en yorucu tarafının düşünmek olduğunu sanırdım. Değilmiş. Düşünmek başka, yüz kere farklı şekilde düşünmek başka. Bir düşünce seni başladığın yere geri getiriyorsa belki düşünüyorsundur. Yüzüncü kez aynı yere getiriyorsa… Bilmiyorum. Artık bir yere gitmiyorsundur.

    Tezgâhtaki buruşmuş elmanın çürük yerini kesiyorum. Altından sağlam eti çıkıyor. Demek ki canının yanması tek başına insanı bilgeleştirmeye yetmiyor. Öyle olsaydı bütün acı çekenler filozof olurdu. Acı kimi zaman kırgınlığa evriliyor, kimi zaman öfkeye. Öfke de aynı yerde kalmıyor. Bazen kendini korumak için çektiğin bir sınıra dönüşüyor, bazen alınmayı bekleyen bir intikama.

    Peki ya yas? O da olduğu yerde kalmıyor galiba. Bazen cebinde taşıdığın bir hatıraya dönüşüyor, bazen de kapında nöbet tutan bir gardiyana. Demek mesele yalnızca ne yaşadığın değil. Yaşadığın şeyin içeride neye dönüştüğü.

    Elmanın kenarını biraz daha kesiyorum. Çürük sandığım yerin hepsi çürük değilmiş. Bir düşünce de ilk hâlinde donup kaskatı kaldığında içeride bozulmaya başlıyor olabilir mi? Belki de esas çürüme burada başlıyor. İçeride kalan şey dönüşemeyince.

    Cevap vermek için acele etmiyorum. Bu yeni. Mesele doğru cevabı bulmakta değil zaten. Bir şeyi düşünüp sonra kendi söylediğinden şüphe edebilmekte. Çünkü insan kendi yarasını adalet sanabiliyor. Korkusuna sağduyu diyebiliyor. Kaçışına kabulleniş. Hasedine haklı eleştiri. Suskunluğuna da huzur…

    Bezi sirkeli suya daldırıyorum. Su kapkara, bez temiz. Hangisi kiri aldı şimdi? Bez mi temizlendi, su mu kirlendi? Bilmiyorum. Şimdi anlıyorum:; fazla düşünmeyi özlememişim ben. Kendimle konuşmayı özlemişim. Ne tuhaf. Hep fazlalık sandığım şeyin yokluğunda eksilmişim meğer.

    Belki cevher de burada. Verdiğim cevaplarda değil. Düşüncenin kendisinde de değil. Dönüşebilmesinde.

    Yok. Bu da fazla kesin oldu.

    Gülümsüyorum.

    Belki bir cümlenin başka bir cümleye yer açabilmesinde. Kendi hükmünün içine küçücük bir belki koyabilmekte. İçeride kalan şeyin başka bir şeye dönüşebilmesinde.

    Ya da şimdilik böyle diyelim.

    Tezgâhtaki boş kabı alıyorum. Bir an çöpe atmak geliyor içimden. Boş çünkü.

    Duruyorum.

    Boş diye neden atıyorum?

    Yıkıyorum, kuruluyorum. Kapağını kapatacakken vazgeçiyorum. Bu kez boş kalsın. İçine bir şey koymak zorunda değilim.

    Buzdolabının kapağını kapatıyorum. Motor çalışıyor. Bir süre sonra susuyor.

    Mutfak yeniden sessiz.

    Tezgâhta çürüğü ayıklanmış elma duruyor hâlâ.

    Bir cümle geliyor aklıma. Arkasından bir tane daha. İlkiyle pek anlaşamıyor. Sonra bir başkası karışıyor aralarına. Onun da ne söyleyeceği pek belli değil.

    Bekliyorum.

    Sonunda bir şey söyleyecek diye değil.

    Söyleyecek bir şeyi olduğunda burada olabilmek için.


    Hediye Gülden Özgür, tasarımın farklı alanlarında üretim yapan bir sanat tutkunu. Renklerden ve gökyüzündeki yıldızlardan aldığı ilhamı somutlaştırarak doğanın ve evrenin gizemini sanatın diliyle yaşamla buluşturmaya çalışıyor. İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümü ve Palazzo Spinelli Design eğitiminin ardından reklamcılık, tekstil, saat ve takı tasarımı alanlarında çalıştı; uluslararası markalar için tasarımlar üretti. Uzun yıllardır Sembolizm, Astroloji, Sabian Sembolleri ve Astro-psikoloji üzerine çalışmalar yürütüyor. İlk öyküsü 2023 yılında Gecenin İçinden adlı kolektif kitapta yayımlandı. Halen Distopya Dergi ve Suare Dergi’de yazmaya devam ediyor. Aynı zamanda sanat ve semboller üzerine eğitimler ve atölyeler düzenlemeye devam ediyor.

    YAZARIN DİĞER YAZILARI
    Hediye Gülden Özgür suaremag yazar

    Related Posts

    Ayın Filmleri: EKİM AYINDA NE İZLEYELİM?

    Ekim 1, 2026 Ayın Filmleri

    Ayın Şarkıları: EKİM AYINDA NE DİNLEYELİM?

    Ekim 1, 2026 Ayın Şarkıları

    Ayın Kitapları: EKİM AYINDA NE OKUYALIM?

    Ekim 1, 2026 Ayın Kitapları

    SuareMag Ekim 2026

    Ekim 1, 2026 Manşet
    Yorum Yap
    Yorum yazın Cancel Reply

    Yeni Eklenenler

    Ayın Filmleri: EKİM AYINDA NE İZLEYELİM?

    Ekim 1, 2026 Ayın Filmleri

    Cevher ve Çürüme Arayışına Eşlik Eden Filmler Hazırlayan: Elif Özge Karakaya Bir şeylerin kırılıp dökülmesi…

    Ayın Şarkıları: EKİM AYINDA NE DİNLEYELİM?

    Ekim 1, 2026

    Ayın Kitapları: EKİM AYINDA NE OKUYALIM?

    Ekim 1, 2026

    Afife’nin hikâyesi modern bale ile hayat buluyor

    Ekim 1, 2026
    Sosyal Medya'da Biz
    • Facebook
    • Twitter
    • Instagram
    • YouTube
    Bu Haberleri Kaçırmayın

    Can Yayınları’ndan üç yeni Sait Faik kitabı

    Şubat 6, 2025 Kitap

    FOTOĞRAFIN İZİNDE

    Ocak 1, 2026 SUARE ÖYKÜ DERGİSİ

    ERKEN DÖNEM CUMHURİYET YAZARLARINDA KADIN İMGELERİ – 2

    Haziran 1, 2025 Kadir Horzum - SuareMag
    Hakkımızda
    Hakkımızda

    Film, kitap, sanat, hayat ve daha fazlası için haber, röportaj, makale, podcast, güncel bilgiler içeren e-dergi.

    Email : editor@suaredergi.com.tr

    Künye

    Son Eklenen Yazılar

    Ayın Filmleri: EKİM AYINDA NE İZLEYELİM?

    Ekim 1, 2026

    Ayın Şarkıları: EKİM AYINDA NE DİNLEYELİM?

    Ekim 1, 2026

    Ayın Kitapları: EKİM AYINDA NE OKUYALIM?

    Ekim 1, 2026

    Haber Bülteni

    Haber Bültenimize Abone Olun

    X (Twitter) Instagram Facebook
    © 2026 Tüm Hakları Saklıdır. Do Medya & Ekipbizz İçerik İşbirliğiyle hazırlanmaktadır.

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.