Pelin Süalp
Neşeyle yaptıklarımdan geçtim
Kederle durulan yere geldim,
İnce uzun bir öfkenin sessiz ipiyle
Günün saf ışığının altına çömeldim.
Yenildim ben, unutuldum ve üzgün
değilim inan.
Büyüktü çünkü onların dünya arzusu
Birhan Keskin
Ah, nasıl da utanıyorum.
Dünya dönüyor da dönüyor. Başka bir gezegene gitmek de istemiyorum, Ay’a çıkıp dünyaya şöyle bir bakmak da. Olduğum yerden görüyorum zaten. Mitoloji biliyorum, söylememe gerek var mı? Bildiğimden fazlasını biliyormuş gibi anlarsınız ya.
Kitaplar bekliyor da bekliyor. İnternette görüyorum. Okumak biraz moda oldu gibi, canım sıkılıyor. Ben gençken böyle değildi diyorum ve “ben gençken” diye başlayan cümleler kurabilmeme şaşıp kalıyorum.
Kendimi övmeyi pek sevmem. Bir tevazu bir tevazu, içiniz bulanır. Benim de bulanıyor. Diyorum ki bırakayım şu insanlığı bir kenara. Sevişmeler, uyuşturucular, neler neler. Şair bağırıyor kulağımın dibinde, büyüktü çünkü onların dünya arzusu, diyor. Oraya buraya roket göndermeye ne hacet. Dedim ya, umurumda bile değil başka galaksilerde ne varmış. Dünyanın sonu geliyormuş, inşallah diyorum, ya Rab, gelsin artık. Ne yapmak istersem onu yapacak oluyorum, şairin kelimeleri sesimi ele geçiriyor.
Dünya arzum küçük, ben küçük.
Hiçbir şey istememeyi öğrenen insan bile bir son diliyor. Şair utanmamış, ben ne utanacağım, diyorum kendime. Aidos’la Nemesis beyaz örtülerine sarınıp gitmişler. İkisi birlikte. İnsanlar utançsız, itirazsız burada.
Gitmeyi arzulamıyorum dedim ama kalanlara da pek tahammülüm yok. Herkesin bir fikri var. Bir fikri olmayanların da fikir sahibi olmak konusunda fikirleri var. Benim de var elbette. Sorulunca söylüyorum, sorulmayınca daha çok söylüyorum. Sonra susmayı özlüyorum. Herkes kendine dönüyor, kendini buluyor, kendini seviyor. İnsan kendini bu kadar severse başkasına ne kalır?
Öfkeden bir iple tutunuyorum incecik arzularıma.
Ah, nasıl da utanıyorum.
Dünya dönüyor da dönüyor. Başka bir gezegene gitmek istemiyorum. Beyaz örtülere sarınıp dünyayı terk etmek öyle mi? Ne zarafet.
Kederle durulan yerde, şairin yanına çömeliyorum. Büyüktü çünkü onların dünya arzusu diyor.
Dünya arzum küçük, ben küçük.

Pelin Süalp, yazılarını, kendini anlatmaya başlamış bir dünyanın artıklarıyla kurar. Hareketini yitirmiş imgeler, yarım kalmış düşünceler ve konuşmayı sürdürmeyen sesler etrafında dolaşır. Viyana’da yaşar. Şiiri sever; daha çok okur, bazen susar.

